Biz büyüdük, bayram, bırakın yine çocuklara gelsin… Ayşe Keşir
Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.
Bugün bayram, eski bir kapı aralanıyor çocukluktan…
Bayram sabahı çocukluğum avuçlarımda.
Kırmızı ayakkabılar… Yakası siyah kürklü kırmızı manto, sabah uyandığımda baş ucumda olacakmış gibi…
Uykuya direnen bir gecenin zor olan sabahı…
Bayram sabahı, erkenden uyanmanın heyecanı. Bayrama yetişmenin telaşı.
Havada keskin bir bayram kokusu…
Hava nereden biliyor bayramın geldiğini?
Çocukluk işte… Bayramı takvimden değil de yüreğimizden bildiğimiz zamanlar.
Sabahın erken saatinde uyanıp yeni kıyafetleri giyme telaşı, camiden gelen büyüklerin yolunu gözlemenin heyecanı, çaydanlığın dumanı, avuç içimize sıkıştırılan harçlıklar, cebimize doldurulan şekerler…
Çocuk dünyamızın tüm zenginliği küçücük cebimizde…
Çocukluk, zamanın ağır ağır aktığı günler… Bayramlar daha mı uzundu çocukluğumuzda? Ondan mı çocukluk hatıralarımız bitmek tükenmek bilmiyor.
Şimdi ise büyüdük…
Ve yine bir bayram sabahı…
Biz büyüdük diye mi hızlandı zaman? Hatıralar da ondan dolayı mı azaldı?
Büyüklerin bayramında öpülecek eller azalıyor. Sevinçler buruk…
Zamane bayramlarında arife günü giriyor biz büyüklerin hayatına…
Arife günü, toprağın altına emanet ettiklerimizle bayramlaştığımız gün biraz da.
Bayramdan önce soğuk bir mezar taşına dokunuyor ellerimiz. Dudaklarımızda ettiğimiz duanın mırıltıları…
Biz büyüdük ve bayram sevinci hâlâ çocuklarda. Bizim yüreğimizde ise artan özlem…
Biz büyüdük…
Etrafımızda dünyanın acı gerçekleri…
Bayramların, her çocuğun evine aynı sevinci götürmediğini büyüyünce anlıyor insan.
Büyümek:
Gazze’deki çocuklara, Doğu Türkistan’daki çocuklara gelemeyen bayramın sızısını yüreğinde hissetmek artık…
İran’da kız okulunda Ramazan günü hayattan koparılan 170 çocuğun bu bayram için hayali neydi? Ya Hind Receb’in, Layan Hamada’nın hayali…? Hangi kıyafet, hangi oyuncak?
Ya o çocukların annesi, babası…
Bir yetime, bir öksüze nasıl gelir bayram sabahı?
Ya da evladını kaybetmiş annenin bayramı olur mu?
İnsan büyüyünce anlıyor, Can Yücel’in dediği gibi
Nefes almanın bayram olduğunu…
Sevdiklerinle geçen her günün bayram olduğunu…
Bu yüzden bu bayram büyük şeyler yapmaya gerek yok.
Gösterişli sofralara, abartılı hazırlıklara da gerek yok.
Çok gürültü yapmadan…
Sessizce, iyilikle yaşamalı bayramı…
Biz büyüdük, bayram bırakın yine çocuklara gelsin…
Bir çocuğun hafızasına güzel bir bayram hatırası bırakmak olsun bizim de bayramımız.
Bir çikolatayla…
Bir şekerle…
Mendilin içine sıkıştırılmış küçük bir harçlıkla…
Bir çift ayakkabı ya da yeni bir tişörtle…
Ramazan ayında dolaştığınız evlerin bayramını siz hazırlayın.
Çocukluğumuzda evimize gelen bayram sevincini şimdi başka çocukların evine götürmek olsun bizim bayramımız.
Ha bir de unutmayın!
Bu bayram sevdiklerinizle son bayramınız olabilir. Ya biz ya da bir sevdiğimiz bir sonraki bayramı göremeyebilir. Ondandır ki “Sevdiklerinizle nice bayramlara!” en kıymetli duadır.
Ve son bayram gibi karşılayın bu bayramı…
Daha çok sarılmak, kucaklaşmak daha çok affetmek için…
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:34
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 20 Mart 2026 04:07 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















