Ankara24.com
close
up
Ehl i Sünnet’in büyük imtihanı (2) Mahmut Ay

Ehl i Sünnet’in büyük imtihanı (2) Mahmut Ay

Yenisafak sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.

Çoğu kimsenin gözünden kaçan bir gerçeğe dikkatinizi çekmek isterim. Dünya genelinde yaygın dinlere ait mezheplerin, kendi dinlerindeki nüfus oranlarına baktığımızda şöyle bir tablo ile karşılaşıyoruz: Hristiyanların yaklaşık %48-50’si Katolik, %35-40’ı Protestan, %10-12’si Ortodoks, %2-3’ü de diğer mezheplere mensup. Yahudilerin yaklaşık %40’ı Reformist, %20’si Muhafazakâr, %15’i Ortodoks, %2’si Rekonstrüksiyonist. Geri kalan yaklaşık %25 de herhangi bir mezhebe aidiyet hissetmeyen Yahudilerden

Çoğu kimsenin gözünden kaçan bir gerçeğe dikkatinizi çekmek isterim. Dünya genelinde yaygın dinlere ait mezheplerin, kendi dinlerindeki nüfus oranlarına baktığımızda şöyle bir tablo ile karşılaşıyoruz: Hristiyanların yaklaşık %48-50’si Katolik, %35-40’ı Protestan, %10-12’si Ortodoks, %2-3’ü de diğer mezheplere mensup. Yahudilerin yaklaşık %40’ı Reformist, %20’si Muhafazakâr, %15’i Ortodoks, %2’si Rekonstrüksiyonist. Geri kalan yaklaşık %25 de herhangi bir mezhebe aidiyet hissetmeyen Yahudilerden oluşuyor. Budistlerin yaklaşık %35-40’ı Theravada, %50-55’i Mahayana, %10’u da Vajrayana mezhebine mensup. İslam’a gelince, dünya genelinde Müslümanların yaklaşık %88-90’ı Sünnî, %10-12’si Şiî’dir, %1-2’si de muhtelif mezheplere mensuptur. Bu tablo, bize çok önemli bir şey söylüyor. Diğer dinlerde oran olarak belirli bir mezhebin ağırlığı söz konusu değildir. Mesela Hristiyanlığın yarısına yakını Katolik’tir ama Protestanların oranı da Katoliklere çok yakındır (yaklaşık %40). İslam’da ise Sünnîlik çok açık farkla en yaygın mezheptir. Sünnîlik içindeki Hanefîlik, Şâfiîlik, Mâlikîlik ve Hanbelîlik gibi fıkhî mezheplerin (özellikle ilk üçünün) itikadî görüşleri birbirine çok yakın olduğu için İslam anlayışlarında ciddi bir farklılık yoktur. Mezkûr dinlerdeki mezhep farklılıkları itikadî farklılıklar olduğu için önemli farklılıklardır ve bizdeki Sünnî-Şiî ayrışmasına tekabül eder.

Bir hususa daha işaret etmek isteriz: Mezkûr dinlerde, tarih içinde mezheplerin oranlarında belirgin değişiklikler dikkat çeker ancak İslam tarihinde mezheplerin oransal dağılımında önemli bir farklılık olmamıştır. Bir başka ifadeyle, tarih boyunca Müslümanlar, kahir ekseriyetle Ehl-i Sünnet inancını benimsemişlerdir. Sünnîler, siyaseten de çok daha etkili ve güçlü olmuştur. Nüfuz alanı sınırlı olan Fâtımîler, Safevîler ve Kaçarlar (son ikisi Türk asıllı) dışında ciddi bir Şiî devleti kurulmamıştır. Asya, Balkanlar ve Kuzey Afrika’daki ihtida/İslamlaşma faaliyetleri de Sünnîler tarafından gerçekleştirilmiştir. Şiîlerin, Müslüman olmayan milletlere İslam’ı tebliğ edip onların Müslümanlaşmasında önemli bir katkıları görülmemektedir.

Bu tablo, bize şu iki sonuca ulaşma imkânı sunar: 1. Sünnîlik, mezhepten öte bir şeydir. Tarihte ve günümüzde “İslam” denince “Sünnîlik”, “Müslümanlar” denince “Sünnîler” akla gelir. 2. Sünnîliğin hem sayısal üstünlük hem de özgül ağırlık itibarıyla açık bir farkla hâkim güç olması, aslında İslam ve Müslümanlar açısından büyük bir avantajdır. Zira diğer dinlerdekinin aksine İslam’da mezhep açısından ciddi bölünmüşlükler yoktur. Mezhebî açıdan az bir bölünmüşlük olmasına rağmen Müslümanlar arasında siyasî açıdan maalesef çok ciddi bölünmüşlükler yaşanmıştır. Zaten tüm dünya genelinde devletler arasındaki kavgaların temel sebebi, dinî ve mezhebî olmaktan ziyade siyasîdir.

Mademki Sünnîlik, Müslümanların kahir ekseriyetinin benimsediği bir mezheptir; Sünnîler kendilerini sıradan bir mezhebin mensubu olarak görmemelidir. Sünnîlik, mezheplerden bir mezhep değildir. Müslümanların %90’ına yakının benimsediği ana ve orta yoldur. Bu noktadan hareketle şunu söyleyebiliriz: Tıpkı diğer mezhepler gibi ne teoride ne de pratikte Şiîliğin, Sünnîliğin mukabili ya da alternatifi olması mümkün değildir. Sünnîlere düşen vazife de öncelikle kendi yollarının İslam’ın kuruluşundan itibaren Müslümanların tuttuğu “ana ve orta yol” olduğunun farkına varması ve bu özgüvenle (kibirle değil) diğer mezheplere yaklaşmasıdır. Sünnîler, diğer mezhepleri -kendilerini İslam dairesinden çıkaracak görüşleri yoksa- “yanlış yollara sapmış kardeşler”, kendilerini de onların “büyük abisi” olarak görmelidir. Abiye düşen, kardeşlerini dövmek, ezmek, horlamak, aşağılamak, küçümsemek ve aileden atmak değil mümkün mertebe onlarla iyi ilişkiler kurarak ailenin birliğini muhafaza etmeye çalışmak ve kardeşlerinde gördüğü yanlışlıkları uygun bir dil, üslup ve siyasetle düzeltmeye çabalamaktır. Hz. Ali Efendimiz’in kendisiyle savaşan Cemel ehli hakkında söylediği tarihi sözü hatırlayalım: “Onlar, bize isyan eden kardeşlerimizdir.”

Şiîlerin ve diğer mezhep mensuplarının, Sünnîlere yönelttiği eleştirilerde pireyi deve, habbeyi de kubbe yaparak sert ve sloganik bir üslup kullandıkları görülür. Bunu da kısmen anlayışla karşılamak gerekir. Zira tarih boyunca İslam dünyasının genelinde Sünnîlik iktidarda olmuştur. Muhalefette olanın dili sert, eleştirileri ağır olur. İnsanın tabiatında bu vardır. Gücü elinde tutan, bağırıp çağırandan korkmaz. Öfke, gelip geçer ama güç kalıcıdır. Öfke intikamı, güç itidali sever. Güçlü olan itidalli olmalı ve güçsüzün öfkesini mümkün mertebe tolere etmelidir.

Sünnîliği bir mezhepten öte Resûl-i Ekrem (sav) ve O’nun mübarek yolundan giden sahâbe-i kirâmın yaşadığı İslam’a en yakın yol olarak gören bir Müslüman olarak şunu iftiharla söyleyebilirim: Yöneticiler değil belki ama halk olarak Sünnîler, ABD ve İsrail’in İran saldırısında gayet iyi bir sınav vermiştir. Şiî İran rejimi, çok yakın bir zamanda Irak ve Suriye’de maalesef milyonlarca Sünnî’ye zulmetmiştir. Buna rağmen Sünnî halklar kahir ekseriyetle bu savaşta mazlum olan İran’ın yanında yer almıştır. Pek çok Sünnî âlim son derece mutedil açıklamalar yaparak mazlum konumundaki Şiî İranlıların yanında olduklarını açıklamış ve böyle bir süreçte Sünnî-Şiî çatışmasını körükleyecek açıklamalardan uzak durulmasını salık vermiştir. Türkiye’de muhterem Hayrettin Karaman Hocamızın, gazetemizdeki “Şimdi Zamanı Değil” başlıklı yazısı buna güzel bir örnektir. Kendileriyle görüştüğüm pek çok Suriyeli âlim, İranlıların Suriye’deki zulmünü unutmasa da bugünkü çatışmada mazlum İran’a karşı cephe alınmasını doğru bulmadığını; İran’ın İsrail ve ABD’ye gönderdiği füzeleri gördüklerinde bunları Sünnîler göndermiş kadar sevindiklerini söylemiştir. Ayrıca çoğunluğu Sünnî olan Türkiye, Mısır ve Pakistan, İran’a saldırıların durdurulması ve bir an evvel anlaşmaya varılması için çok ciddi gayret sarf etmiştir. Tarih, Sünnîlerin bu tavrını mutlaka kaydedecektir. Ve umarım ki bu asil duruş, bu savaş sonrasında, Sünnî-Şiî ayrışmasını hafifletecek bir sürecin tohumu olacaktır.

Ne Sünnîlik, Şiîler tarafından zayıflatılabilir ne de Şiîlik Sünnîler tarafından ortadan kaldırılabilir. Sünnîleri IŞİD veya Kaide gibi terör örgütleri temsil edemez. Aynı şekilde Şiîleri de Haşd-i Şa’bî benzeri terör örgütleri temsil etmemelidir. Her iki tarafın akl-ı selim ulemâsı bir araya gelip diyalog imkânlarını değerlendirmeli ve makul söylemler geliştirmeye çalışmalıdır. Kimse, Sünnîlik ile Şiîlik arasındaki fikrî ayrılıkların nihaî çözüme kavuşmasını beklememelidir. Bu mümkün değildir. Ancak cevaplanması gereken soru şudur: Sünnîler ile Şiîler arasındaki ihtilafı körükleyip siyasî çekişmeler hatta silahlı çatışmalar çıkarmak mı Müslümanların lehinedir; yoksa bir şekilde ihtilafları çatışmaya götürmeden ve “ümmetin birliği” idealini yitirmeden elden geldiğince her türlü kavgayı asgariye indirmeye çalışmak mı? İslam düşmanları birincisinden yanadır.

Ya biz?

Durumu takip etmeye devam edin, Ankara24.com her zaman en yeni haberleri sunuyor.
seeGörüntülenme:79
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 10 Nisan 2026 04:07 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Salih Özcan Beşiktaş ta! Dört gözle bekledim

09 Temmuz 2026 01:47see161

ABD Başkanı Trump: İran la anlaşmak istemiyorum

08 Temmuz 2026 14:21see155

Aral Şimşir, Trabzonspor’da! Maliyeti açıklandı

08 Temmuz 2026 19:48see153

Cevdet Yılmaz dan NATO Zirvesi ne ilişkin paylaşım

08 Temmuz 2026 20:27see147

Trump’tan borsada açığa satış yapanlara sert uyarı!

08 Temmuz 2026 17:28see145

Direksiyon başında fenalaşan sürücü, istinat duvarına çarptı

09 Temmuz 2026 00:30see143

Amadou Cisse, Amedspor’a imza attı!

08 Temmuz 2026 18:56see140

Haluk Bayraktar dan NATO ya İHA çağrısı: Rekabet yerine güçlerimizi birleştirmeliyiz

08 Temmuz 2026 15:27see140

Cumhurbaşkanı Erdoğan dan S 400 ve F 35 sorusuna alkış alan yanıt

08 Temmuz 2026 20:57see139

İletişim Başkanlığı: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Fransa’nın karşılıklı ticaret hedeflerini yükseltmesinin vakti geldiğini ifade etti

08 Temmuz 2026 17:35see139

Nazım Sangare, Gaziantep FK’da kaldı!

08 Temmuz 2026 21:09see138

Amedspor da hazırlıklar devam ediyor!

08 Temmuz 2026 21:29see138

Kırklareli nde eski koca dehşeti! Anne öldü, çocuk yaralandı Son dakika haberleri

09 Temmuz 2026 01:14see138

Beyoğlu başkanını özlemiş Sözcü Gazetesi

10 Temmuz 2026 02:40see137

Arap Denizi açıklarında radardan kaybolan uçağın enkazı bulundu Sözcü Gazetesi

08 Temmuz 2026 21:56see136

Çok satılan ürün kaldırılıyor! Yıllar sonra veda ediyor

08 Temmuz 2026 15:28see136

Hakkı Türker, Bursaspor dan ayrıldı!

10 Temmuz 2026 00:04see135

Beyanname Gözetim Programı 2 başarıyla tamamlandı

08 Temmuz 2026 15:35see135

Iğdır FK, Jakub Szumski’yi transfer etti!

08 Temmuz 2026 18:56see133

Butlan yönetiminin indirdiği İmamoğlu posterini gençler yeniden astı Sözcü Gazetesi

10 Temmuz 2026 00:22see131
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları