Ne çatışma ne katılma ne de bölünme Hayreddin Karaman
Yenisafak sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Fukuyama Soğuk Savaş sonrasında uluslar için liberal demokrasi ve batı değerlerinin tek ideolojik alternatif olarak kaldığını ileri sürmüş ve bu tek ideolojinin kalması nedeniyle tarihin sonunun geldiği duygusuna kapılmıştı. Bir süre sonra Batı’da olup bitenler onu, bu tezini revize etmeye yöneltmiştir.
Batı medeniyetinin üstünlüğü hatta tek medeniyet olduğu inancı Fukuyama’dan haylice öncesinde bizim bazı devlet adamlarımızın ve okumuşlarımızın da inancı haline gelmiş, bu medeniyete katılmadıkça, deyim yerinde ise “adam olmanın mümkün olmadığı” bir şekilde ifade bile edilmişti.
Bu teze karşı Huntington, dünyada yaşayan ve er geç çatışmaları mukadder olan yedi-sekiz medeniyetin var olduğu tezini ileri sürmüştü, bu medeniyetler Batı (Kuzey Amerika dahil), Latin Amerika, İslam, Çin, Hindu, Ortodoks Rusya, Japon ve Afrika medeniyetleridir.
Yine Huntington’a göre bazı ülkelerin liderleri zaman zaman kültürel miraslarını reddederek, ülkenin kimliğini bir medeniyetten diğerine taşımaya çalışmışlardır ve şimdiye dek bir medeniyetten diğerine taşınma hiçbir zaman başarılı olmamış ve daha çok parçalanmış ve şizofren ülkeler ortaya çıkarmıştır. Huntington bu çabaların başarısızlıkla sonuçlandığı ülke olarak Türkiye üzerinde uzun ve ayrıntılı bir şekilde durmuştur. Ona göre de Türkiye geçmişten aldığı mirası reddederek kendisine yeni bir medeniyette yer aramıştır ancak başarılı olamamıştır.
Buradan yazımın başlığına dönecek olursam:
Bizim medeniyetimizde kaçınılmaz (tabiatından kaynaklı) çatışma yoktur; “din ve vatanımıza saldır-madıkça yan yana ve barış içinde yaşama vardır, savaş ve fetih, din hürriyetini oluşturmak ve zulmü ortadan kaldırmak için olur. Medeniyetimiz İslâm merkezli olduğu için de diğer medeniyetlere ki, onlar da din mekezlidirler, katılma asla mümkün olmayacaktır.
Türkiye, maziden devraldığı değerlerden ayrılma cebrî teşebbüsüne maruz kalmasaydı bugünkü bölünmüşlüğü, şizofreniyi, iki arada bir derede kalmışlığı yaşamayacaktı, çekirdek medeniyet olarak da diğer parçalarımızı bir şekilde şemsiyemizin altına alacaktık.
Buraya kadar yazdıklarımı niçin yazdım?
Bunca tecrübeye rağmen hâlâ içimizde ve ne yazık ki, bizim mahallede bir kısım okumuşların da hâlâ Batı’ya entegre peşinde olmaları, bu amaca yönelik çabaları, yazıp çizmeleri, İslam’ı da Batı uygarlığına uyarlamak için usul dışı yorumlara başvurmalarıdır.
Şunu açıkça ifade etmem gerekiyor:
Üç Tarz-ı Siyaset teorisi içinde yer alan cebrî Batılılaşma uygulaması bizi, madde ve mânâ planında ileri ve güçlü kılmamıştır, az çok kendi değerlerimize yöneldikçe çekirdek devlet/medeniyet ülküsüne doğru da yol aldığımızı, taassubun kör etmediği gözler görmektedir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:90
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 31 Mayıs 2026 04:02 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















