Ankara24.com
close
up
Oyunun yeniden kurulan sahnesi Yusuf Kaplan

Oyunun yeniden kurulan sahnesi Yusuf Kaplan

Yenisafak sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.

Doğduğum yıl, 1982. Darbe sonrası sessizliğin, herkesin birbirine fısıltıyla konuştuğu, siyasetin adeta yasak bir meyve olduğu yıllar. Oysa sessizliğin içinde, bir önceki kuşağın hâlâ kanayan bir yarası vardı: 27 Mayıs. Babalarımızın anlatmadığı, gazetelerde yazılmayan, ama evlerin duvarlarına, sokakların taşlarına, toprağın altına işlemiş bir hikâye. Ben bu hikâyeyi, çocukluğumda dedelerimin köy odalarındaki fısıltılı sohbetlerinden, kenarı yanmış gazete kupürlerinden, radyolardan gelen resmî ve

Doğduğum yıl, 1982. Darbe sonrası sessizliğin, herkesin birbirine fısıltıyla konuştuğu, siyasetin adeta yasak bir meyve olduğu yıllar. Oysa sessizliğin içinde, bir önceki kuşağın hâlâ kanayan bir yarası vardı: 27 Mayıs. Babalarımızın anlatmadığı, gazetelerde yazılmayan, ama evlerin duvarlarına, sokakların taşlarına, toprağın altına işlemiş bir hikâye. Ben bu hikâyeyi, çocukluğumda dedelerimin köy odalarındaki fısıltılı sohbetlerinden, kenarı yanmış gazete kupürlerinden, radyolardan gelen resmî ve soğuk sesin yankılarından duyarak büyüdüm. Ama asıl öğrendiğim, 27 Mayıs’ın sadece bir tarih olmadığıydı. Bir oyundu. Bir kumpastı. Ve o oyun, yıllar sonra, benim yetişkin olduğum yıllarda, aynı sahnenin üzerinde, aynı dekorlarla, sadece oyuncular değişerek yeniden sahneleniyordu.

1950’li yılların Türkiye’sini düşünün. Savaş sonrası yorgunluğu, yokluğu, çok partili hayata geçişin heyecanı. Demokrat Parti, CHP’nin tek parti tahakkümüne karşı halkın kalbine dokunan bir sesle iktidara geliyor. Adnan Menderes, kendi topraklarını çalışanları arasında bölüştürerek üzerlerine tapu ettirmiş, Ege’nin bereketli topraklarından çıkmış, dünyadaki tek ‘toprak beyi’. Halkın içinden biri. On yıl boyunca, Anadolu’nun her kasabasına yol götürüyor, traktörler dağıtıyor, camileri açıyor, ezanı Arapçaya çeviriyor, halkın bastırılmış sesini devletin kürsüsüne taşıyor. Ama işte o an, birileri için tehlike çanları çalmaya başlıyor. Çünkü Menderes, bir yandan iktidarda bir yandan da halkın gönlünde taht kuruyor. On yıl boyunca sandıktan sandığa koşuyor, her seçimde oyunu artırıyor. Ve bu, laik, bürokratik, vesayetçi zihniyet için dayanılmaz bir hale geliyor.

O yıllarda, Menderes’e yapılanları bugünün gözüyle okumak, tüyler ürpertici bir benzerliği gözler önüne seriyor. 6-7 Eylül olayları... Bir gecede, İstanbul’un Rum azınlığına yönelik yağma ve tahribat. Sonra soruşturmalar, “hükümetin parmağı var mı?” tartışmaları. Özellikle CHP ve muhalif çevreler tarafından “diktatörlük”, “yolsuzluk”, “gençleri öldürüp kıyma makinelerine atma” ve “gayrimeşru bebek davası” gibi çok ağır iftiralar. Bu iftiralar, halkı kışkırtmak ve askeri müdahaleye zemin hazırlamak için kullanılmış. Asıl amaç, Menderes’i zayıflatmak, itibarını sarsmak. Menderes, halkın sevgisiyle ayakta durmaya çalışırken, sistem ona “Ya bizimle olacaksın ya da yok olacaksın” diyor. Sonra 27 Mayıs geliyor. Askerler Ankara’nın soğuk sabahında meydanlara iniyor. Radyodan o boğuk, resmî ses: “Türk Silahlı Kuvvetleri, idareyi bütünüyle ele almış bulunmaktadır.” Ardından Yassıada. Bir adada kurulan mahkemeler. Deliller mi? Deliller yok, kanaatler var. Radyolar her gün bu mahkemenin nabzını tutuyor, gazeteler manşetlerinde idamı fısıldıyor. Menderes, halkın gönlünde taht kurmuş bir lider olarak yargılanıyor. Ve sonra... İdam.

İdam edilen bir insan, bir dönem, bir umut. Halkın sandıkla yazdığı tarihin üzerine silinmez bir leke sürülüyor.

Ama tarihin garip bir cilvesi var. İdam edilen bedenler toprağa düşerken, temsil ettikleri ruh asla ölmüyor. O ruh, Anadolu’nun her kasabasında, her cami avlusunda, her tarlada, her fabrikada yaşamaya devam ediyor. 27 Mayıs’ı yapanlar, Menderes’i idam edenler, onun yolunu kapatmak istediler. Ama kapattıkları yol, halkın kalbinde açtıkları bir yaraydı.

O yara, nesilden nesile aktarıldı. Benim çocukluğumda, babalarımız yarayı taşıyordu. Biz o yarayı, kitaplarda yazmayan tarihten, fısıltılardan, suskunluklardan öğrendik.

Sonra 2002 geldi, 3 Kasım. Halk, sandık başında yine içinden birini seçiyordu. Recep Tayyip Erdoğan. Adnan Menderes gibi, o da halkın içinden geliyordu. O da, tıpkı Menderes gibi, vesayetçi sistemin tahakkümüne karşı halkın sesini temsil ediyordu. Ve tıpkı Menderes’e yapıldığı gibi, ona da aynı oyunlar oynanmaya başlandı. 28 Şubat sürecinde, Siirt’te okuduğu şiir yüzünden hapse atılması, siyasi yasak getirilmesi… Sistem, “Sen de Menderes gibi olacaksın” diyordu. Ama bu kez farklı bir zaman vardı. Bu kez, halkın hafızası daha güçlüydü. Bu kez, oyunlar bozuluyordu.

2007’de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 367 krizi, e-muhtıra, Mit krizi ve sonra 15 Temmuz gecesi… Tanklar yine meydanlardaydı, ama bu kez halk tankların önündeydi. 27 Mayıs’ın karanlık sahnesi, bu kez halkın göğsüyle yeniden yazılıyordu.

O gece, 15 Temmuz 2016’da ben İstanbul’da, Boğaz Köprüsü’ne doğru koşan kalabalığın içinde olmak isterdim. Şahadet parmağım havada, ağzımda tekbir, gözlerimde yaş. O gece, tarihin bir yerlerinde, 27 Mayıs sabahında Ankara’da askerlerin önünde donup kalmış, ne yapacağını bilememiş kalabalığın ruhunu hissettim. Ama bu kez, halk susmuyordu. Bu kez, halk korkmuyordu. Çünkü hafıza, en büyük silahtı. Dedelerimizin fısıltıyla anlattığı karanlık, bizim için bir ders olmuştu. Menderes’in bedelini ödediği oyunlar, artık tutmuyordu. 

Şimdi, yıllar sonra, 27 Mayıs’ın soğuk, puslu sabahına bakıyorum. İdam sehpalarında bulunan bir liderin hayali, bugün tüm devlet başkanlarının önünde saygıyla bekledikleri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın duruşuyla aydınlanıyor. O zaman radyolardan duyulan boğuk, tehditkâr ses, bugün halkın bağımsız medyasında, sokakta, meydanda, dünyanın dört bir yanında yankılanıyor. Yassıada’da kurulan özel mahkemeler(tiyatrolar), bugünün hukuk devletinde iflas etmiş birer hatıradan ibaret. Menderes’in idam edildiği günün gecesinde, bir anne evladının naaşını almak için karanlıkta yürürken, belki de bir gün bir başkasının onun evladının yolunu aydınlatacağını hayal etmişti. İşte o hayal, bugün gerçek oldu.

Adnan Menderes, 27 Mayıs’ın karanlık sabahında, halkının sevgisiyle dolu göğsüne sığmayan umutları yarım bıraktı. İdam edildiğinde, bir halkın yüzyıllık özlemi toprağa veriliyordu. Ama toprağa düşen her tohum gibi, o da yeşereceği günü bekledi. Ve o gün geldi. 15 Temmuz’da, aynı oyunların kurulduğu, aynı vesayetçi zihniyetin aynı kumpasları kurmaya çalıştığı bir dönemde, halk dimdik durdu. Tanklar yine meydanlara indi, ama bu kez halk tankların üzerine yürüdü. Radyolardan yine o boğuk sesler duyulmaya çalışıldı, ama bu kez halkın sesi daha gür çıktı. Mahkemeler kuruldu, ama bu kez halkın iradesi mahkûm edilemedi. Darbeciler hak ettiğini buldu.

Adnan Menderes’in bedelini canıyla ödeyerek başlattığı büyük mücadeleyi, bugün evladı Recep Tayyip Erdoğan, halkının iradesiyle, dimdik ayakta durarak, milletin kalbinde taht kurarak, tarihin akışını değiştirerek başarıyor. İdam sehpalarında kalan bir rüya, şimdi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin ışıklarında parlayan bir gerçeğe dönüşüyor. O gece, Yassıada’da bedeninden ayrılan Menderes ruhu, bugün Müslümanların ibadet ettiği Ayasofya Camisinde, halkın özgürce nefes aldığı topraklarda huzur buluyor. Tarih, halkın iradesinin zaferiyle yazılıyor. Ve zafer, bir liderin idamıyla başlayan hikâyenin, onun evladıyla yeniden dirilişinin destanıdır.

*

Not: Bu güzel yazı, MTO Bursa Temsilcimiz Nuri Gür Bey kardeşime aittir.

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:86
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 06 Nisan 2026 04:05 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Erdoğan ile Trump telefonda görüştü! Türkiye destek vermeye devam edecek

18 Ağustos 2026 01:13see179

Stanimir Stoilov: Hoşlanmadığım şeyler var!

18 Ağustos 2026 00:56see179

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hayırlara vesile olmasını diliyorum

18 Ağustos 2026 00:11see177

Mathieu Valbuena: Greenwood, Lyon’a çok ciddi zarar verebilir!

17 Ağustos 2026 20:44see177

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ne (ESOGÜ) yeni rektör atandı Prof. Dr. Emine Gümüşsoy, ESOGÜ Rektörü oldu Eskişehir Haberleri Habertürk Yerel Haberler

18 Ağustos 2026 01:11see176

Savunma Sanayii Başkanı Görgün den Endonezya ya KAAN mesajı

18 Ağustos 2026 03:31see176

Yapay Zeka Eylem Planı Resmi Gazete de

18 Ağustos 2026 02:55see175

İsmail Kartal henüz sezonun başında kader sınavına çıkıyor

17 Ağustos 2026 21:03see174

Donald Trump: İran gereken anlaşmayı yapmayacak Dış Haberler

17 Ağustos 2026 21:31see172

Fadik Sevin Atasoy: Gurur duyuyorum

18 Ağustos 2026 07:23see172

Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Resmi Gazete de

18 Ağustos 2026 07:51see172

Kıvanç Tatlıtuğ ve Toprak Razgatlıoğlu atış eğitimine katıldı: İkilinin halleri viral oldu

17 Ağustos 2026 17:19see171

TikTok videosunda tesadüfen keşfedildi: 2 bin litre su pompalayıp çıkardılar Sözcü Gazetesi

17 Ağustos 2026 19:56see171

Süper Lig devlerinden ikinci hafta maçlarına erteleme talebi

17 Ağustos 2026 18:46see169

Ajda Pekkan, zamansızlığın tanımını aşkla yazıyor

18 Ağustos 2026 08:32see168

Güzellik uykusu gerçekmiş! Haberler

18 Ağustos 2026 09:42see168

Manisa merkezli 5 ilde ‘Kripto’ detaylı suç örgütü operasyonu: 38 gözaltı

19 Ağustos 2026 01:48see145

Matteo Guendouzi: Bu bir hayal kırıklığı değil!

19 Ağustos 2026 01:11see143

Fenerbahçe Olimpik Lyon Maçı Canlı Anlatım FB Lyon maçı kaç kaç, maç skoru, kadrosu ve istatistikleri (Şampiyonlar Ligi Play off)

19 Ağustos 2026 00:40see141

Fenerbahçe Lyon: 1 1

19 Ağustos 2026 00:13see135
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları