Medyanın ‘kara para’ hali: Keşke o sözleşmeler ortalığa dökülse!
Ankara24.com, Halktv kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.
Anladığımız kadarıyla Türkiye muazzam bir ‘fintech devrimine’ imza atmış!
Baksanız ya; ortalık elektronik ödeme sistemleri, dijital para, kripto borsası, forex şirketi kaynıyor. Memleketin bereketli topraklarından teknolojiye dayalı iş fikirleri üreten ‘founder’, ‘co-founder’ fışkırıyor.
Bu ‘dahilerin’ çoğunun Linkedln hesaplarındaki iş deneyimleri, düne kadar dükkanında mangal yelleyen, inşaatçılık, kuyumculuk, galericilik yapan adamların sahibi olduğu yazılım şirketleri ile dolu.
Üstelik ‘fintech devrimi’, emeği ile geçinmeye çalışan milyonların eşi benzeri görülmemiş bir yoksulluğa sürüklendiği, neredeyse sıfırdan yeni bir üretim bandının kurulmadığı, paranın pul olduğu, diplomanın değersizleştiği, on binlerce insanın felaketlerde yaşamını yitirdiği dönemde gerçekleşti.
Nasıl bir mucizedir bu!
Nasıl olduğunu gördük işte…
Üst üste yapılan ‘kara para’ operasyonlarına bir de bu gözle bakalım. El konulan, soruşturmalarda adı geçen onlarca teknoloji ve finans şirketi ile medya kuruluşunun oluşturduğu ağlar, sadece para aklama üzerine kurulu. Uyuşturucu, yasa dışı bahis, insan kaçakçılığı, silah ticareti, rüşvet, yolsuzluk gelirleri vızır vızır akmış. Dile kolay, milyarlarca dolardan bahsediyoruz.
Elbette işin asıl sahiplerini merak ediyoruz. Lakin, gürül gürül akan kara para pınarından kana kana içenleri de unutmamak lazım.
Medyayı mesela…
***
Son yıllarda milyonlarca dolar yatırılan dört medya kuruluşunun üçüne (Habertürk, GAİN, Flaş TV) kara para aklamadan dolayı el konuldu. Ekol TV için de soruşturma olduğunu öğrendik.
Nevzuhur medya sahipleri aniden ekran yüzlerine, yöneticilere, programcılara milyonluk sözleşmeler dağıtmaya başladılar. Kripto borsaları, elektronik ödeme sistemleri sponsorluk yağdırdılar. Daha o günlerde bunların yasadışı bahis baronları ile ilişkili oldukları yazıldı, anlatıldı. Kimilerinin şüpheler dile getirildiği anda sponsorluklardan vazgeçtiğini, sunulan yüklü sözleşmeleri kabul etmediğini biliyoruz.
Nitekim Murat Ağırel de Cumhuriyet’teki son yazısında buna işaret etti. Ekran yüzlerini Ekol TV’ye davet edenin bizzat bahis baronu Veysel Şahin olduğuna dikkat çekti.
Belki aralarında birkaç tane ‘saf’ vardır ama çoğunun paranın kaynağını umursadıklarını sanmıyorum. Dikkatli okurlar kısa bir arşiv taramasıyla, bir takım gazeteci ve televizyoncuların Rıza Zarrap, Sezgin Baran Korkmaz derken her dönemin şaibeli aktörüne yakın olmayı, ‘meslek alışkanlığı’ haline getirdiğini görecektir zaten.
Son olarak kendi tanıklığımı da aktarayım…
Yasa dışı bahis işinin önde gelen isimlerinden olan ve kırmızı bülten çıkarılan Fedlan Kılıçaslan’ı defalarca yazdım. Her yazdığımda Kılıçaslan da para ile bir sürü gazete ve internet sitesine “Türkiye’nin Elon Musk’ı” başlığı ile haber yaptırıyordu. Şaşıracaksınız fakat sadece Hürriyet’ten arayıp, “İlan vermek istedi. Yazınızı görünce reddettik” dediler. Şu sıralar İspanya’da kurduğu bahis şirketinin reklamları gençlerin takip ettiği oyun ve teknoloji haberleri yapan sosyal medya şirketlerinde, Youtube kanallarında yayınlanıyor hala.
***
Velhasıl, kara para pastasından hatırı sayılır ısırık alanların başında medya geliyor. Eğer gazetecilik kamusal hizmetse, gelir kaynakları da kamusal denetime ve tartışmaya açık olmalı.
Keşke o sözleşmeler ortalığa dökülse…
Maalesef ezelden beri en büyük sırlardan birisi budur Türkiye’de. Uğur Mumcu, darbe sonrası kurulan yeni medya düzenini anlatırken, maaşını özel bankadan dolarla çeken gazetecileri işaret ediyordu. 1981’de yazdığı bir yazıda, kara paranın krallığının kurulduğunu anlatırken şöyle diyordu: “Milyonlar, milyarlar dönme dolap misali vicdanlarda dönüyor… Memlekette namuslu kalmak cesaret işi olmuşsa, vay halimize!”
Herhalde bugünkü tabloya bakınca iki kere ‘vay halimize’ demek gerekiyor.
Kara para ağaçta yetişmiyor veya soğuk cüzdanlardaki algoritmalardan ibaret değil çünkü. Birilerinin hayatı alınarak, siyaset, bürokrasi, adalet çürütülerek kazanılıyor. İnsanları fuhuşa, intihara sürüklüyor.
Ve bu kirli havuzda yüzen irili ufaklı herkes de boynuna bir tasma takılıp, vakti geldiğinde zavallı halkın beğenisine sunulacak yeni vodvildeki rolünü oynamak üzere, ‘siyasi rejim’ dediğimiz organizmanın parçasına dönüştürülüyor.
Dolayısıyla heyecanlı bir polisiye film yahut bir magazin karnavalı izlemiyoruz. Tam olarak “anlatılan senin hikayendir” sözündeki gibi yaşamımızı karartan, çocuklarımızın geleceğini çalan, umudumuzu kırmaya çalışan kirli düzenin eksiksiz bir anatomisine şahit oluyoruz.
Buradan kurtuluş hattı müdafaadan değil, sathı müdafaadan geçiyor. O satıh da siyasetçisinden bürokratına, bankacısından gazetecisine kadar herkesi kapsıyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:79
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 12 Ocak 2026 08:09 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















