Murat Ülker’den dayanışma çağrısı: Zekât ve fitre ile ihtiyaç sahiplerini gözetin Aktüel Haberleri
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.
Murat Ülker, Diyanet’in 6 Mart Cuma hutbesini okurlarıyla paylaştı.

'Ramazan geldi, hoş geldi bereketi ile geldi cömertlik ve paylaşmak iklimi sardı her yanı ne güzel oldu'
Ramazan kutlu olsun. Ne hoş ve kolay bir ibadettir, ORUÇ, zira hiçbir şey yapmayınca kabul oluverir. Yemez, içmezsiniz, kötülük zaten yapmazsınız. Ayrıca sadaka verir, paylaşır, namaz kılar, zekat verirseniz bu ayda, ayrıca mükafatlandırılırsınız.
Hz. Peygamberimiz (sav) şöyle diyor: Müminin işi ne kadar hayret vericidir! Şüphesiz onun her işi kendisi için hayırlıdır. Bu durum yalnız mümine mahsustur: Ona bir sevinç (nimet) isabet ederse şükreder, bu onun için hayır olur; bir sıkıntı isabet ederse sabreder, bu da onun için hayır olur.Kaynak: Sahih-i Müslim, Zühd ve Rekāik, 64 (Hadis no: 2999)
Ramazan’da her müminin vermesi gereken ZEKÂT VE FITIR SADAKASI vardır. ZEKÂT, varlığı olan ve geçimini temin edebilen mesela yeterli maaşı, kirada olsa barınağı ve günlük iş vb ihtiyaçları için gezinme imkanı olanların bir yıldan fazla süre ellerinde bulundurdukları, zekat için minimum varlık limiti olan 650 kg buğday tutarına eşit ve fazlası olan varlıklarının en az kırkta birini, zaten bakmakla yükümlü olduğu anne, baba, eş ve çocukları haricinde yukarıda belirtilen mali duruma ulaşamamış kişilere, kendine en yakın sosyal çevreden başlayarak karşılıksız vermesidir.
FITIR SADAKASI ise herkesi bayram sevincine iştirak etmesi için inananların ihtiyaç sahiplerini tespit ederek birbirlerine verdikleri bir nevi hediyedir. Her sene yeniden hesaplanıp açıklanmaktadır.
İşte ben de bu hafta Cuma hutbesinde bu konudan bahsedildiğini duyunca hem kendime tenbih hem inanan takipçilerime hatırlatma olarak hutbeyi ekledim.
Ramazan’a ait bir namaz olarak da Teravih, İslam’da Ramazan ayında yatsı namazından sonra kılınan bir gece namazıdır. Bu namaz kolaylık açısından iki veya dört rekatlık bölümler halinde, hatta cemaatle kılınır. Zaten TERAVİH adı da Arapçada dinlenmek, rahatlamak manasındadır. Bir sünnet olan bu namaz, Türkiye’de yaygın olarak 20 rekât, bazen de 8 rekât, cemaatle veya tek başına kılınabilir.
Muhterem Müslümanlar!
Malımız, mülkümüz, sahip olduğumuz bütün imkânlarımız Yüce Rabbimiz tarafından bizlere verilmiş birer emanettir. Bu emanetlerin şükrünü eda etmek; varlıklarımızı ihtiyaç sahipleriyle, yetim, öksüz ve kimsesizlerle paylaşmakla gerçekleşebilir. İşte bu emanet bilincinin ibadete dönüşmüş hali, zekât ve fıtır sadakasıdır.
Aziz Müminler!
Zekât, İslam’ın beş temel esasından biridir. Zekât, sadece bir bağış değil, bizzat Allah ve Resûlü tarafından belirlenmiş bir ibadettir. İnsanın malını eksilten değil, bereketlendiren ilahi bir nimettir.(1) “Onların mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir pay vardır”(2) ayetinde buyrulduğu üzere zekât, fakiri minnet altında bırakan bir lütuf değil, ona hakkını teslim etmektir.
Kıymetli Müslümanlar!
Zekât, müminler arasında yardımlaşma ve dayanışma, rahmet ve şefkat köprüleri kurar. Birlik ve beraberliğin daha da güçlenmesine vesile olur. Kardeşliğin gönüllerde, hanelerde ve sofralarda hissedilmesini sağlar. Bu yönüyle zekât, toplumsal barış, huzur ve dayanışmaya büyük katkı sunar.
Zekât vermek, kişiyi bencillikten, hasetten ve cimrilikten arındırır. Zekât, insanın; içindeki mal sevgisini ve dünya hırsını dizginlemesine, günahlarından arınmasına yardımcı olur. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, “…Zekât, suyun ateşi söndürdüğü gibi hata ve günahları silip yok eder.”(3)
Değerli Müminler!
Fitre olarak bildiğimiz fıtır sadakası ise; Ramazan-ı şerife ulaşmanın, bayrama kavuşmanın şükrüdür. Peygamber Efendimiz (s.a.s), bayram namazımızı kılmadan önce fıtır sadakalarımızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırmamızı emretmektedir. (4) Zira fıtır sadakası ile Ramazan Bayramı; merhamet ve muhabbetin, neşe ve sevincin toplumun tamamına yayıldığı müstesna bir zaman dilimine dönüşmektedir.
Aziz Müslümanlar!
Zekât ve fıtır sadakasında esas olan; önce kişinin, çevresinden ihtiyaç sahibi akrabalarını ve komşularını gözetmesidir. Sonra da yardımlarını mazlum ve mağdur coğrafyalarda bulunan kardeşlerine ulaştırmasıdır. Bugün bize düşen, içerisinde bulunduğumuz Ramazan-ı şerifi vesile kılarak zekât ve fitrelerimizle bir fakirin sofrasını şenlendirmektir. Bir borçlunun yükünü hafifletmektir. Yolda kalmışa el uzatmaktır. Bir yetimin, bir öksüzün ve bir garibin yüzünü güldürmektir. Mazlumların yanında yer almaya, onlara umut olmaya devam etmektir. Böylelikle Yüce Rabbimizin bizlere lütfettiği imkânları ebedi kazanca dönüştürmektir.
Hutbemizi Cenâb-ı Hakk’ın şu ayet-i kerimesi ile bitiriyoruz: “Namazı kılın, zekâtı verin. Kendiniz için önceden ne hayır yaparsanız Allah katında onu bulursunuz. Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızı eksiksiz görür.” (5)
[1] Bakara, 2/276.
[2] Zâriyât, 51/19.
[3] Tirmizî, Cum’a, 79.
[4] Buhârî, Zekât, 70.
[5] Bakara, 2/110.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:96
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 13 Mart 2026 12:36 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















