NEBİ MİŞ İsrail’i rahatsız eden bölgesel istikrar inşası
Sabah kaynağından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com açıklama yapıyor.
Türkiye, Ortadoğu'nun güvenliği ve istikrarı için sonuç alıcı bir dış politika izliyor.
Bölgenin yıkıcı jeopolitik rekabetlerin ve dış müdahalelerin sahası olmaktan çıkarılması için gayret sarfediyor.
Krizlerin diplomasi ile çözülmesini, devletlerin birbirinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermesini istiyor. Her bir devletin, kendi kapasitesini güçlendirerek bölgesel istikrara katkı yapmasını önemli görüyor.
Daha somut bir ifade ile Türkiye'nin Ortadoğu'da temsil ettiği model, güçlü egemen devletlere, bölgesel sahiplenmeye, diplomasiye ve kollektif caydırıcılığa dayanmaktadır.
İsrail'in ürettiği istikrarsızlığın karşısında Türkiye, inandırıcı, güvenilir ve ayakları yere basan bir istikrar ve düzen alternatifi ortaya koymaktadır.
Soykırımcı Netanyahu'nun rahatsızlığının ve tehditlerinin altında yatan esas neden budur.
Netanyahu İsrail'in güvenliğini, komşu devletlerin zayıflığında, bölgenin parçalanmışlığında ve istikrarsızlığında ve sınırsız askeri hareket serbestliğinde görmektedir. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın "komşu ülkeleri istikrarsızlaştırarak güvenlik sağlamaillüzyonu" diye tanımladığı yaklaşım tam olarak budur.
İsrail'in rahatsızlığını artıran güncel nedenlerden biri, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın temsil ettiği düzen fikridir. Anlaşma, şu an için üç ülke arasında yapılsa da gelecekte diğer ülkeleri de içine alabilecek bir çekim merkezi oluşturacaktır.
Mekke Anlaşması, İsrail'in tek taraflı ve istediği zaman istediği ülkelere saldırı kapasitesinin maliyetini yükseltecek bir güvenlik ortamı üretecektir. Dolayısıyla, bölge ülkelerinin birbirinden kopuk biçimde baskı altına alınmasını engelleyecektir.
Ortadoğu'da inşa edilecek güvenlik mimarisinde Türkiye'nin yeri özellikle önemlidir. Türkiye, güçlü bir orduya ve savunma kapasitesine sahiptir. NATO üyesi, Avrupa Güvenlik mimarisinin bir parçası, Karadeniz'de belirleyici, Kafkasya'da etkili, Suriye ve Irak'ın istikrarına somut katkı veren bir ülkedir. Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan'la kurduğu hat, Ortadoğu'yu Güney Asya'ya, Körfezi Batıya bağlayabilecek yeni ticari ve güvenlik hatlarını belirlemede etkili olacaktır.
Bundan dolayı da, Netanyahu, iç siyasette Türkiye karşıtlığını siyasi bir sermaye olarak kullanmaktadır. Gazze soykırımından dolayı İsrail dünyada yalnızlaşmış, küresel sistemden izole olmuştur. İçerde mevcut yönetime tepkiler artmıştır.
Dolayısıyla Netanyahu, İsrail içindeki siyasi bölünmüşlüğü yönetmek için Türkiye karşıtlığını bir can simidi olarak kullanmaktadır. Radikal koalisyon ortaklarıyla yürüttüğü aşırılık rekabeti, Türkiye'ye yönelik tehdit dilini sürekli sertleştirmesine yol açmaktadır.
Netanyahu yönetimi, Türkiye'yi istikrarsızlaştıracak bir tuzağın içine çekmeye çalışmaktadır. Bölgesel rolünü sınırlandırmak, yeni bölgesel güvenlik mimarisinin oluşturulmasındaki etkisini kırmak ve ABD ile ilişkilerini kırılganlaştırmak istemektedir. Ebu Zuhur Hava Üssü'ne yönelik saldırının amacı budur. Zamanlaması da bu bağlamda dikkat çekicidir.
Türkiye, dış politikada hangi adımı ne zaman ve nasıl atacağının zamanını belirlemede tecrübeli bir ülkedir.
Türkiye, kuzeyinde beş yıldır devam eden ve tüm Avrupa'yı radikal bir biçimde etkileyen Ukrayna-Rusya savaşının dışında kaldı. Bu savaşın etkilerinden korundu. İran-ABD-İsrail savaşına dahil olmadı. Tüm dünyayı etkileyen bu savaşlarda rasyonel bir dış politika izledi.
Bu her iki savaşın geleceğe yönelik uzun dönemli sonuçlarını şimdiden öngördüğü için NATO'da kabiliyetini artırdı, ittifakın yeni güvenlik paradigmasının oluşturulmasında öncü ve etkili oldu.
Ayrıca Ortadoğu'da kalıcı güvenlik ve istikrar için Pakistan ve Suudi Arabistan ile birlikte ortak savunma mimarisi olan Mekke Anlaşması'nı imzaladı.
Terörsüz Türkiye ve bölge hedefi ile yeni bir çözüm arayışı başlatarak, bu hedefe ulaşmak için kararlı adımlarla ilerliyor.
ABD ile iyi bir ilişki formatı oluşturuldu. İsrail'in tüm engelleyici tutumlarına rağmen, Türkiye'nin yeniden F-35 programına dahil edilmesi ve diğer CAATSA yaptırımlarının tamamen kaldırılması için epeyce bir mesafe alındı.
Türkiye, Netanyahu yönetiminin neyi hedeflediğini biliyor. İsrail saldırganlığına karşı Türkiye'nin tutumunun ne olacağı konusunda İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın geçtiğimiz günlerdeki açıklaması önemliydi:
"Türkiye, bölgenin en tecrübeli ve köklü ülkelerinden biridir. Bizim devlet geleneğimiz derindir. Tedbirli, serinkanlı ve kudretli bir ülkeyiz.
Tarih bizim kendi güvenliğimiz, devletimizin bekası ve milletimizin selameti için yapamayacağımız hiçbir şey olmadığını açık ve net biçimde ortaya koymaktadır. Bu anlayışımız bugün de değişmemiştir.
Ancak Netanyahu gibi figüranların, bölgemizdeki barış ve istikrarı baltalama oyunlarına gelmeyecek kadar da tecrübe sahibiyiz."
Bu açıklamadaki tecrübe, provokasyonun amacının ne olduğunu görmektir. Tedbir tehdidi küçümsememektir. Serinkanlılık, uzun vadeli planlara göre kendi belirlediği takvimde hareket etmektir. Kudret, devletin bekasını ve milletin güvenliğini koruyacak kapasite ve imkanlara sahip olmaktır.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:112
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 24 Ağustos 2026 07:08 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















