ÖZLEM DOĞANER Savaş, stagflasyon ve Türkiye’nin fırsat penceresi
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.
ABD-İsrail ile İran arasında tırmanan gerilim, yalnızca jeopolitik bir kriz değil; küresel ekonomi açısından ciddi bir stagflasyon riski anlamına geliyor. Hürmüz Boğazı üzerinden enerji akışının tehdit altına girmesi petrol fiyatlarını yukarı çekerken, bu durum hem enflasyonu artırıyor hem de büyümeyi baskılıyor. Yani dünya, düşük büyüme–yüksek enflasyon ikilemine doğru ilerliyor.
Bu tablo birçok ekonomi için risk üretirken, Türkiye açısından aynı zamanda bir fırsat penceresi açıyor. Çünkü kriz dönemlerinde tedarik güvenliği, coğrafi yakınlık ve lojistik kabiliyetler öne çıkıyor. Türkiye, Avrupa ile Orta Doğu arasında stratejik konumu, savaşta barışçıl diplomatik yaklaşımı, güçlü altyapısı ve üretim kapasitesiyle bu yeni dönemde "güvenli merkez" olma potansiyelini artırıyor.
Elbette negatif etkiler hissediliyor. Özellikle havacılık sektörü bu tür gerilimlerden doğrudan etkileniyor. Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Nane, bölgeye yönelik uçuş iptallerinin geçici bir olumsuzluk yarattığını vurgularken, sektörün dayanıklılığına dikkat çekiyor: "Orta Doğu hem turizm hem taşımacılık açısından kritik bir bölge. Yaşananlar kısa vadede etki yarattı. Ancak Türk turizmi ve Türk havacılığı son derece esnek ve dayanıklı sektörlerdir. Bugüne kadar çok daha büyük badireler atlattık. Bizim sektörde bir sarsıntı yaşansa bile bu en fazla 10-15 gün sürer. Ardından hızlı bir toparlanma gelir. Bu yüzden enseyi karartmamak lazım; sektörümüz çok dinamik."
Bu yaklaşım, Türkiye ekonomisinin genel karakterini de özetliyor: Şoklara karşı dayanıklılık ve hızlı adaptasyon. Benzer şekilde turizm ve yatırım tarafında da kısa vadeli bekleme eğilimi dikkat çekiyor. Ancak Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Başkanı Oya Narin'e göre asıl resim orta ve uzun vadede şekilleniyor:
"Yatırım kısa vadeli gelişmelerle değil, uzun vadeli perspektifle yapılır. Türkiye, Avrupa ve Orta Doğu'ya yakınlığı, altyapısı ve yatırımcı dostu yapısıyla alternatif bir merkez olarak öne çıkıyor."
Narin'in vurguladığı en kritik nokta ise sermayenin yön değişimi: "Özellikle Orta Doğu kaynaklı yatırımın Türkiye'ye yönelmesi güçlü bir ihtimal. Aynı şekilde uluslararası yatırımcıların da rotalarını Türkiye'ye çevirmesi bekl enebilir."
Bugün küresel şirketler için en kritik soru artık maliyet değil, güvenli ve hızlı tedarik. Artan navlun maliyetleri ve jeopolitik riskler, üretimin Uzak Doğu'dan daha yakın coğrafyalara kaymasına neden oluyor. Bu "yakın üretim" modelinin merkezinde ise Türkiye yer alıyor.
Sözün özü, küresel stagflasyon riski karşımızda duruyor. Enerji fiyatları yükselirse Türkiye de bundan etkilenir. Enflasyon baskısı artabilir, cari denge zorlanabilir.
Ancak aynı denklemde güçlü fırsatlar da var. Türkiye, krizden en az hasarla çıkabilecek ülkelerden biri olmanın ötesinde, krizi fırsata çevirebilecek nadir ekonomilerden biri. Türkiye için belirleyici olan tek şey hız ve strateji olacak.
Doğru sektörlere odaklanılır, yatırım ortamı güçlendirilir ve bu jeopolitik kırılma doğru okunursa; Türkiye sadece bu dönemi atlatmakla kalmaz, yeni küresel ekonomik düzende daha güçlü bir oyuncu haline gelir.
Çünkü bazen tarih, en büyük sıçramaları krizlerin içinden yazdırır.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:110
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 23 Mart 2026 07:01 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















