Ankara24.com
close
up
Menu

Diyetisyen Duvan: Nur topu gibi bir bağımlılığımız daha oldu: Steroid

CHP li Yavuzyılmaz verilerle açıkladı: AKP nin özelleştirme planı yüzde 300 zam getirecek!

ABD’de istifa yok ama Epstein dosyaları Avrupa’yı vurdu

Eti, ünlü atıştırmalık markası TRUBAR ı satın aldı

Asma tavan iş yeri sahibinin üzerine çöktü; o anlar kamerada

Asla yalan yazmadım yalakalık yapmadım Sözcü Gazetesi

Tıra arkadan çarpan otomobilin sürücüsü yaralandı Otomobilin içinde sıkışan sürücüyü itfaiye ekipleri kurtardı Eskişehir Haberleri

6 milyonluk bağış, 17 milyarlık ihale ile taçlandı: AKP li isme ihale yağdı

RTÜK Başkanı Daniş: Teyitsiz bilgi, paniği ve güvensizliği artırabilir

SÜRPRİZ VEDA! Survivor kim elendi, kim gitti? 8 Şubat 2026 Pazar Survivor ödül oyunu kim kazandı?

Dikkat çeken iddia! Büyükşehir Belediye Başkanı AK Parti ye geçmek istedi! Kabul edilmedi

1.5 milyon TL nin aylık getirisi asgari ücreti ikiye katladı Sözcü Gazetesi

Sahte sitelerle dolandırdılar parayı Kapalıçarşı’da akladılar

Kağıthane’de trafik güvenliğini tehlikeye düşüren sürücüye 83 bin TL ceza

Netanyahu dan Washington hamlesi: Ziyaretini bir hafta öne aldı

Savaştan önce son çıkış mı... ABD ve İran Umman’da buluştu

Antetokounmpo, bahis şirketine ortak oldu!

Ordu da öğretmenin halı saha maçında kahreden ölümü kamerada

Teknik sır taşıyan çalışan için emsal karar

Emrah tan hukuki süreç açıklaması: Hiç kimsenin çocuklarıma terbiyesizce ve ahlaksızca yorumlar yapmasına izin vermeyeceğim

Garaj masallarından çok fazlası: Kör gecelerden kardan aydınlığa Ersin Çelik

Garaj masallarından çok fazlası: Kör gecelerden kardan aydınlığa Ersin Çelik

Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuruda bulunuyor.

Garaj masallarından çok fazlası: Kör gecelerden kardan aydınlığa Henüz 12-13 yaşlarında doğup büyüdüğü Sarıyer’de oyuncak uçaklar uçurmayla başlayan bir tutku, zamanla idealizme dönüşür. Çatılara düşen o kağıt uçaklar, komşuları kızdırıp, bezdirse de makinalar ve motorlar Karadeniz inadıyla yoğrulan küçük Özdemir’in hep ilgi alanındadır. Bozulmuş elektronik aletleri söküp parçalarından kendine radyo yapmaktan büyük keyif alır. Öyle ki on iki yaşlarında bu uğraşlarıyla ilgileneceği, alet edevatla

Garaj masallarından çok fazlası: Kör gecelerden kardan aydınlığa

Henüz 12-13 yaşlarında doğup büyüdüğü Sarıyer’de oyuncak uçaklar uçurmayla başlayan bir tutku, zamanla idealizme dönüşür. Çatılara düşen o kağıt uçaklar, komşuları kızdırıp, bezdirse de makinalar ve motorlar

Karadeniz inadıyla yoğrulan küçük Özdemir’in

hep ilgi alanındadır. Bozulmuş elektronik aletleri söküp parçalarından kendine radyo yapmaktan büyük keyif alır. Öyle ki on iki yaşlarında bu uğraşlarıyla ilgileneceği, alet edevatla dolu özel bir odası vardır. Başarılı bir talebedir ve Sarıyer’de lise olmadığından

1964 yılında, o da babası gibi İstanbul’un gözde okullarından Kabataş Erkek Lisesi’ne kaydolur.

Önceki gün Baykar’ın İstanbul Habiplerde’deki,

‘Özdemir Bayraktar Milli Teknoloji Merkezi

’nde gösterimi yapılan ve eş zamanlı olarak dijital platformlarda da ekranlara gelen “Özdemir Bayraktar | Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti” belgeseli bir süre sonra durdurup, yukarıdaki paragrafın ilk satırlarını düştüm hemen.

Türkiye’nin kaderine ortak olan o teknoloji üssündeki gösterime, sağlık sebeplerimden dolayı katılamasam da belgeseli evimde izleyebildim. Sadece bilgilendirici bir kronoloji sunmanın çok ötesine geçmiş, Bayraktar İHA ve SİHA’ların hikayesini, göklerden köklerine inerek, bizzat Özdemir Bey’in yaşamı üzerinden nakşetmiş. Belgeselde konuşan dostların ve tanıkların aktardığı hatıralar, her biri birer tarihsel vesika niteliğindeki şahitlikler gerçekten çok kıymetli. Bu arada hemen akabinde Özdemir Bey’in hayatını anlatan belgeselle aynı isimli fakat daha fazla detayların olduğu biyografi kitabını da okumaya koyuldum. İzlerken ve okurken notlarımı alarak bir yandan da yazmaya başladım.

O halde girişteki paragraftan, devam edelim…

***

DİNAMO SARGISINDAN TRAKTÖR FABRİKASINA

Kardeşi Salih Bayraktar anlatıyor: “Balıkçı bir ailenin çocuğuyuz. Babam balıkçılık yapıyordu. Ayvansaray'da balıkçı teknesi yaptırdı. 17 metre bir tekne. O günün şartlarında iyi bir tekne bu. Bunda da Volvo makinesi vardı. Bu makinelerde şarj dinamosu arızaları çıkmaya başladı. Özdemir abim de üniversite öğrencisi. Abim o dinamoları söktü, baktı, etti. Yani o günün şartlarında şarj dinamolarını Özdemir Bey sardı. Buradan da kendine bir harçlık sağladı.”

Lise bitince İstanbul Üniversitesi Kimya bölümüne yazılır. Ancak bir yıl sonra tekrar imtihana girerek, “kablolarla olan bağını” yeniden kurmak için İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Fakültesine yazılır. İTÜ Makine Mühendisliği yıllarında, şarj dinamolarını sararak harçlığını çıkaran, yerli ve özgün parçalar üretmeye daha öğrencilik yıllarından başlayan bu azimli genç, 1972 yılında mezun olup askerliğini tamamladıktan sonra, İTÜ Motorlar Kürsüsünde görev yapan Prof. Dr. İsmail Hakkı Öz’den asistanlık teklifi alır. İki yıl süren bu asistanlık dönemi, onun yalnızca teknik bilgisini değil, mesleki karakterini de derinleştirdiği bir zaman olur. (s.44)

28 yaşında traktör fabrikası Burtrak’ın genel müdür yardımcılığına kadar yükselir

, akabinde İstanbul Segman’da 1981 yılında genel müdür yardımcısı olarak göreve başlar. Fakat çocukluğundan beri peşini bırakmayan merak ile keşif duygusu mühendislikle birleşmiştir ve artık kendi yolunu tayin etmenin vakti gelmiştir: 1983 yılında, Bayrampaşa’da bir torna ve bir matkapla kurulan ‘Özdemir Bayraktar’ şahıs şirketi iki yıl sonra

Baykar A.Ş.’ye dönüşür ve kısa sürede “titizlik” markası olur.

Otomotiv yan sanayiine iş yapılır ve o zaman yurt dışından ithal edilen bazı kritik parçalar bu atölyede üretilir. İmalat dünyasında dolaşan “

Baykarsa koy sepete

” tabiri, Bayraktar’ın atölyesinden çıkan parçaların kalitesine olan güvenin sözlü kalite kontrol belgesi olur.

***

SİYASETTEN SAVUNMA SANAYİİNE KIRILMA ANI: FAZİLET PARTİSİ KAPATILIYOR

Doksanlı yıllara gelindiğinde, Bayrampaşa’daki atölyesinde işlerini artık bir düzene oturtan Özdemir Bayraktar, o meşhur çalışma disiplininden zerre ödün vermemektedir. Geceleri saat birleri, ikileri bulan yoğun mesaisi devam ederken, bir yandan da memleket ideali uğruna siyaset sahnesinde aktif rol alır.

Genç siyasetçi Recep Tayyip Erdoğan yol arkadaşı, Prof. Dr. Necmettin Erbakan lideridir.

Erbakan ile 1990’da tanıştıktan sonra Refah Partisi’ne resmen üye olur, İl Yönetim Kuruluna girer; İl Başkan Danışmanı, İl Müfettişi olur. Refah Partisi’nin ardından Fazilet Partisi’nde İl Müfettişliği gibi kritik görevler üstlenir.

Ancak o, siyaseti hiçbir zaman bir makam veya mevki hırsıyla yapmaz. Tek gayesi Allah rızasıdır; toplumda yanlış gördüğü ne varsa düzeltebilmek, elini taşın altına koyabilmek için mücadele eder. Teşkilatın en küçük probleminden en büyük projesine kadar her aşamada koşturur, en ince ayrıntıya kadar bizzat ilgilenerek gereğini yapar.

Fazilet Partisi’nin 2001 yılının haziran ayında kapatılmasıyla

birlikte Özdemir Bayraktar,

Gelenekçiler-Yenilikçiler ayrımında gelenekçiler safında yer alır.

Fakat hem parti içindeki hem de Türk siyasetindeki kriz onun istediği şekilde çözülmez. Siyasetten fiilen çekilir. Aslında bu karar, memleketin kaderinin en keskin kırılmalarından biridir. Siyasi engellemelerle bir yol kapanırken, savunma sanayiindeki o büyük sıçramanın kapısı aralanır. Özdemir Bayraktar,

“Biz durumdan vazife çıkardık”

der ve bitmek bilmeyen enerjisini artık tamamen işine harcar, yani Türkiye'nin kaderini değiştirecek olan İHA ve SİHA teknolojilerinin mutfağına odaklanır.

Bayrampaşa Emintaş Sanayi sitesindeki o atölye, artık dünya havacılık tarihinin değişeceği yerdir.

Teknoloji devlerinin kısmen uydurulan “garaj” hikayelerinden çok daha fazlasıdır.

***

GÖKYÜZÜNÜN MATEMATİĞİ: “BEN BU UÇAĞI YAPARIM!”

Özdemir Bayraktar’ı diğer sanayicilerden farklı kılan en temel özellik, geliştirdiği teknolojiyi bir plazadan değil, bizzat “çalışma” ve hatta “çatışma” sahasından takip etmesidir. Bu nedenle de onun hikayesi sadece metalin şekil alması değil, bağımsızlık ülküsünün kanatlanmasıdır. Bunun için de daha önceki yıllarda bizzat kokpite geçip gökyüzüyle bağ kurmuştur. Türk Hava Kurumu’nun 1989 yılında İstanbul’da açtığı amatör pilotluk kursunda elli saatlik uçuşu tamamlayıp pilot ehliyetini cebine koyduğunda, sadece uçmayı öğrenmemiş, bir mühendis gözüyle gökyüzünün matematiğini de çözmüştür. O günlerde beraber uçtuğu dostları, onun o meşhur vizyonuna daha o zamandan şahitlik ederler. Tek motorlu, önden pervaneli eğitim uçaklarıyla havalandıkları o günlerden birinde, Özdemir Bey uçağın aerodinamiğini zihninde tartar ve yanındakilere şöyle der:

“Ben bu uçağı yaparım!”

İşte o gün ortaya konulan bu özgüven, yıllar sonra tüm dünyada savaş paradigmasını değiştirecek imzanın gökyüzüne atılmasının ilk provasıdır. Oğlu Selçuk Bayraktar’ın, “İlk mühendislik eğitimimi ondan aldım” dediği o zirve anlar, Samandıra semalarında şekillenir. Selçuk Bayraktar o günleri anlatırken, babasındaki hürriyet duygusuna vurgu yapar: “Uçabilmek hürriyet duygusuyla alakalı bence. O hissi deneyimlemeyle alakalı. Babamda da bu tutku hep vardı. Artık ruhuna ne dokundu bilmiyorum ama her seferinde o kendine has üslubuyla ‘Kaz uçar da Laz uçmaz mı!’ derdi. Beraber uçmaya giderdik; o uçağın tüm fonksiyonlarını bana büyük bir sabırla öğretirdi. Benim için gerçek mühendislik, o kokpitte babamın dizinin dibinde başladı.”

***

“PARA VEREN EMİR VERİR”

Özdemir Bayraktar’daki memleket için üretme tutkusu ve mühendislik dehası, çocuklarının eğitim rotasını da şekillendirir. Oğlu Selçuk Bayraktar, elektronik bölümünü bilinçli bir şekilde seçer ve ardından insansız hava araçları üzerine uzmanlaşmak için Amerika’ya yüksek lisans eğitimine gider. Özdemir Bey, o günleri kendine has nüktedan üslubuyla şöyle anımsar: “Baktım oğlanı bırakmayacaklar, Amerika'da kalacak. Onu kurtarmak için bari biz ülkemizde üretelim…”

Ancak bu “

kurtarma operasyonu

” bir ülkenin makus talihini yenme girişimine dönüşecektir. Özdemir Bey kararlıdır; çocukken çatılara düşürerek uçurmaya çalıştığı model uçaklar, geleceğin teknolojisine dönüşecek ve o gün atılacak bir adım Türkiye’nin makus talihini de değiştirecektir. 2003 yılına gelindiğinde çalınan kapılar, yüzleşilen duvarlar ise o günkü savunma sanayii vizyonunun ne kadar dar bir boğazda olduğunu gösterir. Diğer evladı Haluk Bayraktar, o günlerdeki bürokratik ve kurumsal yalnızlığı şu çarpıcı sözlerle aktarır: “Ülke olarak bu teknolojiye odaklanmamız gerektiğini her kapıda anlattık. Aselsan’a gittik, ‘Gelin beraber yapalım’ dedik; bir sonuç çıkmadı. Roketsan’a gittik, ‘Bir şeyler üretelim’ dedik; yine ses yok. TAI’nin kapısını çaldık, oradan da bir karşılık bulamadık.”

İşte o gün o büyük kurumlardan çıkmayan “evet” cevabını sanayici dostu,

üniversiteden mühendis arkadaşı Ekber Onuk’tan “kompozit malzeme” tedariki ile alır

ve atölyesine dönüp; kimseden icazet almadan, kendi öz kaynakları ve

sarsılmaz inancıyla “uçak yapma” çalışmalarına başlar.

Derdi davası memleket olan bir baba ve ülkesine vakfettiği evlatları “Milli Teknoloji Hamlesi”nin fitilini ateşler.

Özdemir Bayraktar, hiç tereddüt etmeden kendi imkânlarına döner. Öyle ki bu uğurda dairelerini satarak tüm varlığını bu işe yatırır. O dönemde, kısıtlı imkanlarını görüp “Size destek vermemiz lazım, desteksiz nasıl yapacaksınız?” diyenlere ise savunma sanayiindeki acı tecrübelere dayanan meşhur cevabını verir: “Para veren emir verir. Emir veren de bu işin olmaması için emir verir”.

***

KARLI BİR SABAH, KARDAN BİR AYDINLIK

Bu tavizsiz duruşun karargâhı, Topkapı'daki Canayakın Sitesi’ndeki ufak ofistir. Bugün dünya devi olan Baykar’ın çekirdek ekibi da burada şekillenir, çalışmalara bu mütevazı mekânda başlanır. Evlatları ve o heyecanlı genç mühendis adayları, okul çıkışlarında, derslerinin olmadığı her vakitte ve tüm yaz tatilleri boyunca o ofiste sabahlarlar. Günde yirmi saat çalışıp, sadece üç saat uyuyarak koşturulan bir süreçtir bu.

Henüz kompozit malzemenin ne olduğu bile tam bilinmezken, deneme yanılma yoluyla ve büyük bir azimle başlanan o serüvende, Türkiye’nin ilk robot uçağının prototipi iki buçuk ayda tamamlanır.

Bu yoğun mesainin sonunda, ileride ekip içinde vefa ifadesi olarak “Dede” lakabıyla anılan ilk prototip ortaya çıkar. Artık uçması gerekir ama aylardan kıştır. Tıpkı, doğum anı gelmiş bir bebeğin durdurulamayacağı gibi, bu teknolojik devrimin ilk adımı da 2004 yılının karlı bir İstanbul sabahında atılır. Esenler’deki Topkule Kışlasının geniş arazisinde; dondurucu soğuğa, rüzgâra ve lapa lapa yağan kar yağışı altında Özdemir Bayraktar, uçağa bakarak kararlılığını şu sözlerle mühürler: “Bu havada uçurursak, her havada uçar artık!”

Yıllar içinde “

Dede

” olacak gökteki ilk evlat uçmuştur, adeta Abdurrahim Karakoç’un o meşhur mısraları yankılanır kışlanın semalarında:

"Gergin uykulardan, kör gecelerden, bir sabah gelecek, kardan aydınlık…”

Gerçekten de o sabah, uykusuz gecelerin, bilmecelerin ve ambargolarla örülen kör gecelerin bittiği andır. Karların arasından siyah gökyüzüne doğru havalanan

o uçak, yazılımından elektroniğine, mekaniğinden aerodinamiğine kadar her şeyiyle yerli ve milli bir iradenin “kardan aydınlık” muştusudur.

Dünyada dahi çok az benzeri olan bir teknoloji, hayal, azim ve cesaretle Türkiye’nin ilk “robot uçağı” olarak gökyüzüyle buluşmuştur.

***

KENDİSİ KADAR “HİKAYESİ” DE YERLİ

Ben yazıyı burada, o karlı sabahın büyük heyecanıyla tamamlayacağım. Bu satırları da sadece bir vefa borcu olarak değil biraz da

Amerika’dan öykünerek anlatılan; steril, kurgu, ruhsuz teknoloji masallarına karşı, teknolojisi kadar öyküsü de bu topraklara ait, alın teriyle yoğrulmuş bir iradeyi, yerliliği cisimleştiren bu vizyonu

bir kez daha kendimce kayda geçirmek için yazdım. Aslında izlediklerimi, okuduklarımı ve o an hissettiklerimi aktardım.

Belgeselin devamında, bürokrasinin çıkardığı sinsi engeller, dağ başındaki mevzilerde geçen aylar, acı kayıplar, sarsıcı meydan okumalar ve modern harp tarihini değiştiren yeni kırılma anları var.

Özdemir Bayraktar’ın “Dede” ile başlattığı bu yürüyüşün nasıl bir “Akıncı”ya, “Kızılelma”ya ve tam bağımsızlık sembolüne dönüştüğünü bilmek

, kendisini bu topraklara ait ve borçlu hisseden memleketin her ferdi için bir ödevdir.

Özdemir Bey’in kayda alınan bu mirası, yeni hedeflerin sıçrama tahtası ve gelecek neslin sarsılmaz özgüveni olmalı. Onun da dediği gibi, “ecel gelmeden hiçbir şey olmaz” ama bir ömür ancak bu kadar vatan yoluna feda edilir. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:54
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 09 Şubat 2026 04:05 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Diyetisyen Duvan: Nur topu gibi bir bağımlılığımız daha oldu: Steroid

08 Şubat 2026 01:40see175

CHP li Yavuzyılmaz verilerle açıkladı: AKP nin özelleştirme planı yüzde 300 zam getirecek!

08 Şubat 2026 01:19see171

ABD’de istifa yok ama Epstein dosyaları Avrupa’yı vurdu

07 Şubat 2026 07:09see169

Eti, ünlü atıştırmalık markası TRUBAR ı satın aldı

07 Şubat 2026 16:39see165

Asma tavan iş yeri sahibinin üzerine çöktü; o anlar kamerada

08 Şubat 2026 00:46see165

Asla yalan yazmadım yalakalık yapmadım Sözcü Gazetesi

07 Şubat 2026 05:37see150

Tıra arkadan çarpan otomobilin sürücüsü yaralandı Otomobilin içinde sıkışan sürücüyü itfaiye ekipleri kurtardı Eskişehir Haberleri

08 Şubat 2026 01:09see147

6 milyonluk bağış, 17 milyarlık ihale ile taçlandı: AKP li isme ihale yağdı

07 Şubat 2026 06:52see144

RTÜK Başkanı Daniş: Teyitsiz bilgi, paniği ve güvensizliği artırabilir

07 Şubat 2026 16:53see143

SÜRPRİZ VEDA! Survivor kim elendi, kim gitti? 8 Şubat 2026 Pazar Survivor ödül oyunu kim kazandı?

09 Şubat 2026 00:31see142

Dikkat çeken iddia! Büyükşehir Belediye Başkanı AK Parti ye geçmek istedi! Kabul edilmedi

08 Şubat 2026 08:06see141

1.5 milyon TL nin aylık getirisi asgari ücreti ikiye katladı Sözcü Gazetesi

08 Şubat 2026 10:13see136

Sahte sitelerle dolandırdılar parayı Kapalıçarşı’da akladılar

07 Şubat 2026 07:00see133

Kağıthane’de trafik güvenliğini tehlikeye düşüren sürücüye 83 bin TL ceza

08 Şubat 2026 00:35see127

Netanyahu dan Washington hamlesi: Ziyaretini bir hafta öne aldı

08 Şubat 2026 00:42see119

Savaştan önce son çıkış mı... ABD ve İran Umman’da buluştu

07 Şubat 2026 07:06see118

Antetokounmpo, bahis şirketine ortak oldu!

08 Şubat 2026 01:52see118

Ordu da öğretmenin halı saha maçında kahreden ölümü kamerada

08 Şubat 2026 17:40see117

Teknik sır taşıyan çalışan için emsal karar

07 Şubat 2026 16:19see117

Emrah tan hukuki süreç açıklaması: Hiç kimsenin çocuklarıma terbiyesizce ve ahlaksızca yorumlar yapmasına izin vermeyeceğim

08 Şubat 2026 00:34see117
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları