Ankara24.com
close
up
Menu

Bakan Bolat: Esnafımıza 853 milyar lira finansman desteği ve kolaylığı sağladık

Borsada sert düşüş! 15 Eylül 2026 borsa neden düştü, Borsa İstanbul BIST 100 endeksi ile borsa neden düşüyor?

Usta oyuncu Kadir İnanır ın vasiyeti 17 Eylül de açılacak Sözcü Gazetesi

Bakan Tekin, Sudan Eğitim Bakanı Hajar ile bir araya geldi

T.C. GAZİANTEP 3. SULH HUKUK MAHKEMESİ

Messi, Arjantin in 6 Ekim deki Benin maçında son kez sahaya çıkacak

Uçak kalkar kalkmaz kabusu yaşadılar

Bursa da kan donduran anlar: Kucağındaki kediye acımasızca şiddet uyguladı

Vatandaşın parasını cebe indirmişler: Her kuruşu sisteme gidiyor

Bakan Fidan, TÜRKPA Genel Sekreteri Hasan ı kabul etti

AK Parti de üst düzey görevlendirme

En uzun ömürlü otomobiller belli oldu: İşte zirvedeki lider Sözcü Gazetesi

Trump’a suikast girişiminde yeni detay! FBI dosyasında dikkat çeken ayrıntı

Fıstık bahçesine giren 12 yaşındaki çocuğu vurdu! Yaşam savaşı veriyor

Fransa Başbakanı Lecornu dan tasarruf çağrısı: Her şeyi finanse etme imkanımız kalmadı

Galatasaray maçı öncesi Trabzonspor a 2 müjdeli haber! Takımla birlikte idmana çıktılar Sözcü Gazetesi

Dev maçtaki ofsaytı vermeyen hakem bedelini ağır ödedi

Bolu da kaza yerini görüntüleyen gazetecilere sağlık ekibinden eşeğe mi diyoruz tepkisi

Şimdi Trump düşünsün! Kuzey Kore liderinden Rusya ya sarsılmaz destek sözü

Romanya’da çiftçiler güvenlik güçleriyle çatıştı: 24 yaralı

Mehmed Niyazi Bey’i hayırla anarak… Dursun Gürlek

Mehmed Niyazi Bey’i hayırla anarak… Dursun Gürlek

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.

Peygamber Efendimizin bir hadis-i şerifinden anlıyoruz ki, öldükten sonra amel defteri kapanmayan güzel insanların bir grubunu da faydalı eserler yazan âlimler, ârifler ve müellifler teşkil ediyor. Onların yazıları ve kitapları okunduğu sürece sanki hayattalarmış gibi sevap kazanmaya devam ediyorlar ve tabii ki hayırla anılmayı sürdürüyorlar. İşte böyle hayırla yâd edilmeye hak kazanan değerli şahsiyetlerden biri de merhum ağabeyimiz Mehmed Niyazi Özdemir’di. O, kaleme aldığı kıymetli eserlerle

Peygamber Efendimizin bir hadis-i şerifinden anlıyoruz ki, öldükten sonra amel defteri kapanmayan güzel insanların bir grubunu da faydalı eserler yazan âlimler, ârifler ve müellifler teşkil ediyor. Onların yazıları ve kitapları okunduğu sürece sanki hayattalarmış gibi sevap kazanmaya devam ediyorlar ve tabii ki hayırla anılmayı sürdürüyorlar.

İşte böyle hayırla yâd edilmeye hak kazanan değerli şahsiyetlerden biri de merhum ağabeyimiz Mehmed Niyazi Özdemir’di. O, kaleme aldığı kıymetli eserlerle etrafında bir sevgi hâlesi oluşturdu. Romanlarıyla, gazete ve dergi yazılarıyla ve yaptığı konuşmalarla bilhassa gençlerin gönlünü kazandı. Özellikle “Çanakkale Mahşeri” başta olmak üzere diğer bütün kitapları ilgiyle okundu. Bu alaka bugün de gösteriliyor, yarın da gösterilecektir. Mehmed Niyazi Bey’i sevilen, sayılan ve hürmet edilen bir şahsiyet haline getiren sebeplerden biri de ihlası ve samimiyeti idi. Diğer bir ifadeyle, yazdıklarıyla yaşadıkları arasında bir tezat yoktu. Kaleminin ucundan damlayan mürekkebin yarısı değil, hepsi samimiyet damlaları halinde kâğıda dökülüyordu.

Mehmed Niyazi merhumun, hepimizin imrendiği ve takdir ettiği meziyetlerinden biri de vefaya son derece önem vermesiydi. Rahmetli Hilmi Oflaz’a gösterdiği ilgiyi, bu vefaya bir örnek gösterebiliriz. Câmiamızda Necip Fazıl’ın âzad edilmez kölesi diye anılan Hilmi Oflaz’a – yaşarken olduğu gibi – vefatından sonra da sahip çıktı ve her ölüm yıl dönümünde onunla ilgili anma toplantıları tertipledi. Ne yazık ki, Niyazi Ağabey’in vefatıyla bu toplantılar sona erdi.

Niyazi Bey’in özel mahfillerde, hususi mekânlarda yaptığı tarih ve edebiyat sohbetlerinin tadına doyum olmuyordu. Fıkralarla süslediği, anekdotlarla bezediği konuşmaları hâzirunu gaşyediyordu. Mesela bilge tarihçimiz Ziya Nur Bey’in evinde bu minval üzere devam eden renkli ve âhenkli sohbetleri Ziya Nur üstadımızın hanesindeki ziyayı ve nûru bir kat daha parlatıyordu. Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer…

Kendisinin Yeni Şafak’taki yazılarını ben de ilgiyle okuyordum. Hatta bunların bir kısmını kesip saklıyordum. Onun makalelerini biriktiren başka okuyucuların da olduğunu az çok tahmin ediyordum. Bunlardan birinin de değerli dostum, Müslim Ülgen olduğunu geçenlerde bana takdim ettiği bir dosyadan öğrendim. Evrâk-ı metrûke ile karnını doyuran ve bu aşırı doyumdan şişkinleşen dosyanın içinden Peyami Safa ile ilgili bir yazı da zuhur etti. Okudum ve beğendim. Sizin de hoşunuza gideceğini tahmin ettiğim için aynen naklediyorum.

Kıymetli yazarımız Mehmed Niyazi Bey, Peyami Safa ile Nazım Hikmet’i karşılaştıran bu yazısında şunları söylüyor:

“Üniversitede hoca, köşe yazarı veya program yapımcısı olmuş bu zümreye mensuplar fikir ve sanat ürünlerini değerlendirip topluma, bilhassa yeni yetişen nesle tanıtmakla kendilerini yükümlü saymazlar; sadece ideolojilerine mensup yazar ve şairlerin propagandalarını yapmakla görevli olduklarına inanırlar. Bu kesime dahil üniversite hocaları kendilerinden saydıkları romancı veya şairlerin oturdukları caddeleri, evlerinin numaralarını, kiminle nerede, hangi yemekleri yediklerini okuyucuların zihnine çakmakla bilimsel bir iş yaptıklarına inanırlar.

Ne, dev bir yazar olan Peyami Safa, ne de kıymetli mütefekkir Erol Güngör kesinlikle gündemlerinde yer almaz. Genç bir yazar, Atilla İlhan’a, Peyami Safa ve eserlerini sorunca şu cevabı alır: ‘O, gelecekte okunacak eserler yazdı. İlhan, bu cevabıyla vicdanının teşekkül ettiğini gösterirken ne çare ki sebebini açıklayıp büyüklüğünü izah edememiştir. Kendi ideolojisinden olmayanın hakkını teslim etmek seviye meselesidir.

Peyami Safa’ya uygulanan ambargonun sebebi, Nazım Hikmet’le kapışmasıdır. Kendilerini Nazım Hikmet’in yandaşı sayanlar, bu olaya soğukkanlı yaklaşmazlar. Mademki Nazım Hikmet’le cedelleşmiştir, öyleyse düşmanımızdır, derler. Peyami Safa ile Nazım Hikmet arkadaştılar. ‘Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nu Nazım Hikmet’e ithaf eder. Kanlı bıçaklı olduktan sonra da ithafı kaldırmaz; sebebini soranlara: ‘O zamanki duygum öyleydi, o şekilde devam etmesi gerekir’ cevabını verir. Zira Nazım Hikmet gençken milliydi, nitekim İstanbul’un fethiyle ilgili şu dizeleri dünya görüşünü sergiliyordu: ‘Girdi Eğrikapı’dan kır atının üstünde / Fethetti İstanbul’u sekiz hafta, üç günde / O ne mutlu mübarek kuluymuş Allah’ın / Belde-i Tayyibeyi fetheden padişahın’

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nu gözyaşlarıyla okuduğunu söyleyen Nazım Hikmet, bu romanı ‘Resimli Ay’ dergisindeki yazısında göklere çıkarır. Sonra Nazım Hikmet, komünizm propagandisti kesilince araları açılır. Çünkü Peyami Safa, Rusya’nın emperyalizmini gizlemek için komünizmi maske olarak kullandığına inanmaktadır. Dolayısıyla milletinin bekası uğruna Nazım Hikmet’e tavır alır, feci şekilde birbirlerine girerler.

Bütün komünistler, kendilerini onlara yakın kabul eden solcular Peyami Safa’ya düşman kesilirler, hatta onu jurnalcilikle suçlarlar. İddialarının mesnedi yoktur. Zira Nazım komünist olduğunu gizlemiyordu. Safa da onun için: ‘Allahsız bir komünistti!’ diye yeri göğü inletiyordu. Devlete jurnal vermeye ihtiyaç var mıydı?

Türk dünyasının büyük bir bölümünü yutarak güçlenen Rusya bizi tehdit ediyor; Kars’ı, Ardahan’ı, Boğazları istiyordu. Nazım Hikmet de onların düdüğünü öttürüyor: ‘Ey Lenin çocuklar, eylenin / Dünyada tek er Lenin’ diyordu. Peyami Safa karşı çıkınca, onu hedef tahtasına oturttu: ‘Sen çıkmadın / Çıkardılar karşıma seni / Kirli elleriyle tutup enseni / Gövdeni yerden bir karış kaldırdılar / Sonra birden bire / Bırakıp yere / Seni pantolonumun paçasına saldırdılar’ deyip durmuyor, onun yetimliğini ele alıp hücum ediyor: ‘Bir düşün ey yetîm-i Safa / Bir düşün ve hatırla ki, son defa / O takma yeleli / Namık Kemal üstadın senin’

Fakir ve âcizden yana olması kazım gelen komünistin hırs gözünü öyle bürümüş ki, bir kader olan yetimliği diline doluyor. Sonra fakir bir öğrenci iken Peyami Safa’nın ‘Keteon’ matbaasında şarkı sözü yazmasını kınıyor. Geçimini temin etmesi için bir gencin şarkı sözü yazması ayıp mı? Tabii Nazım hiçbir hudut tanımıyor, Peyami Safa’nın babası olan İsmail Safa’nın arkadaşı olduğu için de Namık Kemal’e saldırıyor. Fikirlerini, eserlerini ele alıp eleştirmesi başka; ama rahmete kavuşmuş insanların şahsiyetini ele alması başkadır.

Peyami Safa ömründe ‘Bu benimdir’ diyerek hiçbir şiir yazmadı. Nesirle Nazım Hikmet’in canını çıkaracağı muhakkaktı; ama onun silahıyla karşı koymayı tercih etti: ‘Gel bakayım / Gel ki büyük babaların Enver Paşa, Nazım Paşa konağında / Alıştığın gibi / Seni her gün dizlerimde hoplatayım / Şerefine bütün yetim çocukların / Anasını satayım’ Namık Kemal’i, tabii aynı zamanda babasını savunmak mecburiyetini duyuyor: ‘Gel bakayım seninle biraz konuşayım / Sencileyin bir coşayım / Bre… Toprak altında yatan / Namık Kemal’e, Safa’ya çatan / Bre Türk düşmanı / Bre vatan haini, şarlatan / Bre propaganda broşürü âlimi’

Nazım Hikmet hiç düşünmüyor ki, dedeleri Polonya Yahudi’sidir. Rusya’dan endişe duyarak ülkemize sığınmışlardır. Şimdi ise o Rusya’nın davulunu çalıyor. Ayrıca o sırada fikir hayatımızda ırki söylemlerin ağırlıkta bulunması da Peyami Safa’ya çok ciddi koz verirdi. İşte Peyami Safa’nın büyüklüğü burada karşımıza çıkıyor, onun dedelerinin Yahudi olduğunu ele alıp hücum etmiyor. Çünkü bu bir kaderdir, bir insanı kaderden dolayı suçlamak ilkelliktir.

Yılın bugünlerinde kaybettiğimiz milletimizin altın beyinli evladını rahmetle anıyorum.”

Ben de Mehmed Niyazi’yi rahmetle, minnetle bir kere daha yâd ediyorum.

Not: Bu konuda daha ayrıntılı bilgi almak isteyenlere merhum Ergun Göze’nin 426 sayfalık “Peyami Safa – Nazım Hikmet Kavgası” isimli kitabını okumalarını tavsiye ederim.

Daha fazla bilgi ve son haberler için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:120
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 14 Aralık 2025 09:27 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Bakan Bolat: Esnafımıza 853 milyar lira finansman desteği ve kolaylığı sağladık

15 Eylül 2026 19:47see157

Borsada sert düşüş! 15 Eylül 2026 borsa neden düştü, Borsa İstanbul BIST 100 endeksi ile borsa neden düşüyor?

15 Eylül 2026 19:20see154

Usta oyuncu Kadir İnanır ın vasiyeti 17 Eylül de açılacak Sözcü Gazetesi

16 Eylül 2026 01:01see150

Bakan Tekin, Sudan Eğitim Bakanı Hajar ile bir araya geldi

15 Eylül 2026 20:01see145

T.C. GAZİANTEP 3. SULH HUKUK MAHKEMESİ

16 Eylül 2026 00:21see145

Messi, Arjantin in 6 Ekim deki Benin maçında son kez sahaya çıkacak

16 Eylül 2026 01:19see145

Uçak kalkar kalkmaz kabusu yaşadılar

15 Eylül 2026 19:50see144

Bursa da kan donduran anlar: Kucağındaki kediye acımasızca şiddet uyguladı

15 Eylül 2026 20:23see142

Vatandaşın parasını cebe indirmişler: Her kuruşu sisteme gidiyor

15 Eylül 2026 20:17see142

Bakan Fidan, TÜRKPA Genel Sekreteri Hasan ı kabul etti

15 Eylül 2026 17:41see140

AK Parti de üst düzey görevlendirme

15 Eylül 2026 21:20see139

En uzun ömürlü otomobiller belli oldu: İşte zirvedeki lider Sözcü Gazetesi

15 Eylül 2026 14:01see138

Trump’a suikast girişiminde yeni detay! FBI dosyasında dikkat çeken ayrıntı

16 Eylül 2026 09:23see137

Fıstık bahçesine giren 12 yaşındaki çocuğu vurdu! Yaşam savaşı veriyor

15 Eylül 2026 11:03see136

Fransa Başbakanı Lecornu dan tasarruf çağrısı: Her şeyi finanse etme imkanımız kalmadı

15 Eylül 2026 21:28see136

Galatasaray maçı öncesi Trabzonspor a 2 müjdeli haber! Takımla birlikte idmana çıktılar Sözcü Gazetesi

15 Eylül 2026 20:57see136

Dev maçtaki ofsaytı vermeyen hakem bedelini ağır ödedi

15 Eylül 2026 15:44see136

Bolu da kaza yerini görüntüleyen gazetecilere sağlık ekibinden eşeğe mi diyoruz tepkisi

15 Eylül 2026 19:18see135

Şimdi Trump düşünsün! Kuzey Kore liderinden Rusya ya sarsılmaz destek sözü

15 Eylül 2026 17:48see135

Romanya’da çiftçiler güvenlik güçleriyle çatıştı: 24 yaralı

15 Eylül 2026 20:04see135
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları