Ankara24.com
close
up
Menu

Büyükelçi atamaları Resmi Gazete de

Küçükçekmece de trafikte kaynak tartışması! Otomobil sürücüsü kamyoneti yumrukladı

Şanlıurfa da çöken boş evin yanındaki 3 ev tedbiren tahliye edildi

Filistin Ramazan a mahzun giriyor Ortadoğu Haberleri

Yağışlı havayla birlikte su dolan çukura düşen 10 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti Muhammed Ali: Beni bir çocuk çağırdı, bende gittim suya düşen çocuğu çıkardım Hatay Haberleri

Beşiktaş ta Park Tartışması Kanlı Bitti

İsrail den Lübnan a saldırı Dış Haberler

İstanbul da elektrik kesintisi saat kaçta başlayacak ve 15 Şubat Pazar elektrikler ne zaman gelecek?

Uluslararası Sağlık Hizmetlerinde İş Birliği Yönetmeliği, Resmi Gazete’de

Siverek te 19 koyun çalındı: Hırsızlık anı kamerada Şanlıurfa Haberleri

Deplasman kazandı: Fenerbahçe Beko, Ergin Ataman ın Panathinaikos unu son saniye basketiyle yıktı

Ödül törenine damga vuran anlar! Şehit annesi Emine Erdoğan a kefiye giydirdi

Panathinaikos AKTOR: 83 Fenerbahçe Beko: 85 MAÇ SONUCU Basketbol Haberleri

Cemil Çiçek: Yüzde yüz mutabakat olmadan yeni Anayasa imkansız, ilk 4 maddede hiçbir kalem oynatılmaz

Muğla nın Seydikemer ilçesindeki su baskını nedeniyle bazı evler tahliye edildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Sudani arasında önemli görüşme

Antalya da 80 öğrenci Samsunspor maçının ardından tribünü temizledi

Altın Ayı balçıkla sıvanır mı? Sinema Haberleri

Özge Borak, yeni yaşını yaz pozlarıyla karşıladı Magazin haberleri

İranlı Sözcü Bekayi’den ABD’li Pelosi’ye tepki: Sivillere siyasi baskı amacıyla acı çektirmek terörizmdir

Murat Ülker yazdı: Kahire hayat ve ölümün beraber yaşandığı şehir Hayat Haberleri

Murat Ülker yazdı: Kahire hayat ve ölümün beraber yaşandığı şehir Hayat Haberleri

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Pladis ve GODIVA Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, Mısır’da hayat ve ölümün iç içe geçtiği Ölüler Şehri’nden piramitlere, Büyük Mısır Müzesi’ne uzanan yolculuğunu kaleme aldı. Yeni yazısında geçmişin mekan, mimari ve geleneklerle bugüne nasıl taşındığını anlatıyor.

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Pladis ve GODIVA Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, kişisel internet sitesinde 'Kahire hayat ve ölümün beraber yaşandığı şehir' başlıklı yeni yazısını okurlarıyla paylaştı.

Murat Ülker yazısında şu ifadelere yer verdi;

Yaşamla ölümün iç içe geçtiği Ölüler Şehri’nden, piramitlerin mühendisliğine; oradan Büyük Mısır Müzesi’nde sergilenen binlerce yıllık tarihteki bu yolculuk, yalnızca bir coğrafyayı değil, bir medeniyetin zamanla kurduğu ilişkiyi de düşündürüyor bana, çünkü daha önce Mısır hakkında çokça farklı açılardan yazmak nasip oldu..

https://muratulker.com/misirlilar-arap-mi/

https://muratulker.com/misir-goyasi-2-kisim-islami-sanatlar-muzesi/

https://muratulker.com/mumyalar-piramitler-atlar-develer/

https://muratulker.com/turk-olmak-misirda-hala-gurur-vesilesi-desek/

https://muratulker.com/yildonumleri-marka-oykusunu-yeniden-hatirlatir/

cağım, Büyük Mısır Müzesi odağımdı, ama yazarken Kahire ve piramitleri de ekledim. Mısır’da hayat geçmiş ile iç içe yaşanıyor; mekan, mimari ve gelenekler ile geçmişten devam edip gelen anlatı da cabası.

Mısır’da Zaman Lineer Değildir.

Kahire’ye inince insan havaalanından piramitler bölgesine doğru ilerlerken, yerel halkın El Karafa dediği, bizimse Ölüler Şehri olarak bildiğimiz çok geniş bir mezarlık alanından geçiyorsunuz. Bir yanda ölüm, bir yanda hayat; ama ikisi de aynı anda, yan yana ve iç içe yaşanıyor.

Kahire Kalesi’nin eteklerinden başlayıp kilometrelerce uzanan bu nekropol, 7nci yüzyıldan bu yana kullanılıyor. Mısır’da mezarlar tarih boyunca birer “ev” gibi inşa edilmiş. Zamanla sahipsiz kalan bu yapılar, ihtiyaç sahipleri tarafından işgal edilmiş ve ortaya tuhaf bir yerleşim dokusu çıkmış, mezar gecekonduları da diyebiliriz. Başlangıçta yalnızca bir mezarlık olan Karafe, Memlük sultanlarının ve emirlerinin görkemli türbeleri, camileri ve medreseleriyle adeta bir açık hava müzesine dönüşmüş. Şafii mezhebinin kurucusu İmam Şafii’nin türbesi de burada. İslam’da haram olmasına rağmen, asırlar boyunca anıt mezarların ve türbelerin inşa edilmesi ve buralarda ibadet edilmesi, Mısır’ın dinle, gelenekle ve iktidarla kurduğu karmaşık ilişkinin somut bir göstergesi…

Dinimizde mezarın yeri sadece mezar taşı ile işaretlenir ve kabilse mezarın üzeri yeşillendirilir. Biz ölülerimizi yıkar, kefenler ve toprağa o şekilde gömeriz; cesedin üzerine doğrudan toprak atılmaz, bilakis üzerine verevine tahta veya samanla yapılmış toprak kerpiç konulur. Ama tabii ölülerimiz o mezarda yatan çürüyecek cesetler değildir. Hz. Peygambere (sav) göre Kabir ya cehennem çukuru (Allah korusun) ya da cennet bahçesidir. Yoksa zaten öbür dünya inancımız olmasa ölüm bir yok oluştur. Bu ise dayanılamaz bir şeydir. Bakınız: TDV İslam Ansiklopedisi, Cenaze Maddesi.

Anadolu’da İslam tarihi boyunca hakanların, alimlerin ve diğer ulu kişilerin mezarlarına türbeler inşa edildiği ve cesetlerinin mumyalandığı ise bir hakikattir. Hatta Anadolu evliyaları diye halkın adlandırdığı mezarlara, Bizans adetinde olduğu gibi yatır muamelesi yapmak, kutsal bellemek, mum yakmak, adak adamak da İslam’da yoktur, bidattır.

Bugün yaklaşık yarım milyon insanın bu mezarlıkların içinde yaşadığı tahmin ediliyor. Elektrik ve su gibi altyapı hizmetleri kısıtlı; ama yine de yaşanıyor; anlatıldığına göre Sisi yönetimi, bölgede yaşayanlar için sosyal konut projeleri geliştirmiş ve gönüllü geçişleri teşvik ediyor.

İlk durağınız, Kahire’nin batısında, çölün kenarında yükselen Gize Platosu olabilir. İnsanlık tarihinin belki de en anlamsız ama bir o kadar da ikonik ve gizemli yapıları piramitler. Antik Dünya’nın Yedi Harikası’ndan günümüze ulaşan tek eser olan Keops Piramidi de burada. Yaklaşık M.Ö. 2580–2560 yılları arasında, Eski Krallık’ın 4. Hanedanlığı döneminde inşa edilen üç ana piramit, Keops, Kefren ve Mikerinos yani baba, oğul ve torun, firavunların ölümden sonraki yaşama olan sarsılmaz inancının birer anıtı olarak binlerce yıldır orada duruyor. Mısır’da piramit mezarlar çoktur. Çöle uzaktan yüksek bir tepeden baktığınızda pıtrak gibi saçılmış birçok piramit görürsünüz. İnsanlar yüzyıllar boyunca mali ve sosyal durumlarına göre piramitler inşa etmişler. Kendilerini, ailelerini, sevdiklerini ve hatta evcil hayvanlarını da yanlarına gömmüşler ve yine yeniden dirildiklerinde gerekli para, eşya vb. her şeyi de alıp güya sonraki hayata hazırlanmışlar. Zira tüm geride bıraktıkları, eğer işe yarıyorsa sonrakilerce gasp edilmiş, baki kalanlar, bedenleri dahil çalınmış ve müzelerde sergilenir hale gelmiş. Ne kötü bir kader, eminim firavunlar ve sair mumyalar bunu öngörebilselerdi; asla ilelebet payidar olmayı değil ama belki iyilik ve güzellikle anılmayı tercih ederlerdi.

Kitabımızda Rabbimiz, bize gönderdiği elçilerin haber verdiklerine yani gayba, bilmediklerimize inanmamızı ve O’na tabi olmamızı ve diğer insanlar için karşılıksız faydalı işler yapmamızı emrediyor. Velhasıl bizim inancımıza göre sonraki hayat buradaki gibi olmayıp yemek, içmek vb. hayat gereklilikleri ve zevkleri benzese bile bir başka şekilde olacak. Hele buradaki toplum yapısı hiç geçerli olmayacak.

Büyük Piramit: Keops (Khufu)

Keops Piramidi, yani Büyük Piramit, yaklaşık yirmi yılda tamamlandığı söylenen ve o günün şartlarıyla neredeyse imkansız görünen bir mühendislik eseri. Yaklaşık M.Ö. 2560 yılında, 20 yıllık bir sürede tamamlandığına inanılıyor, bugün Antik Dünya’nın Yedi Harikası arasında sayılıyor. İnşa edildiğinde 146 metreyi aşan yüksekliğiyle, insan eliyle yapılmış en yüksek yapı unvanını neredeyse dört bin yıl boyunca korumuş. Piramidin dört kenarı birbirine eşit ve antik Mısırlıların pi sayısını bildiğini tahmin ediyoruz. Piramidin ilk kesin ölçümleri 1880-1882 yıllarında Sir Flinders Petrie tarafından yapılmış. Petrie’nin ölçümlerine ve sonraki çalışmalarına göre, orijinal halinde, piramit 280 kübit yüksekliğinde ve her bir kenarı 440 kübit uzunluğundaymış. Bu oranlar π/2’ye eşittir ki bu da 22/7’ye, yani %0,05’lik fark göz ardı edilirse π sayısına denk düşüyor. Bazı alimler bu tesadüfi bir sonuç olmayıp tasarlanmış bir orandır, diyor. Bu Antik Mısır’da matematik ve geometri bilgisinin insanı hayrete düşüren bir seviyede olduğunu gösteriyor. İki milyondan fazla, her biri tonlarca ağırlıktaki taş blokların nasıl taşındığı ve yerleştirildiği hala tam olarak açıklanabilmiş değil. İnsan ister istemez, antik dünyada zamanın ve insan hayatının bugünkünden çok daha farklı algılandığını düşünüyor.

Kefren (Khafre) Piramidi ve Büyük Sfenks

Keops’un oğlu Kefren’in piramidi, biraz daha küçük olmasına rağmen daha yüksek bir zemin üzerine inşa edildiği için bazı açılardan daha heybetli görünüyor. Zirvesindeki kaplama taşlarının bir kısmının hala duruyor olması, bu piramidi ayırt edici kılıyor. Kefren kompleksinin en çarpıcı unsuruysa kuşkusuz Büyük Sfenks. Aslan gövdeli, insan başlı bu dev heykel, gücü, iktidarı ve firavunun güneşle kurduğu bağı simgeliyor. Yüzünün Kefren’i tasvir ettiği düşünülüyor. Doğuya bakacak şekilde konumlandırılmış olması, Güneş Tanrısı Ra’yı her sabah karşılaması ve firavunun yeniden dirilişini simgelemesi açısından anlamlı bulunuyor.

Büyük Sfenks, M.Ö. 2500’lü yıllarda, 4. Hanedanlık döneminde Firavun Kefren (Khafre) tarafından inşa ettirilmiş. Bu heykelin, her ne akla hizmetse arkasında yükselen Kefren Piramit’inin mezar kompleksinin bir parçası ve koruyucusu olduğu düşünülmektedir. Antik Mısırlıların bu anıta ne ad verdiği tam olarak bilinmese de “yaşayan görüntü” anlamına gelen “shesep-ankh” kelimesinden türediği düşünülmektedir.

Belki siz de hissettiniz; aslında Mısır inanışları ve hiyeroglif yazılarının okunuşu yani sesleri hayatta hiç kullanılmayan bir lisan olduğu için bilinmiyor, fakat sanılıyor. Yani Antik Mısır’da hiç kimse Ra diye seslenmemiş güneş tanrısına ama arkeologlarımız böyle münasip görmüşler.

Gize Piramitleri ve Sfenks, sadece birer mezar anıtı olmanın ötesinde, Antik Mısır’ın astronomi, matematik ve mühendislik alanlarındaki ileri bilgisinin de birer kanıtı olarak duruyor. Bu anıtların ihtişam ve iktidarın devamından başka ne için inşa edilip kullanıldığına dair bir emare yok. Fakat bugün bu görkemli yapılar, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi çeken Mısır’ın en önemli sembolleri olmuş. Bugünkü Batı medeniyeti akademisi tarafından Avrupa uygarlığının temeli kabul edilen Roma ve Yunan medeniyetlerinin antik çağdaki bağı, kökü kabul edilmiş. Ama yerinde yaptığım ziyaretlerde benim müzeler ve kalıntılarda gördüğüm bunun karşılıklı olduğu, bilhassa Antik Yunan etkisinin Eski Mısır’da büyük olduğudur.

Mikerinos (Menkaure) Piramidi

Gize Platosu’ndaki üç büyük piramidin en küçüğü, Kefren’in oğlu ve Keops’un torunu olan Firavun Mikerinos (Menkaure) için inşa edilmiş. Yaklaşık 65 metrelik yüksekliğiyle daha küçük, daha mütevazı. Ama bu da Eski Krallık’ın sonlarına doğru kaynakların azalmasını, iktidarın maddi sınırlarını gösteren sessiz bir işaret gibi duruyor.

Gize’de dolaşırken şunu düşünmeden edemedim: Bugün Batı medeniyetinin temeli olarak Roma ve Yunan kabul ediliyor. Oysa yerinde gördüğüm müzeler, kalıntılar ve anlatılar, etkileşimin tek yönlü olmadığını; Antik Yunan’ın Eski Mısır’dan ciddi biçimde beslendiğini düşündürüyor.

Bu bilgi ve düşüncelerle Kahire’nin yeni simgesi haline gelen Büyük Mısır Müzesi’ni gezmeye hazır hale geldik.

Büyük Mısır Müzesi (GEM)

Atriyum: II. Ramses’in Heybetli Karşılaması

1992 yılında yapımı gündeme gelen, 2005’te inşasına başlanabilen ve ancak 2023’te tamamlanan Büyük Mısır Müzesi’nin resmi açılışı 1 Kasım 2025’te yapıldı. Fabrika ve piyasa goyalarımıza denk gelmesi, tek bir medeniyet için kurulmuş dünyanın en büyük müzesini goyalamayı vacip kıldı.

1922’de firavunun mezarının keşfinden bu yana ilk kez Tutankamon’la birlikte bulunan beş bin parçalık altın eserlerin tamamının tek bir yerde sergilendiği müze artık Kahire’ye gidildiğinde görülmesi şart. Müze Antik Mısır tarihini kronolojik ve tematik olarak anlatan 12 ana galeriden oluşuyor.

Ben müzede tek tanrıya inanan Aziz Mısır kralından, onun veziri Hz. Yakub (as) peygamberin oğlu Yusuf peygamberden (as) söz etmesini beklerdim. Kuran’da bu aile ve kraldan bahsediliyor. Akhenaton (IV. Amenhotep), Mısır’ın tek tanrılı dine en yakın geçiş yapan kralıdır. MÖ 14. yüzyılda (yaklaşık MÖ 1353-1336) hüküm süren 18. Hanedan firavunu Amenhotep IV, tahta geçtikten sonra adını Akhenaton olarak değiştirdi. Bu isim Aton’un hizmetkârı anlamına gelir. Geleneksel Mısır tanrılarını (Amon, Ra, İsis vb.) reddederek güneş diski Aton’u tek tanrı ilan etti; tapınakları kapattı, putları yok ettirdi. Yeni başkent Akhetaton yani bugünkü Amarna’yı kurarak çok tanrılı rahiplerin gücünü kırdı. Ölümünden sonra oğlu Tutankhamon eski dine döndü.

Dünyada iki görüş var biliyorsunuz, yaratılış ve evrimin rasgele olduğuna inananlar ve tek tanrının ilahi kudretine tabi olanlar. Zaten aslı olmayanın yani biri olmayanın çoğu da olamaz değil mi?

Müslüman Mısır ülkesinin kendi tarihini anlatan bu görkemli müzede zaten kendi dilleri Arapça olan ve ülkelerinde en çok okunan ve ezberlenen kitap olan Kuran referans alınmadan Mısır tarihinin anılması pek yanlış olduğu gibi, tek yanlı Batı anlatısını tekrarlamaktan öte gidememiş. Halbuki aksi olsa hem daha özgün hem de çok daha dikkat çekici olurdu.

Müzenin ana kapılarından içeri girildiğinde, müzenin merkezi, devasa atriyumda 3.200 yıllık kocaman bir II. Ramses heykeli yani putu sizi karşılıyor, boyu 11 metre, 83 ton ağırlığında. Yüzyıllarca Memfis’teki Ptah Tapınağı’nda durduktan sonra Kahire’deki Ramses Meydanı’na taşınmış ve son olarak 2018’de, büyük bir operasyonla Büyük Mısır Müzesi’ne getirilmiş. Bu eser müzeye özgün bir ambiyans kazandırırken acaba yerinde muhafaza edilse idi gelecek kuşaklar için daha düzgün bir anlayış mı olurdu, diye düşündüm.

Müzenin fuayesini gezmek bile bir heyecan, bir tecrübe, ışık girişi çok değişik. Bin bir çeşit insan bir arada bir telaş ve merak, aşağıdan yukarı doğru çıkıyor. Üstte insanların geçtiği, iki kısmı birbirine bağlayan bir köprü bile var.

Müzenin ana planı kronolojik. Prehistorik dönemden başlıyor; Eski Krallık, Orta Krallık, Yeni Krallık ve Greko-Romen döneme kadar ilerliyor. Beni en çok şaşırtan bölümlerden biri, İskenderiye’nin su altında kalan bölümlerine ayrılan galeri oldu. Başka hiçbir müzede bu ölçekte bir su altı arkeolojisi anlatımı görmemiştim. Çıkarılan parçalar, yapılan çekimler, bilimsel çalışmalar… Mısır, mirasını yalnızca sergilemiyor, araştırıyor.

Müzenin mimarisi de dikkat çekici. Yüksek tavanlar, birbirine geçişli galeriler, farklı yönlerden ulaşılabilen sergi alanları… boğmayan aksine ferahlatan bir mimari.

Ramses heykelinin hemen arkasında, müzenin ana galerilerine çıkan The Grand Staircase yani Büyük Merdiven var; nerdeyse elli metre enindeki girişin tümünü kaplayan geniş merdivenlerden müzeye giriyorsunuz, daha ilk adımda bir tarih koridoru gibi. Çeşitli dönemlerden sökülüp getirilmiş heykeller, sütunlar, mimari parçalar… tümü bir ambiyans yaratmakla kalmıyor, insanı bilinçli olarak ait oldukları zamanın içine çekiyor. Bunları oldukları yerlerden söküp getirmekle müzenin soğuk havasını canlandırmakla kalmayıp üzerinizde derin bir etki bırakıyor, çok güzel olmuş.

Merdivenin tepesine ulaşıldığında ise, devasa cam duvardan karşıda uzakta Gize Piramit’lerinin büyüleyici manzarası görünüyor, seyre değer.

Bu ziyarette bana mihmandarlık eden, Mısır’a her gelişimde olduğu gibi rahmetli Mısırlı ortağımın oğlu Abdüllatif beydi.

Burası sadece bir müze değil, aynı zamanda Mısır’ın binlerce yıllık mirasına adanmış devasa bir kültür anıtı olmuş. Bu harika modern mimarinin içinde ise arkeoloji tarihinin en popüler keşiflerinden biri yatıyor: Genç Firavun Tutankamon’un mezarından çıkan hazinelerin tamamının ilk kez bir arada sergilendiği bölüm, her nasılsa nebbaşlardan yani mezar soyguncularından korunmuş. Allah her şeye kadir, kim bilir ne hikmet saklı bunda.

Tutankamon Mısır’ın tek tanrılı dine inanan aziz kralı Akhenaton’un oğludur.MÖ 14. yüzyılda 18. Hanedan Amenhotep IV, tahta geçtikten sonra adını Akhenaton olarak değiştirmiştir. Tutankamon, babası ölünce 9 yaşında kral oldu. Genç yaşında rahip ve askerler tarafından desteklendi ve Mısır’ı eski dinine döndürdü. O artık bir firavun olmuştu. Eski tapınaklar yeniden inşa edildi. Ama 19 yaşında genç ölür Tutankamon.

İngiliz arkeolog Howard Carter’ın 1922’de Krallar Vadisi’nde neredeyse hiç bozulmamış halde bulduğu mezar, 20. yüzyılın en büyük arkeolojik keşfi olarak kabul ediliyor. Bu keşif sayesinde günümüze ulaşan 5.000’den fazla eser, Büyük Mısır Müzesi’ndeki özel galerilerde bir araya getirilmiş. Tutankamon’a ayrılan iki devasa galeri, yaklaşık 7.500 metrekarelik bir alana yayılıyor.

Sergi, Çocuk Kral’ın gündelik yaşamında kullandığı eşyalardan inanç dünyasına, cenaze töreninde kullanılan objelerden öbür dünyaya yapacağı yolculuk için yanına aldığı hazinelere kadar farklı temalara ayrılmış.

Altın Ölüm Maskesi:

Şüphesiz koleksiyonun en ünlü parçası olan bu maske, 10 kilogramdan daha ağır, som altından yapılmış, yarı değerli taşlarla süslenmiş. Tutankamon’un mumyasının yüzündeki bu maske, firavunun idealize edilmiş bir tasviri ve antik Mısır sanatının zirvesi olarak kabul ediliyor.

İç İçe Geçmiş Lahitler:

Tutankamon’un mumyası, biri 110 kg ağırlığında som altından olmak üzere iç içe geçmiş üç lahit ile korunuyor. Bir nevi matruşka gibi bir yapı var. En iç katman, 24 ayar altından yapılmış, bakteri, nem ve hava geçirmeyen insan biçimli bir lahit. İkinci katman, ahşap ve altın kaplamadan oluşuyor. Üçüncü katman, yine ahşap ve altın kaplamadan oluşan devasa bir boyutta. En dışta, dördüncü katmansa granit veya kuvarsitten oluşan dev bir dikdörtgen kutu şeklinde ve üstünde yaklaşık 4 tonluk bir kapak bulunuyor. Taş kapak sayesinde tamamen hava geçirmez bir yapı haline gelmiş.

Gündelik Eşyalar:

Koleksiyon sadece altın ve değerli taşlardan ibaret değil, Firavunun sandaletleri, giysileri, masa oyunları ve hatta uzaydan gelen bir meteoritten yapılmış demir hançer gibi kişisel eşyaları, 3.300 yıl önceki yaşama dair inanılmaz detaylar sunuyor.

Çocuk kral Tutankamon’un mezarının mükemmel bir şekilde bulunmuş olması ve bu kadar kıymet verilişi ve hikayenin esas ilginç yönü olan din ve sosyal yapı değişikliğinden söz edilmemiş olması bence müzeyi eksik kılıyor.

Müzenin belki de en çağdaş tarafı, anlatım dili; düz beyaz duvarda hiyeroglifler renklendiriliyor, canlanıyor; figürler hareket ediyor, gemiler ilerliyor, insanlar avlanıyor. Tıpkı benim çocukluğumda düz duvarda hayalimde kendime sinema oynatmam gibi. Bir tür gamification. Özellikle çocuklu ailelerin bu alanda nasıl vakit geçirdiğini izlemek ilginçti. Selfie çekerken, farkında olmadan firavunlarla aynı kareye giriyorlar. Belki bu da bir nevi milliyetçilik duygusu, ister misiniz gelecek seçimlerde bir de firavun partisi kurulsun:)).

İşte Suaaltı Arkeolojisinden bir fotoğraf:

İskenderiye’nin olmayan limanını gösteriyor. Sualtındaki unsurları gösteriyor. Üstte gemiler geliyor.

Bu ise müzeyi çekici kılan unsur olmuş, gamification ile gösteriyor. Hiyeroglif yazısına bakın nasıl renklendiriliyor, canlanıyor. Ve sonra figürler, hatta hareketleniyor. Gemiler ilerliyor, insanlar koşuyor, hayvanları avlıyorlar vs. Hakikaten çok hoş, o zamanki hayatı gösteriyor. Daha çok yer ayırsalar daha iyiydi bence ama küçük bir yer ayırmışlar. Ortada oturuyorsunuz. Üst tarafınızdaki duvarlarda olan bu değişen görüntüleri izliyorsunuz. Çocukları olan aileler için de mutlaka öneririm. Çocuklar ve aileleri izledim hep selfie çekiyorlardı. İşin güzeli bir aile resmi çekerken, o zamanın firavunu, o zamanın insanlarıyla birlikte selfie’niz oluyor.

Büyük Mısır Müzesi’nden çıkarken şunu hissettim: İnsan binlerce yıl önce yaşamış insanların izlerine bakınca, biz ne bırakacağız ardımızda diye düşünüyor. Aslında bu çok da önemli değil, salih bir amel olabiliyor. Geçmişine sahip çıkanlar, salih niyetlerle yapılan eserlere sahip çıkan toplumlar vefalı oluyor. İyilik ve güzellikle anılıyor. Bana sorarsanız her ihtimale karşı unutulmayı, yok olmayı tercih ederdim. Ya leyteni kuntu turabun…

Burada antik uygarlığın günümüz sosyal hayatı ile kıyaslanabilecek belgeler var. Bir sözleşme.

Önemli haberleri ve güncellemeleri kaçırmamak için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:69
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 15 Şubat 2026 15:43 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Büyükelçi atamaları Resmi Gazete de

14 Şubat 2026 00:19see149

Küçükçekmece de trafikte kaynak tartışması! Otomobil sürücüsü kamyoneti yumrukladı

14 Şubat 2026 00:13see147

Şanlıurfa da çöken boş evin yanındaki 3 ev tedbiren tahliye edildi

15 Şubat 2026 00:50see146

Filistin Ramazan a mahzun giriyor Ortadoğu Haberleri

14 Şubat 2026 04:04see146

Yağışlı havayla birlikte su dolan çukura düşen 10 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti Muhammed Ali: Beni bir çocuk çağırdı, bende gittim suya düşen çocuğu çıkardım Hatay Haberleri

15 Şubat 2026 00:44see145

Beşiktaş ta Park Tartışması Kanlı Bitti

14 Şubat 2026 00:10see145

İsrail den Lübnan a saldırı Dış Haberler

15 Şubat 2026 02:14see140

İstanbul da elektrik kesintisi saat kaçta başlayacak ve 15 Şubat Pazar elektrikler ne zaman gelecek?

15 Şubat 2026 00:15see138

Uluslararası Sağlık Hizmetlerinde İş Birliği Yönetmeliği, Resmi Gazete’de

14 Şubat 2026 01:01see138

Siverek te 19 koyun çalındı: Hırsızlık anı kamerada Şanlıurfa Haberleri

15 Şubat 2026 01:54see138

Deplasman kazandı: Fenerbahçe Beko, Ergin Ataman ın Panathinaikos unu son saniye basketiyle yıktı

14 Şubat 2026 00:58see135

Ödül törenine damga vuran anlar! Şehit annesi Emine Erdoğan a kefiye giydirdi

14 Şubat 2026 00:35see134

Panathinaikos AKTOR: 83 Fenerbahçe Beko: 85 MAÇ SONUCU Basketbol Haberleri

14 Şubat 2026 00:49see134

Cemil Çiçek: Yüzde yüz mutabakat olmadan yeni Anayasa imkansız, ilk 4 maddede hiçbir kalem oynatılmaz

14 Şubat 2026 03:12see133

Muğla nın Seydikemer ilçesindeki su baskını nedeniyle bazı evler tahliye edildi

14 Şubat 2026 01:41see133

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Sudani arasında önemli görüşme

13 Şubat 2026 18:09see131

Antalya da 80 öğrenci Samsunspor maçının ardından tribünü temizledi

14 Şubat 2026 00:04see130

Altın Ayı balçıkla sıvanır mı? Sinema Haberleri

14 Şubat 2026 04:06see129

Özge Borak, yeni yaşını yaz pozlarıyla karşıladı Magazin haberleri

14 Şubat 2026 19:05see126

İranlı Sözcü Bekayi’den ABD’li Pelosi’ye tepki: Sivillere siyasi baskı amacıyla acı çektirmek terörizmdir

15 Şubat 2026 00:31see125
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları