Savaşı bitiren zayiat raporu ve İran’ın muhasebesi Yasin Aktay
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattıkları saldırılarla başlayan savaşta ateşkes kendine özgü şartlarda devam ediyor. Ateşkesin ilan edildiği andan itibaren İsrail’in Lübnan’a karşı başlattığı benzersiz saldırılar bu ateşkesin de bir geçerliliğinin olmayacağını gösteriyordu. İşin doğrusu İsrail bu ateşkesi, Gazze’de olduğu gibi saldırgan tahakkümü için bir fırsata dönüştürüyordu. Ateşkesten hedeflenen karşı tarafın ateşi kesmesi idi, uluslararası toplumun da yardımı ve tavassutuyla bu sağlandıktan sonra İsrail daha rahat saldırıyor. İran’ın buna karşı Hürmüz kozunu çok başarılı biçimde kullanması büyük zarara uğrayan ABD’nin de İsrail’e baskı uygulamasını ve dolayısıyla Lübnan üzerindeki saldırılarını durdurmasını sağladı. Böylece ateşkes şartları bir anlaşmayla değil bir mecburiyetle sağlanmış oldu.
Hürmüz’ün kapatılmış olmasının ABD’ye doğrudan zarar vermediğini söyleyen Trump tabii ki bu noktada doğru söylemiyor.
Gerçekten belki doğrudan zarar vermiyordur ama Hürmüz’ün kapalı olmasının ABD’nin müttefikleri üzerindeki olumsuz etkisi ABD’nin liderliğinin ağır bir şekilde sorgulanmasına yol açıyor. Güvenliklerini sağlama bahanesiyle tonlarca paralarını aldığı Körfez ülkeleri de ABD’nin her şeye rağmen hâlâ resmi müttefiki olan Avrupa ülkeleri ve başka birçok ülkenin İsrail’in bu sorumsuz tutumu dolayısıyla maruz kaldıkları büyük zararların baskısı doğrudan ABD üzerine binmektedir.
İşin doğrusu bu baskılar savaşın bundan sonraki seyrini de belirleyecek durumda. Bu seyir savaşın giderek bitmesi noktasına doğrudur.
Bu savaştan ABD ve İsrail kesinlikle zararlı çıkmıştır. İran’da büyük tahribata yol açtılar ama savaştan umdukları hiçbir faydayı temin edemediler. Başlarda çökme noktasına gelmiş İran rejimine neredeyse tarihi bir fırsat sunarak daha da konsolide olmasına yol açtılar. Denedikleri onca silah teknolojisinin yapabileceğinin belki nükleere kadarki son sınırını gördüler.
Bundan sonraki tehditleriyle kurabilecekleri bir düzenin de hiçbir ciddiyeti ve yaptırıcı gücü kalmamış oldu.
Dahası İran lehine dünyada çok ciddi bir kamuoyunun oluşumuna yol açtıkları gibi İsrail Gazze’den sonra dünyanın lanetli ülkesi ve kavmi olma yolunda bir aşama daha kaydetmiş oldu. O kadar ki ABD içinde
İsrail desteği Temsilciler Meclisi ve Kongre içinde bile tarihinin en düşük seviyesine inmiş oldu.
Kongrede artık İsrail aleyhine kararların çıkmasını da bekleyebiliriz.
Bütün bu gelişmeler ABD ve İsrail’in bölgede yürüttükleri savaşın haksızlığı konusunda dünyada oluşmaya yüz tutmuş konsensus ile ilgili. İran’a yönelik savaşı destekleyecek sağduyulu kimse bulunamaz.
GERÇEKTEN HİÇ ZAMANI DEĞİL DEMİŞKEN…
Tam burada bir noktaya geliyoruz. İran’ın bu saldırganlığa karşı duruşuna şimdi herkesin destek vermesi gereken bir noktada olduğumuzu biz de söyledik. Hele tartışmasız İslam dünyasının bir parçası olarak bu saldırganlığa maruzken mezhepçi tartışmaları gündeme getirmenin hiç zamanı olmadığını söyledik. Şimdi hiçbir ama veya geçmiş sicil tartışmasına girmeden ABD-İsrail saldırganlığını lanetlemenin zamanı olduğunu söyledik, yine söylüyoruz.
Ancak bunu söylemek ne İran rejiminin kendi halkına karşı işlediği suçları unutmamızı ve sorgulamadan affetmemizi ne de Sünni ülkelerde yürüttüğü ve milyonlarca Müslümanın canına, malına, tehcirine, evinin barkının yıkılmasına yol açan Şiileştirme siyasetlerini aklamamızı. İran rejiminin bu sicili orada bir yerde silinmez bir leke gibi duruyor. Esasen bugün maruz kaldığı saldırganlık veya kendisinin siyonizme karşı yürüttüğü mücadele hiçbir şekilde onun bu sicilini temizlemiyor. Buna karşı ümmet birliğini gözeten bir sorumluluk penceresinden biz sussak da o zulme doğrudan maruz kalmış, çocukları, kadınları Şebbiha ve Haşdi Şabi tecavüzlerine, katliamlarına maruz kalmış Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan halkına bunu unutmayı tavsiye bile edemezsiniz.
İRAN’DAN FAZLA İRANCILAR SORUNU
Hiç zamanı değil dediğimiz halde bugün bu mevzuyu bu şekilde açmamızın sebebi, İran’ın kendisinden ziyade bugün İrancılıklarıyla maruf insanların
İran’ı savunma adına bütün Müslümanlara karşı sergiledikleri sorumsuz ve iştahlı saldırganlık
. İran’ın bugün ABD ve İsrail’in saldırısına maruz kalmasından yola çıkarak onu aklamakla kalmıyor, onu hakkın ve hakikatin baştan beri tek tartışmasız, yılmaz ve bütün hatalardan masun temsilcisi olarak sunmaya çalışırken bunu kabul etmeyenleri de direkt Amerikancı, Siyonist cepheye kaydetmeleri.
Biz İran asıl düşman Siyonist İsrail’e karşı savaşırken mezhep tartışmaları başlatmanın hiç zamanı değil dedikçe İrancı malum şahsiyetlerin mezhepçi tartışmaları daha bir iştahla açıp Şiilik lehine Ashab-ı Kiram’a ait bütün dosyaları yeniden açtıklarını görüyoruz.
1400 sene önce yaşanmış hadiselerle ilgili cımbızla ayıklanmış rivayetlerle hesapları yeniden açmak sadece fitnebazlıktır başka bir şey değil. Biz bugün hiç zamanı değil diyerek daha ziyade Sünni kesimi yatıştırmaya çalışırken maalesef İran’dan fazla İrancı hesaplar Şiilikten fazla Şiici hezeyanları ortaya sürüyorlar. Bununla ne yapmaya çalışıyorlar acaba? ABD-İsrail karşısında İran’a destek mi vermiş oluyorlar? Siyonist-Haçlı saldırganlığına karşı tek çözümümüz olan topyekûn İslam Birliğine hizmet mi etmiş oluyorlar?
Halbuki İran’a verilebilecek en büyük destek onu bariz hatalar yaptığı esnada, Müslüman kanı döktüğü esnada, hatta kendi halkına karşı despotik uygulamalar yaptığı esnada eleştirmekti. Biz bu açıdan aslında gerçekten İran’ın hayrını istiyorduk. İran’ın bugün ABD ve İsrail karşısında yalnız kalmış olmasının elbette tek sebebi bu düşmanın çok güçlü olması değil, İran’ın Sünni dünyaya karşı sergilediği fiili düşmanlığın bugünkü düşmanlarından önce gelmiş olmasıdır.
Üstelik İran’ın Irak’ta, Afganistan’da ve Suriye’de, Arap Baharı sürecinde Sünni Müslümanlara karşı güç kazanmak için ABD ile iş birliği yapmaktan geri durmamış olduğu kimsenin unuttuğu bir şey değilken
. İran isteseydi ve farklı bir siyaset takip etmiş olsaydı bugün gerçekten bütün İslam dünyasının tartışmasız desteğini alırdı.
Biz buna rağmen bugün diyoruz ki hiç zamanı değil.
İran’ın bu siciline rağmen bugün Sünni dünyada bile İran’a yeni bir sayfa açılmışken fitneden başka tıynetleri olmayan İran’dan fazla İrancıların vesveselerine karşı da ayrı bir korunma lazım.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:92
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 20 Nisan 2026 04:03 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















