Immanuel Kant ne demiş? Hayreddin Karaman
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Şöyle şahıslar gördüm ve tanıdım: Öteki diyebileceğimiz yerden geldiler, bizim gibi inandılar, sonra İslamcılığa terfi ettiler, sonra içlerine kurt (şeytan) düştü, muhalefete geçtiler; bir kısmı “artık, eskiden inandığım hiçbir şeye inanmıyorum” diyecek noktaya geldi, inşallah burada da kalmazlar.
İşte bunlardan birinin bir konuşmasını dinledim sosyal medyada, Immanuel Kant’ı kaynak göstererek diyor ki:
“Karşılığında dünyalık menfaat şöyle dursun cenneti umarak bile iyilik ve ibadet yapmak ahlâksızlıktır”.
Biz Müslümanlar ise şöyle bilir, böyle inanırız:
İyilik yaptığın bir kimseden bir fayda umarak yapılan iyilik elbette karşı tarafın işini görür de Allah rızası (elbette bu rızanın tecelli edeceği yer olan cennet) için olmayan ibadetler boşa gider; daha doğrusu, hangi dünya menfaati için yapılmış ise onu hasıl eder. Nitekim Efendimiz (s.a.) hicret konusunda böyle bir açıklama yapmıştır.
Bu sonradan olma kişinin yanıldığı birçok şey var, birkaçını sıralayacağım:
Immanuel Kant, “Menfaat karşılığı yapılan iyiliğin ahlâkî değeri yoktur” (hatta ahlâksızlığa yakındır) diyor, “ahlaksızlıktır” demiyor. Kant’a göre bir eylemin ahlâkî olması için sadece ödevden dolayı (kategorik imperatif) yapılması gerekir; eğilimler (sevgi, merhamet) veya sonuçlar (fayda, menfaat) ahlâkî değeri belirlemez.
Peki Kant böyle dedi diye bütün düşünürler bu düşüncede ittifak etmişler mi? Hayır.
Şu noktalarda ciddi tenkitler var:
a) Aşırı katılık ve insan tabiatına aykırı.
b) “Sonuç” ve “eylem” ayrımı:
Sonucun Önemsizliği: Kant, eylemin sonuçlarıyla ilgilenmez. Ancak bir iyilik, menfaat sağlasa bile, karşı tarafın hayatını kurtarıyorsa veya büyük bir ihtiyacı gideriyorsa, “menfaat var” diye bunun ahlâksızlık sayılması sağduyuya aykırı bulunur.
c) İyilik ve menfaat bir arada olabilir:
Bir işletme sahibinin itibar kazanmak için (menfaat) hayır kurumu yapması, eylemin kendisini “iyi” olmaktan çıkarmaz; faydacı görüşe göre sonuç iyi olduğu sürece niyetin önemi ikincildir.
d) Ödevlerin Çatışması
Kant, “yalan söylememek” gibi mutlak ödevler belirler. Ancak menfaat karşılığı olmayan (tamamen saf) bir iyilik arayışı, bazen ödevlerin çatıştığı durumlarda (mesela birinin hayatını kurtarmak için menfaat sağlamak gerekirse) uygulanamaz hale gelir.
e) “İyi irade ve niyet”in tespitinin zorluğu:
Kant’a göre bir eylemin ahlâkî değeri, failin iç niyetine (ödev bilincine) bağlıdır. Ancak bir eylemin “ödevden mi” yoksa “ödeve uygun ama başka bir nedenden mi” yapıldığını dışarıdan anlamak, hatta kişinin kendi niyetini tam olarak bilmesi (psikolojik olarak) teorik olarak zordur…
Bunlar Batılı düşünürlerin tenkitlerinden bir örnektir. Bizim düşünce, iman ve kültürümüzden meseleye bakınca şunu söylemek gerekiyor: İslam’a göre de karşı taraftan bir menfaat bekleyerek iyilik yapılıyorsa bu pek makbul değildir, ancak iyilik ve ibadet Allah rızası için yapılıyorsa menfaat (mesela Allah rızası, cennet) iyilik yapılandan beklenmiyor, verdiği zaman kendinden bir şey eksilmeyen Allah’tan bekleniyor, bu ikisini birbirine karıştırmak ve kıyas etmek elbette isabetli değildir.
Müslümanları, Allah rızası için de olsa iyilik ve ibadet yaptıkları için ahlaksız sayan bu “sonradan olmaya”, kutsal bir kişi imiş gibi ittiba ettiği Kant hakkında da bazı bulgularımı aktarayım:
Yerel Mason locasına sık sık giden öğrencileri, meslektaşları, arkadaşları ve dostlarıyla temasları vardı.
Hiç evlenmemiştir.
Filozofun şehirden ayrılmamasının altında yatan sebep şehrin soylu aileleriyle kurduğu kişisel ilişkileri nedeniyle şehirde oldukça tanınması, verdiği özel derslerden iyi paralar kazanması ve edindiği saygınlıktır.
Her ne kadar eserlerinde açık bir ırkçılık ve kültürel üstünlük anlayışının (şovenizmin) bulunduğu konusunda neredeyse kimse itiraz etmese de daha çok tartışılan konu bu durumun Kant’ın diğer felsefi katkılarını ne ölçüde zedelediği ya da geçersiz kıldığıdır.
Kant, aydınlanma düşünürleri arasında ırkçılığı savunan en önde figürlerden biri olarak kabul edilir. Erken dönem ırk düşüncesine katkı sunan isimler yalnızca ‘ampirik’ gözlemlerle yetinirken, Kant tam anlamıyla sistematik bir ırk teorisi geliştirmiştir.
Görüntülenme:49
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 09 Mayıs 2026 23:39 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar



















