Ankara24.com
close
up
Menu

Devlet Bahçeli iftarda konuştu: ABD ve İsrail için evdeki hesap İran a uymadı Sözcü Gazetesi

Bakan Yumaklı dan Milli Parklar Kanunu açıklaması

İtirafçı kürsüde Sistem i anlattı: Sus, kızının masraflarını karşılayalım Yerel Gündem Haberleri

UEFA Konferans Ligi nde son 16 turu ilk maçları yapıldı! İşte tüm sonuçlar...

İran 500 ABD İsrail askeri hedefini vurduğunu açıkladı

Peşmerge Fransız ortak askeri üssü vuruldu: 6 Fransız askeri yaralı Sözcü Gazetesi

Mescid i Aksa 10. günde de kapalı: Filistinliler sokaklarda teravih namazı kıldı VİDEO İZLE

Mahkemeden Ahmet Özer kararı

UEFA ülke puanında son durum

2 milyar TL lik yatırım! O şehrimizde yepyeni bir stadyum yükseliyor

Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı dan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek e ziyarat!

Sağlık Bakanı Memişoğlu ndan İlber Ortaylı nın ailesine taziye ziyareti!

ABD ye ait bir yakıt ikmal uçağı Irak ta düştü

Anadolu Otoyolu nda otobüs ile çekicinin çarpıştığı kazada 1 kişi öldü, 15 kişi yaralandı Ankara Haberleri

İsrail halkı ne düşünüyor? Katliamları destekliyor mu desteklemiyor mu?

Saldırganla nasıl mücadele edilir?

Dünya devinde kriz: Oyunculardan biri, Zaten ayrılacağım, küme düşersek düşelim demiş

Tedesco yla yollar ayrılıyor mu? Acil toplantı sonrası Fenerbahçe den açıklama

AB nin 44 milyar avroluk savunma kredisine veto

Zafer kazandık derken batıyoruz! Hürmüz Boğazı nı korumak ABD yi iflas mı ettirecek? Sözcü Gazetesi

Bahçıvanlar ölünce bahçe mi olur? Yeni Şafak Kitap Eki Haberleri

Bahçıvanlar ölünce bahçe mi olur? Yeni Şafak Kitap Eki Haberleri

Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.

Bulgar yazar Georgi Gospodinov’un Bahçıvan ve Ölüm, bir babanın hastalığı ve ölümüyle yas evresindeki oğulun vedalaşmanın anı-romanıdır. Gaustin’in dediği gibi belki de şu hayatta “Sadece çocukluk ve ölüm vardır.” Kim bilir!

İsmail Karakurt

“Ölüm sensiz olgunlaşan bir kiraz ağacıdır.” (s.9)*

Film yönetmeni Pawel Pawlikowski “Gerçek hayat kurgudan daha yaratıcıdır.” diyor ya, hakikaten öyledir. Bütün hikayeler, romanlar gerçekliğini gerçek hayattan alır ama hayat her zaman kurgudan daha yaratıcıdır. Hayatı yazarlar evirir çevirir kurgular ve okura sunarlar. “Bir hikâye, yaşanmış ve kişisel olsa bile, bir kez dilden geçince, kelimelere bürününce artık bize ait olmaktan çıkar, o artık gerçeklik kadar kurmacanın da düzenine aittir.” (s.7).

Bazı romanların dağınıklığı insan hayatının savrukluğu gibidir. Genellikle hayatının son anlarına yığılır hayatın önceki bütün anları. Hastalıkla sayrılığın karıştığı gibi gerçekle kurgu birbirine karışır. Yine de bu durum, hayatların anlatısına ve gerçekliğine ket vurmaz. İşte içerik ve anlatım yönünden dokunaklı bir romanı okuyorum. Baba/oğul ilişkisini hastalık, ölüm ve yas temasını üzerinden işleyen sarsıcı ve gerçekçi bir roman ödüllü Bulgar yazar Georgi Gospodinov’un Bahçıvan ve Ölüm’ü. Metis Yayınları arasından Hasine Şen Karadeniz’in çevirisiyle yayımlandı.

KORKACAK BİR ŞEY YOK

Yazar çok bölümlü romanına, ölüm üzerine Epigraflar’dan sonra çarpıcı bir giriş cümlesiyle, “Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe” diye başlıyor. Bu cümle, romanı özetleyen çağrışımlarla dolu. Ardından gelen cümlelerle Gospodinov, hatta anlatıcı demek daha doğru, okuru ileri geri gidişler dönüşlerle adım adım ilerleyen hikayesine, gerçekliğine ve kurgusuna hazırlar. Belki de bunda, “Geçmişte zaman tek yönlü akmaz” düşüncesinin payı vardır. Çünkü daha romanın başlarında hikayelerinin kahramanları ölür, sadece hikayelerin anlatıcıları hayatta kalır dese de, sonunda “onlar da bir gün ölecek” demekten geri durmuyor. Ölümdür çünkü hayatın vazgeçilmez sonu. Anlatıcı, ilk bölümden itibaren babanın ölümünden önceki duygularını ve anılarını anlatır ve onun “korkacak bir şey yok” sözünü sık sık tekrarlayarak aslında o sözü insanların yaşadıkları karşısındaki korkuları ve endişelerini ifade eden bir epikrafa evirir. Anlatıcı, baba/ oğul ilişkisine yaptığı göndermelerle ikili arasındaki ilişkiyi irdelerken bu ilişki gibi aynı zamanda hafızasını da canlı tutmaya çalışır. Hatta romanında anlatısını serbest bırakarak baba, bahçe, hayat, ölüm, hafıza, dil gibi kavramlarla ilgili düşüncelerinin yanında okuru anlatının/ öykülemenin sınırlarında hatta biraz da kafa karışıklığıyla gezintiye çıkarır. Birçok bölümde dilin epikrizleriyle baş başa bırakır okuru. Ne de olsa epikrizdedir o hastanın hastalığı, teşhisi ve tedavisiyle ilgili her türlü bilgi. Romanın anlatıcısı, kitap boyunca kendi kendine konuşur gibi, içini döker, anlatır, dertleşir okurla.

ÇİÇEKLER ÖLÜLERİN NEYİ OLUR

Anlatıcının çok farklı anlamlar ve çağrışım yüklediği bahçe, baba için doğal terapi imkânı sunan özel bir mekandır. Ona göre, “Bahçe onun öteki muhtemel yaşamıydı, onun sesiydi, susup içine attığı her şeydi. Onun aracılığıyla konuşuyordu ve kelimeleri elmalar, kirazlar, iri kırmızı domateslerdi.” (s.15). Ayrıca babanın her zaman yapıcı olduğu bahsinden sonra anlatıcı, çiçekler üzerinden yerli yerinde bir soru yöneltir “Çiçekler aslında ölülerin gizli periskopları değil midir?” devamında da “Acaba ölüler dünyayı toprağın altında çiçeklerin saplarından mı izlerler?” merakını gizleyemez. Mesela hastalığı görünür hale getiren dil hakkında “Şimdiye kadar Latincenin ölü bir dil olduğunu bilirdim. Şimdi onun ölümün dili olduğunu biliyorum. Ölüm Latince konuşur.” diyen anlatıcı, ölümden söz ederken de aslında aramızdan ayrılan kişiden, onun bıraktığı boşluktan, kendimizden, hayatın büyüleyici geçiciliğinden bahsettiğimiz sonucuna varır.

Anlatıcı, romanın dağınıklığı içinde kalarak Şehrazat’ı selamlar, sık sık babanın anılarından söz eder. Onunla ilgili hikâyeler birbirini takip eder. Sevdiği yazarlara ve kitaplara göndermelerde bulunur. Onlardan alıntılar yapar. Anlatıcının anlattıkları okur nazarında hayatın birer gerçeğine dönüşür. Anlatılanlar kurgunun ötesinde çok fazla sahici çünkü. Oysa roman bir kurgu türüdür. Yazar, bunun farkındadır ve tam burada devreye girerek metne müdahale eder ve kurguyu devreye sokar. Okuru kurguyla edebiyatın zengin hayal dünyasında gezindirir. “Babamı kuş besler gibi besliyorum.” Diye anlatıcının/ kahramanın yaşadıkları okurun gerçekleriyle örtüşür. Bu tür eserlerin gücü, etkisi ve başarısı anlatıcının okurla kurduğu bağdan gelmektedir.

“Çocukluğun ebedi çilek tarlalarının otlarını ayıklayan” babalara/ annelere ölümü ve hiçbir hastalığı yakıştıramazsak da yine de çok çekmelerini istemeyiz. Belki de bundandır hasta babalar/ anneler için ölümü bazen bir iyilik olarak düşünürüz.

Birçok okuyucu, Paul Auster’in anı-romanı Yalnızlığın Keşfi’nde de benzer bir çabayı mutlaka okumuştur. Hayatının son yıllarında hastane/ ev arasında mekik dokuyan babamdan bilirim unutulmaz hastalık hallerini ve bende sıkıştırdığı o duygusallığı. Benzer duyguyu, iki eserde daha, tematik benzerlikten midir nedir, Mustafa Kutlu’nun Anadolu insanının tabiata bakışını ve derinlerinde “fanilik”i işleyen Beyhude Ömrüm uzun hikayesiyle Hasan Ali Toptaş’ın “Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır” dediği Kuşlar Yasına Gider romanını okurken de yaşamıştım.

Bahçıvan ve Ölüm, bir babanın hastalığı ve ölümüyle yas evresindeki oğulun vedalaşmanın anı-romanıdır. Sonuçta Gaustin’in dediği gibi “Sadece çocukluk ve ölüm vardır.” Belki de bundan, romanı bir baba ve oğulla, anılar ve acılarla, hikâyeler ve tabiatla kurgulanmış bir ilişkinin ve çabanın yas günlüğü olarak da okuyabiliriz. Bu ilişki ve çaba, uzun süre insana, “küllüğünde hala kiraz çiçeği poleni” vardır hikayesini yaşatıp duracağa benzer. Sonsöz’den iki cümleyle tamamlayalım yazıyı:

“Eğer istersem, bellerine kadar otlara dalmış dedemi ve babamı aşağı doğru inerken görebilirim. … Bir yerde, ağaçların arasına gizlenmiş bir guguk kuşu ötüyor, sesi hayati ve hafif. Korkacak bir şey yok.”

Önemli haberleri ve güncellemeleri kaçırmamak için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:51
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 15 Ekim 2025 04:03 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Devlet Bahçeli iftarda konuştu: ABD ve İsrail için evdeki hesap İran a uymadı Sözcü Gazetesi

12 Mart 2026 20:49see177

Bakan Yumaklı dan Milli Parklar Kanunu açıklaması

12 Mart 2026 18:08see167

İtirafçı kürsüde Sistem i anlattı: Sus, kızının masraflarını karşılayalım Yerel Gündem Haberleri

13 Mart 2026 04:02see165

UEFA Konferans Ligi nde son 16 turu ilk maçları yapıldı! İşte tüm sonuçlar...

13 Mart 2026 01:16see162

İran 500 ABD İsrail askeri hedefini vurduğunu açıkladı

14 Mart 2026 05:26see162

Peşmerge Fransız ortak askeri üssü vuruldu: 6 Fransız askeri yaralı Sözcü Gazetesi

13 Mart 2026 00:33see161

Mescid i Aksa 10. günde de kapalı: Filistinliler sokaklarda teravih namazı kıldı VİDEO İZLE

13 Mart 2026 00:38see158

Mahkemeden Ahmet Özer kararı

14 Mart 2026 01:55see158

UEFA ülke puanında son durum

13 Mart 2026 00:26see152

2 milyar TL lik yatırım! O şehrimizde yepyeni bir stadyum yükseliyor

12 Mart 2026 20:16see152

Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı dan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek e ziyarat!

13 Mart 2026 18:58see150

Sağlık Bakanı Memişoğlu ndan İlber Ortaylı nın ailesine taziye ziyareti!

13 Mart 2026 18:02see149

ABD ye ait bir yakıt ikmal uçağı Irak ta düştü

13 Mart 2026 00:58see149

Anadolu Otoyolu nda otobüs ile çekicinin çarpıştığı kazada 1 kişi öldü, 15 kişi yaralandı Ankara Haberleri

14 Mart 2026 02:00see149

İsrail halkı ne düşünüyor? Katliamları destekliyor mu desteklemiyor mu?

13 Mart 2026 05:12see148

Saldırganla nasıl mücadele edilir?

13 Mart 2026 09:16see148

Dünya devinde kriz: Oyunculardan biri, Zaten ayrılacağım, küme düşersek düşelim demiş

12 Mart 2026 19:41see147

Tedesco yla yollar ayrılıyor mu? Acil toplantı sonrası Fenerbahçe den açıklama

14 Mart 2026 01:56see146

AB nin 44 milyar avroluk savunma kredisine veto

13 Mart 2026 00:23see144

Zafer kazandık derken batıyoruz! Hürmüz Boğazı nı korumak ABD yi iflas mı ettirecek? Sözcü Gazetesi

13 Mart 2026 01:10see143
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları