Ankara24.com
close
up
Menu

Bu yıl herkes bizi izleyecek Sözcü Gazetesi

Şarampole yuvarlanan kamyonetin sürücüsü yaşamını yitirdi Adıyaman Haberleri Habertürk Yerel Haberler

IMF Başkanı Georgieva: Sabitcoinler küresel finans için yeni riskler getirebilir

Bakan Güler, üst rütbeye terfi eden personel için düzenlenen törene katıldı

Cem Yılmaz Anjiyo Oldu

Crystal Palace: 1 Manchester City: 4 MAÇ SONUCU

Adana da huzur ve güven uygulamasında 3,6 milyon TL ceza kesildi Adana Haberleri Habertürk Yerel Haberler

Hidayet Türkoğlu: Hedefimiz Dünya Kupası’na katılmak!

Manchester City, Crystal Palace’ı farklı geçti!

Viyana da Mısır Kraliçesi nin Elmas Kolyesi Çalındı

Ankara da tartıştığı kadını öldürüp, kendi yaşamına son verdi

Ev kadınlarına emeklilik imkanı: 2026 Ev hanımlarına devlet prim desteği ne zaman başlayacak, şartlar neler?

Tapu satışı sonrası düşürülen parayı bulup aldı; o anlar kamerada İzmir Haberleri Habertürk Yerel Haberler

Oğuz Çetin den FANATİK e özel açıklama: Transfer dönemi bitene kadar her türlü gelişmeye açık olun! Son Dakika Spor Haberleri

Erzincan Sivas kara yolunda heyelan engeli

Serkan Özbalta: Bu ligde alınan 1 puan çok çok kıymetli!

İletişim Başkanı Duran dan İsrail in Cumhurbaşkanı Erdoğan a yönelik açıklamasına tepki

Cumhurbaşkanı Erdoğan dan önemli mesajlar: Tarihi bir dönemi yaşıyoruz!

T.C. BODRUM 1.(SULH HUKUK MAH.) SATIŞ MEMURLUĞU

Canını zor kurtaran kadına bir darbede ev sahibinden

Bir tarihi binanın hikâyesi ve Hoca Tahsin Efendi Dursun Gürlek

Bir tarihi binanın hikâyesi ve Hoca Tahsin Efendi Dursun Gürlek

Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuruda bulunuyor.

Sinesinde barındırdığı tarihi eserlerin zenginliği bakımından İstanbul elbette ki, en başta gelen şehirlerimizden biridir. Camileri, mescitleri, çeşmeleri, sebilleri, hamamları ve kamu hizmetleri veren diğer yapıları bir tarafa bırakarak söyleyecek olursak, bu şehri süsleyen bazı binaların da bir tarihçe-i hayatı, bir yapılış ve kullanılış hikâyesi vardır. İşte bunlardan biri de Cağaloğlu’nda bulunmaktadır ve ilk inşasından bugüne kadar çeşitli ilim ve kültür hizmetlerine ev sahipliği yapmıştır.

Sinesinde barındırdığı tarihi eserlerin zenginliği bakımından İstanbul elbette ki, en başta gelen şehirlerimizden biridir. Camileri, mescitleri, çeşmeleri, sebilleri, hamamları ve kamu hizmetleri veren diğer yapıları bir tarafa bırakarak söyleyecek olursak, bu şehri süsleyen bazı binaların da bir tarihçe-i hayatı, bir yapılış ve kullanılış hikâyesi vardır. İşte bunlardan biri de Cağaloğlu’nda bulunmaktadır ve ilk inşasından bugüne kadar çeşitli ilim ve kültür hizmetlerine ev sahipliği yapmıştır.

Bizim nesil, İstanbul Valiliğinin karşısında bulunan bu binayı daha çok Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığının bastığı eserlerin satış yer olarak hatırlıyor. Halbuki burası ilk inşa edildiğinde bir Sıbyan Mektebi idi. Nice değerli esere imza atan Uğur Derman Bey, “Medresetü’l - Hattâtin Yüz Yaşında” isimli eserinde Sicilli Osmani’yi kaynak göstererek bu mektebin bânisi Yusuf Efendi hakkında şu bilgileri veriyor:

“Kendisi 1708’de İstanbul’da doğdu. Tophane nâzırı, şehremini, başmuhasebeci, ruzname-i evvel, sadaret kethüdası, Edirne sarayı tamir emini, tersane emini gibi dürüstlüğü gerektiren mühim vazifelerde bulundu. 11 Mart 1775’de vefat edince yaptırdığı bu sıbyan mektebinin üst köşesindeki hazireye defnolundu. Sonraki yıllarda iki oğlu, bir kızı ve haznedarı da buraya gömüldü. Ancak 1957 yılına gelindiğinde (16 Temmuz) yolu daralttığı bâhâne edilerek bu dört kabir taşlarıyla birlikte Kozlu Mezarlığına nakledilmiştir.”

Aynı kaynakta yer alan bir gazete haberinde bu nakl-i kubur konusuna da yer verildiğini görüyoruz. Haberin sonundaki şu cümle benim çok ilgimi çektiği için size de nakledeyim: “1908’de Rumeli’den gelen Hareket Ordusu ile bu mezarlarda pusu kurmuş olan Padişah’a bağlı kuvvetler arasında bir müsademe (çatışma) olmuştu. Mezarlığın duvarlarında, müsademeyi bugüne kadar aksettirmiş olan kurşun izleri vardı ve bunlar bâriz bir şekilde görülmekte idi.”

İnsan okudukça, araştırdıkça neler öğreniyor!

Efendim, kısaca söylemek gerekirse bu tarihi bina – yukarıda da belirtildiği üzere – önce sıbyan mektebi olarak hizmet veriyor. Uğur Derman Hoca’nın adı geçen eserinde de resimli ve ayrıntılı bilgilerden öğrenildiğine göre, hat mektebi olarak sanat dünyamıza önemli bir hizmette bulunuyor. Cumhuriyet devrinde de – bir ara – burası “Basma Yazı ve Resimleri Derleme Müdürlüğü” oluyor.

Daha bitmedi, bu tarihi binayı, bir zamanlar meşhur Hoca Tahsin Efendi de mesken, daha doğrusu mektep edindi ve astronomi dersleri vermeye başladı. Hoca Tahsin Efendi’nin ayrıntılı hayat hikâyesi bu sütuna sığmayacağından meraklı okuyucularımıza Şemseddin Sami’nin, Bereketzade İsmail Hakkı Efendi’nin, Abdülhak Hamid’in, İbrahim Alaeddin Gövsa’nın İbnülemin Bey’in ve merhum Prof. Dr. Ömer Faruk Akün’ün yazılarını okumalarını tavsiye ederim. Benim de naçiz eserim “Ayaklı Kütüphaneler”de bu zatla ilgili hayli malumat bulunmaktadır.

Saydığım bu isimlerin dışında Hoca Tahsin Efendi’den söz eden bir zatın daha varlığını ben de bugünlerde öğrendim. “Türk Tarih Encümeni Mecmuası”nın ciltlerini karıştırırken Necip Âsım Bey’in bu konuyla ilgili bir makale yayınladığını gördüm ve tabii ki merakla okudum.

Kültür dünyamızın önemli isimlerinden biri olan Necip Âsım, yukarıda adı geçen Encümen Mecmuası’nda neşrettiği yazısına, bizde biyografiye gereği kadar önem verilmediğini belirterek başlıyor. Necip Asım Bey, Sultan Abdülhamid Han’ın tahta oturduğu ay içinde karşılaştığı bir manzarayı anlatıyor. Buna göre, kitapçı dükkânlarında, ötede beride edebiyat meraklılarının dikkatini çeken bir levha görülmektedir. Ta’lik hat ile penbe bir kâğıda yazılan bu levhadaki beyit şöyledir:

Kitâb-ı âlemin evrâkıdır eb’âd-ı nâ – mahdûd

Sutûr-u hâdisât-ı dehrdir a’sâr-ı nâ-ma’dûd

Basılmış destgâh-ı levh-i mahfûz-u tabiatta

Mücessem lafzı ma’nidardır âlemde her mevcud

Necip Âsım, bu beytin Hoca Tahsin Efendiye ait olduğunu dile getiriyor ve gerisini şöyle anlatıyor:

“Devlet Rusya harbi ile meşgul olduğundan işler sekteye uğramıştı. Ayrıca askeri mekteplerdeki hocaların çoğu da savaşa katıldığından mektebimizde inzibat ve tedrisat gevşemişti. Bundan dolayı Fransızca dersimiz önemsiz bir ders haline gelmişti. Tabii ki o zaman dilimizin züğürtlüğünü bilen ve ilim için bir yabancı lisana ihtiyaç duyan kimseler vardı. İşte bu sırada, Sami Paşa ile birlikte bir Fransız hocası ararken şimdi Medresetü’l – Hattâtin olan medresede başı sarıklı ve sevabına ders okutan bir hoca yakaladık. Bu, Hoca Tahsin Efendi idi.

Gittik, elini öptük. Bize birer sandalye gösterdi. Kabul ettiği oda şimdi yazı sergisi olan dükkânın üstündeki büyücek bir oda idi. Pencerelerin önünde alaturka döşeli bir sedir konmuş, karşısındaki camekân da kitaplarla doldurulmuştu. Bize Fransızca bir eserden felsefe tarihi okuttu. Böylece hem felsefe, hem Fransızca okutmuş oldu.

Hoca felsefeden ziyade hey’ete (astronomiye) merak sarmıştı. İkide bir İran Sefareti’ne karşı olan küçük odaya gider, dürbünüyle güneşi incelerdi. Hatta güneşteki lekeleri biz de orada gördük. Hoca merhum gerek ‘Tarih-i Tekvin’de, gerekse diğer eserlerinde ilmi hakikatleri âyet-i kerimelerle teyit ediyor ve her daim mu’tekid görünüyordu. Son manzum eseri olan ‘Tövbenâme’si bunun tam bir isbatıdır. Bu güzel eser, ‘Hazine-i Evrak’da o zaman yayınlanmıştı.

Tahsin Efendi’nin sağlığında neşredilen ‘İlm-i Ruh’, ünvanlı ufak bir eserini görmüştüm. Yeni felsefe meyânında – ufak da olsa- bu risalenin kıymeti büyüktür. Bugün elimde olmadığı için bu konuda bir şey söyleyemem. Hocamızın matbu eserlerinden başka Volney’in ‘Loi Naturelle’ adlı ufak bir risalesini de ‘Nevâsis-i Tabiiyye’ ünvanıyla tercüme etmiş ve tab’ ettirmek için bana vermişti. Ben ruhsat alamadım. Fakat kaybolur korkusuyla risaleyi istinsah (kopya) ettirmiştim. Yazık ki hocamızın el yazması – ki bizim medrese yazısı dediğimiz ta’lik kırması bir şeydi – zâyi oldu. Diğer nüshasını da kaybolmaktan korumak için Dârülfünun Kütüphanesi’ne verdim.”

Tahsin Hoca’nın aleyhinde konuşan, hatta onu küfürle suçlayan birtakım kimseler vardı ve Kâzım Paşa bunların başında geliyordu. Bu minval üzere dedikodu yapanlara, iftira edenlere karşı merhum şu beyitle cevap vermişti:

Bana bîdin dedi erbâb-ı garaz

İhtiyâr eyleyerek kizbi hemân

Ben dahi onlara dindar dedim

Yalanın karşılığı oldu yalan!

Hoca, Avrupalıların İslam’a tasallutundan rahatsız olur, onların da uyanmasını isterdi. Bunun için, Arafat’ta Müslümanları uyarmak ve birliği, beraberliği sağlamak için yazdığı hutbelerin Arapçaya, Farsçaya, Javacaya ve diğer birtakım dillere çevrilmesini arzu eder, bunların Arafat’ta okunmasını isterdi. Kemal erbabını korumaktan, onlara yardımcı olmaktan çok hoşlanan merhum Münif Paşa, Hoca’ya her gün bir miktar yemek tayin etmişti. Hoca o günlerde ağır bir hastalığa yakalandı ve Münif Paşa’nın Erenköy’deki köşküne nakledildi. Ve orada Rahmet-i Rahman’a kavuştu.

İşte Cağaloğlu’ndaki tarihi binayı bir zamanlar ilmiyle, irfanıyla süsleyen değerli zatlardan biri de bu Hoca Tahsin Efendi idi. Bu konuyu Hoca’nın muhiplerinden Şemseddin Sami’nin, Kânun-ı Evvel, 1324 C.1 tarihli Resimli Kitap’ta neşredilen kısa yazısıyla bitireyim:

“Hoca’nın hayat hikâyesi pek sâde ve kısadır. Babasına âit rahlenin önünde veya sıbyan mektebinde elif diyerek başladığı dersi, ruhunu teslim ederken bıraktı. Elinden kitap düşmezdi. Okumaya yalnız okutmak için geçici olarak ara verirdi. Bu adamın ömrü yarım asır sürmüş bir dersten başka bir şey değildi. Bütün ömrünü okumakla geçirdi. İki konuda son derece hırs sahibiydi. Birincisi, mevcut bilgisini daha fazla genişletip hakikate yaklaşma konusunda bir adım daha atmak, ikincisi ise, bildiklerini başkalarına da öğreterek milletine ve vatanına hizmet etmekti. İki şeye âşıktı. Hakikat ve insanlık.

Yaratıcının kudreti, kâinatın azameti, tabiatın hârikulâdeliği karşısında kendini pek küçük görüp kaybetmişti. Kendini düşünmeye, kendine bakmaya zaman bulamıyordu. Lakin bilgisini çoğaltmaya yarayan kitaplarına, haritalarına, fenni âletlerine çok bakıyordu. Eline para geçince kitaplara ve âletlere harcar, yalnız karnı acıktığı zaman yemek yemeyi düşünür, çok defa ekmek peynirle yetinirdi. Yatağının karşısında elektrik makinesi, üstünde uzun bir gözetleme âleti, boynunda bir dürbün, ayağının ucunda mikroskop, elinde bir kitap olduğu halde uyurdu. Duvarlarla tavan kitaplarla, tarihi ve coğrafi resimlerle, astronomik şekillerle kaplıydı. Sanki o medrese, kâinatın ve tabiatın küçük bir örneğiydi.

Sohbetleri bile derslerden, ilmi tartışmalardan ibaretti. Boş sözlerden asla hoşlanmazdı. Vatanımızda âlim veya allâme ünvanını yalnız Hoca Tahsin Efendi’ye tahsis edersek, diğer hüner ve marifet erbabını zannederim darıltmış olmayız. Dini ve şer’i ilimlerde; tefsirde, hadisde, Arapça ve Farsçada, Türk Edebiyatında yed-i tûla sahibiydi. Nükteli ve sanatlı şiir söylemeyi, fesâhat ve belâgat örneği nesir yazmayı prensip haline getirmişti. Hiçbir bahiste ve mes’elede kitaba bakmaya ihtiyaç duymazdı.”

Durumu takip etmeye devam edin, Ankara24.com her zaman en yeni haberleri sunuyor.
seeGörüntülenme:68
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 30 Kasım 2025 04:03 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Bu yıl herkes bizi izleyecek Sözcü Gazetesi

29 Ağustos 2026 00:13see156

Şarampole yuvarlanan kamyonetin sürücüsü yaşamını yitirdi Adıyaman Haberleri Habertürk Yerel Haberler

29 Ağustos 2026 01:07see155

IMF Başkanı Georgieva: Sabitcoinler küresel finans için yeni riskler getirebilir

29 Ağustos 2026 00:31see155

Bakan Güler, üst rütbeye terfi eden personel için düzenlenen törene katıldı

28 Ağustos 2026 19:55see152

Cem Yılmaz Anjiyo Oldu

30 Ağustos 2026 00:55see150

Crystal Palace: 1 Manchester City: 4 MAÇ SONUCU

29 Ağustos 2026 00:25see149

Adana da huzur ve güven uygulamasında 3,6 milyon TL ceza kesildi Adana Haberleri Habertürk Yerel Haberler

29 Ağustos 2026 01:07see148

Hidayet Türkoğlu: Hedefimiz Dünya Kupası’na katılmak!

29 Ağustos 2026 00:11see148

Manchester City, Crystal Palace’ı farklı geçti!

29 Ağustos 2026 00:39see147

Viyana da Mısır Kraliçesi nin Elmas Kolyesi Çalındı

29 Ağustos 2026 01:52see147

Ankara da tartıştığı kadını öldürüp, kendi yaşamına son verdi

30 Ağustos 2026 01:57see145

Ev kadınlarına emeklilik imkanı: 2026 Ev hanımlarına devlet prim desteği ne zaman başlayacak, şartlar neler?

29 Ağustos 2026 02:18see145

Tapu satışı sonrası düşürülen parayı bulup aldı; o anlar kamerada İzmir Haberleri Habertürk Yerel Haberler

28 Ağustos 2026 20:58see145

Oğuz Çetin den FANATİK e özel açıklama: Transfer dönemi bitene kadar her türlü gelişmeye açık olun! Son Dakika Spor Haberleri

28 Ağustos 2026 17:00see145

Erzincan Sivas kara yolunda heyelan engeli

30 Ağustos 2026 01:01see144

Serkan Özbalta: Bu ligde alınan 1 puan çok çok kıymetli!

29 Ağustos 2026 03:34see144

İletişim Başkanı Duran dan İsrail in Cumhurbaşkanı Erdoğan a yönelik açıklamasına tepki

30 Ağustos 2026 01:04see144

Cumhurbaşkanı Erdoğan dan önemli mesajlar: Tarihi bir dönemi yaşıyoruz!

28 Ağustos 2026 19:41see144

T.C. BODRUM 1.(SULH HUKUK MAH.) SATIŞ MEMURLUĞU

29 Ağustos 2026 00:11see143

Canını zor kurtaran kadına bir darbede ev sahibinden

28 Ağustos 2026 17:20see142
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları