Oruç tutanı kim yenebilir ki… Aydın Ünal
Yenisafak sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Mehmet Akif, Necid Çölleri seyahati sonrası kendisine “Ne gördün, Şark’ı çok gezdin?” diye soranlara cevap verdiği şiirinde “Harap iller, serilmiş hânümanlar, başsız ümmetler, yıkılmış köprüler, çökmüş kanallar, yolcusuz yollar, tegallüpler, esaretler, tahakkümler, mezelletler, riyalar, örümcek bağlamış tütmez ocaklar, yanmış ormanlar, cemaatsiz imamlar, kirli yüzler, secdesiz başlar, ıpıssız aşiyanlar, kimsesiz köyler, çökük damlar” ve daha nice olumsuzluğu ardı ardına sayıyor.
Aynı şiirinde Akif, “Göğüsler sızlayıp durmakta, zincirler daralmakta / Bunalmış kalmış üç yüz elli milyon cansa gırtlakta” diyerek tüm İslam dünyasının feryat ettiğini anlatıyor.
Akif’in çizdiği bu kapkara tablonun üzerinden 110 yıl geçti. Akif’in 350 milyon dediği Müslümanlar bugün 2 milyara ulaştı. Durumları daha mı iyi? Müslümanlar, Akif’in gördüklerinden ya da Ziya Paşa’nın gördüğü “mülk-ü İslam’daki viranelerden” kurtuldular mı? Elbette hayır. Hatta işler daha da kötüye gitti. İslam ülkeleri parçalara bölündü, aralarına sınırlar çizildi, ümmet bölük pörçük oldu. Müslümanların toprakları işgal altında, emekleri, yer altı, yer üstü zenginlikleri sömürülüyor. Yine yoksulluk, yine zulüm, yine kan ve yine göz yaşı. Sadece toprakları değil; artık inançları, değerleri, kutsalları, kültürleri, gelenekleri saldırı altında. Çözülme, çürüme aldı başını gidiyor…
İslam dünyasının ve Müslümanların içinde bulunduğu durumu tanımlamak için çok daha fazla olumsuz kavram, kelime, sıfat bulmak mümkün. Akif’in, Ziya Paşa’nın, o dönemde feryat edenlerin karamsarlığından daha da kara tablolar çizmek mümkün.
Ancak, şu beylik benzetmeyle, bardağın boş tarafını bir kenara bırakalım da dolu tarafına bakalım, olmaz mı?
İslam dünyasında iyi şeyler de oluyor, hem de epey iyi şeyler oluyor.
Bir kere, bütün o gizli ve açık saldırılara, bütün o topraklarımıza ve zihnimize yönelik işgallere, bütün o ihanetlere rağmen, Müslümanlar kökleriyle, özleriyle irtibatlarını korumaya devam ediyorlar. Kur’an ve Sünnet, 2 milyar Müslümanın yolunu en güçlü şekilde aydınlatmayı sürdürüyor. Bütün o savaş, yoksulluk, kan, zulüm ve gözyaşına rağmen, dokuya ve değerlere yönelik onca operasyona rağmen, Müslümanlar dürüstler, ahlaklılar, edepliler, cömertler, merhametliler, vakurlar, sabırlılar, cesurlar…
Kimse Müslümanlara dayak atmaya yeltenmesin. Müslümanlar, öyle ya da böyle, güçlü ya da zayıf, sımsıkı sarıldıkları Allah’ın ipiyle, Kur’an’la, Sünnetle, canhıraş savundukları değerleriyle, dünyanın halen en dinamik, en temiz, en umut veren topluluğu.
Sosyalizm çöktü, kapitalizm en çok da zulüm, ahlaksızlık ve adaletsizlikle çatırdıyor. Adı şu ya da bu, sayısız beşeri düzenler devrildi; İslam’ın ışığı ise hem dünya hem ahiret için insanlığa yol göstermeye, güvenli liman olmaya devam ediyor. Müslümanlar okuyorlar, konuşuyorlar, tartışıyorlar, soruyor, sorguluyorlar, üretiyorlar, kendilerini yeniliyorlar. Hem Türkiye’de hem dünya genelinde toplumdan hafızlar fışkırıyor, camiler çoğalıyor, cemaatler çoğalıyor, uzaklaşanlar yaklaşıyor, gidenler geri dönüyor, başka dinlerden binlerce insan Müslüman olmayı seçiyor, kelime-i şehadet yer yüzünde hükmünü daha da genişletiyor, İslam insanlığın yegâne umudu olarak hasta kalplere şifa oluyor.
Sadece Hamas’a bakınız lütfen… Bütün dünya İsrail karşısında sessiz kalırken, korkarken, çekinirken, şantajla, tehditle İsrail zulmüne, soykırımına destek verirken, Hamas adında bir örgüt İsrail’e hâlâ kök söktürüyor, direniyor, dünyada İsrail’e kafa tutabilen, İsrail’le savaşabilen, İsrail’i korkutan tek örgüt olarak varlığını idame ettiriyor.
Her gün 5 vakit huşu ve disiplin içinde alnı secdeye varan insanı, her yıl bir ay oruç tutan insanı kimse yenemez. Onca saldırıya, işgale, Müslümanları kirletmeye, özlerinden, esaslarından uzaklaştırmaya dönük içerden ve dışardan onca saldırıya rağmen Müslümanlar imsaktan iftara kadar eşsiz lezzette bir sabırla bekliyorlar. Bu millet yenilebilir mi? Bu milletle baş edilebilir mi? İnsanlık için bu milletten başka umut olabilir mi?
Bırakalım karamsarlığı büyütmeyi. Bırakalım birbirimize kara, umutsuz, olumsuz hikayeler anlatmayı. Bırakalım sadece kusurları görmeyi… İslam ve Müslümanlar, tertemiz, heyecanlı, azimli, özüyle ve köküyle irtibatlı şekilde yeniden tarih sahnesine çıkıyor. Güzel şeyler oluyor.
Ramazan hayra, berekete, güzelliğe vesile olsun inşallah. Hayırlı Ramazanlar.
Görüntülenme:52
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 20 Şubat 2026 04:05 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar


















