Ankara24.com
close
up
Menu

Konserde feci olay! Denize giren genç hayatını kaybetti Sözcü Gazetesi

Kaza sonrası can pazarı: Çok sayıda yaralı var Sözcü Gazetesi

Bilal Erdoğan: Eğitim, tüm toplumun ortak sorumluluğu olarak ele alınmalı

Alkollü araç kullanan sürücüye toplam 92 bin 500 lira ceza Bursa Haberleri

Köpek saldırısında yaralanan 3 yaşındaki bebek 34 gün sonra evine kavuştu Türkçe bilmeyen babaya mahalle bakkalı aracığıyla para teklif etmişler Kayseri Haberleri

Kaleci kırmızı kart gördü! Rakibine yumruk attı

İsrail askerinden çirkin provokasyon: Bozuk Türkçesiyle Türkiye yi hedef aldı

Maltepe de meydana gelen zincirleme kazada 4 yaralı İstanbul Haberleri

Bebeğini öldürdüğü iddia edilen anne tutuklandı

EPDK 2025 te 12 bin lisans verdi

Fatih Tekke: Bizim için üzücü bir akşam oldu Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke: Şu an için ilk düşüncem 3. lüğü garantilemek. Trabzonspor un Avrupa da olması gerekiyor Konya Haberleri

Soylu ilk kez konuştu: Ucu nereye giderse gitsin Sözcü Gazetesi

Benzin ve motorine zam var mı? 26 Nisan Pazar İstanbul, Ankara, İzmir benzin, LPG, motorin ne kadar?

SPK açıkladı: Yasak 8 Mayıs a kadar sürecek

Gazeteci Mürsel Acay İzmir Kitap Fuarında okurlarıyla buluştu Diyarbakır Haberleri

GALATASARAY FENERBAHÇE CANLI Süper Lig de kritik derbi! İşte Galatasaray Fenerbahçe maçının 11 leri...

İran ın başkenti Tahran da bugüne kadar ki en büyük gösteri

Maltepe’de sürücüyü darbedip motosikletine el koydular

İlhan Palut: Sonuna kadar götürelim!

Fatih Tekke: Kariyerimin en kötüsü Sözcü Gazetesi

İslâm’da din adamı var mıdır? (2) Mahmut Ay

İslâm’da din adamı var mıdır? (2) Mahmut Ay

Yenisafak sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.

İslam tarihi boyunca dinî bilgisini dünyevî menfaat uğruna kullanan pek çok zavallı insan çıkmıştır. Mesela ilmiye sınıfından özellikle resmî makam ve mevkilere talip olan, bu uğurda çok lüzumsuz tartışmalara, yarışlara ve kavgalara girenler olmuştur. Yine bu sınıf içinden halkın beğenisini, takdirini toplama ve böylece popülaritesini artırma amacıyla dinî ve millî konularda belirli bir ajanda çerçevesinde fikirlerini açıklayanlar çıkmıştır. İlmini dünya menfaati için kullanmaktan haya eden hakikî

İslam tarihi boyunca dinî bilgisini dünyevî menfaat uğruna kullanan pek çok zavallı insan çıkmıştır. Mesela ilmiye sınıfından özellikle resmî makam ve mevkilere talip olan, bu uğurda çok lüzumsuz tartışmalara, yarışlara ve kavgalara girenler olmuştur. Yine bu sınıf içinden halkın beğenisini, takdirini toplama ve böylece popülaritesini artırma amacıyla dinî ve millî konularda belirli bir ajanda çerçevesinde fikirlerini açıklayanlar çıkmıştır. İlmini dünya menfaati için kullanmaktan haya eden hakikî ilim adamları ise bu tür kimselerin farkında olmuş, bunlardan uzak durmuş ve yanlışlıklarını ellerinden geldiğince dile getirmişlerdir. Lakin bunu yaparken, “Lâ rahbâniyyete fi’l-İslâm (İslam’da rahbâniyet yoktur)” sözünü delil getirerek “İslam’da ruhban sınıfı yoktur; din adamı yoktur.” gibi söylemlere tenezzül etmemişlerdir. İki hafta önceki yazımızda vurguladığımız gibi, hadis olarak zikredilen ama manası hadislerle uyumlu olsa da lafzen hadis olmayan “Lâ rahbâniyyete fi’l-İslâm (İslam’da rahbâniyet yoktur)” sözünün bağlamı, İslam’da din adamı sınıfının olup olmadığı, ulemâ otoritesinin doğru olup olmadığı meselesi değildir. Bu sözün zikredildiği tüm klasik kaynaklardaki tartışmanın bağlamı, İslâm’a göre hayattan el etek çekip, evlenmeyip ağır riyazetler yaparak dağlara, mağaralara ve manastır benzeri mekanlara çekilmek suretiyle toplumdan tamamen tecrit edilmiş bir şekilde yaşamanın doğru olmadığı konusudur. Biraz detay olacak belki ama Reşîd Rızâ’nın (ö. 1935) “el-Menâr” ismiyle meşhur olan tefsirinde mezkûr söz, belki modern kullanımıyla “İslam’da ruhbanlık/din adamı sınıfı yoktur.” anlamında kullanılmış olabilir diye bu eseri taradık ancak tespit edebildiğimiz kadarıyla Reşîd Rızâ’nın “Lâ rahbâniyyete fi’l-İslâm” ifadesini sadece Tevbe Suresi’nin 112. âyetinde kullandığını gördük. Buradaki bağlam da klasik eserlerdeki bağlamla aynıdır. (Bk. Tefsîru’l-Menâr, Dâru’l-Marife, XI/54). Yani Reşîd Rızâ dahi bu sözü “İslam’da ruhbanlık/din adamlığı yoktur.” anlamında kullanmamıştır.

Tasavvuf tarihine bakıldığında da cahil halk kesimini birtakım sahtekarlıklarla etkilemeye çalışan kendisi için veli, mehdi, kutub, gavs vs. gibi vasıfları kullan(dır)an nice sahte şeyhler çıkmıştır. Bizzat sûfîler, bunlardan kendi kitaplarında yakınmışlar ve bu gibi sahte şeyhler hakkında dikkatli olunması gerektiğini tavsiye etmişlerdir. Hemen her hacimli tasavvuf klasiğinde bu tür eleştiri ve uyarılara rastlamak mümkündür. Ancak bu kaynaklarda da “İslâm’da rahbâniyet yoktur.” dolayısıyla “İslam’da din adamı yoktur.” şeklinde bir söyleme rastlamak mümkün değildir. Bu sözün, “İslam’da din adamı yoktur.” anlamında kullanılması, tamamen modern bir şeydir. Tespit edebildiğimiz kadarıyla bu bağlamda kullanan ilk kişi, merhum Elmalılı Hamdi Efendi’dir. Elmalılı’dan önce Ahmet Cevdet Paşa, gemi seyahatinde karşılaştığı Fransa’nın Osmanlı büyükelçisi ile konuşurken “Batı’daki gibi din adamı sınıfı (clergy) bizde yoktur.” kanaatini dile getirmiştir. Ancak bu kanaatini detaylı bir şekilde serdederken “İslâm’da rahbâniyet yoktur.” sözünü zikretmemiştir. (Ahmet Cevdet Paşa ve Elmalılı Hamdi Efendi’nin konuyla ilgili yazıları için bk. İsmail Kara, Müslüman Kalarak Avrupalı Olmak, s. 104-113).

İslam’da din adamının olup olmadığına dair tartışmaların ve “İslam’da din adamı/ruhban sınıfı yoktur.” söyleminin, Ahmet Cevdet Paşa ile başladığını, bilâhare bu tartışmanın “lâ rahbâniyyete fi’l-İslâm (İslam’da rahbâniyet yoktur.)” ifadesine yapılan atıflarla şu dönemlerde yoğunlaştığını görüyoruz: II. Meşrutiyet döneminde, Cumhuriyet döneminde imam-hatip okullarıyla ilgili tartışmalarının yaşandığı zamanlarda (özellikle 1960’larda ve 28 Şubat sürecinde), 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsü sonrasında, sekülerleşmenin arttığı ve kurumsal dindarlığın zayıflamaya yüz tuttuğu son yıllarda. Bu tartışmanın neden bu dönemlerde yoğunlaştığını ise müstakil bir yazıda ele almak gerekir.

“Peki, ne oldu da 19. asrın sonlarından itibaren gittikçe artan bir dozda İslam’da din adamlığının ve ruhbanlığın olmadığı tartışılmaya başlandı?” sorusunu şöyle cevaplayabiliriz: İslam ülkeleri, Batı karşısında mağlup olunca bu mağlubiyetin sebepleri iyi veya kötü niyetle araştırılmaya çalışıldı. Osmanlı, Mısır ve Hindistan’dan Batı’ya tahsil için gidenler başta olmak üzere İslam dünyasının entelektüellerinin çok büyük bir kısmı, yenilginin faturasını dine çıkardılar. Kimi, dini tamamen terk etmek gerektiği kanaatine vardı kimi de Protestanlara özenerek özellikle ulemâ ve meşâyıhı hedef aldı. İlmiye sınıfı içinden de ulemâyı hafif ya da sert bir biçimde eleştirenler çıktı. Batı toplumları, kendilerine asırlarca zulüm etmiş olan din adamlarından kurtulmak için epey mücadele verdi. Onlardan kurtulmaları, maddî manada Batı’nın lehine oldu. Bunu gören İslam dünyasının entelektüellerinin çoğu, kendi toplumlarındaki din adamlarından da kurtulmak gerektiği kanaatine vardı. İşte “İslam’da ruhbanlık/din adamı sınıfı yoktur.” söylemi böyle bir süreçte ortaya çıkmış oldu.

Tanzimat sonrasında ülkemizde meydana gelen ilmî ve fikrî tartışmalar gibi dinî tartışmaların da Batı’daki ilmî, fikrî ve dinî gelişmeler ve tartışmalardan bağımsız okunmaması gerekir. Batı’nın dinle alakalı serüvenini 16. yüzyıldan itibaren şöyle özetleyebiliriz: Almanya’da “Solo Scriptura (Yalnızca Kutsal Kitap)” mottosuyla ortaya çıkan reform hareketi başarıya ulaştı ve Batı zamanla Protestanlaştı.

Protestanlık’ta rahiplerin otoritesi zayıflatıldı ve Kutsal Kitab’ın yorumunun din adamlarının tekelinde olmadığı vurgulandı. Böylece din konusunda geleneksel yorumlardan yavaş yavaş uzaklaşılarak “gelenek” ile bağ koparıldı. Bu durum, kurumsal dindarlığı zayıflatıp bireysel dindarlığın önünü açmış oldu. Zamanla ruhban sınıfının konumu, etkisi ve otoritesi çok zayıfladı. Bunun sonucu, hiç de dinin ve dindarlığın lehine olmadı. Sekülerleşme arttı ve sekülerleşmenin kaçınılmaz sonucu olarak da ateizm, apateizm, deizm gibi akımlar iyice yayıldı. Yapılan sosyal araştırmalara göre bugün Batı toplumlarının en az yarısı kendisini “dine inanmayan kişi” olarak tanımlamaktadır.

Şunu ifade etmeye çalışıyoruz: Bize çok masum bir ilmî hüküm gibi görünen “İslam’da din adamı/ruhban sınıfı yoktur.” söyleminin yoğunlaştığı dönemlere bakıldığında, bunların sekülerleşme taleplerinin arttığı zamana denk geldiği görülecektir. Bu söylem, ülkemizde hangi niyet ve amaçla dile getirilirse getirilsin, sekülerleşme sürecine dolaylı olarak katkı sunmaktadır. Zira ülkemizde “İslam’da din adamı/ruhban sınıfı yoktur.” sözü, çoğunlukla “İslâm’da şeyh, mürşit, hoca, âlim, müftü, vaiz, imam vs. gibi kişilerin hiçbir dinî otoritesi yoktur. Onlara itibar etmemek gerekir. Her Müslümanın, dini istediği gibi anlayıp yorumlama hakkı vardır.” gibi anlaşılıyor. Bu söylemi kullananlara bakıldığında, bunların önemli bir kısmının seküler kesimden geldiği gerçeği de bu durumu teyit ediyor. Doğrudan dini hedef alamayanlar, din adamlarını hedef alıyor. Din adamlarını yıpratmak suretiyle dindarlığı zayıflatmaya çalışıyor. Din adamlarına itibar suikastı yapmak, dine zarar vermeye matuf bir gayrettir. Bazı din âlimlerinin, iyi niyetli bir şekilde “İslam’da din adamı/ruhban sınıfı yoktur.” söylemi, istemeyerek de olsa sekülerlerin amacını gerçekleştirmeye yaramaktadır. Dolayısıyla bu konuyu konuşurken, söylemimizin İslam’da sâlih âlimlerin ve kâmil mürşidlerin konumuna ve saygınlığına halel getirecek bir boyuta ulaşmamasına dikkat etmekte fayda vardır.

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:66
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 12 Aralık 2025 04:05 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Konserde feci olay! Denize giren genç hayatını kaybetti Sözcü Gazetesi

27 Nisan 2026 00:39see161

Kaza sonrası can pazarı: Çok sayıda yaralı var Sözcü Gazetesi

27 Nisan 2026 01:00see159

Bilal Erdoğan: Eğitim, tüm toplumun ortak sorumluluğu olarak ele alınmalı

27 Nisan 2026 01:58see155

Alkollü araç kullanan sürücüye toplam 92 bin 500 lira ceza Bursa Haberleri

27 Nisan 2026 01:50see154

Köpek saldırısında yaralanan 3 yaşındaki bebek 34 gün sonra evine kavuştu Türkçe bilmeyen babaya mahalle bakkalı aracığıyla para teklif etmişler Kayseri Haberleri

27 Nisan 2026 01:01see153

Kaleci kırmızı kart gördü! Rakibine yumruk attı

27 Nisan 2026 01:29see147

İsrail askerinden çirkin provokasyon: Bozuk Türkçesiyle Türkiye yi hedef aldı

28 Nisan 2026 00:22see139

Maltepe de meydana gelen zincirleme kazada 4 yaralı İstanbul Haberleri

28 Nisan 2026 00:36see138

Bebeğini öldürdüğü iddia edilen anne tutuklandı

27 Nisan 2026 00:59see134

EPDK 2025 te 12 bin lisans verdi

26 Nisan 2026 15:01see134

Fatih Tekke: Bizim için üzücü bir akşam oldu Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke: Şu an için ilk düşüncem 3. lüğü garantilemek. Trabzonspor un Avrupa da olması gerekiyor Konya Haberleri

28 Nisan 2026 00:06see133

Soylu ilk kez konuştu: Ucu nereye giderse gitsin Sözcü Gazetesi

27 Nisan 2026 03:40see132

Benzin ve motorine zam var mı? 26 Nisan Pazar İstanbul, Ankara, İzmir benzin, LPG, motorin ne kadar?

27 Nisan 2026 00:45see131

SPK açıkladı: Yasak 8 Mayıs a kadar sürecek

26 Nisan 2026 14:54see131

Gazeteci Mürsel Acay İzmir Kitap Fuarında okurlarıyla buluştu Diyarbakır Haberleri

26 Nisan 2026 19:44see130

GALATASARAY FENERBAHÇE CANLI Süper Lig de kritik derbi! İşte Galatasaray Fenerbahçe maçının 11 leri...

26 Nisan 2026 19:01see130

İran ın başkenti Tahran da bugüne kadar ki en büyük gösteri

28 Nisan 2026 00:27see128

Maltepe’de sürücüyü darbedip motosikletine el koydular

26 Nisan 2026 21:14see127

İlhan Palut: Sonuna kadar götürelim!

28 Nisan 2026 00:11see123

Fatih Tekke: Kariyerimin en kötüsü Sözcü Gazetesi

28 Nisan 2026 00:01see123
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları