Çocuğun şahsiyetini babası inşa eder Ayşe Keşir
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Ebeveyn, bir çocuğun bakımında ve yetiştirilmesinde sorumlu olan anne ve babayı ifade eden bir kavramdır. Yani çocuk üzerinde iki kişinin sorumluluğunu tanımlar.
Annenin sorumlulukları üzerine çokça yazılır, çizilir. Herkes bir annenin sorumluluklarını bir çırpıda hızlıca sayabilir. Daha gebelikte başlar annenin sorumluluğu… Bebeği sağlıkla taşıyıp, dünyaya getirmek, beslenmesi, bakımı...
Ya babalar…?
Uzmanlara göre, annelik içgüdüsü daha hamilelikte gelişiyor, doğum, emzirme ile güçleniyor. Babalık hissi ise bebeği kucağına aldıkça, temas ettikçe zamanla, emekle gelişiyor.
Psikoloji ve nörobilim araştırmalarına göre, çocukla temas ettikçe, bakım verdikçe, zaman geçirdikçe, babalarda hormonal değişimler yaşandığı biliniyor. Ruth Feldman’ın ebeveyn bağlanması üzerine çalışmaları, bebekleriyle yoğun fiziksel ve sosyal temas kuran babaların da anneler ile aynı seviyede oksitosin salgıladığını gösteriyor. Yani babalık hissi temas ve bakım yoluyla güçleniyor.
KADINLAR DOĞURMAK İSTİYOR AMA…
40 yaş üzeri kadınlara sorulduğunda kadınların %60’ı istediğinden daha az çocuk sahibi olduğunu ifade ediyor. Yani kadınlar çocuk doğurmak istiyor…
Türkiye’de işgücü piyasasında (çalışan veya iş arayan) kadın oranı %35,3’tür. Yani kadınların %64,7’si çalışmıyor ve iş aramıyor. TÜİK verilerine göre çalışan kadınlar ile ev kadınları arasında doğurganlık oranındaki fark ise yok denecek kadar az…
Hızlı iç göç ile nüfus yoğunluğumuz artık şehirlerde. Eskiler “Bir çocuğu bir köy büyütür’’ der. Kırsalda daha kolektif olan, çocuk bakımı, eğitimi, ergenlik sorunları ile baş etme, artık şehirde bir başına kadınların üzerinde. Şehirde, aile çevresi desteği olmadığı gibi babalar da çocuğunun okul ve ergenlik döneminde kadınları genellikle yalnız bırakıyor. Diğer sebepleri de eklediğimizde
kadınların yaklaşık %65’lik kesimi olan ev kadınları da artık doğurmuyor.
Ağır engelli doğan bebeklerin %80’ninden fazlasında anneler çocuklarını yalnız büyütüyor. Bu ailelerde babaların ya evi terk ettiğini ya da boşandığını biliyor musunuz?
80 metre kare bir evde üç çocuk büyüten kadının hiçbir destek almadığında, dişçiye dahi gidemediğini biliyor musunuz?
Doğurganlık oranlarının düşmesi bahsinde yeni toplumsal hayatı, aile yapısı değişimlerini, anne baba rollerini de çalışmamız gerekiyor.
ÇOCUĞUN ŞAHSİYET İNŞASI
Nurettin Topçu eğitim bahsinde, “Terbiye insan ruhuna şahsiyet kazandırma işidir” der. Bu yüzden aile, sadece sevgi yumağı bir alan değil aynı zamanda karakter inşa eden ilk mekteptir.
Babalık sadece kültürel bir rol değil aynı zamanda çocuk için duygusal ve biyolojik bir ihtiyaçtır da. Çocuğun bireysel ve sosyal gelişimi, güven duygusu, otorite tanıması, sınırlarını bilmesi için babanın varlığını ve gerekliliğini ifade eden yüzlerce bilimsel çalışma mevcut.
Bugün birçok çocuk “sınırsız özgürlük” adıyla derin bir güvensizlik duygusuyla büyüyor. Çocuk için sağlıklı çizilen sınır aynı zamanda “güven’’ demektir. Babanın etkin varlığı, özellikle ergenlik döneminde kimlik gelişimi, dürtü kontrolü ve sosyal davranış açısından belirleyicidir.
Psikolog Michael Lamb’ın çalışmaları, çocuk gelişiminde babanın aktif varlığının, çocukların akademik başarısının artmasından, davranış problemlerinin azalmasına, sosyal ilişkileri daha sağlıklı olmasından, özgüven gelişimine kadar geniş bir çerçevede olumlu etkiler oluşturduğunu gösteriyor.
Geçtiğimiz günlerde, Psikolog Dr. Abdülaziz Yılmaz, İstanbul Aile Vakfında düzenlenen bir toplantıda baba ve çocuk arasındaki bağın kimlik gelişimine etkisini uzun uzun anlatıyor. “Babayla kurulacak olan ilişki, merhamete dayalı bir disiplin ile inşa edilirse çocuğun dini ve manevi kimliği o kadar sağlıklı inşa edilmiş olur. Baba, çocuğa değer vermeye dayalı bir ilişki inşa ederse, çocuğun sosyal hayatı çok daha sağlıklı olur.” (Sanal mecralarda röportaja erişebilirsiniz.)
Kur’an-ı Kerim’de babalar ve evladı üzerinden pek çok nasihat verilir. Lokman Peygamber’in oğluna verdiği öğütler, Hz. İbrahim’in nesli ve ailesi için ettiği dualar, Hz. Nuh’un oğlunu kurtarmak için verdiği çaba, Hz. Yakup’un ailesini bir arada tutma mücadelesi…
Peygamber Efendimizin “Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir hediye vermemiştir” hadis-i şerifi ile çocuğun anne baba üzerindeki hakkını ifade eden nasihatleri, kızı Fatıma ve torunları Hasan ile Hüseyin’e gösterdiği sevgi ve merhamet, hepimize örnek değil mi?
İslam, cenneti annelerin ayakları altına sererken, anne ve babaya ‘öf’ dahi demeyi yasaklar. Babalığı da ekonomik yükümlülüğün ötesinde, çocuğun manevi gelişimi, terbiye sorumluluğu olarak tanımlar.
Kısacası: Türk-İslam medeniyetinde de Batı kaynaklı çalışmalarda da çocuğun şahsiyetini babası inşa eder. Bu hem erkek hem de kız çocukları için geçerlidir. Hatta özellikle kız çocukları için daha da kıymetlidir. Belki bir gün bu konuyu ayrıca yazarım…
Bu vesileyle üzerimde emeği, hakkı çok olan, şahsiyetimi ilmek ilmek işleyen rahmetli babam Hafız Bilal Gündoğdu’yu da anmak isterim. Ben razıyım, Allah da razı olsun…
YENİDEN AİLE OLMAK
Modernizm kadına, güçlü olmak adına yalnızlığı dayatırken, ne yazık ki erkeğe de bireysel özgürlük, hazza dayalı bir hayat sunarak, bireyleri aile fikrinden uzaklaştırıyor.
Araştırmalara göre günümüzde birçok kadın çocuk doğurmak istiyor ama çocuğu tek başına büyütmekten korkuyor.
Belki de bugün konuşmamız gereken şey sadece doğurganlık ve nüfus politikası değildir.
Konuşmamız gereken, kadın ve erkeğin birbirine “baş dayayacak omuz’’ olmayı, yeniden aile olmayı başarmasıdır.
Anneliğin ve babalığın yeniden itibar kazanmasıdır.
Görüntülenme:27
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 22 Mayıs 2026 04:06 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar


















