Fiyatların fırlamasını engelleyen ‘karanlık’ operasyon! Gizemli hareketlilik, İşte perde arkasındaki gizli plan
Hurriyet sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuruda bulunuyor.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
İran ile ABD arasındaki savaşın enerji piyasaları üzerindeki baskısı sürerken, Körfez ülkeleri petrol ihracatını devam ettirebilmek için yeni ve son derece riskli bir yönteme başvurdu. Tankerler, Hürmüz Boğazı’nı ABD askerî refakati altında geçerken AIS sistemlerini kapatıyor, Umman Körfezi’nde yeniden görünür hale geliyor ve taşıdıkları ham petrolü başka tankerlerle buluşturarak dünya pazarlarına ulaştırıyor.
Örneğin ‘Kiku’ adlı süper tanker üzerinden ortaya çıkan rota, petrol ticaretinde yeni dönemin çarpıcı örneklerinden biri oldu. Detaylara biraz daha yakında bakalım…
25 Temmuz günü öğleden sonra Katar’ın batı kıyısındaki Mesaieed petrol ihracat terminaline yanaşan Yunanistan bağlantılı süper tanker Kiku, birkaç gün sonra Basra Körfezi’nden Hürmüz Boğazı’na doğru ilerledi. Doha’nın yaklaşık 40 kilometre güneyinde bulunan ve 30 rıhtımıyla bölgenin en önemli petrol ihracat noktalarından biri olan Mesaieed’den ayrılan Kiku, ham petrol yükünün ardından Hürmüz’e yöneldi.
Geminin uzun bir süper tanker olması, taşıdığı yükün ve izlediği rotanın önemini daha da artırdı. Kiku, 29 Temmuz’da Hürmüz Boğazı’nı geçerken yaklaşık 13 knot hızla ilerliyordu. Ancak birkaç gün sonra geminin rotasında dikkat çekici bir değişiklik yaşandı.
31 TEMMUZ GÜNÜ SAAT 14.00’TEN KISA SÜRE SONRA KİKU’NUN SİNYALİ KESİLDİ
Geminin AIS olarak bilinen Otomatik Tanımlama Sistemi devre dışı bırakılmıştı. Böylece geminin kimliği, konumu, hızı ve rotası gibi bilgileri normal şartlarda deniz trafiği takip sistemlerine aktaran sinyal ortadan kalktı. Denizcilik takip servisleri açısından Kiku adeta denizin üzerinde kayboldu.
Fakat gemi gerçekten kaybolmamıştı. Yaklaşık bir gün sonra, 1 Ağustos sabahı saat 10.00 civarında Kiku’nun sinyali Hürmüz Boğazı’nın diğer tarafında yeniden ortaya çıktı. CNN’nin 22 Ağustos tarihli haberinde aktardığı üzere bu durum, son haftalarda Körfez petrol endüstrisinde giderek yaygınlaşan ‘karanlık geçiş’ yönteminin bir parçasıydı.
AIS KAPATILIYOR, TANKERLER ‘KARANLIĞA’ GEÇİYOR
AIS sistemi, ticari gemilerin denizdeki kimliğini ve hareketlerini belirlemek için kullanılan temel araçlardan biri. Geminin adı, konumu, hızı ve yönü gibi bilgiler, uydu ve kıyı istasyonları üzerinden takip edilebiliyor. Ancak tankerler AIS cihazlarını kapattığında bu bilgiler takip sistemlerinde görünmez hale geliyor.
Bu yöntem, ‘dark shipping’ ya da Türkçede kullanılan ifadeyle ‘karanlık deniz taşımacılığı’ olarak biliniyor. Hürmüz Boğazı söz konusu olduğunda yöntemin amacı yalnızca ticari hareketleri gizlemek değil. Asıl hedef, İran tarafından gerçekleştirilebilecek saldırıların ve tehditlerin etkisini azaltmak.
CNN'nin haberine göre tankerler, özellikle geceleri ve ABD askerî refakatiyle Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. Gemilerin AIS sinyallerini kapatması ise İran’ın açık kaynaklı gemi takip sistemlerinden hareketle tankerlerin konumunu tespit etmesini zorlaştırıyor. Ancak bu yöntemin tamamen görünmezlik sağlamadığı da biliniyor.
Hürmüz Boğazı yaklaşık 37 kilometre genişliğinde. Bu kadar dar bir su yolunda büyük tankerlerin tamamen saklanması mümkün değil. Radar sistemleri, AIS kapalı olsa bile gemileri tespit edebiliyor. Ayrıca uydu görüntüleri de denizde hareket eden tankerlerin izini sürmeye devam ediyor. Dolayısıyla ‘karanlık geçiş’, gemileri fiziksel olarak görünmez hale getirmiyor; esas olarak geminin dijital izini ortadan kaldırıyor.
KİKU’NUN İKİNCİ HAMLESİ: PETROL BAŞKA TANKERE AKTARILDI
Kiku’nun hikâyesinin en dikkat çekici bölümü ise Hürmüz Boğazı’nın diğer tarafında başladı. Tanker, sinyalinin yeniden görülmesinin ardından Birleşik Arap Emirlikleri kıyısındaki Fujairah çevresinde demirledi. Burada başka bir Yunan süper tankeri olan Nave Electron ile yan yana geldi.
İki geminin günler boyunca birlikte kalması, denizcilik takip verileriyle uydu görüntülerinin karşılaştırılması sonucunda gemiler arasında petrol transferi yapıldığına işaret etti. CNN’nin yayınladığı görüntü ve değerlendirmelere göre Kiku, Hürmüz Boğazı üzerinden taşıdığı ham petrolü Nave Electron’a aktardı. Böylece Kiku’nun görevi Körfez’den petrolü çıkarmakla sınırlı kaldı; Nave Electron ise yükü Asya’daki müşterilere ulaştırmak üzere yoluna devam etti.
Nave Electron’un daha sonra Asya’ya yönelmesi, bu operasyonun temel mantığını ortaya koydu. Bir tanker Hürmüz Boğazı’nı geçerek petrolü Umman Körfezi’ne çıkarıyor, burada yük başka bir tankere aktarılıyor, ilk tanker ise yeniden Körfez’e dönerek yeni bir sefer için kullanılabiliyor. Bu sistem, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş kapasitesini artırırken aynı zamanda yükü tek bir geminin üzerinde uzun süre tutma ihtiyacını azaltıyor.
KÖRFEZ PETROLÜ İÇİN YENİ KORİDOR
Bu operasyonun arkasında yalnızca tek bir tanker veya tek bir şirket bulunmuyor. Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgenin önemli petrol üreticileri, petrolün dünya pazarlarına ulaştırılabilmesi için farklı güzergâhları aynı anda kullanmaya başladı.
ABD’nin askerî desteği de bu stratejinin önemli unsurlarından biri haline geldi. Amaç, ticari gemilerin karşı karşıya kaldığı İran saldırısı riskini mümkün olduğunca azaltmak ve bu riskin tamamının özel denizcilik şirketlerinin, tanker sahiplerinin veya sigorta şirketlerinin üzerinde kalmasını önlemek. Bu aynı zamanda savaşın ekonomik yükünün de yeniden dağıtılması anlamına geliyor.
Normal şartlarda bir tanker şirketi, savaş bölgesinden geçişin yaratacağı güvenlik ve sigorta riskini doğrudan üstlenirken, ABD askerî refakatiyle gerçekleştirilen operasyonlarda güvenlik sorumluluğunun önemli bölümü devletlerin askeri kapasitesine kayıyor.
HÜRMÜZ’DEN GEÇEN PETROL MİKTARI YENİDEN YÜKSELİYOR
Yeni stratejinin en önemli sonucu ise Hürmüz Boğazı’ndan çıkarılabilen petrol miktarında görülüyor. CNN’nin aktardığı değerlendirmelere göre, yeni yöntemlerin devreye girmesiyle boğazdan günlük yaklaşık 8-9 milyon varil petrol taşınmaya başladı.
Bu miktar, bazı Wall Street analistleri ve deniz taşımacılığı takip şirketlerinin AIS verilerine dayanarak yaptığı tahminlerin yaklaşık iki katına denk geliyor. Ancak bu rakam savaş öncesindeki seviyelerin hâlâ oldukça altında.
Savaş başlamadan önce Hürmüz Boğazı’ndan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol geçtiği belirtilirken, savaşın ilk döneminde bu akış dramatik biçimde geriledi. Dolayısıyla ‘karanlık geçiş’ yöntemi petrol piyasasına önemli bir nefes aldırsa da eski düzeni tamamen geri getirmiş değil.
Bununla birlikte son haftalarda gemi trafiğinde ciddi bir artış yaşandığına ilişkin veriler de bulunuyor. Örneğin New York Post’ta yer alan bir haberde Hürmüz üzerinden geçen gemi sayısının önceki haftalara göre belirgin biçimde yükseldiği ve tankerlerin önemli bölümünün Umman kıyılarına yakın alternatif rotaları kullandığı bildirildi.
PETROL STOKLARI ALARM VERİYOR
Hürmüz’deki geçici çözüm, yalnızca denizcilik sektörünün değil, küresel enerji piyasasının da baskısını azaltıyor. Ancak petrol piyasasının elindeki tamponlar sonsuz değil. Savaş süresince küresel petrol stoklarının yaklaşık 1,9 milyar varil azaldığı belirtiliyor. Stokların bu seviyede gerilemesi, piyasaların gelecekte yeni bir arz şokuna karşı daha kırılgan hale gelmesi anlamına geliyor.
ABD’nin Stratejik Petrol Rezervi de yoğun şekilde kullanıldı. Washington, piyasadaki arz açığını azaltmak amacıyla yüz milyonlarca varili piyasaya sürerken, Çin de kendi yüksek stoklarından yararlandı ve ham petrol ithalatını azaltmaya başladı.
Bu hamleler, savaşın petrol fiyatları üzerindeki etkisini sınırlayan önemli faktörler arasında yer aldı. Ancak stoklardan petrol çekmek geçici bir çözümdür. Piyasa yeniden dengelenirse kullanılan stokların doldurulması gerekir. Eğer arz-talep dengesi sağlanamaz ve stoklar daha fazla erimeye devam ederse, belli bir noktadan sonra bu rezervler küresel talebi desteklemek için yeterli olmayabilir.
SUUDİ ARABİSTAN ALTERNATİF ROTAYI BÜYÜTÜYOR
Körfez ülkeleri ise Hürmüz’e olan bağımlılığı azaltmak için deniz taşımacılığının yanı sıra boru hatlarına da yöneliyor. Suudi Arabistan bunun en önemli örneklerinden biri. Ülke, Basra Körfezi’nde tanker bekletmek yerine petrolün önemli bölümünü Doğu-Batı Petrol Boru Hattı üzerinden Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı’na yönlendirdi.
Bu sistem, Hürmüz Boğazı’nı tamamen devre dışı bırakmasa da boğazdan geçmesi gereken petrol miktarını azaltıyor. Benzer şekilde diğer bölge üreticileri de günlük milyonlarca varillik petrolü farklı güzergâhlara yönlendirmeye çalışıyor. Brezilya, Guyana ve Venezuela’nın üretim artışları ile ABD’nin piyasaya ek petrol sürmesi de küresel arzın tamamen çökmesini engelleyen unsurlar arasında bulunuyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:70
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 24 Ağustos 2026 07:40 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















