Ankara24.com
close
up
Menu

Donör aranan Ali hemşirenin eşinden kök hücre bağışı çağrısı

Fabrika müdürünü öldüren sanığa müebbet hapis cezası

24 Ayar Gram Altın Fiyatı Son Dakika: Gram Altın Düştü! 3 Kasım 2026 Bugün 1 Gram Altın Kaç TL Oldu? Son Haberler

Kardeşlerin kavuşması ağlattı

HAKAN UÇ ‘Uyan’ şarkısının klip çekiminde ne yaşandı?

Bilim insanları doğruladı: Günde 1,5 yemek kaşığı yiyenlerin 3 ayda beyni yenileniyor

Cox s Bazar dosyası: 33 kampta 1,2 milyon Müslüman Arakanlı hayat mücadelesi veriyor Son Haberler

Ismail Jakobs: Yarın mutlaka kazanmamız gerekiyor

Garanti BBVA, GBM Awards 2026’dan üç ödülle döndü

Bakan Gürlek: Organize bir piyasa dolandırıcılığı ve suç yapısı tespit edilmiştir

Bugün saat 18.00 den sonra pencereleri açmayın çağrısı Sözcü Gazetesi

Jülide Kural ın avukatından Levent İnanır ile ilgili şoke eden iddia

Alevler ahşap evi sardı: Bartın da köylülerin hortumlu mücadelesi faciayı önledi! Sözcü Gazetesi

Piyasalar merkez bankalarından şahin adım bekliyor Sözcü Gazetesi

Sergen Yalçın dan Rıdvan Yılmaz kararı! Beşiktaşlı yıldıza mesaj gönderdi Fanatik Gazetesi Beşiktaş (BJK) Haberleri Spor

Dünyaca ünlü forvet Trabzonspor a mesaj yolladı Sözcü Gazetesi

Maçın 1. dakikasında Galatasaray kırmızı kart bekledi

Galatasaray dan kırmızı kart beklentisi! Fırat Aydınus tan flaş yorum

Varşova da 2 farkı uçakta bomba alarmı

Hürmüz Boğazı nın kapanması AB nin yakıt faturasını 127 milyar euro artırdı

Muhyiddin i Arabi bahsi açılınca… Dursun Gürlek

Muhyiddin i Arabi bahsi açılınca… Dursun Gürlek

Yenisafak sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.

Eskilerin tercüme-i hal dedikleri biyografilerin yanı sıra, hatırat olarak kaleme alınan eserler de okuyucu nezdinde ilgi gören kitaplar sınıfına gitmektedir. Her iki türe ben de ilgi duyduğum için birçok hatırat okudum. İtiraf edeyim ki, siyasi hatıratlardan çok âlimlerin, âriflerin, kütüphanecilerin, kitabiyat bilginlerinin ve benzeri eşhasın hatıralarından daha fazla hoşlanıyorum. Özellikle emekli ilahiyat hocalarımızın çeşitli isimler altında yayınladıkları hatıra kitaplarını iyice gözden geçirdim,

Eskilerin tercüme-i hal dedikleri biyografilerin yanı sıra, hatırat olarak kaleme alınan eserler de okuyucu nezdinde ilgi gören kitaplar sınıfına gitmektedir. Her iki türe ben de ilgi duyduğum için birçok hatırat okudum. İtiraf edeyim ki, siyasi hatıratlardan çok âlimlerin, âriflerin, kütüphanecilerin, kitabiyat bilginlerinin ve benzeri eşhasın hatıralarından daha fazla hoşlanıyorum.

Özellikle emekli ilahiyat hocalarımızın çeşitli isimler altında yayınladıkları hatıra kitaplarını iyice gözden geçirdim, hatta bazılarını ikinci defa hatmettim. Her birisinden ayrı ayrı, çeşit çeşit bilgiler öğrendim. Genel anlamda söyleyecek olursak bunların bazılarında beni şaşırtan, hocamız bu cümleleri nasıl sarfetmiş dedirten kısımlara da rastladım.

Mesela merhum Prof. Dr. Bekir Topaloğlu hocamızın “Günlerim Böyle Geçti” adıyla ve “Hatıra ve Günlükler” alt başlığıyla -vefatından sonra- neşredilen eserinde böyle okuyucuyu şaşırtan bir paragrafa rastladım. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, bu eser biri günlüklere ait diğeri hatıralarını ihtiva eden iki kitap halinde yayınlanmış olsaydı belki daha fazla ilgi çekerdi.

Ulema diline yakışmayan ve eserin günlükler bölümünde yer alan cümleler şöyle:

“Kur’an okudum evde, iki saat kadar mesai yaptım. Sonra evin altındaki pastaneden (pastahane olmalıydı) simit alarak İslam Araştırmaları Merkezine gittim, doktora dersinde yemek için. Mesai yaptım, yüksek lisans öğrencilerim. Leyla Demiri ile Emine Yarımbaş fişlerimin tanzimiyle biraz meşgul oldular. Yüksek lisans öğrencilerine ‘Araştırma Yöntemleri’ dersi ayrıca doktora dersi yaptım, el-Fütuhatü’l-Mekkiyye’den. Besmele ve Fatiha’nın tefsiri bahsini okuyoruz, müellifin yazdıkları ipe sapa gelmez laflar, bu laflara kendisi gibi zeki bir insanın inanacağını zannetmiyorum.”

Eskiler böyle durumlarda “Edep Yâhû!” derlermiş. Ben de bu cümle-i cemileyi terennüm etmekten kendimi alamadım. Muhyiddin-i Arabi gibi İslami ilimlerde, özellikle tasavvufi bahislerde “yed-i tûlâ” sahibi olan bir deha, bir allâme nasıl oluyor da, Besmele ve Fatiha tefsirini yaparken -hâşâ huzurdan- böyle ipe sapa gelmez laflar söyleyebiliyor. İpe sapa derken aklıma geldi. Rıza Tevfik, bir şiirini şu beyitle bitiriyor: “Her ipte oynadım cambazım amma / Sırat köprüsünü geçemem hocam!”

Her ipte oynayan cambazın sırat köprüsünü geçemeyeceğini veya çok zorlanacağını itiraf etmesi gibi, her kitaptan nasibini alan, ancak ilmin de “bir lücce-i bî-sâhil” olduğunu bilen kıymetli âlimlerimizin de, âmmenin hürmetine mazhar olan, ayrıca “Ârif-i esrâr-ı ilâhi, vâkıf-ı ahvâl-i Muhammedi” diye tavsif edilen böyle büyük zatlar hakkında fikir beyan ederken nezâhet-i lisâniyeden ayrılmamaları gerekir.

Son devir âlimlerinin kafilesinde olup da İbn-i Arabi’yi anlama hususunda müşkilat çeken zevata yol gösterme maksadıyla bazı izahlar da yapılmıştır. Mesela büyük kitabiyat bilgini Bursalı Mehmet Tahir Efendi, “Tercüme-i Hal ve Fezâil-i Şeyh-i Ekber Muhyiddin-i Arabi” isimli risalesinde böyle bir açıklamada bulunup şöyle diyor:

“Hâkirane tecrübeme göre, bu kadri yüce zat hakkında efkâr-ı âmme üç gruba ayrılmıştır. Birincisi Cenab-ı Şeyhi, hakikat ehlinin imamı ve marifet çeşmesinin başı kabul edenlerdir. İkincisi, o büyük zatın hakkında susmayı tercih edenlerdir. Üçüncüsüne gelince, onlar da aleyhinde bulunanlardır.”

Bursalı Mehmet Tahir Bey, Hazretin aleyhinde söz söyleyenleri de, ayrıca tasnif ediyor. Gerçekten de güzel bir sınıflandırma…

Bu konuda son derede çarpıcı bir misale de “Sultânü’l-Ulemâ Baha Veled’den Günümüze Konya Âlimleri ve Velileri” isimli kitapta rastladım. Eserin yazarı Av. M. Ali Uz Beyefendi, Konya ulularından olup da 1880-1950 yılları arasında yaşayan Fahri Kulu Efendi’yi şöyle anlatıyor:

“Yaşı altmışın üzerinde pek çok insanımızın halen tanıdığı, sevip saydığı, takdir ve rahmetle andığı değerli ilim ve tasavvuf büyüklerimizden birisi de Fahri Efendi’dir. Fahri Efendi 1297 Hicri 1880 Miladi yılında Hâdim’in Taşkent bucağında dünyaya gelmiştir. Babası, değerli ilim adamlarımızdan Vehbi Çelik Hoca’nın da hocası olan ünlü müderrislerden Mehmed Efendi, annesi ise Ayşe Hanım’dır.

Fahri Efendi, daha yaşına basmadan annesini, iki üç yaşlarında da babasını kaybeder. Bu yetim ve öksüz çocuğa Efe Dayısı ile anneannesi sahip çıkar. Onların himayesinde Taşkent Rüşdiyesini bitirir. Daha 6-7 yaşlarında büyük okuma arzusu göstermesi üzerine, dayısı onu küçük yaşlarda Konya dışında bir dostunun yanına okumak için göndermişse de, gereken ilgi gösterilmediğinden tekrar Konya’ya dönmek mecburiyetinde kalır. Bundan sonra Fahri Efendi, İstanbul’a gitmiş, çeşitli medreselerde, zamanının meşhur hocalarından ders görerek, icazet almıştır. Sekiz, on yıl süren bu tahsil hayatı sırasında, Sebilürreşad ve Beyan-ı Hak gibi çeşitli dergi ve gazetelerde ilmi, edebi, dini ve fikri yazılar yazmıştır. Konya’ya döndükten sonra, Şeyh Muhammed Bahâüddin hazretlerine intisap eden Fahri Efendi, bir süre şeyhinin hizmetinde bulunur. Şeyhinin irtihalinden sonra vefatına kadar Nakşıbendi tarikatının halifelik görevine devam eder.

Ana dili gibi Arapça, Farsça ve Rumca da bilen Fahri Efendi, Ziya Efendi’nin de müdürü bulunduğu Islâh-ı Medâris’de müdür yardımcılığı görevinde bulunmuş ve pek çok öğrencinin yetişmesinde büyük hizmeti geçmiştir. Bu dönemlerde Konya’da neşredilen Meşrik-i İrfan gazetesinde de dikkati çeken yazılar da yazmıştır.

Medreselerin kapatılmasından sonra evine çekilmiş, ömrünü ibadet ve tâatle geçirmiş, irşad görevini ise vefatına kadar devam ettirmiştir. Büyük bir âlim, fazıl ve edip, ahlaklı ve son derece nezih bir insan olan Fahri Efendi, hususi hayatında da mahviyet sahibi, taassuptan uzak, tasavvuftan kaynaklanan büyük bir hoşgörüye sahiptir. Bu vasıfları dolayısıyla zamanının aydın ve mevki sahiplerinin hürmetini kazanmış, evi ziyaretçilerle dolup taşmıştır.

Hususi hayatında son derece tevazu sahibi olan Fahri Efendi, Peygamberî bir ahlaka sahiptir. Ev işlerinde herkese yardım eder; “Siz yorulmayın, biz yaparız” denildiğinde “Benim de bir hizmetim bulunsun” der, misafirlerine bizzat hizmet eder ve sade kahveyi çok severmiş. Her şeyin en âlâsını alır ve aldırır, sonra da onu birilerine hediye eder, paltosuz üşüyen birini gördü mü, paltosunu çıkarıp verirmiş.

Kırk yaşları civarında güzel şiirler yazmış, pek çok dini ve tasavvufi konuyu veciz bir şekilde mısralara dökmüştür. Meşhur Kaside-i Bürde’yi nazmen tercüme edecek kadar Arapça bilgisine ve şiir gücüne sahiptir.

Fahri Efendi, keramet sahibidir de. Ziyaretime gelenlerin kalblerinden geçenleri bilir, herhangi bir konuda soru sormak isteyenlerin sorularını sohbet sırasında, soru sorulmadan cevaplandırırmış.

Bir zamanlar Diyanet İşleri Başkanlarımızdan Ahmet Hamdi Akseki, hemşehrisi olan Çimili Hakkı Hoca’yı ziyarete gelmiş. Ahmet Hamdi Akseki, konuşma sırasında Muhyiddin-i Arabi’nin Füsûs ve Fütûhat-ı Mekkiyye gibi eserlerindeki bazı bölümleri ezberlediği ve tercüme ettiği halde, Şeyh-i Ekber’in ne demek istediğini anlayamadığını söylemesi üzerine, Hakkı Hoca, Fahri Efendi’nin bu konularda çok bilgili olduğunu, meselenin bir kere de ona açılmasını tavsiye eder. O akşam yapılan sohbet toplantısına, Fahri Efendi de davet edilir. Sohbet sırasında konu açılır ve Fahri Efendi’nin fikri sorulur:

Fahri Efendi, son derece mütevazi bir şekilde konuları açıklar ve her mesele sonunda da:

-Böyle açıklayabilir miyiz efendim diye birer soru yöneltir.

Bütün meseleler birer birer çözülünce, Ahmet Hamdi Akseki hayretler içinde kalır. Fahri Efendi gittikten sonra, Hakkı Hoca’ya:

- Yâhu Hakkı! Bu nasıl adam, bu nasıl ilim, diye sormaktan kendini alamaz ve gözleri yaşararak:

- Ömrümüz boşa gitmiş, ilim buymuş, der.”

Cenab-ı Hak Ahmet Hamdi Akseki Hoca’ya ve bütün gerçek İslâm ulemasına rahmet etsin duasıyla bu bahsi bitirelim.

Durumu takip etmeye devam edin, Ankara24.com her zaman en yeni haberleri sunuyor.
seeGörüntülenme:132
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 21 Aralık 2025 04:04 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Donör aranan Ali hemşirenin eşinden kök hücre bağışı çağrısı

03 Kasım 2026 16:41see145

Fabrika müdürünü öldüren sanığa müebbet hapis cezası

03 Kasım 2026 21:19see142

24 Ayar Gram Altın Fiyatı Son Dakika: Gram Altın Düştü! 3 Kasım 2026 Bugün 1 Gram Altın Kaç TL Oldu? Son Haberler

03 Kasım 2026 18:18see139

Kardeşlerin kavuşması ağlattı

03 Kasım 2026 16:43see138

HAKAN UÇ ‘Uyan’ şarkısının klip çekiminde ne yaşandı?

03 Kasım 2026 19:56see137

Bilim insanları doğruladı: Günde 1,5 yemek kaşığı yiyenlerin 3 ayda beyni yenileniyor

03 Kasım 2026 19:53see137

Cox s Bazar dosyası: 33 kampta 1,2 milyon Müslüman Arakanlı hayat mücadelesi veriyor Son Haberler

03 Kasım 2026 18:20see136

Ismail Jakobs: Yarın mutlaka kazanmamız gerekiyor

03 Kasım 2026 16:43see136

Garanti BBVA, GBM Awards 2026’dan üç ödülle döndü

03 Kasım 2026 16:44see135

Bakan Gürlek: Organize bir piyasa dolandırıcılığı ve suç yapısı tespit edilmiştir

03 Kasım 2026 16:42see135

Bugün saat 18.00 den sonra pencereleri açmayın çağrısı Sözcü Gazetesi

03 Kasım 2026 16:59see135

Jülide Kural ın avukatından Levent İnanır ile ilgili şoke eden iddia

03 Kasım 2026 17:30see134

Alevler ahşap evi sardı: Bartın da köylülerin hortumlu mücadelesi faciayı önledi! Sözcü Gazetesi

03 Kasım 2026 16:57see134

Piyasalar merkez bankalarından şahin adım bekliyor Sözcü Gazetesi

03 Kasım 2026 16:57see134

Sergen Yalçın dan Rıdvan Yılmaz kararı! Beşiktaşlı yıldıza mesaj gönderdi Fanatik Gazetesi Beşiktaş (BJK) Haberleri Spor

03 Kasım 2026 16:45see134

Dünyaca ünlü forvet Trabzonspor a mesaj yolladı Sözcü Gazetesi

03 Kasım 2026 16:59see132

Maçın 1. dakikasında Galatasaray kırmızı kart bekledi

03 Kasım 2026 21:27see132

Galatasaray dan kırmızı kart beklentisi! Fırat Aydınus tan flaş yorum

03 Kasım 2026 21:48see131

Varşova da 2 farkı uçakta bomba alarmı

03 Kasım 2026 17:32see131

Hürmüz Boğazı nın kapanması AB nin yakıt faturasını 127 milyar euro artırdı

03 Kasım 2026 16:52see131
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları