Ankara24.com
close
up
Necip Fazıl ve “Bir Adam Yaratmak” Dursun Gürlek

Necip Fazıl ve “Bir Adam Yaratmak” Dursun Gürlek

Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.

Merhum üstadımız Necip Fazıl’ın, edebi türlerin hemen hepsinde eserler kaleme aldığını ve bu eserlerin büyük bir ilgiyle, hatta heyecanla okunduğunu biliyoruz. Okurken, ama özellikle sahnede yahut beyaz perdede seyrederken insanı metafizik âlemin derinliklerinde veya yüceliklerinde cûşu hurûşa getiren bir eseri var ki, “Bir Adam Yaratmak” adını taşımaktadır. Bu piyes üstadın tiyatro eseri yazma konusunda da tam bir otorite olduğunu göstermektedir. Ölüm ve kadere teslimiyeti konu alan bu piyes ilk

Merhum üstadımız Necip Fazıl’ın, edebi türlerin hemen hepsinde eserler kaleme aldığını ve bu eserlerin büyük bir ilgiyle, hatta heyecanla okunduğunu biliyoruz. Okurken, ama özellikle sahnede yahut beyaz perdede seyrederken insanı metafizik âlemin derinliklerinde veya yüceliklerinde cûşu hurûşa getiren bir eseri var ki, “Bir Adam Yaratmak” adını taşımaktadır. Bu piyes üstadın tiyatro eseri yazma konusunda da tam bir otorite olduğunu göstermektedir. Ölüm ve kadere teslimiyeti konu alan bu piyes ilk defa Muhsin Ertuğrul tarafından 1938’de sahneye kondu ve seyircinin büyük bir ilgisine mazhar oldu. Daha sonraki yıllarda olduğu gibi günümüzde de sahne saltanatını sürdürüyor. Şimdilerde sinemaya da uyarlandı. Ben de beş altı yıl önce Sancaktepe Belediyesinde sahnelenen bu harika piyesi seyretmiştim. Geçen pazartesi günü Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen galasına da davetliydim ama rahatsızlığım dolayısıyla gidemedim.

“Bir Adam Yaratmak”ın ilk baskısı kütüphanemde de yer alıyor. Eseri Suhûlet Kitabevi 1938’de yayınladı. Fiyatı da 50 kuruştur. Kitabın hemen giriş bölümünde göze çarpan cümle şöyle: “Eserimi ‘Hüsrev’ tipinin sahibi dostum Muhsin Ertuğrul’a ithaf ediyorum.

Başta da belirttiğim gibi bu üç perdelik piyes ilk defa sahneye konduğu zaman çok büyük bir ilgi gördü ve hakkında yazılar kaleme alındı. Bu konuda kalem oynatan akademisyen ilim adamlarımızdan biri de Prof. Dr. Ziyâeddin Fahri Fındıkoğlu’dur. Fındıkoğlu’nun 1938’de İş Mecmuası’nın 14. sayısında “Bir Adam Yaratmak’a Dair” başlığıyla neşrettiği makaleyi -geliniz- beraber okuyalım:

“Bu yılın tiyatro mevsiminde Necip Fazıl’ın ‘Bir Adam Yaratmak’ adını taşıyan eserini temâşâ ettik. Eserin mevzuunu burada anlatacak, mesleğimizi aşarak teknik bakımdan tiyatro tenkidi yapacak değiliz. Şairin bu piyesinde bizi alakadar eden nokta muayyen bir felsefi telakkinin sanat çevresinde nasıl yaşatıldığıdır.

O halde Necip Fazıl feylesof mu diye soracaksınız. Şüphesiz ki hayır. Fakat o, bütün hakiki sanatkârların feylesof oluşu tarzında bir feylesoftur. Felsefenin onda ‘Düşünce’si değil, ‘Sezgi’si vardır. Eserin ‘Hüsrev’ine söyletilen bütün sözler işte bu ‘Sezgi’nin dile gelişinden başka bir şey değildir.

‘Bir Adam Yaratmak’ piyesinin bize göre belli başlı noktaları şunlardır: Sanatkârın mahremiyetine giren günlük dedikodulardan mütevellit ızdırap, ilmin sanat karşısındaki tahlilciliğine karşı isyan, ilahi kudretle boy ölçüşmek isteyen sanatın hudud duygusu.

Gerçekten, ‘nasılsa karaya vurmuş garip bir deniz hayvanı’ olan sanatkâr ‘merak simsarı’ gazete ve efkâr-ı umumiye elinde hüviyetini kaybediyor. ‘Mahremiyete bu kadar girilmesini istemem’ feryadını koparan Hüsrev’de kalabalık ve onun organı olan gazeteden nefret hissi vardır. (sh.18) Böyle olan sanatkâr karşısında doktor adını taşıyan tip hemen bir yafta takıyor: Marazi, gayr-i tabii. Aynı Hüsrev, yaftayı takana hitap ediyor:

* Boyuna tabii olmayan insanı tarif ediyorsunuz. Bir de tabii insanı tarif etsenize! Kim bilir, meydana nasıl bir insan çıkar? İnsan şeklinde bir odun. Hafızasız, hayali, teessürü yok. Bütün insanlığın eşsiz bir manzara gibi seyrettiği bir başa, idrak ızdıraplarıyla alev alev yanan bir başa hükmünüzle takabileceğiniz yafta: Marazilik verasetle geliyor. Nasıl ki bir tablonun kıymeti en az çerçevesindedir, çerçeve ile ne uğraşırsın, tabloya bak!

Bu tablo bir arı kovanıdır. İçinde ölüm ihtizazları duyuluyor. İhtizazların topu birden tek bir ızdırap, ölüm ve yokluk ızdırabını ifade ediyor.

* Allah’ım, ben yok olamam, her şey olurum, yok olamam! Parça parça doğranabilirim. Nokta nokta lekelere dönebilirim. Tütün gibi kurutulabilir, ince ince kıyılır, bir çubuğa doldurulur, içilir, havaya savrulabilirim. Fakat yok olamam. (sf.77)

Fakat sanatkârın daha büyük bir ızdırabı, ilahi kudretin işine karışmış olmaktan, kalabalıktan ayrılmış, dünyasından uzaklaşmış bulunmaktan ileri gelmektedir. ‘Salıverin beni kalabalıklara, verin bana artık dünyamı… Bir adam yaratmak… Ona bir kafa, bir çift göz, bir burun, bir ağız uydurmak. Bu adama bir de kader çizmek lazım! Ben Allah mıyım? Bu yolu açan, bu ateşi bizde yakan da o, biz değiliz. Biz Allah’ın murâdı nisbetinde kemaline bürünebiliriz. Fakat o Allah olabilir miyiz? (sf.92)

Burada ilahi kudret ile bedii kudretin birbirine temas ettiğini, ikincisinin birinciyi aşmaktan mütevellit acısını hissediyoruz. İşte eserin üç esaslı felsefi noktası.”

Prof. Dr. Ziyâeddin Fahri Fındıkoğlu, genç Necip Fazıl’la arasında geçen bir hatırayı da şöyle anlatıyor:

“Bundan on beş yıl kadar önce, bir mecmuanın idarehanesinde bana baştan başa hareket ve ateş olan bir delikanlı tanıtmışlardı. Bu, ismi o zamanlar yeni yeni parlayan Necip Fazıl’dı. Biraz sonra delikanlı cebinden çıkardığı bir kâğıdı, masanın üstüne koydu. Bir beklediği yerden, birkaç misli nimete konan bahtiyar adam gibi idik. Çünkü masaya bir değil, dört şiir konmuştu. Orada ilk defa tanıdığım şair, dört şiirini de okudu. Bir an için hürriyet ve güzellik dünyasına hicret etmiş gibi olduk. Bir beklediği yerden birkaç misli nimet elde eden Mecmua, dört şiiri de hep birden aynı nüshaya koymuştu. (Bak. Anadolu Mecmuası 1924 Sayı 5)

Aradan yıllar geçti. Mekânın verdiği mekânsızlıktan dolayı şairi kaybetmiştim. Aradan geçen bu kadar yıl içinde şair ne gibi derûni istihâleler geçirdi? Bu sorunun cevabını bana ‘Bir Adam Yaratmak’ verdi ve anladım ki Necip Fazıl, bedii şahsiyetlerinin ana çizgileri her türlü zaman ve mekân hayatlarından uzak, ezelde çizilmiş sanatkârlardan biridir. Zaman onun ruhunda yalnız hafif kıvrımlar vücuda getirmiştir. 1924’te bir mecmuada, birden çıkan dört şiiri, mesela ‘Allah’ başlıklı olanı okuyunuz. 1938’de yazılan ‘Bir Adam Yaratmak’ aynı şiirlerin, açılmış, serpilmiş, nesirleşmiş şekillerinden başka bir şey değildir. Zaman ve mekân içinde terakki ve tekâmül eden ‘âlim’ tipinin aksine olarak, zaman ve mekân içinde kendisinde tekâmül ettirecek âmillere çok ihtiyacı olmayan hakiki ‘sanatkâr’ın bir nümunesini Necip Fazıl’da görüyoruz. Sanat, şelalesi hep aynı renk ve âhenk ile, beyaz ve serinletici köpükleriyle kâh mısra olarak, kâh cümlelerle kayalardan akıp taşmakta devam ediyor.

Necip Fazıl’ı, tiyatro tekniği bakımından müşkülpesent, bir eserde aranacak mantıki vahdet gözüyle belki haklı olan münekkitler ve temâşâkerler değil, yalnız ve yalnız yüzlerini ve ruhlarını bu serin köpüklü dalgalar karşısında serinletenler ve sanatkâr bir şahsiyetin arzettiği bu ‘bedii vahdet’i kavrayanlar anlayabileceklerdir.”

Fındıkoğlu’nun “bak” diyerek adını ve tarihini verdiği mecmuanın, eski harflerle yayınlanmış olan “Anadolu Mecmuası”nın kütüphanemde mevcut olduğunu biliyordum, ama kim bilir, nereye sıkışmıştı ve nasıl bulacaktım. Endişe etmeye gerek yokmuş. Raflara göz atınca hemen karşıma çıktı. Necip Fazıl’ın ilk kalem denemeleri olup da bu mecmuada yayınlanan dört şiiri de sizlerle paylaşıyorum:

ALLAH

Böyle haykırmamı çok görme bana

İçime işleyen aşkındır Allah!

Çektiğim dertleri atma yabana

Dertlerim başımdan aşkındır Allah

Boynuna asılıp kaldı bir deli

Adımı dolaşık, gözü perdeli

Yetmeyen gücüdür, ermeyen eli

Bu kulun, yolu şaşkındır Allah

Beni kim anlasın kimler dinlesin

İçde bir çığlık gibidir sesin

İçimde çalkanan sen misin nesin?

Bu gönlüm o kadar taşkındır Allah.

BEN

Yeryüzünde yalnız benim serseri

Yeryüzünde yalnız ben derbederim

Herkesin dünyada varsa bir yeri

Ben de bütün dünya benimdir derim

Ne anamı gördüm, ne kardeşimi

Yıllarca gezdirdim bu dik başımı

Ölsem kimse koymaz mezar taşımı

Bahtıma ben bile hayret edelim

Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar

Ne başkasına yâr, ne kendine yâr;

Canım isteyince ben diyar diyar

Gölgemin peşimde yürür giderim…

RÜZGÂR

İçerimde yüce bir dağ gizlidir

Rüzgâr döne döne çıkar mı bilmem?

Yârim ince, uzun, saz benizlidir

Başımı göğsünde sığar mı bilmem?

Hey, ne kimsesiz bu uzun yollar

Gözlerim yollarda birini kollar

Bir yavru kuş gibi gönlümü yonlar

Kollaya kollaya yıkar mı bilmem?

İçlensem, içlensem, içimden kursam

Deli gibi koşup çığlık savursam

İçimdeki dağı dağlara vursam

Bu vuruş gönlümü yıkar mı bilmem?

AYDINLIK

Uyan yârim uyan, söndü yıldızlar

Gün karşı tepeden doğmak üzeredir

Her sabah güneşi seyreden kızlar

Mahmur gözlerini oğmak üzeredir

Uyan yârim sesler geldi derinden

Zulmet kımıldadı! Kalktı yerinden

İlk ışık kapının eşiklerinden

Şimdi bir gölgeyi koğmak üzeredir

Sevgilim kapını çaldı aydınlık,

Sonsuz gözlerimi aldı aydınlık

İçimde tıkandı kaldı aydınlık

Bu aydınlık beni boğmak üzeredir!

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:66
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 03 Mayıs 2026 04:36 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

İsrail den beklenmedik Türkiye açıklaması! Netanyahu kafayı yiyecek: Türkler bölgeyi...

31 Temmuz 2026 19:09see163

TCMB den Döviz Dönüşüm Desteğine Yeni Düzenleme

01 Ağustos 2026 01:48see159

Kalp moda yı değil bilim i seviyor Haberler

31 Temmuz 2026 17:42see156

Üç CHP li Başkan AKP ye katılıyor: Rozeti Erdoğan takacak Sözcü Gazetesi

01 Ağustos 2026 00:09see155

Markette kan donduran anlar: Gözü dönmüş cani çocuğu defalarca yere fırlattı

31 Temmuz 2026 19:45see155

Ağaçları kökünden söktü, çatıları uçurdu, tekneleri kıyıya attı Sözcü Gazetesi

01 Ağustos 2026 02:34see151

Portekiz Süper Kupası’nda şampiyon Porto!

02 Ağustos 2026 01:36see151

Türkiye deki STK lerden Lübnan a 1,2 milyar lira değerinde insani yardım

31 Temmuz 2026 21:25see151

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman dan BM ziyareti değerlendirmesi: Atraksiyon çok, ciddiyet eksik

01 Ağustos 2026 17:56see151

850 milyonluk foreks vurgunu

01 Ağustos 2026 07:05see150

Yıldızların altında tiyatro zamanı

01 Ağustos 2026 00:32see150

Madrid’in dış politikasına “göçmen freni” mi… İspanya’daki göç krizi Avrupa’yı ayağa kaldırdı

01 Ağustos 2026 07:08see149

AB: Schengen Bölgesi nin İspanya ya kapatılmasına ilişkin süreç mevcut durumda başlatılamaz

31 Temmuz 2026 21:41see148

Sanipak’ın Arch Peninsula bünyesine katılma süreci tamamlandı

31 Temmuz 2026 21:24see147

Erdoğan: Gençlik bu milletin atardamarıdır

01 Ağustos 2026 07:18see147

Uşak Belediyesi soruşturmasında 9 tutuklama Son dakika haberleri

01 Ağustos 2026 00:41see146

Ava Yaman’dan Spiderman li paylaşım: Eklediği etiketler sosyal medyayı karıştırdı

31 Temmuz 2026 18:17see145

Valilik açıkladı: Üsküdar Belediyesi nde seçim tarihi belli oldu

01 Ağustos 2026 19:39see145

Apar topar bitirildi! Sevilen program yayından kaldırıldı

31 Temmuz 2026 17:29see144

ABD de F 35B hayalet savaş uçağı düştü

01 Ağustos 2026 01:05see144
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları