Vakıf medeniyetinden küresel fon düzenine Ayşe Keşir
Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com açıklama yapıyor.
Mayıs ayının ikinci haftası Vakıflar Haftası. Çarşamba günü Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde 202 vakıf eserinin Toplu Açılış Töreni gerçekleşti.
Hoca Ahmet Yesevî Dergâhında temelleri atılan vakıf medeniyetimiz, Yesevi Erenleri ile Anadolu’dan Balkanlar’a kadar yayıldı. Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan çizgide vakıflar, aşevlerinden kervansaraylara, darüşşifalardan medreselere, kütüphanelere kadar hayatın her alanına dokunan, insanı merkeze alan bir anlayışın ürünüdür.
Bir yolcunun susuz kalmaması, bir öğrencinin eğitimden mahrum olmaması, evlenecek çağda bir genç kızın boynunun bükülmemesi, sokak hayvanlarının aç-susuz kalmaması, insanların gölgelenmesi için ağaç dikilmesi, borcunu ödeyemeyenlerin yükünün hafifletilmesi vb için kurulan vakıflar “İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır” anlayışının ete kemiğe bürünmüş halidir.
Türk İslam vakıf geleneği, sadece yardımlaşma üzerine kurulu maddi bir sistem de değil.
Vakıflar aynı zamanda darüşşifalardan medreselere, kervansaraylardan çeşmelere kadar bilim, eğitim, sağlık, mimari, şehir planı ve estetiğin de temsilcisidir. Vakıf kültürümüz sadece insan odaklı da değildir, hayvanlardan bitkilere kadar tabiatı, tüm yaratılmışları kuşatan bir medeniyetin de sembolüdür.
Bugünkü anlamıyla sadece “sivil toplum kuruluşu” demek bu medeniyeti ifade etmeye kâfi gelmez. Vakıflar, sosyal adaletin, dayanışmanın ve kamusal hizmetin de taşıyıcısı olan, toplumsal hayatı ayakta tutan bir medeniyet sisteminin adıdır.
Fatih Sultan Mehmet’in kurduğu
Fatih Külliyesi Vakfı
; medrese, darüşşifa, imaret ve kütüphaneleriyle İstanbul’un eğitim ve sosyal yardım merkezlerinden biri olmuştu.
Süleymaniye Vakfı,
Kanuni Sultan Süleyman döneminde yalnızca cami değil; hastane, aşevi, medrese ve misafirhane hizmetleriyle
büyük bir sosyal kompleks olarak çalışıyordu.
Haseki Hürrem Sultan Vakfı İstanbul’dan Kudüs’e kadınlara, yoksullara ve hastalara yardım ulaştıran Osmanlı döneminin en kapsamlı hayır kurumudur. Köprülü Mehmet Paşa Vakfı ilk müstakil binası olan kütüphaneyi kurmuştur. Diğer faaliyetleriyle de
şehirlerin altyapısını destekliyordu. Avarız vakıfları ise yangın, deprem, savaş ve kıtlık gibi olağanüstü durumlarda halkın yaralarını sarmak için kurulmuştu.
GÜNÜMÜZÜN KÜRESEL FON DÜZENİ
Bugün ise “vakıf” ve “STK” kavramı, küresel siyasetin en önemli araçlarından biri. Eskiden vakıflar mahalleyi inşa eder ve korurdu. Bugün ise küresel fon düzeni o mahalleyi kendi ideolojisi için dönüştürme çabasında.
Özellikle Batı merkezli bazı uluslararası vakıf ağları, yalnızca insani yardım faaliyeti yürütmüyor; aynı zamanda kültürel, ideolojik ve siyasi etki alanı oluşturuyor.
Küresel fon düzeni, Antonio Gramsci’nin “kültürel hegemonya” kavramı ile anlattığı toplumu dönüştürmenin etkili araçları haline geldi.
Joseph Nye’ın “soft power” (yumuşak güç) yaklaşımı da modern dünyanın kültür, medya ve sivil toplum üzerinden şekillendiğini anlatır. Küresel fon düzeni, yerli işbirlikçi kurumlar, STK’lar ve medya araçları ile toplumları kendi hedeflerinin birer gönüllüsü haline getirebiliyor.
Örneğin: Açık Kapı Vakfı, dünyanın birçok ülkesinde demokrasi, medya, hukuk ve sivil toplum projeleri üzerinden faaliyet yürütüyor. Desteklediği projeler ile kimi ülkelerde Gül Devrimi, Turuncu Devrim ve Arap Baharı gibi iç siyaseti ve toplumsal yapıyı dönüştürme girişimleri ile anılıyor.
Ford Vakfı, onlarca ülkede medya, akademi, toplumsal cinsiyet, insan hakları ve kültür projelerine fon sağlıyor. Vakıf hakkında, Amerikan çıkarlarına hizmet eden bir “silah’’, kültür emperyalizmi aracı olduğuna dair ciddi eleştiriler var.
Benzer şekilde Rockefeller Vakfı sağlık, eğitim ve küresel kalkınma projeleri yürütürken aynı zamanda çevresel ve sosyal yıkım, küresel politika üretim süreçlerinde etkili aktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Ulusal Demokrasi Vakfı (NED) ise hedef ülkelerde “modern müdahale aracı”, “renkli devrimlerin finansmanı’’ eleştirilerinin merkezinde.
Türkiye’de 1960 tarihinden itibaren baskın bir şekilde uygulanan nüfus azaltıcı politikalarda da adı geçen vakıfların bazılarının etkisini ve desteğini biliyoruz. Gezi Olayları, darbe girişimleri ve FETÖ’yü de küresel fon düzeninden ayrı değerlendiremeyiz.
Küresel fon düzeninin, kendi ülkelerinde kültürel zenginlik olarak kabul ettiğini, hedef ülkelerde sözde demokrasi mücadelesi, renkli devrim olarak karşımıza çıkarmasını da kayda geçirmek gerekir.
Bugün Afrika, Latin Amerika ve Orta Doğu’da bazı Batılı STK’ların iç siyaseti etkilediği, sözde “özgürlük” ve “demokrasi” söylemiyle jeopolitik müdahalelerin altyapısını hazırladığı iddiasını hiç de hafife alamayız.
Elbette samimiyetle çalışan, insani krizlerde önemli görev üstlenen pek çok kuruluş var. Onların çabalarını saklı tutmak gerekir.
Türk İslam vakıfları toplumu koruyan, şehri imar ve inşa eden, bir sosyal yapı ve medeniyet kurumuydu.
Bugünün küresel fon düzeninde ise bazı vakıf, fon ağları, toplumları dönüştürmenin, emperyalizmin en etkili aracı hâline geldi.
Görüntülenme:35
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 08 Mayıs 2026 04:04 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar


















