Ankara24.com
close
up
Menu

SpaceX in canlı yayınında gizemli cisim: Önce kameraya takıldı, sonra kayboldu

Ankara kapalı yollar listesi: 13 Ekim Ankara’da hangi yollar, saat kaça kadar kapalı?

Trump ın en büyük bağışçısı bir kez daha Elon Musk oldu: Para musluklarını açtı

4 0 sonrası konuştu: Kolay değil!

Doğu Kudüs te ruhsat engeli iki Filistinli aileyi evlerini elleriyle yıkmaya zorladı

Seda Sayan dan kadınlara hayat tavsiyesi: Kendi paranızı kazanın

50 metreden uçuruma yuvarlandı; 2 kişi öldü, 4 kişi yaralandı Sözcü Gazetesi

Ormanda kaybolun kişi, termal kamera ile yeri saptanarak kurtarıldı

İKSV Genç Sanatçı Fonu na 310 Sterlin destek

Daha 17 nin 20. bölümünde neler oldu? Teoman o geceyi hatırladı!

Baleden tiyatroya AKM bu hafta sanatla dolu

Fenerbahçe arkasına bakmadan gönderdi! Performansıyla Premier Lig i salladı Sözcü Gazetesi

Cagliari Juventus MAÇ SONUCU İşte Cagliari Juventus maçı özeti ve golleri (İtalya Serie A)

AÖF kayıt yenileme tarihleri: AÖF kayıt yenileme ve ders seçimi nasıl yapılır, kayıt yenileme son gün ne zaman?

Avrupa basını Türk şirketi mercek altına aldı: Yaptırımları deliyor iddiası Sözcü Gazetesi

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi nden Nuri Sesigüzel e anlamlı vefa

Somalili Sagal Abdi Wali den tarihi başarı! İngiltere de Kur an ı Kerim ile yemin etti

Süper Lig in iki devinden deplasman yasağı açıklaması Sözcü Gazetesi

Dubai’de idam cezasıyla karşı karşıya kalan fenomenin ailesi endişeli: Duruşma ertelendi, telefon görüşmeleri kısıtlandı

Cemil Tugay’dan Kılıçdaroğlu’na ‘anket’ yanıtı: 22 kez görüştük, bir kez bile şikayette bulunmadı

Ramazan hasbihali ve Ayasofya vaizi Dursun Gürlek

Ramazan hasbihali ve Ayasofya vaizi Dursun Gürlek

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.

Ramazan maneviyatı, Ramazan medeniyeti ve Ramazan edebiyatı diye söze başlayacak olursak, bu mübarek ayın özelliklerini belirtmiş oluruz. Ulemamız, Ramazan maneviyatı hakkında birbirinden değerli kitaplar yazdıkları gibi, ediplerimiz ve şairlerimiz de bu gönül ikliminin ruhları okşayan âhengini terennüm etmiş olurlar. İsimlerini teker teker saymaya ve kendileri hakkında kısa kısa da olsa bilgiler vermeye sütunumuz müsait olmadığı için sadece bir edebiyatçımızın adını anacağım ki, o da merhum Cenap

Ramazan maneviyatı, Ramazan medeniyeti ve Ramazan edebiyatı diye söze başlayacak olursak, bu mübarek ayın özelliklerini belirtmiş oluruz. Ulemamız, Ramazan maneviyatı hakkında birbirinden değerli kitaplar yazdıkları gibi, ediplerimiz ve şairlerimiz de bu gönül ikliminin ruhları okşayan âhengini terennüm etmiş olurlar.

İsimlerini teker teker saymaya ve kendileri hakkında kısa kısa da olsa bilgiler vermeye sütunumuz müsait olmadığı için sadece bir edebiyatçımızın adını anacağım ki, o da merhum Cenap Şehabeddin’dir. Bu zatın bir üslup üstadı olduğunu, kalemini bir neşter gibi kullandığını bütün meslektaşları bilir. Sözü onun Ramazan’la ilgili yazılarına getirecek olursak, karşımıza şaheser bir tablo çıkıyor. İşte bu tablodan göz alıcı bir manzara olmak üzere kendisinin “Ramazan Hasbihali” başlıklı yazısını takdim ediyorum. Daha çok Ayasofya Cami-i Şerifini ve bu ulu mabedin kürsüsünü işgal eden bir vâizin, vaazını konu alan bu yazısını – üslubunu ihlal edeceği için – hiçbir sadeleştirme yapmadan aşağıya alıyorum. Biraz yavaş ve dikkatli okumanız ricasıyla…Osmanlıca sözlük kullanmak tavsiyesiyle…

“Bugün değilse yarın Ramazan’a kavuşuyoruz. Bu mübarek ay bir ibadet devridir. Haydi birlikte Ayasofya’ya girelim. Ayasofya! Niçin bu büyük İslam mabedinde hâlâ bu Bizans adı? Fakat tarihi münakaşaları ibadethanelerin kapısı önünde bırakmalıyız. Oralara girerken hayattan biraz çıkmak lazımdır.

Ayasofya her saat biraz gölge ile örtünür. Ve oradaki simalara akşam, sonbahar ve rüya uçukluğu gelir. Çünkü hakiki ibadet loşluğa bürünmek ve mümkün olduğu kadar az görünmek ister. İşte şimdi hariçteki maişet kavgasının gürültülerinden uzak, sanki dünya ile âhiretin arasında, faniyi ebediyete yaklaştıran bir atebe üzerindesiniz. Her somaki sütun nazarlarınızı kubbeye davet eder ve burada nazarınız için sema o muka’ar (derin) nısf küre-i sükûtuyla semt-i re’sinizi (başınızı) dolduran kubbedir; bu kubbe gökyüzü gibi mânây-ı azameti ile ‘Küllü men tahtî fan’ (Benim altımda olan her şey fanidir) der.

Burada dizleri büken ve cepheleri yere eğen gizli bir kudret hissolunur. Artık her baş kendi göğsü üstüne eğilmeli ve bir murakabe-i ihlas ile yalnız kalbini dinlemeli ve düşünmeli ki, er geç o göğüs ve kalbi soğumuş oldukları halde halkına uzatmaya mecbur olacak. Buraya girdiğiniz anda bilmem nereden gelen nâfiz bir ses kulağınıza emreder: ‘Kalbini ve göğsünü fena rüyalardan boşalt!’ Burada günahkâr ağlamasa bile, günahları ağlar. Onun için her tarafta iyi ve müessir bir göz yaşı rutubeti duyarız. Ey hayatın ezen günahlarıyla ağlayanlar, biliniz ki burası afv ile kucaklamak için açılmış bir ana kucağıdır, burada hakikaten senli benli hitap edebilirsiniz ve Hak önünde istiğfar ile ne kadar haykırsanız boğazınız kurumaz. Bu âbidenin taş kanatları semanın ukûbetleri (cezaları) ile bizim aramızda birer merhamet siperidir, onlar isyanımızı örtmek için başımız üstünde kabarıyor. Ve bu siper gökyüzü gibi sağır ve dilsiz değildir. Her sesinize, sizin sesinizden daha uğultulu bir sesle cevap verir; elemle içinizi çekiniz, o da etrafınızda göğüs geçirecektir. Tannâniyeti ile size anlatır ki, sizi dinliyor, hissediyor ve anlıyor. Onun her penceresi sizin yüreğiniz üstüne açılmış bir gözdür. İçinizdeki hakikatleri onun nazarlarına karşı süsleyemezsiniz, gizleyemezsiniz. Ooh, burada hayatınızın hatiâlı, parçalarından temiz bir mağfiret köprüsü bina edebilirsiniz ve bunun için ihlas-ı tam ile pişmanlık kâfidir; bu loş mahfilde nedâmetin göz yaşları birer müstesna elmas gibi parlar.

Bir kere bu kubbenin gözleriyle etrafa bakalım: Önünde şehrin bütün binaları hürmetle diz çökmüş gibidir. Ve bütün kapılar sanki dua kanatlarını yan yana getirmiş avuçlardır. Sokakların boş gürültüsü buraya kadar çıkamaz. Buradan yalnız iki ses işitilir: İçeriden gelen iman uğultusu ve minareden müezzinin dağıttığı davet nidası… Çınar gölgesinde güvercinleri seyrederek ezan saatini bekleyenler işte müezzinin tekbir mûsıkisini işitince bir kat daha temizlenmek için şadırvana koşuyor ve biraz sonra top kandilin altında toplanacaklar. Bu kubbe çok yüksektir, fakat hiç mağrur olmaksızın. Biz girerken eşiğini ayaklarımızın altına serdiği gibi, gölgesini de şimdi cemaatimizin cephesine seccade yapar.

Ooh, din bu irtifada bir akıl ve mantık meselesi değil, bizi özlediğimiz yüksekliğe çıkaracak bir kanat, kalbimizi üstüne yatırabileceğimiz bir yumuşak his, bir şiirdir ve şiir ile yaşar. Âh yazıktır vâiz efendi, onu dünyaya indirmeyiniz. O daima hafif kül rengi bulutlara sarılı bir ‘hicr-i muallak’ manzara-i icazıyla yer ve gök arasında dursun; ona uzanmak için kollarımız birer dua gibi yıldızlara doğru yükselmeli insan cemiyetinin hadiseleri arasına karışan din er geç dirseklenir, itilir, kakılır. O arş ve kürsüden akan saf şiir değil midir? Arzın üstünde tozlanır, eskir ve bir gün bakarsınız ki beşerin büyük gürültüsü içinde o da bir gürültü parçası olmuş… Yeryüzüne ve yeryüzünde bizim hayat-ı münâzaamıza temas etmedikçe eb’ad ve ezmine (boyutlar ve zamanlar) onundur.

Din ile ilim arasındaki uzun ve abes çekişme ancak her birinin kendi hıtta-i vazifesine çekilmesiyle nihayet bulabilir. Ve her birinin ülkesi o kadar ayrıdır ki… Biri hayatı tahlile çalışır ve serhaddi mezarın kapağıdır, ondan öteye geçmez. Din ise ölümden sonrası ile içinde yaşadığımız masalın ma’badi ile (arkası, devamı ile) gözlerimizi ebediyyen yumunca göreceğimiz manzaralarla meşgul olur. Mezarın mâverasına müdahale edince, ilim ve ölümden beriye gelince din kuvvetini kaybeder. Din öyle şeyleri bilmek ve bildirmekle memurdur ki, ilmin mantığı onları çoktan beri ‘Ebedi meçhuller’ ünvanıyla tasnif etmiştir. Dini hususları hiçbir tecrübe mihengine vuramayız. Onun için ilmin bugünkü malikânesi haricinde kalırlar. Vâkıa her din uzak bir mazide ilim ve fen mahiyeti ile doğdu. ‘Zend’ lisanında ilim ve din aynı kelime ile ifade olunur. Şüphe yok ki ilmin sütninesi dindi; fakat bir gün geldi ki, ilim emziğini kırdı ve artık kendi sahasında müstakil yaşayacaktı. Zaman öyle bir âmildir ki, ondan müteessir olmamak iddiası mühliktir. İlmi, hâlâ zir-i iradesinde yaşatmak için ısrar eden din ‘engizisyon’ tesisine ihtiyaç hisseder ve kan dereleri boşandırır ve netice-i müsademede görür ki, fakrü’d – deme (kansızlığa) düşen kendisi olmuş.

Din bir hakikat-i mahza ve hakikat-i kâmile sıfatlarıyla doğar; beşer aklının eremeyeceği meselelere kadar her şeyi kat’iyetle bilmek iddiasındadır. Tahavvül ve tekâmül kabul etmez. Nasıl doğdu ise öyle yaşar. Yalnız kendi bilgilerinde kıymet görür ve zaman mekân kayıtlarına mültefit değildir. Eğer din nisbiyyeti tanısa ve tahavvül, tekâmül kabul etseydi bir nazariyye-i ilmiye mâhiyeti alırdı. O zaman arza inebilirdi; fakat sema ile alakasını kesmesi lazım gelir ve yazık olurdu.

Dine hizmet etmek istiyorsanız vâiz efendi, onu bizim karışık işlerimize karıştırmayınız ve beşer aklının ihata edemeyeceği esrardan bize bahsetmeyiniz. Mesela Marifetullah bu cümledendir. Cenab-ı Hakkı teklifsizce tarif eden vâizi ben tebessümsüz dinleyemem. Zira itikadımca hiç kimse arşa merdiven kuramaz. El ile tutulamayacak ve göz ile görülemeyecek nihayetsiz ve müebbed kuvveti dil ile nasıl tarif edebilirsiniz? Evsâf-ı lâhutiye, beşerin fakir ve hakir lehçesine hiç sığar mı? Ne kadar âlim olsanız, vâiz efendi, siz de bizim gibi nâmütenâhilikler içinde ezilen saniyelersiniz; ebediyeti tanımak dâvâsını ebediyete bırakalım. Dudaklarımızın lâfza-i celale temas ile huşu’dan titremesi. İşte yanılmayan Marifetullah yalnız budur.

Diğer cihetten vâiz efendi, âhiret nâmına bize bi-hudut, bir işkence çölü teşhir etmeyiniz. Beşeriyeti hayat kâfi derecede titretiyor. Sizin belagatiniz de karşımıza hayattan daha korkunç bir simâ-yı gazap koymasın. Biz size ruhumuzda bir gece ile geliyoruz, oradan kalbimizde penbe bir fecr ile ayrılmalıyız. Bize kudret-i bî-nihâyesi, beşerin nihayetsiz za’fına merhametle bakan Zülcelal’den bahsediniz. Biz O’nun arşından uzanan dest-i affını cephemizde hissedelim. Biz cahillere merhamet-i ilahiyye o müstesna kapıdır ki, dehalet edenler çoğaldıkça genişler. Bir ma’bedin ulu güzelliği içinde biz o âlih-i rahimi bulmak dileriz ki, kuşların terânelerini birer sûre-i tahmid telakki eder ve benim günahımdan evvel ruhumdaki cerihayı ve nazarımdan ziyade gözyaşlarımı görür. Onun bir elinde af ve bir elinde saadet vardır. Arzı yaratmıştır ki üzerinde sa’yin necâbetini öğrenelim. Semayı yaratmıştır ki, yüksekliğini görelim ve saadeti yaratmıştır ki hayatı tanıyalım. Ve bize bütün mükevvenatın lisanıyla ‘Çalış, yüksel ve mes’ud ol: İşte bütün ibadetlerin fevkinde, büyük ibadet! der. Biz cahillere dünya, tavanı güneşli ve yıldızlı bir mahbes değildir. Cenab-ı Hakk, hayatı sürursuz yaratmadı, diyoruz. Diyoruz ki beşerin burada hakk-ı günahı bile vardır.

İki cümle ile bir faniyi cehenneme kakıvermek: Âh vâiz efendi, bu çok kolaydır. Fakat ben bir mescidi her ziyaretimde huzû ile ürpermiş saçlarımı okşayan bir müşfik kanat hissetmeliyim. Cephemde korkuların getirdiği soğuk terle oradan çıkarken nasıl diyebilirim ki: ‘Girdiğim yer Allah’ın evi idi!’ Biz cahiller için hikmetin başı Allah’tan korkmak ise, neticesi de Allah’ı sevmektir. Muhterem vâiz, senin gür ve beliğ sesinde isterim ki, Rabb’in sesi bana desin: ‘Sa’y ve ismet yolunun nihayetinde şefkatle kollarımı açtım, seni bekliyorum!’

Bil vâiz efendi ki, bütün insaniyet Rabb-i müşfiki arayan bir nev’i Diyojen’dir, fakat feneri sönük… Sen mev’izenle ona bir parça aydınlık ver, işte o kadar! Ve lazımsa beni uyandır, fakat ateşin korkunç kızıllığıyla değil, beni irşad için demek ki: ‘Uyandığın zaman seni kucaklayacak bir kızgın ve ebedi kâbustur!’ Kanı kanla yıkamak beşerin za’fına yakışır. Rabb-i Kadir, kanı Kevserle yıkar. Tebşir, tebşir. Izdırap çölünde beşeriyet buna susamıştır. Hem de Erhamürrahimin nâmına korkuluk sallamanın ne lüzumu var? Kat’i mev’izeyi yarın hepimize topraktan dudaklarıyla mezar edecek, değil mi? O zamana kadar din ara sıra hayatın kapısını açarak önünde düşünmek için altın anahtarımız olsun.”

Ey Cenab Şehabeddin, bir kere daha kalemin altın suyu mürekkeple dolsun!..

Not: Dostumuz Abdullah Uçman, şairimizin bu mübarek ayla ilgili diğer yazılarını “İstanbul’da Bir Ramazan” adıyla kitaplaştırdı. Dergâh Yayınları. Meraklısına duyulur.

Önemli haberleri ve güncellemeleri kaçırmamak için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:91
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 01 Mart 2026 04:06 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

SpaceX in canlı yayınında gizemli cisim: Önce kameraya takıldı, sonra kayboldu

13 Ekim 2026 01:34see174

Ankara kapalı yollar listesi: 13 Ekim Ankara’da hangi yollar, saat kaça kadar kapalı?

13 Ekim 2026 01:45see171

Trump ın en büyük bağışçısı bir kez daha Elon Musk oldu: Para musluklarını açtı

13 Ekim 2026 01:18see171

4 0 sonrası konuştu: Kolay değil!

13 Ekim 2026 00:08see171

Doğu Kudüs te ruhsat engeli iki Filistinli aileyi evlerini elleriyle yıkmaya zorladı

13 Ekim 2026 00:56see170

Seda Sayan dan kadınlara hayat tavsiyesi: Kendi paranızı kazanın

13 Ekim 2026 00:12see170

50 metreden uçuruma yuvarlandı; 2 kişi öldü, 4 kişi yaralandı Sözcü Gazetesi

12 Ekim 2026 00:05see169

Ormanda kaybolun kişi, termal kamera ile yeri saptanarak kurtarıldı

13 Ekim 2026 00:03see169

İKSV Genç Sanatçı Fonu na 310 Sterlin destek

13 Ekim 2026 01:08see168

Daha 17 nin 20. bölümünde neler oldu? Teoman o geceyi hatırladı!

12 Ekim 2026 00:29see164

Baleden tiyatroya AKM bu hafta sanatla dolu

12 Ekim 2026 00:26see163

Fenerbahçe arkasına bakmadan gönderdi! Performansıyla Premier Lig i salladı Sözcü Gazetesi

13 Ekim 2026 00:10see159

Cagliari Juventus MAÇ SONUCU İşte Cagliari Juventus maçı özeti ve golleri (İtalya Serie A)

12 Ekim 2026 00:20see158

AÖF kayıt yenileme tarihleri: AÖF kayıt yenileme ve ders seçimi nasıl yapılır, kayıt yenileme son gün ne zaman?

13 Ekim 2026 00:09see157

Avrupa basını Türk şirketi mercek altına aldı: Yaptırımları deliyor iddiası Sözcü Gazetesi

12 Ekim 2026 09:25see157

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi nden Nuri Sesigüzel e anlamlı vefa

13 Ekim 2026 00:41see157

Somalili Sagal Abdi Wali den tarihi başarı! İngiltere de Kur an ı Kerim ile yemin etti

13 Ekim 2026 01:17see155

Süper Lig in iki devinden deplasman yasağı açıklaması Sözcü Gazetesi

13 Ekim 2026 00:31see153

Dubai’de idam cezasıyla karşı karşıya kalan fenomenin ailesi endişeli: Duruşma ertelendi, telefon görüşmeleri kısıtlandı

13 Ekim 2026 01:07see150

Cemil Tugay’dan Kılıçdaroğlu’na ‘anket’ yanıtı: 22 kez görüştük, bir kez bile şikayette bulunmadı

13 Ekim 2026 00:07see149
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları