Demek ki neymiş? Aydın Ünal
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
PKK/PYD terör örgütü 2012 yılından itibaren ABD tarafından finansal ve askeri olarak desteklendi. Militanlara maaş bağlandı, modern ağır silahlar verildi. İşgal ettikleri Suriye topraklarında verimli tarım arazilerinin ve petrolün gelirini de aldılar. Suriye Ordusu geçtiğimiz haftalarda operasyon başlatınca Halep’ten başlayarak Rakka, Deyri Zor başta olmak üzere işgal ettikleri toprakların büyük kısmından hiç çatışmadan çekildiler. Demek ki neymiş? PKK bir kâğıttan kaplan imiş.
PKK’nın silahlı eylemleri bugüne kadar hep pusu kurmak, suikast, baskın, vur-kaç, sivil kalabalıklar içinde canlı bomba patlatmak ve intihar saldırılarından ibaretti. İlk kez bir cephe savaşı, göğüs göğüse savaşla karşılaştılar ve arkalarına bakmadan kaçtılar. Demek ki neymiş? Mertçe bir savaşta PKK namertçe kaçarmış.
PKK/PYD’nin Suriye işgalinde en büyük güvencesi ABD’nin korumasıydı. ABD desteğini çekip İsrail yüzüstü bırakınca geriye direniş kalmadı. Demek ki neymiş? PKK, emperyalizmin son kullanma tarihi gelmiş mayın eşeği imiş.
ABD 2012’den itibaren Suriye’de PKK/PYD terör örgütünü açıktan destekledi. ABD’nin PKK’ya desteğinin Suriye’den ibaret olmadığını, kuruluşu dahil, her aşamasında PKK’nın arkasında durduğunu, Avrupa ülkelerinin ve İsrail’in PKK’ya kol kanat gerdiğini çok iyi biliyoruz. Demek ki neymiş? Türkiye’de 50 bin insanın kanını akıtan PKK esasında Türkiye’ye yönelik bir emperyalist proje imiş.
48 yıldır Türkiye’nin ana gündemi hep PKK terörü oldu ama bu terör örgütünün dış bağlantıları, özellikle de ABD, Avrupa, İsrail ilişkileri ana akım mecralarda hiç gündeme getirilmedi, konuşulmadı, yeterince sorgulanmadı. Demek ki neymiş? PKK’nın ipini tutanların konuşulmasını engelleyen bir karartma, bir fonlama var imiş.
Cumhuriyeti kuran parti olmakla övünen CHP başta olmak üzere ülkenin solcusu, Kemalisti, ulusalcısı, Türkçüsü ve daha niceleri Suriye yönetimini “IŞİD” olarak şeytanlaştırıp PKK’ya yönelik terör operasyonunu “Kürt kıyımı” olarak isimlendirmeyi tercih ettiler. Demek ki neymiş? Alnı secdeye varan insanlara karşı gerekirse İsrail, gerekirse ABD hatta gerekirse kanlı terör örgütü PKK bile desteklenebilirmiş.
Saçını ören sözde sanatçılar. “Suriye’de Kürt katliamı yapılıyor” diyen sözde yazarlar, kurumlar, STK’lar. “Yaşasın PKK” diyemedikleri için uzun uzun bildiriler yazıp PKK’ya destek çıkan sendikalar, meslek örgütleri, barolar, tabipler. Demek ki neymiş? Terör sadece Kandil’de, Sincar’da, Kamışlı’da değil, tam içimizdeymiş.
Kendilerini “İslamcı” bildiğimiz kimi Kürtler Suriye imtihanında sınıfta kaldılar. Suriye’de bir Kürt katliamı yapılmadığını, PKK ile mücadele edildiğini bal gibi bilmelerine rağmen “Kürtler katlediliyor” yalanına onlar da sarıldılar. Demek ki neymiş? İslamcı Kürt zannettiklerimizin gönlünde kocaman bir PKK yatıyormuş.
Elde ettiği sınırsız imkanlara rağmen sahada savaşmadan silinip giden PKK/YPG’ye yönelik en küçük bir eleştiri bile yok. O paralar nereye gitti? Kimin cebini doldurdu? Ayn el Arab’da çocukların soğuktan öldüğü yalanını yayıyorsunuz da mesela oralarda tünel kazmanın ötesinde gıda, yakıt hazırlığının yapılmadığını neden sorgulamıyorsunuz? 14 yıldır yönettiğiniz, her biri sefalet içindeki “ekolojik” şehirler bu muymuş? Keskin nişancı bir kadın terörist üzerinden, şaka bir saç videosu üzerinden örgü kampanyası başlatıyorsunuz da mesela Halep’teki çocuk yaştaki kadın intihar eylemcilerinden, Araplara yönelik katliamlardan, çocuk mahkumlardan, PKK içi tacizlerden, tecavüzlerden neden bahsetmiyorsunuz? Demek ki neymiş? PKK propaganda ile şişirilen, eleştirilmesi baskıyla engellenen koca bir balon imiş.
Her mağlubiyet, her hezimet, yüzlerce Kürt gencinin öldüğü her başarısız eylem sonrasında PKK sokakları hareketlendirip “Kürtlere katliam yapılıyor” yalanıyla bir ağlama kampanyası başlatıyor. Eylem yaparken mert değil, kaybedince onursuz. Demek ki neymiş, PKK kendisine sempati duyan Kürtlerin aklını, idrakini olduğu kadar onurunu da sömürmüş, çekip almış.
PKK destekçisi, solcuların putu, kadın düşmanı, katil, aynı zamanda da yeteneksiz sinemacı Yılmaz Güney’in sette bir çalışana saldırdığı yeni görüntüler çıktı. Put devrildi mi? Hayır. Demek ki neymiş? Onlardan olana taciz, tecavüz, kadına şiddet, çalışana şiddet mazur görülebilirmiş.
Konuyla gündem olarak değil ama karakter olarak bağlantılı bir olaya da değinmeden geçmeyelim:
İBB’nin “kreş” adı altındaki yasa dışı yapılarında çok ciddi çocuk istismarı iddiaları var. Bu yapıların başına sapkın LGBT örgütleriyle bağlantılı isimler getirilmiş. Kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Sözde sanatçılar, yazarlar, gazeteciler, dernekler, sendikalar, meslek örgütleri, kadın örgütleri, CHP, DEM, diğerleri üç maymunu oynuyor. Geçmişte çocuk istismarı vakalarını İslami vakıflarla zorla irtibatlayıp tüm dindarlara alçakça saldıranlar şimdi sus pus. Demek ki neymiş? Duyarlılıkları plastiktenmiş. Dertleri çocuk değilmiş. Vicdanları bile kutuplaşmış. Meğer insan bile değillermiş.
Görüntülenme:36
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 26 Ocak 2026 04:12 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar


















