Ankara24.com
close
up
​Dindarlığın zirvesindeki şair Dursun Gürlek

​Dindarlığın zirvesindeki şair Dursun Gürlek

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.

​İslam tarihinde şairliği ile öne çıkan ve kaliteli şiirleriyle büyük şöhret kazanan dindar ediplerin en önemlilerinden biri de -hiç şüphesiz- Mehmed Âkif Ersoy’dur. Diğer bir ifadeyle söylemek gerekirse, onun en takdire şâyân özelliği son derece mütedeyyin bir insan olmasıdır. Dolayısıyla Safahat’ına manzum bir Kur’an tefsiri, kendisine de coşkun bir Kur’an şairi diyebiliriz. Halkımızın ona duyduğu muhabbetin asıl sebebi de işte bu özelliğidir. ​Merhumun, hayatının son yıllarında mağdur edilmesinin,

​İslam tarihinde şairliği ile öne çıkan ve kaliteli şiirleriyle büyük şöhret kazanan dindar ediplerin en önemlilerinden biri de -hiç şüphesiz- Mehmed Âkif Ersoy’dur. Diğer bir ifadeyle söylemek gerekirse, onun en takdire şâyân özelliği son derece mütedeyyin bir insan olmasıdır. Dolayısıyla Safahat’ına manzum bir Kur’an tefsiri, kendisine de coşkun bir Kur’an şairi diyebiliriz. Halkımızın ona duyduğu muhabbetin asıl sebebi de işte bu özelliğidir.

​Merhumun, hayatının son yıllarında mağdur edilmesinin, zaruret içinde yaşamasının, peşine polis takılmasının, Mısır’a gitmek zorunda bırakılmasının, devlet ricalinden hiç kimsenin cenazesine katılmamasının, defninde konuşma yapanların takibe uğramasının ve daha birçok sıkıntılar yaşamasının asıl sebebi de Âkif’in bu sağlam dindarlığı ve sarsılmaz imanıdır. Esefle ifade etmek gerekirse, hakkında yazılan bazı kitaplarda bile onun Müslümanlığı hakkında ipe sapa gelmez cümleler kullanılmakta, böylece zihinler bulandırılmaktadır.

​Âkif hakkında ilk defa kitap yazan müelliflerin isimlerini Süleyman Nazif, Eşref Edip Fergan, Hasan Basri Çantay, Mehmet Emin Erişirgil, Mithat Cemal Kuntay diye sıralayabiliriz. Âkif’in Müslümanlığını yanlış tevil eden, indi yorumlarda bulunan yazarlardan biri de listemizin sonundaki isim, Mithat Cemal Kuntay’dır.

​Büyük şairimizi konu alan eserlerden biri de “Bütün Cepheleriyle Mehmet Âkif” adındaki kitaptır. Hilmi Yücebaş’ın 1958’de neşrettiği bu kitap, bir derleme olduğundan içinde muvafık, muhalif her türlü yazı bulunmaktadır. Adı geçen eserde “Mehmet Âkif’in Dindarlığı” başlıklı bir yazı var ki, şairimizin manevi dünyasını en çarpıcı ve isabetli ifadelerle dile getirmektedir. Bugün adı bile anılmayan merhum Mustafa Sabri Sözeri’nin, nasıl bir söz eri olduğunu gösteren yazısını, şairimizin dindarlığından rahatsız olan bedbahtların da okuması için aşağıya alıyorum:

​“Onun dindarlığını dostları da, düşmanları da yanlış anladılar. Düşmanları Âkif’i softa, sadece şeriatçı sandılar. Âkif’in dindarlığını dar kafalılık diye vasıflandırdılar. Yârânından ve âşinalarından bazılarının da Âkif düşmanları kadar yanlış anlayışı çok acıklıdır. Dindarlığını şahsiyetinden ayrılabilir, iğreti bir karakter saydılar. Mesela Mithat Cemal, Âkif’e hasrettiği eserinde vapurda, tramvayda hoşça okunacak birçok hikâyelerde dindarlığını onun zaafı ve basit tarafı olarak tebarüz ettirmekle Âkif hakkında en hatalı hükme varmıştır. Bu zaaf ve bu basitlik ona, itikadı ve imanı sabit, ahlakı gayet mazbut olan Babanzâde Ahmed Naim’den intikal etmiş imiş. Âkif çocukken inandığı şeyleri, yaşıyla birlikte mâlûmâtı da arttıkça kendi muhakemesiyle yumuşatabilir; yeniye, değişene, başkaya ayak uydurabilir imiş. Lakin Şark’ı da, Garb’ı da layıkıyla tanıdığı halde yine beş vakit namazını kılan; ibadet ve taatinde kat’iyen kusur etmeyen Babanzâde buna imkân vermiş imiş.

​Mehmed Âkif’in şahsiyetini yapan, onu bukalemun olmaktan kurtaran bu zat, ona bilmeyerek bu fenalıkları yapmış imiş. Yine bilmeyerek yaptığı birçok iyilikleri de varmış. Eserin esasını teşkil etmesi gereken ‘Âkif’in Müslümanlığı’ bahsinde, Âkif’i Arapça Müslümanlığa dahil ediyor. Müslümanlığın Türkçesi, Acemcesi de var imiş. Âkif’de ‘his mistisizmi’ değil, ‘fikir mistisizmi’ bulunduğu söyleniyor. Bu ne demek? Bu belirsiz ve delilsiz ifadelerde gizlenen nedir? Dindar Âkif’i, Müslüman Âkif’i unutturmak mıdır?

​Âkif’e pek yakın olduğunu söyleyen adamın bu ibtidâi görüşleri, bizim inkılapçıların herkesi kendileri gibi görmek isteyişine bağlı softalıklarından başka bir şey değildir. Zira dini tarafını çıkarırsanız Âkif’de, Âkif kalmaz. Geçen sene Eminönü Halkevi›nde yapılan Âkif gününde de, İsmail Habip ve birçok gencin kabullendiği bu hatalı görüşün sebebi, bunların din sosyolojisini bilmeyişlerindendir. Dinin insanlık içinde bugüne kadar vicdanlara hâkim olarak yaşayışının sebebi, onun bir hayat ve kuvvet kaynağı oluşudur. Biz, Müslüman Âkif’in ruhunda, aramızda yaşayanların hepsine üstün bir kuvvet, bir hayat görüyoruz ve inanıyoruz. Âkif’in bütün yazılarında hâkim görünen iman ve ümit, merhametle beraber kaynağını Kur’an’da buldu. Ve edebi hayata, edebi vuslata din içinde kavuştu.

​Âkif’in sadece bir dünya dini yaşamış olduğuna inanan dostları da vardır. Filhakika, her dindar gibi Âkif de dinin dünyadaki feyizlerine, Allah’ın sonsuz nimetlerine hayranlıkla başlamıştı. Safahat’ın birinci kitabında mürebbi vazifesini gören bir müftü gibidir. Hayatının her sahasına şeriatı tatbik etmek ister. İkinci kitapta milletimizin inkılabını din sınırları içinde yapmasını ister. Millet için kurtuluş çaresini burada bulduğunu söyler. Yani bu esnada henüz dindar bir ıslahatçıdır.

​Hakkın Sesleri’nde şairin masasında Kur’an-ı Kerim açılmış bulunuyor. Sanatkâr ilhamını cemiyetten değil, artık doğrudan doğruya Mukaddes Kitap’tan almaya başlıyor. Kur’an-ı Kerim’in ümit ve azim telkin eden, sapıklıklardan, yolsuzluklardan meneden, beyinsizlerden ve bilgisizlerden uzaklaşmayı öğreten, iyiliği emreyleyen, kötülüğü nehyeden, Allah’a inanır bir millet olmayı tavsiye eden ayetlerinden aldığı ilhamlarla cemaatin imanını coşturmak azminde idi.

Fatih Kürsüsü’nde, Kur’an’ın rehberlik ettiği bir yoldan sahabelerin huzuruna çıkıyor ve Ehl-i Sünnet Mezhebi’nin samimi hayatına kavuşuyor. Hatıralar’da ise, aşk ve tarikatın ruhunda yer ettiğini görüyoruz. Necid Çölleri›nden Medine’ye başlıklı son parça bizi bu hususta aydınlatıcıdır. Vak’anın kahramanı olan Sudanlı, Sudan’dan Medine’ye aylarca yürüyerek ve çölü geçmek suretiyle gelmiştir. Ve bu çilesinin sonunda Peygamber’in kabrine kapanarak son nefesini vermiştir. Sudanlı’nın aşk rabıtası doğrudan doğruya Allah’a olmayıp, mutasavvıfların çoğunda olduğu gibi, Resulullah’ın vasıtasıyla yapılmaktadır. Âkif, bu hakiki hadisedeki rabıta aşkını kuvvetle duymuş olduğunu bu şiirinde ortaya koymuştur. Asım’da tekrar cemiyete dönüyor ve inkılabın yolunu gösteriyor:

​‘Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı / Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı’

​Bunun tahakkuku için ilmi şart koşuyor. Çanakkale’nin muzaffer neslini, Avrupa’nın ilmi müesseselerine uğurluyor. Şair, aşk ve tasavvuf yoluna intisabını Gölgeler’de çıkan ‘Gece’ ve ‘Secde’ isimli şiirleri ile ifşa etti. Artık kırk yıllık çilesini doldurmuş olan Sofiyye-i Eflatun’un, Mevlânâ’nın ve Yunus’un yanında bulunuyoruz:

​Ömürler geçti, sen yoksun, gel ey bir tanecik Mabud / Gel ey bir tanecik Gaib, gel ey bir tanecik Mevcud!”

​Lakin coşkun kalbi, vuslat duydukça hasreti artıyor. Ezeli dosta yaklaştıkça ondan uzaklaştığını sanıyor. Sonsuzluğun içinde mest olurken aynı sonsuzluğun huzurunda kendinden geçerek hali, bir ebedi mazi olmuş sanıyor ve: ‘Henüz yâdımdadır bezminde medhûş olduğum demler’ diye yanıyor.

​Daha sonra büyük mistiğin gözleri aydınlığa alışacak, ilahi şaraptan sarhoş olduğu halde kolay kolay yıkılmayacak: ‘Bütün dünya serilmiş sunduğun vahdet şarabından / Benim mest olmayan meczubun, Allah’ım, benim meydan!’ diyecektir.

​Nâmütenâhi ile baş başa kalan bu sonsuz ferdiyet, sonsuz bir feryat çıkardıktan sonra Büyük Sahib’in önünde secdeye kapanacak; onunla birlikte ışıklar, karanlıklar, eşya, boşluk, şuur ve hayat, her şey, duran ve dolaşan bütün mevcudat hepsi birlikte secdeye kapanacaklar. Bu nâmütenâhi boşlukta secdeye kapanmamış tek bir zerre, bir ses dahi kalmayacaktır: ‘Kıyılmaz lakin, Allah’ım, bu gaşyolmuş, yatan vecde / Bırak hilkatle olsun varlığım yekpâre bir secde’ diyecektir.

Mehmed Âkif, bu dua ile Allah’ın huzuruna çıktı ve belki de O’nun vuslatına ulaştı. Ben, bundan sonra şair olabileceğim diyebildi. Lakin ruhunun bu alevlenişi, şahsiyetinin hudutlarını aşmadı. İlahi neşelerinin kırılmalarından bizi mahrum bıraktı. Dindarlığının zirvesinde eserlerini veremeden ezeli kânûnun hükmü gelip çattı.”

2026 yılı, Âkif’in vuslatının doksanıncı sene-i devriyesi olması dolayısıyla, anma toplantıları daha yoğun ve daha seviyeli icra edilmeli, basma kalıp konuşmalar yerine gerçek şahsiyetini ve tabii ki İslami hassasiyetini öne çıkaran programlar yapılmalıdır. Âkif, bunu hak ediyor.

Rahmetullahi Aleyh…

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:122
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 04 Ocak 2026 04:05 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Almanya Kupası nın sahibi Bayern Münih oldu

24 Mayıs 2026 00:08see166

Beyaz Saray yakınında silah sesleri: Keskin nişancılar çatıda

24 Mayıs 2026 01:47see159

A Milli Futbol Takımı nda Dünya Kupası hazırlıkları hız kesmedi!

25 Mayıs 2026 00:36see149

Trafik Kazasında Kadın Sürücüyü Darp Eden Şüpheliye Ceza

25 Mayıs 2026 01:01see145

3 bacaklı oğlak görenleri şaşkına çevirdi

24 Mayıs 2026 09:42see144

Oteller doldu mu? Tatilciler en çok nereyi tercih etti?

25 Mayıs 2026 00:54see142

Alacak kavgasında ağabey bıçaklandı, kardeşi darbedildi Aksaray Haberleri

25 Mayıs 2026 00:39see142

Göç İdaresi Başkanlığına Muhammet Selami Yazıcı atandı

25 Mayıs 2026 00:38see142

Formula 1’de Kanada GP’sinde zafer Antonelli’nin Sözcü Gazetesi

25 Mayıs 2026 01:09see141

Kılıçdaroğlu azınlıkta: Meclis Grubu nda gücü tartışmalı Yerel Gündem Haberleri

24 Mayıs 2026 04:05see140

Birsu Demir den yıllar sonra gelen itiraf: Karavandan dışarı atıldık Magazin haberleri

24 Mayıs 2026 17:52see140

Sanki kendi ikizini doğurmuş! Anne kız birlikte modellik yaptı, ünlü aile tam kadro desteğe geldi

24 Mayıs 2026 14:09see138

İran ın Dünya Kupası kampı ABD den Meksika ya alındı

24 Mayıs 2026 16:06see138

Ukrayna’nın hedefi enerji... Rusya’nın Karadeniz’de can damarı vuruldu

24 Mayıs 2026 07:37see134

Almanya dan dünya şampiyonluğuyla dönen Sevilay Akseller: Ülkemi yurt dışında başarıyla temsil ettiğim için kendimle gurur duyuyorum Aydın Haberleri

24 Mayıs 2026 13:22see130

Erol Yarar kürek çekerek Demokrasi ve Özgürlükler Adası’na ulaştı Kültür Sanat Haberleri

24 Mayıs 2026 19:39see129

Tarsus ta kamyonet sürücüsü kalp krizi geçirdi

24 Mayıs 2026 16:21see129

Liverpool’da Mohamed Salah ve Andrew Robertson veda etti!

24 Mayıs 2026 20:12see127

Bülent Şakrak ile Duygu Arabacıoğlu sezonu açtı

24 Mayıs 2026 16:12see126

Kurban Bayramı öncesi İstanbul da yollar boş kaldı

24 Mayıs 2026 16:17see125
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları