Ankara24.com
close
up
Sistem karşıtı hareketler ve İran Süleyman Seyfi Öğün

Sistem karşıtı hareketler ve İran Süleyman Seyfi Öğün

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.

Kapitalizmin bir dünyâ sistemi olarak, daha ilk evrelerinden başlayarak küresel bir olgu olduğunu biliyoruz. Yâni kapitalizm basit olarak emek ve sermâyenin bileşiminden doğmuyor. Birikim süreçleri için bu kadarını tespit etmek kâfî gelebilir. Lâkin, kârın sonsuzlaştırılması gibi br dinamiği içinde taşıyan kapitalizm sâdece birikim ile mahdut değildir. Biteviye büyüyecek ve yayılacaktır. Bu da onun biriktiği yerlerden başlayarak, ister hammadde ihtiyâcı ister pazar genişlemesi üzerinden gözünü topyekûn

Kapitalizmin bir dünyâ sistemi olarak, daha ilk evrelerinden başlayarak küresel bir olgu olduğunu biliyoruz. Yâni kapitalizm basit olarak emek ve sermâyenin bileşiminden doğmuyor. Birikim süreçleri için bu kadarını tespit etmek kâfî gelebilir. Lâkin, kârın sonsuzlaştırılması gibi br dinamiği içinde taşıyan kapitalizm sâdece birikim ile mahdut değildir. Biteviye büyüyecek ve yayılacaktır. Bu da onun biriktiği yerlerden başlayarak, ister hammadde ihtiyâcı ister pazar genişlemesi üzerinden gözünü topyekûn küreye dikmesi ve bir dünyâ işbölümü inşâ etmesini doğuracaktır.

Kapitalizmin inşâ ettiği dünyâ sisteminin eşitsiz bir tabiatı olduğunu daha baştan kestirmek isâbetli olacaktır. Yâni onun sâdece birikim değil, aynı zamanda genişleme süreçleri de eşitsizdir. Yarı merkez ve kenar dünyâlar bu eşitsizliğin adresleridir. Kapitalizm hükmünü devâm ettirdikçe, eşitlikçi bir dünyânın kurulabileceğine inanmak en büyük saflıklardan birisidir. İşte sistem karşıtı hareketlerin müşterek niteliklerinden birisi de bu saflıktır.

20. asır, daha evvelki asırlara kıyasla ,sömürgelerin tasfiye edildiği daha ileri dünyâ olarak pazarlanmıştır. Evet, büyük kahramanlıklar ve fedâkârlıklarla istiklâllerine kavuşmuş çok sayıda tâze ulus için bu adım heyecan verici başlangıçları müjdelemiştir. Siyâsî ve hukûkî kazanımlar üzerinden sağlanmış olan istiklâl fikrinin derinleşerek bu ulusların ekonomik olarak da istiklâllerine kavuşabilecekleri ümidini doğurmuştur. Ama kısa zaman sonra bunun böyle olmadığı; dünyânın artığını çekmeyi şiar edinmiş merkez kapitalist güçlerin ekonomik ayrıcalıklarını garantiye almadan hiçbir yerden çekilmediği anlaşılmıştır. Tâze müstakil (?) ulusların, hangi yolu seçerlerse seçsinler kalkınma gayret ve tecrübeleri, kaynak eksiklikleri sebebiyle felce uğramıştır. Bu da, zaman içinde oligarşiler öncülüğünde sonu gelmeyen bir iç yağmayı doğurmuştur. Bu oligarşiler, pek çoğu partitokrasiler olarak şekillenmiş siyâsî iktidarlarla iltisaklıdır. Yozlaşma, çürüme gibi kavramlarla mâruf olan süreçlerdir bunlar. Merkez kapitalist çevreler, ekonomik çıkarlarını bu oligarşik yapılarla eşgüdüm içinde yürüttüğünü de kaydetmeliyiz.

Yarı merkez dünyâlar çürümüş, yozlaşmış rejimlerle anılır. Onların bu halleriyle devâm etmesini bizzat sistem ister. Bunlara karşı artan toplumsal muhalefetin hiçbir ehemmiyeti yoktur. Son kullanım târihi dolan isimler ve kadrolar tasfiye edilir. Bunların yerine şarlatan/popülist liderler ve kadrolar ikame edilir. Bunların sahneye kurtarıcı gibi çıktığını biliriz. Ama bir süre sonra oligarşiler bunlarla da irtibat ve münasebet kurarak bildiklerini okumaya devâm ederler. Hâsılı, yarı merkez dünyâların modern dünyâdaki mukadderâtı bildik bir senaryonun çevrimleri içinde cereyan eder.

Sistem karşıtı hareketler, hangi ideolojik örüntüyü kendilerine seçerse seçsinler, bu çevrimler içinde yola getirilirler. Buradan şu hükmü çıkarabiliriz: Sistem karşıtı hareketler sistemin ürettiği hareketlerdir. Hattâ bunu daha da geniş bir ölçekte değerlendirdiğimizde onların varlığı sistemik bir ihtiyaçtır. Sistem, diyalektik olarak kendi karşıtlarını doğurur ve onları şu veyâ bu şekillerde güderek kendi selâmetini ve devamlılığını garanti altına alır. İki Kutuplu Dünyâ olarak târif edilen 20. asır dünyâsında Sovyetler Birliği’nin varlığı esâsen mevcut sistemin alternatifi olmaklığından neşet etmiyordu. Sosyalizm etiketi altında, devlet kapitalizmi olarak sistem ile fevkalade uyumlu bir modeldi bu. Bu modele özenen post kolonyal dünyâ onunla berâber dünyâ sistemine eklemleniyordu aslında. Sovyetler Birliği’nin varlığı aynı zamanda, esas hegemon güç olan ABD’nin varlığını garanti altına alıyor ve dinamizmini meydana getiriyordu. İki kutup arasındaki keskin ideolojik farklılık bir paralaks tesiri gösteriyor, zihinleri bulandırıyordu. Aslında nihâî tahlilde bunun hiçbir ehemmiyeti yoktu.

Dünyâ işbölümünün kodlarıyla uyumlu kalındığı müddetçe, yarı merkez dünyâ oligarşileri varlıklarını ite kaka devâm ettirebiliyordu. Bu kodların kendisine has, hafif tertip bir esneme kabiliyeti de vardı. Ama dünyâ işbölümünün kodlarıyla oynayan, hele hele çok kritik sinir uçlarına dokunmaya kalkan olursa bunlar şiddetle cezâlandırılırlardı. Meselâ İran’da Musaddık bunu yapmış, İran petrollerini millîleştirmeye kalkmıştı. Evet, asla kabûl edilmeyecek bir şeydi bu. Dünyâ hammadde kaynaklarının millileştirilmesi yolunda atılan bir adım hiçbir yerde cezâsız kalmadı. İkinci büyük günah ise dünyânın rezerv parası olan ABD Dolar’ı ile oynamaktı. SWIFT Sisteminin akışını bozmak ve alternatif, görece daha âdil ödeme mekanizmaları oluşturmaya yeltenmek en acımasız muamele ve muamelelerle karşılaşmanın sebeplerini meydana getiriyor. Kral Faysal, Muammer Kaddafî ve Saddam Hüseyin gibilerin başına gelenleri hep bu temelde hatırlamak en doğrusudur.

Kritik olan gelişme Çin’in yeni üretim devi olarak şekillenmesi; bununla da kalmayıp teknolojik üstünlükler de geliştirmesiydi. Bu dünyâ sisteminde derin ve çok katmanlı; jeopolitik, jeoekonomik ve jeokültürel tesirleri olan bir hâdiseydi. Derin çelişkilerden birisi, Çin’in hâlâ Dolar’a olan bağımlılığıydı. Bu bağımlılığı kırmak için Çin, bilhassâ yarı merkez ve kenar dünyâlara yeni teklifler sunmaya başladı. Bunların bir kısmı başarılı neticeler de verdi. ABD için alarm verdiren bir gelişmeydi bu. Dolar’ın dünyâ ticâretindeki oranı azalmaya başladı. Trump’ı işbaşına getiren de bu kritik gelişme oldu. Normal olarak bu kadarı bile III. Umûmî Harp için yeterli bir sebepti. Lâkin böyle bir savaşın olağanüstü yıkıcı tesirleri göze alınabilecek gibi değildi. Trump başka bir yol tâkip etmeye karar verdi. ABD’nin orantısız ve misli olmayan askerî gücünü devreye sokarak, hiçbir normu dikkate almaksızın Çin’in hammadde, enerji ve ticâret yollarını gasp etmek ve onu kendi içinde boğmaya dönük, dolaylı bir savaşı başlattı. ABD’nin baskılarından yılmış ve Çin’in yükselişinden faydalanarak bu baskıları bertaraf etmek isteyen, bu yolda adımlar da atmış kim varsa onların sindirilmesi ve ezilmesi için başlatılan operasyonlar ilk meyvesini Venezuela’da verdi. Sıranın İran’da olduğu anlaşılıyor. Sistem karşıtlığının en radikalize olduğu yerlerden birisinin İran olduğu âşikârdır… Sistem bugüne kadar onu dışına alarak habis bir mahrûmiyete mahkûm etti... Bu bunaltıcı süreç, ondan beslenen oligarşileri ve onların her türlü çürümüşlüğünü, yozlaşmasını doğurdu. Çin ile kurduğu ilişkiler İran’ı görece ayakta tuttu. Ama kurtarmaya yetecek mi, bilmiyoruz. İran operasyonu örtük bir ABD-Çin savaşıdır. Çin’in kudreti Venezuela’ya yetmedi. Bakalım İran’da ne olacak? Eğer İran’ı da kaybederse Çin ne yapacak?

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:84
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 12 Ocak 2026 04:03 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Süper Amatör Lig de skandal görüntüler: Rakibinin kafasını tekmeleyen futbolcu sahada tutuklandı VİDEO İZLE

14 Nisan 2026 00:42see168

Pota derbisinde Fenerbahçe fark attı!

14 Nisan 2026 00:09see162

IMF, Dünya Bankası ve IEA dan uyarı: Hürmüz açılsa dahi fiyatlar yüksek kalabilir Sözcü Gazetesi

14 Nisan 2026 00:06see160

Premier Lig de 45 yıl sonra gelen zafer!

14 Nisan 2026 00:38see158

Müzakere umudu piyasayı yükseltti petrolü düşürdü

15 Nisan 2026 00:49see156

Boşanma Krizi: Araç Yaktı, Havaya Ateş Açtı

14 Nisan 2026 00:33see155

T.C. KÜÇÜKÇEKMECE İCRA DAİRESİ

15 Nisan 2026 00:02see154

Barcelona ya galibiyet yetmedi! Atletico Madrid yarı finalde Sözcü Gazetesi

15 Nisan 2026 00:11see154

MEMUR MAAŞI HESAPLAMA TEMMUZ 2026 SON DAKİKA Memur maaşı ne kadar olacak?

14 Nisan 2026 00:24see154

Dilara Erkal: Baba şefkatinin en saf hali Magazin haberleri

14 Nisan 2026 01:11see153

ÖTV muafiyeti ile alınabilecek araçlar: Emekliye ÖTV siz araç şartları neler? 2026 ÖTV siz araç marka ve modelleri

15 Nisan 2026 00:46see153

Bursa da asansör boşluğuna düşen 17 yaşındaki genç ağır yaralandı Bursa Haberleri

14 Nisan 2026 01:14see152

Sosyal medya ve doğum izni düzenlemelerinde 6 madde daha kabul edildi Son dakika haberleri

15 Nisan 2026 00:26see148

Tartıştığını eşini başından silahla vurup öldürdü Kahramanmaraş Haberleri

14 Nisan 2026 01:02see147

T.C. ANTALYA 4. SULH HUKUK MAHKEMESİNDEN / BAŞKANLIĞINDAN

15 Nisan 2026 00:02see147

BEDAŞ ve AYEDAŞ duyurdu: 15 Nisan 2026 Çarşamba İstanbul elektrik kesintisi ne zaman başlayacak, elektrikler saat kaçta gelecek?

15 Nisan 2026 02:02see144

Liverpool u ikinci maçta da yenen PSG yarı finalde

15 Nisan 2026 00:10see141

HT 360 14 Nisan 2026 (

15 Nisan 2026 02:21see141

Hizbullah’tan İsrail’e İHA ve roketlerle 34 saldırı Dünya Haberleri

15 Nisan 2026 00:21see139

Kahramanmaraş ta tartıştığı karısını öldüren zanlı teslim oldu Son dakika haberleri

14 Nisan 2026 02:28see139
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları