Meçhul şehide 46 yıl boyunca Fatiha okudu Sözcü Gazetesi
Ankara24.com, Sozcu kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.
Kıbrıs’ta Lefkoşa Türk bölgesi, 21 Aralık 1963’ten itibaren 11 yıl sürecek insanlık dışı bir kuşatmaya alınmıştı. Rum EOKA terör örgütü tarafından işgal edilen çevredeki Türk köylerinden gelen göçmenlerin de sığındığı ve on binlerce Türk’ün çok zor koşullarda yaşadığı Lefkoşa Türk bölgesi etrafındaki kuşatma, ancak 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı ile parçalandı.
Lefkoşa-Ortaköy-Göçmenköy-Gönyeli hattındaki 5-6 kilometre uzunluğunda olan Lefkoşa Türk bölgesindeki kuşatmayı parçalamak ve Türk bölgesini genişletmek için 22 Temmuz 1974’te, Rumların yaşadığı Kızılay, Yenişehir bölgelerine taarruzlar yapıldı. 25 Aralık 1963’te Rumların işgal ettiği Türk köyü Küçük Kaymaklı’yı tekrar ele geçirene kadar devam etti. Türk Mukavemet Teşkilatı’na (TMT) bağlı Lefkoşa Sancağı mücahitlerinin yaptığı batı yönündeki taarruz başarısız oldu. Bu yöndeki taarruz daha sonra mücahitlerle, TSK’ya bağlı Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı tarafından tekrarlandı ve birçok şehit pahasına batı yönündeki kuşatma da parçalandı, önemli hatlar ele geçirildi.
ASTEĞMEN LATİF KAYIPLAR ARASINDA
Asteğmen İbrahim Latif, batı yönünde Lefkoşa Rum merkez hapishanesi, Hipodrum ve Cornaro Otel’e doğru taarruza geçen Lefkoşa Köşklü Çiftlik bölgesini savunan 30. Bölük komutanıydı. Yoğun sokak çatışmaları sürerken asker ve cephane takviyesi yapılamadı, telsiz eksikliği nedeniyle sancak karargahı ile iletişimi koptu. Düşmanın yoğun kurşunları altında geri çekildiler. Bölük komutanı Asteğmen İbrahim Latif kayıptı. Seferi Mücahitler Ongun Mustafa Hulusi ve Erdoğan Mustafa ise Türk bölgesine geçtikten sonra kan kaybından şehit olmuşlardı.
Asteğmen İbrahim Latif’in, naaşı Rum bölgesinde kalmıştı. Şehit olduğu bilindiği için kayıplar listesine de alınmamıştı. O nedenle Birleşmiş Milletler (BM) Kayıplar Komitesi’ne verilen resmi kayıplar listesinde de adı yoktu. Bu durum 2020 yılına kadar 46 yıl devam etti.
Genç eşi Göksen İnce acısını yüreğine gömerek kendini, çocukları Gülten ve oğlu Latif ile torunlarını en iyi şekilde yetiştirmeye adamıştı.
DAYISININ KABRİ YANINDA MEÇHUL ŞEHİT
Eşi, şehit İbrahim Latif’in akıbetini kesin olarak bilmiyordu. Başında dua edecekleri bir mezarı bile yoktu. Göksen İnce’nin TMT’ci dayılarından öğretmen ve futbolcu Hüseyin Ruso, 25 Aralık 1963’te Küçük Kaymaklı direnişinde şehit düşmüştü. TMT’nin köy komutanıydı. Diğer dayısı Mustafa Ruso ise 22 Temmuz 1974’te yapılan taarruzda şehit oldu. Lefkoşa mezarlığı içindeki şehitliğe defnedildi. Göksen Hanım, dayısının kabrini ziyaret ediyor, kabrin yanındaki mezar taşında, kimliği bilinmediği için “MEÇHUL” yazan şehit için de Fatiha okuyordu... Tam 46 yıl boyunca mezarı başında ona da Fatiha okudu, çiçek koydu, mezar taşını sildi, onun için de gözyaşı döktü... Zaman içinde, mezar taşında “MEÇHUL” yazan ve yıllardır başında durup dua ettiği o isimsiz şehidi, o denli benimsedi ki, onu kayıp olan eşi Asteğmen İbrahim Latif’in yerine koydu, ziyaretlerini ve dualarını hiç aksatmadı.
ŞEHİTLİKTE NELER OLDU?
Bir gün şehitlikte temizlik yapan askerler “Meçhul” şehidin kabrinin başında dua okuyan kadını gördü. Asker, Göksen Hanım’a, mezar taşında “Meçhul” yazan askerin kim olduğunu sordu. Gülsen Hanım, onun kim olduğunu bilmediğini, ziyaretçisi ve dua edeni olmadığı için ona da Fatiha okuduğunu, ancak kendi eşi İbrahim Latif’in de kayıp bir komutan olduğunu söyledi, nasıl kaybolduğunu anlattı.
Askerler ise inanılmaz bir iç güdüyle “İstersen mezar taşına onun adını yazalım” önerisinde bulundu. Göksen İnce, “Çocuklarım ve torunlarım babalarının da bir mezarı olduğunu bilsin” dedi ve askerlerin önerisini kabul etti. Askerler, “MEÇHUL” yazılı mermer taşı kaldırdı, yerine, “KAYIP” olan eşi şehit asteğmen İbrahim Latif’in adını yazıp mezarın başına koydular. Gülsen Hanım’ın acısı bir nebze olsun dinmişti. Artık çocuklarına göstereceği babalarının bir mezarı vardı.
MEZARLAR AÇILIYOR
BM gözetiminde çalışan ve 1963-1974 dönemi kayıplarını arayan iki toplumlu KAYIPLAR KOMİTESİ, 2020’de isimsiz mezarları da açmaya, onlardan aldığı DNA örneklerini, yüzlerce kayıp ailesinden alınan DNA örnekleri ile karşılaştırarak kimliklerini belirlemeye çalışıyordu.
Göksen İnce’nin, biri kız, biri erkek 2 çocuğu ile Asteğmen İbrahim Latif’in yakınlarından da DNA örneği alınmıştı.
Sıra onun 46 yıl dua ettiği “MEÇHUL ŞEHİT”in mezarını açmaya gelmişti. Kabir açıldı, kemiklerden DNA örnekleri alındı. Şehidin çocukları ve yakınlarının DNA örnekleri ile karşılaştırıldı. Sonuç inanılmazdı. DNA örnekleri yüzde 99.9 uyuşuyordu.
Sık sık ziyaret edip dua okuduğu “MEÇHUL” şehit, 46 yıl önce 22 Temmuz 1974’te Rum bölgesine yapılan taarruzda kaybolan eşi Asteğmen İbrahim Latif idi. Mezar yeniden kapatıldı. İnanılmaz bir olaydı. Nitekim aile de “bu kadar tesadüf olmaz” diyerek sonuçlara inanamadı.
YÜZÜK İÇİNDE YAZILI ADINI GÖRDÜ!
İkinci bir DNA testi yapılmasını istediler. Bir ay sonra mezar yeniden açıldı. Bu kez iskeletin tümü çıkarıldı. Mezarda bot ve kumaş parçaları, bozuk paralar, çakmak gibi, şehit olduğu gün üzerinde bulunan eşyaların kalıntıları bulundu. Şehidin yüzük parmağının kemiğinde ise altın bir yüzüğün olduğu fark edildi. Yüzük çıkarıldı, iç kısmında “GÖKSEN İNCE 21.8.1966” yazıyordu.
Kendi parmağında olan ve 46 yıldır çıkarmadığı yüzüğün içinde de “İbrahim Latif 21.8. 1966” yazıyordu. Bu nişanlandıkları tarihti ve yüzüklerinin içine birbirlerinin isimlerini yazmışlardı. Böylece 46 yıldır dua ettiği “MEÇHUL” şehidin, aslında 22 Temmuz 1974 taarruzunda şehit olan eşi Asteğmen İbrahim Latif olduğu kesinleşti.
İnanılmaz bir olaydı... Çocukları yüzüğü alıp kolye yapmasını ve boynunda taşımasını önerdiler. O ise yüzüğün, şehit eşinin parmağında kalmasını çünkü onları bağlayanın o yüzük olduğunu düşünüyor ve parmağında kalmasını istiyordu. Sonuçta yüzüğün, ait olduğu kişide, şehidin parmağında kalmasına karar verildi ve kızı Gülten yüzüğü tekrar şehit babasının yüzük parmağı kemiğine taktı. Naaşı, 9 Mart 2020’de, sade bir törenle aynı mezara yeniden defnettiler.
EŞYALARI LEEDS ÜNİVERSİTESİ MÜZESİ’NDE
Şehit Asteğmen İbrahim Latif’in İngiltere’de okuyan torunu İbrahim, bir gün bu trajik olayı Leeds Üniversitesi yönetimine anlatıyor, çok etkileniyorlar. Dedesi İbrahim Latif’in mezarından çıkan pantolon, çakmak, bozuk para vb kalıntıları üniversite müzesinde sergilemek istiyorlar. Üniversitenin bu isteği aile tarafından kabul ediliyor ve kalıntılar müzeye teslim ediliyor.
Şehit İbrahim Latif’in mezarından çıkan yüzüğü hariç tüm eşyalar bugün, Leeds Üniversitesi müzesinde sergileniyor, trajik öyküsü eşyaların yanındaki kitabede anlatılıyor ve müzeyi gezenler Kıbrıs Türkü’nün hem mücadelesini, hem de şehit asteğmen İbrahim Latif”in trajik öyküsünü okuyarak öğreniyor. Şehidin adı KKTC’de caddeye veriliyor.
Cemre Cemali’nin Lefkoşa mezarlığı içindeki şehitlikte, Göksen İnce ile yaptığı röportajı Özmen Yılancılar fotoğraflamış. Mücahit ve yazar Sabahattin İsmail de dokümanları bana gönderdiğinde bu müthiş öyküden haberdar oldum. İşte o “Meçhul” şehidin mezarının başında artık Şehit İbrahim Latif yazıyor. Böyle bir olayın yaşandığına insan inanamıyor. Ama bu da bir gerçek.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:143
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 21 Temmuz 2026 15:30 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















