Ankara24.com
close
up
Menu

TSPB Başkanı Karagöz, 2026 da yurt içi piyasalarda olumlu bir seyir bekliyor

Osimhen, Galatasaray Atletico Madrid maçında oynayacak mı? Bizzat açıkladı...

Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği nde değişiklik yapıldı

Beşiktaş tan Fransa da 103 sayılık zafer

Kaymakam adaylarına yeni KPSS şartı

Galatasaray da Fofana transferi patlak verdi: Rota, Juventus tan Koopmeiners e döndü

Ara transfer dönemi ne zaman bitiyor? 2026 ikinci transfer sezonu hangi gün bitecek?

Hayvanlar karda mahsur kaldı: Ekipler ot ve saman taşıdı

ABD personeline Katar daki üssü terk etme tavsiyesi Dış Haberler

AKP li Şamil Tayyar’dan ‘yeni bir sayfa açılmalı’ mesajı: İmralı’nın aklına, terör örgütlerinin insafına hiç ihtiyaç yoktur; terör örgütleriyle müzakere olmaz, mücadele edilir

İsrail medyası: İsrail, İran a hassas bilgiler sızdırdığı şüphesiyle bir askeri gözaltına aldı

İstanbul a görülmeyen kış geliyor: Uzman isim tarih vererek duyurdu!

Dünya Bankası, büyüme tahminlerini açıkladı… Dikkat çeken Türkiye detayı

İsrailli bakandan Mescid i Aksa ya baskın Dış Haberler

DEM li Sakık ın sözleri TBMM yi karıştırdı: Gereken her şeyi yaparız

İSKİ ile İstanbul da sular ne zaman, saat kaçta gelecek? 15 Ocak Perşembe İstanbul su kesintisi

Talas’ta emeklilerle hasbihal günleri Kayseri Haberleri

MÜHENDİSLİK VE İNŞAAT DANIŞMANLIK HİZMETİ ALINACAKTIR

Güvenlik görevlisi kadının elmadan ölümü! 10 yıl önce vefat eden annesi ile aynı kaderi paylaştı

Hatimoğulları: Halep’e Kürt halkına yapılan saldırı barış sürecine sıkılan bir kurşundur!

Bir tarihi binanın hikâyesi ve Hoca Tahsin Efendi Dursun Gürlek

Bir tarihi binanın hikâyesi ve Hoca Tahsin Efendi Dursun Gürlek

Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuruda bulunuyor.

Sinesinde barındırdığı tarihi eserlerin zenginliği bakımından İstanbul elbette ki, en başta gelen şehirlerimizden biridir. Camileri, mescitleri, çeşmeleri, sebilleri, hamamları ve kamu hizmetleri veren diğer yapıları bir tarafa bırakarak söyleyecek olursak, bu şehri süsleyen bazı binaların da bir tarihçe-i hayatı, bir yapılış ve kullanılış hikâyesi vardır. İşte bunlardan biri de Cağaloğlu’nda bulunmaktadır ve ilk inşasından bugüne kadar çeşitli ilim ve kültür hizmetlerine ev sahipliği yapmıştır.

Sinesinde barındırdığı tarihi eserlerin zenginliği bakımından İstanbul elbette ki, en başta gelen şehirlerimizden biridir. Camileri, mescitleri, çeşmeleri, sebilleri, hamamları ve kamu hizmetleri veren diğer yapıları bir tarafa bırakarak söyleyecek olursak, bu şehri süsleyen bazı binaların da bir tarihçe-i hayatı, bir yapılış ve kullanılış hikâyesi vardır. İşte bunlardan biri de Cağaloğlu’nda bulunmaktadır ve ilk inşasından bugüne kadar çeşitli ilim ve kültür hizmetlerine ev sahipliği yapmıştır.

Bizim nesil, İstanbul Valiliğinin karşısında bulunan bu binayı daha çok Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığının bastığı eserlerin satış yer olarak hatırlıyor. Halbuki burası ilk inşa edildiğinde bir Sıbyan Mektebi idi. Nice değerli esere imza atan Uğur Derman Bey, “Medresetü’l - Hattâtin Yüz Yaşında” isimli eserinde Sicilli Osmani’yi kaynak göstererek bu mektebin bânisi Yusuf Efendi hakkında şu bilgileri veriyor:

“Kendisi 1708’de İstanbul’da doğdu. Tophane nâzırı, şehremini, başmuhasebeci, ruzname-i evvel, sadaret kethüdası, Edirne sarayı tamir emini, tersane emini gibi dürüstlüğü gerektiren mühim vazifelerde bulundu. 11 Mart 1775’de vefat edince yaptırdığı bu sıbyan mektebinin üst köşesindeki hazireye defnolundu. Sonraki yıllarda iki oğlu, bir kızı ve haznedarı da buraya gömüldü. Ancak 1957 yılına gelindiğinde (16 Temmuz) yolu daralttığı bâhâne edilerek bu dört kabir taşlarıyla birlikte Kozlu Mezarlığına nakledilmiştir.”

Aynı kaynakta yer alan bir gazete haberinde bu nakl-i kubur konusuna da yer verildiğini görüyoruz. Haberin sonundaki şu cümle benim çok ilgimi çektiği için size de nakledeyim: “1908’de Rumeli’den gelen Hareket Ordusu ile bu mezarlarda pusu kurmuş olan Padişah’a bağlı kuvvetler arasında bir müsademe (çatışma) olmuştu. Mezarlığın duvarlarında, müsademeyi bugüne kadar aksettirmiş olan kurşun izleri vardı ve bunlar bâriz bir şekilde görülmekte idi.”

İnsan okudukça, araştırdıkça neler öğreniyor!

Efendim, kısaca söylemek gerekirse bu tarihi bina – yukarıda da belirtildiği üzere – önce sıbyan mektebi olarak hizmet veriyor. Uğur Derman Hoca’nın adı geçen eserinde de resimli ve ayrıntılı bilgilerden öğrenildiğine göre, hat mektebi olarak sanat dünyamıza önemli bir hizmette bulunuyor. Cumhuriyet devrinde de – bir ara – burası “Basma Yazı ve Resimleri Derleme Müdürlüğü” oluyor.

Daha bitmedi, bu tarihi binayı, bir zamanlar meşhur Hoca Tahsin Efendi de mesken, daha doğrusu mektep edindi ve astronomi dersleri vermeye başladı. Hoca Tahsin Efendi’nin ayrıntılı hayat hikâyesi bu sütuna sığmayacağından meraklı okuyucularımıza Şemseddin Sami’nin, Bereketzade İsmail Hakkı Efendi’nin, Abdülhak Hamid’in, İbrahim Alaeddin Gövsa’nın İbnülemin Bey’in ve merhum Prof. Dr. Ömer Faruk Akün’ün yazılarını okumalarını tavsiye ederim. Benim de naçiz eserim “Ayaklı Kütüphaneler”de bu zatla ilgili hayli malumat bulunmaktadır.

Saydığım bu isimlerin dışında Hoca Tahsin Efendi’den söz eden bir zatın daha varlığını ben de bugünlerde öğrendim. “Türk Tarih Encümeni Mecmuası”nın ciltlerini karıştırırken Necip Âsım Bey’in bu konuyla ilgili bir makale yayınladığını gördüm ve tabii ki merakla okudum.

Kültür dünyamızın önemli isimlerinden biri olan Necip Âsım, yukarıda adı geçen Encümen Mecmuası’nda neşrettiği yazısına, bizde biyografiye gereği kadar önem verilmediğini belirterek başlıyor. Necip Asım Bey, Sultan Abdülhamid Han’ın tahta oturduğu ay içinde karşılaştığı bir manzarayı anlatıyor. Buna göre, kitapçı dükkânlarında, ötede beride edebiyat meraklılarının dikkatini çeken bir levha görülmektedir. Ta’lik hat ile penbe bir kâğıda yazılan bu levhadaki beyit şöyledir:

Kitâb-ı âlemin evrâkıdır eb’âd-ı nâ – mahdûd

Sutûr-u hâdisât-ı dehrdir a’sâr-ı nâ-ma’dûd

Basılmış destgâh-ı levh-i mahfûz-u tabiatta

Mücessem lafzı ma’nidardır âlemde her mevcud

Necip Âsım, bu beytin Hoca Tahsin Efendiye ait olduğunu dile getiriyor ve gerisini şöyle anlatıyor:

“Devlet Rusya harbi ile meşgul olduğundan işler sekteye uğramıştı. Ayrıca askeri mekteplerdeki hocaların çoğu da savaşa katıldığından mektebimizde inzibat ve tedrisat gevşemişti. Bundan dolayı Fransızca dersimiz önemsiz bir ders haline gelmişti. Tabii ki o zaman dilimizin züğürtlüğünü bilen ve ilim için bir yabancı lisana ihtiyaç duyan kimseler vardı. İşte bu sırada, Sami Paşa ile birlikte bir Fransız hocası ararken şimdi Medresetü’l – Hattâtin olan medresede başı sarıklı ve sevabına ders okutan bir hoca yakaladık. Bu, Hoca Tahsin Efendi idi.

Gittik, elini öptük. Bize birer sandalye gösterdi. Kabul ettiği oda şimdi yazı sergisi olan dükkânın üstündeki büyücek bir oda idi. Pencerelerin önünde alaturka döşeli bir sedir konmuş, karşısındaki camekân da kitaplarla doldurulmuştu. Bize Fransızca bir eserden felsefe tarihi okuttu. Böylece hem felsefe, hem Fransızca okutmuş oldu.

Hoca felsefeden ziyade hey’ete (astronomiye) merak sarmıştı. İkide bir İran Sefareti’ne karşı olan küçük odaya gider, dürbünüyle güneşi incelerdi. Hatta güneşteki lekeleri biz de orada gördük. Hoca merhum gerek ‘Tarih-i Tekvin’de, gerekse diğer eserlerinde ilmi hakikatleri âyet-i kerimelerle teyit ediyor ve her daim mu’tekid görünüyordu. Son manzum eseri olan ‘Tövbenâme’si bunun tam bir isbatıdır. Bu güzel eser, ‘Hazine-i Evrak’da o zaman yayınlanmıştı.

Tahsin Efendi’nin sağlığında neşredilen ‘İlm-i Ruh’, ünvanlı ufak bir eserini görmüştüm. Yeni felsefe meyânında – ufak da olsa- bu risalenin kıymeti büyüktür. Bugün elimde olmadığı için bu konuda bir şey söyleyemem. Hocamızın matbu eserlerinden başka Volney’in ‘Loi Naturelle’ adlı ufak bir risalesini de ‘Nevâsis-i Tabiiyye’ ünvanıyla tercüme etmiş ve tab’ ettirmek için bana vermişti. Ben ruhsat alamadım. Fakat kaybolur korkusuyla risaleyi istinsah (kopya) ettirmiştim. Yazık ki hocamızın el yazması – ki bizim medrese yazısı dediğimiz ta’lik kırması bir şeydi – zâyi oldu. Diğer nüshasını da kaybolmaktan korumak için Dârülfünun Kütüphanesi’ne verdim.”

Tahsin Hoca’nın aleyhinde konuşan, hatta onu küfürle suçlayan birtakım kimseler vardı ve Kâzım Paşa bunların başında geliyordu. Bu minval üzere dedikodu yapanlara, iftira edenlere karşı merhum şu beyitle cevap vermişti:

Bana bîdin dedi erbâb-ı garaz

İhtiyâr eyleyerek kizbi hemân

Ben dahi onlara dindar dedim

Yalanın karşılığı oldu yalan!

Hoca, Avrupalıların İslam’a tasallutundan rahatsız olur, onların da uyanmasını isterdi. Bunun için, Arafat’ta Müslümanları uyarmak ve birliği, beraberliği sağlamak için yazdığı hutbelerin Arapçaya, Farsçaya, Javacaya ve diğer birtakım dillere çevrilmesini arzu eder, bunların Arafat’ta okunmasını isterdi. Kemal erbabını korumaktan, onlara yardımcı olmaktan çok hoşlanan merhum Münif Paşa, Hoca’ya her gün bir miktar yemek tayin etmişti. Hoca o günlerde ağır bir hastalığa yakalandı ve Münif Paşa’nın Erenköy’deki köşküne nakledildi. Ve orada Rahmet-i Rahman’a kavuştu.

İşte Cağaloğlu’ndaki tarihi binayı bir zamanlar ilmiyle, irfanıyla süsleyen değerli zatlardan biri de bu Hoca Tahsin Efendi idi. Bu konuyu Hoca’nın muhiplerinden Şemseddin Sami’nin, Kânun-ı Evvel, 1324 C.1 tarihli Resimli Kitap’ta neşredilen kısa yazısıyla bitireyim:

“Hoca’nın hayat hikâyesi pek sâde ve kısadır. Babasına âit rahlenin önünde veya sıbyan mektebinde elif diyerek başladığı dersi, ruhunu teslim ederken bıraktı. Elinden kitap düşmezdi. Okumaya yalnız okutmak için geçici olarak ara verirdi. Bu adamın ömrü yarım asır sürmüş bir dersten başka bir şey değildi. Bütün ömrünü okumakla geçirdi. İki konuda son derece hırs sahibiydi. Birincisi, mevcut bilgisini daha fazla genişletip hakikate yaklaşma konusunda bir adım daha atmak, ikincisi ise, bildiklerini başkalarına da öğreterek milletine ve vatanına hizmet etmekti. İki şeye âşıktı. Hakikat ve insanlık.

Yaratıcının kudreti, kâinatın azameti, tabiatın hârikulâdeliği karşısında kendini pek küçük görüp kaybetmişti. Kendini düşünmeye, kendine bakmaya zaman bulamıyordu. Lakin bilgisini çoğaltmaya yarayan kitaplarına, haritalarına, fenni âletlerine çok bakıyordu. Eline para geçince kitaplara ve âletlere harcar, yalnız karnı acıktığı zaman yemek yemeyi düşünür, çok defa ekmek peynirle yetinirdi. Yatağının karşısında elektrik makinesi, üstünde uzun bir gözetleme âleti, boynunda bir dürbün, ayağının ucunda mikroskop, elinde bir kitap olduğu halde uyurdu. Duvarlarla tavan kitaplarla, tarihi ve coğrafi resimlerle, astronomik şekillerle kaplıydı. Sanki o medrese, kâinatın ve tabiatın küçük bir örneğiydi.

Sohbetleri bile derslerden, ilmi tartışmalardan ibaretti. Boş sözlerden asla hoşlanmazdı. Vatanımızda âlim veya allâme ünvanını yalnız Hoca Tahsin Efendi’ye tahsis edersek, diğer hüner ve marifet erbabını zannederim darıltmış olmayız. Dini ve şer’i ilimlerde; tefsirde, hadisde, Arapça ve Farsçada, Türk Edebiyatında yed-i tûla sahibiydi. Nükteli ve sanatlı şiir söylemeyi, fesâhat ve belâgat örneği nesir yazmayı prensip haline getirmişti. Hiçbir bahiste ve mes’elede kitaba bakmaya ihtiyaç duymazdı.”

Durumu takip etmeye devam edin, Ankara24.com her zaman en yeni haberleri sunuyor.
seeGörüntülenme:37
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 30 Kasım 2025 04:03 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

TSPB Başkanı Karagöz, 2026 da yurt içi piyasalarda olumlu bir seyir bekliyor

14 Ocak 2026 00:49see151

Osimhen, Galatasaray Atletico Madrid maçında oynayacak mı? Bizzat açıkladı...

14 Ocak 2026 01:46see145

Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği nde değişiklik yapıldı

14 Ocak 2026 17:41see144

Beşiktaş tan Fransa da 103 sayılık zafer

15 Ocak 2026 00:15see141

Kaymakam adaylarına yeni KPSS şartı

15 Ocak 2026 02:56see141

Galatasaray da Fofana transferi patlak verdi: Rota, Juventus tan Koopmeiners e döndü

14 Ocak 2026 00:54see141

Ara transfer dönemi ne zaman bitiyor? 2026 ikinci transfer sezonu hangi gün bitecek?

14 Ocak 2026 00:11see140

Hayvanlar karda mahsur kaldı: Ekipler ot ve saman taşıdı

14 Ocak 2026 00:47see138

ABD personeline Katar daki üssü terk etme tavsiyesi Dış Haberler

14 Ocak 2026 18:40see136

AKP li Şamil Tayyar’dan ‘yeni bir sayfa açılmalı’ mesajı: İmralı’nın aklına, terör örgütlerinin insafına hiç ihtiyaç yoktur; terör örgütleriyle müzakere olmaz, mücadele edilir

14 Ocak 2026 00:26see132

İsrail medyası: İsrail, İran a hassas bilgiler sızdırdığı şüphesiyle bir askeri gözaltına aldı

15 Ocak 2026 01:38see128

İstanbul a görülmeyen kış geliyor: Uzman isim tarih vererek duyurdu!

14 Ocak 2026 00:45see126

Dünya Bankası, büyüme tahminlerini açıkladı… Dikkat çeken Türkiye detayı

14 Ocak 2026 00:33see126

İsrailli bakandan Mescid i Aksa ya baskın Dış Haberler

14 Ocak 2026 00:46see124

DEM li Sakık ın sözleri TBMM yi karıştırdı: Gereken her şeyi yaparız

15 Ocak 2026 00:40see123

İSKİ ile İstanbul da sular ne zaman, saat kaçta gelecek? 15 Ocak Perşembe İstanbul su kesintisi

15 Ocak 2026 00:09see123

Talas’ta emeklilerle hasbihal günleri Kayseri Haberleri

15 Ocak 2026 00:17see122

MÜHENDİSLİK VE İNŞAAT DANIŞMANLIK HİZMETİ ALINACAKTIR

15 Ocak 2026 00:21see121

Güvenlik görevlisi kadının elmadan ölümü! 10 yıl önce vefat eden annesi ile aynı kaderi paylaştı

14 Ocak 2026 17:45see115

Hatimoğulları: Halep’e Kürt halkına yapılan saldırı barış sürecine sıkılan bir kurşundur!

13 Ocak 2026 22:40see113
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları