Eski dünyayıkılırken: Coğrafya, diplomasi, teknoloji Ersin Çelik
Yenisafak sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.
Dünya, yeni yüzyılın ilk çeyreğini geride bırakırken bir dönüşümden geçiyor. Sadece güç dengeleri değil, sınırlar, ekonomik modeller, ittifak biçimleri ve teknolojik bağımlılıklar yeniden yazılıyor, yeniden çiziliyor. Geçmişten bugüne geniş bir perspektifle bakarsak, Sanayi Devrimi ile kurulan ve yaklaşık 150 yıldır dünyayı yöneten küresel denklemin çözüldüğünü, yerine henüz adı tam konmamış hibrit bir düzenin kurulduğunu görüyoruz.
Bugün yalnızca küresel siyaset değil, ekonomiden savunmaya, enerjiden teknolojiye kadar modern devleti ayakta tutan bütün faktörler yeniden tanımlanıyor. Demokrasiye dayalı yönetimler dahi, küresel krizler karşısında işlevselliğini ve ikna gücünü yitirmenin eşiğinde. Eski dünyanın son düzlüğünde toplumları ahlaken çökerten, aileyi ve akabinde devleti hedef alan anormal yaşam biçimleri de sorgulanıyor. Eski dünyanın “kilit” ülkeleri birer birer pasifleşirken, yeni kilit mekanizmalar devreye giriyor. Tekeller kırılıyor, ittifakların şartları ağırlaşıyor. Hiçbir ülkenin, başka bir devlete “karşılıklı bağımlılık” ilişkisi kurmadan ilerleyemeyeceği bir çağ başlıyor. Her gelişme bir başkasına, her teknoloji bir diğerine, her güç odağı karşıtına mecbur durumda.
Bu girift ve çok boyutlu değişim içinde, yeni güç odağı olarak Türkiye’nin merkezileşmesi artık hemen her devletin –rıza göstermeseler bile– mecburi kabulü haline geldi. Bu yönelim ve ilgi, geçici bir “sabun köpüğü” değil. Tarihsel hafızanın, coğrafi konumun, artan devlet kapasitesinin ve son yirmi yılda ilmek ilmek işlenen stratejik yatırımların doğal çıktısıdır.
*
“EZİCİ ÜSTÜNLÜKLER” DEVRİ KAPANDI
Osmanlı’nın yıkılışı ve imparatorluklar çağının kapanışından bu yana, bölgemizde kâğıt üzerinde kurulan ve dışarıdan “güçle” dayatılan politik denklemler, uzun süre büyük devletlerin kontrol mekanizması olarak çalıştı. 8 Aralık 2024 Devrimi’ne kadar Suriye Devleti üzerinden hem bölgenin baskılanması hem de Türkiye’nin istikrarsızlaştırılması canlı hafızadır. Ancak bugün şartlar, çıkarlar ve nihayetinde konjonktür hızla değişti. ABD’nin bölgeye ilgisi ve etkisi zayıflıyor, Avrupa Birliği kendi iç krizlerinde patinaj yapıyor, Rusya’nın gücü Ukrayna sahasında sınanıyor, Çin ise küreselleşmenin daralan koridorlarında yeni çıkış yolları arıyor. Kısacası, o eski “ezici üstünlükler” devri kapandı.
Oluşan bu güç boşluğunu dolduracak aktör sayısı ise sınırlı. Türkiye, bu boşluk genişledikçe merkezde güçleniyor ve doğal bir çekim alanına dönüşüyor. İçerideki kısır tartışmalar ne derse desin, bugün dünyada kurulan hiçbir kriz masası Türkiye olmadan sonuç üretemiyor. Ukrayna–Rusya savaşında işleyen tek diplomatik hat Ankara’dan geçti. Gazze’deki insanlık dramında hem İslam dünyasıyla hem de Batı’yla eşzamanlı ve sahici diyalog kurabilen yegâne ülke Türkiye. Karabağ Zaferi ile Kafkasya’da değişen dengelerin kilit taşı Türk diplomasisi oldu. Balkanlar, Körfez ve Afrika açılımları, Ankara’sız bir denklem kurulamayacağını herkese gösterdi. Ortadaki tablo, Türkiye’yi yalnızca bölgesel bir aktör değil, diplomasiyi “ikna edici bir güç çarpanına” dönüştüren küresel bir oyun kurucu haline getiriyor.
*
OYUNUN KURALLARI DEĞİŞTİ
Artık küresel siyaset, Soğuk Savaş dönemindeki gibi tek bir bloğa yaslanarak yürütülemiyor. Güç araçlarının çeşitlendiği bu yeni çağda, “çok yönlü” hareket edebilen ülkeler belirleyici oluyor. Türkiye tam da bu nedenle merkezde: Aynı anda Batı’yla müzakere ediyor, Rusya ile diyalog kuruyor, Asya’nın yükselen güçleriyle iş birliği yapıyor ve Afrika sahasında “kazan-kazan” ilkesiyle varlık gösteriyor.
SİHA teknolojisiyle başlayan dönüşüm ise dünya savunma sanayii tarihinin en köklü kırılmalarından biri oldu. ABD-Çin-Rusya-İsrail merkezli tekel, Türkiye’nin geliştirdiği platformlarla aşıldı. Hatırlayalım: TB2, 2010’ların geleneksel savaş doktrinini değiştirdi. AKINCI, yüksek irtifa ve ağır mühimmat kapasitesiyle literatürde yeni bir kategori açtı. KIZILELMA ise insansız savaş uçağı konseptini bambaşka bir seviyeye taşıdı. Yakın zamanda gerçekleştirilen “görüş ötesi havadan havaya füzeyle jet vurma” testi, havada oyunun kurallarının yeniden yazıldığının ilanıydı.
*
HERKES HERKESE, HER ŞEYE MUHTAÇ
Savunmadaki bu özerklik, sadece askeri bir üstünlük değil. Diplomasi, teknoloji ve ekonomi üçlemesini birleştiren bir kaldıraç. Bir ülke artık yalnızca silaha değil, dijital ağlara, enerji altyapısına, otonom sistemlere ve yapay zekâya hâkim olduğunda çağın gerisinde kalmadan “güç” üretir. Türkiye de bu “bütünsel güç modelini” inşa etme yolundaki nadir devletler arasında.
Bugün teknoloji artık bağımsız bir sektör değil, hayatın “sinir sistemi” konumunda. Bir teknoloji diğerine mutlak surette bağımlı. Yapay zekâ veriye, veri bulut teknolojisine, bulut teknolojisi enerjiye ve siber güvenliğe muhtaç. Bu zincirin herhangi bir halkasının kopması, devletlerin tüm stratejisini çökertilebilir. Tam da bu yüzden, hiçbir ülke tek başına “süper güç” iddiasını sürdüremiyor. Teknoloji bağımlılığının arttığı bu çağda Türkiye, savunma ve enerjide gösterdiği ilerlemeyi, “büyük veri”yi işleme ve siber vatanı koruma kapasitesiyle birleştirdiğinde, güç mimarisindeki yerini perçinleyecektir.
Görüldüğü gibi, bir klişe olarak kartlar yeniden dağıtılmıyor, artık masanın kendisi değişiyor. Eski ittifakların ağırlığı azalırken, öngörülemezlik artıyor. İşte bu geçiş döneminde Türkiye, enerji koridorlarının, ticaret yollarının ve barış diplomasisinin kesişim kümesinde duruyor. Sonuç olarak: Artık küresel denklemde Türkiye’nin olmadığı bir plan yapmak, coğrafyanın fizik kurallarına ve yönetim felsefesine aykırı
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:68
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 05 Ocak 2026 04:06 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















