Ankara24.com
close
up
Menu

Tekirdağ da yeni aldığı motoru mezarı oldu: Feci kaza anları kamerada

FETÖ hükümlüsü ihraç edilen kıdemli albay yakalandı

MIX Festival 10. edisyonuyla sahnede

Bakan Kacır: Terörsüz Türkiye ile yatırımın, üretimin ve kalkınmanın önü açılacak

Karabük te 30 bin kişi aynı coşkuda buluştu: Hakan Peker ve Sefo sahneyi salladı Karabük Haberleri Habertürk Yerel Haberler

Dünyanın en temiz 10 şehri açıklandı: Sokaklarında çöp görmek neredeyse imkansız Sözcü Gazetesi

İran istihbaratından İsrail’e sosyal medya kancası: Sahte iş ilanlarıyla tuzağa çektiler

28 Şubat ta DGM de yargılanıp görevden alınan Kürt siyasetçiden Bahçeli açıklaması

Cumhurbaşkanlığı na Cevdet Yılmaz vekalet edecek Son dakika haberleri

Trump’tan tüm dünyayı umutlandıran açıklama… İran ile anlaşma sağlanacak mı?

Mekke Anlaşması NATO nun 5. maddesiyle çelişmiyor Dış Haberler

ABD Hava Kuvvetleri, Ben Gurion Havaalanı ndan yakıt ikmal uçaklarını çekmeye başladı

12 yaşındaki Ertuğrul hafriyat alınan gölette boğuldu Erzurum Haberleri Habertürk Yerel Haberler

Yeni aldığı motosikletle kaza yapan Utku öldü; o anlar kamerada

Diş eti kanaması daha büyük bir sağlık sorununun erken habercisi olabilir

Komşuda korkutan virüs alarmı: Vaka sayısı katlandı! Sivrisineklerden yayılıyor

FIFA Başkanı Infantino nun başı bu kez fena dertte: Genç bir çalışanla ilişki kurduğu iddia ediliyor

Gizli kanser aort anevrizmasına kapalı yöntemle ameliyat Haberler

Stok Gözetim Programı ile 540 milyon liralık matrah artışı sağlandı

Denizde SUP’er bir moda

Kimler anne parmak kaldırsın: Otorite yoklama alıyor

Kimler anne parmak kaldırsın: Otorite yoklama alıyor

Ankara24.com, Halktv kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.

Anneler Günü her yıl aynı sahneyle geliyor: çiçek kampanyaları, televizyon reklamları, “annelik kutsaldır” cümleleri, fedakârlık övgüleri, mutlu aile fotoğrafları. Oysa Türkiye’de annelik yalnızca sevgiyle, şefkatle ya da bakım emeğiyle ilgili bir mesele değil; aynı zamanda devlet politikalarının, patriyarkal düzenin ve ekonomik sömürünün merkezinde duran siyasal bir alan. Çünkü bu ülkede kadın, yalnızca birey olarak değil, çoğu zaman “anne” olarak tanımlanıyor. Kadınlığın meşruiyeti annelik üzerinden kuruluyor; annelik ise bir hak olmaktan çok bir görev gibi sunuluyor.

Bugün Türkiye’de Anneler Günü üzerine konuşurken yalnızca anneleri değil, anneliğin nasıl politikleştirildiğini de konuşmak gerekiyor.

Modern anlamdaki Anneler Günü, ABD’de Anna Jarvis’in 1908’de annesinin anısına başlattığı bir girişimle doğdu. Resmiyet kazanması ise 1914 yılında ABD Başkanı Woodrow Wilson’ın imzasıyla, mayıs ayının ikinci pazar gününün ulusal tatil ilan edilmesiyle gerçekleşti. Jarvis’in amacı da anneliği ticarileştirmek değildi sanırım. Ancak işin içinde Amerika’nın adı geçince, kapitalizm onu soyadı gibi takip ediyor. Artık Anneler Günü de sevgililer gününden hallice, büyük şirketlerin ve tüketim kültürünün parçası haline geldi.

Türkiye’de ise mesele bundan daha ağır bir zeminde ilerliyor. Burada annelik yalnızca romantize edilmiyor; aynı zamanda devletin nüfus politikalarının temel araçlarından biri haline getiriliyor. Kadının kaç çocuk doğuracağına dair siyasi çağrılar, “en az üç çocuk” söylemleri, doğurganlığın milli mesele gibi sunulması, doğum yapmayan kadınların eksik ya da bencil ilan edilmesi tesadüf değil. Bunların tamamı, kadın bedenini kamusal denetime açan ideolojik bir çerçevenin parçaları.

Özellikle son yıllarda bu dil daha da sertleşti. Kadın yalnızca anne olduğu ölçüde “makbul vatandaş” olarak tanımlanmaya başlandı. Çocuk doğurmayan kadınların yaşam tercihlerinin sorgulanması, kariyer yapan kadınların aile düşmanı gibi gösterilmesi, doğurganlığın “milli sorumluluk” olarak sunulması aynı politik aklın ürünü. Üstelik bazı kadınlar anne olmamayı bir tercih olarak yaşarken, bazı kadınlar ise istemelerine rağmen tıbbi engeller nedeniyle anne olamıyor. Bu ayrıştırıcı anlayış, kadını birey olarak değil; nüfus üreten, bakım veren, yaşlı bakan, çocuk büyüten bir sosyal hizmet mekanizması olarak görüyor.

Tam da bu nedenle “Aile Yılı” söylemleri feminist çevrelerde ciddi bir eleştiriyle karşılandı. Çünkü burada aile kutsanırken kadının aile içindeki eşitsiz konumu görünmez hale getiriliyor. Türkiye’de milyonlarca kadın ücretsiz bakım emeği üretiyor. Yemek yapan, çocuk bakan, yaşlı bakımını üstlenen, duygusal emeği taşıyan kadınlar ekonominin görünmeyen omurgasını oluşturuyor. Ancak bu emek ne ücretlendiriliyor ne de sosyal güvenceyle korunuyor.

Kapitalizm ile patriyarka tam burada birbirine bağlanıyor. Sistem bir yandan kadınların iş gücüne düşük ücretlerle katılmasını isterken, diğer yandan bakım yükünü tamamen eve bırakıyor. Kreş yetersizliği, esnek çalışma adı altında güvencesizlik, doğum sonrası iş yaşamından dışlanma ve bakım sorumluluğunun yalnızca kadınlara yüklenmesi tesadüf değil. Çünkü ücretsiz ev içi emek ekonomik sistem açısından son derece işlevsel. Devlet, sosyal bakım hizmetlerine yatırım yapmak yerine bu yükü “annelik fedakârlığı” adı altında kadınların sırtına bırakıyor.

Bu nedenle anneliğin kutsanması çoğu zaman kadın emeğinin görünmez hale getirilmesinin ideolojik aracına dönüşüyor. “Cennet annelerin ayakları altındadır”, “annelik dünyanın en güzel şeyi”, “anne olmak kadının doğasıdır” gibi cümleler ilk bakışta sevgi içeriyor gibi görünse de çoğu zaman kadınların başka yaşam ihtimallerini bastıran bir toplumsal baskı mekanizması işlevi görüyor. Kadın mutsuz olsa bile fedakâr olmalı, yorulsa bile şikâyet etmemeli, çalışmak istese bile çocuklarını öncelemeli. Çünkü toplum anneden insanüstü bir adanmışlık bekliyor.

Bu baskının en ağır taraflarından biri de şiddet meselesinde ortaya çıkıyor.

Türkiye’de kadınlar yalnızca eşitsizlikle değil, sistematik şiddet tehdidiyle yaşıyor. Her yıl yüzlerce kadın öldürülüyor. Binlercesi fiziksel, ekonomik ya da psikolojik şiddete maruz kalıyor. Ve bu kadınların önemli bir kısmı aynı zamanda anne. Çocuklarının gözü önünde öldürülen kadınlar, defalarca koruma talep edip korunamayan anneler, boşanmak istediği için hedef haline gelen kadınlar bu ülkenin gerçeği.

Tam da bu nedenle İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi yalnızca hukuki değil, sembolik olarak da çok ağır bir kırılma. Çünkü İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddeti “aile içi mesele” değil, bir insan hakları ihlali olarak tanımlıyordu. Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesi ise devletin önceliğinin kadınları korumak değil, “aile bütünlüğü” söylemini sürdürmek olduğu yönündeki eleştirileri güçlendirdi.

Burada temel soru şu: Devlet neden kadını birey olarak değil de sürekli aile üzerinden tarif ediyor?

Çünkü patriyarkal düzen açısından aile yalnızca duygusal bir kurum değil; aynı zamanda bir toplumsal kontrol mekanizması. Kadının emeğini, bedenini, doğurganlığını ve bakım yükünü organize eden temel yapı. Bu yüzden kadın özgürleşmesi yalnızca bireysel değil, aynı zamanda ekonomik ve siyasal bir mesele haline geliyor. Kreş talebi bu yüzden politik. Eşit ücret talebi bu yüzden politik. Şiddetsiz yaşam hakkı bu yüzden politik. Kürtaj hakkı bu yüzden politik.

Anneler Günü’nü gerçekten anlamlı hale getirecek olan şey de tam burada başlıyor. Kadınları yalnızca “annelik fedakârlığı” üzerinden yüceltmek değil; onların birey olma hakkını savunmak. Anne olmak isteyen kadınların güvenli koşullarda yaşamasını sağlamak. Anne olmak istemeyen kadınların kararlarına saygı duymak. Çocuk bakımını yalnızca kadının görevi olmaktan çıkarmak. Şiddete karşı etkin koruma sağlamak. Kadın emeğini görünür ve güvenceli hale getirmek.

Anneler Günü vesilesiyle soruyorum; bu ülkede kadınlar gerçekten özgürce anne olabiliyor mu? Yoksa annelik, sevginin olduğu kadar zorunluluğun, ekonomik bağımlılığın ve toplumsal baskının da adı haline mi geldi?

Ülkemizde kanunen var olan yasal kürtaj hakkı, devlet hastanelerinde ve birçok özel hastanede fiilen uygulanmıyor. Doğum kontrol yöntemlerine ücretsiz erişim hakkı, devletin pronatalist politikaları nedeniyle artık büyük ölçüde kısıtlanmış durumda. Hormon tedavilerine ulaşmak, iyi koşullarda kadın sağlığı hizmeti alabilmek sınıfsal bir mesele haline geldi. Doğum şeklinin nasıl olacağına kadar müdahaleci davranan otorite, doğum yapmış kadınları sosyal olarak korumakta ise sınıfta kalmaya devam ediyor. Yapması gerekenleri yapmayanlar, bir reklam filmindeki hayvan sevgisinden rahatsızlık duyabiliyor. Sözle ve baskıyla güçlü kılınmak istenen aile kavramı, bir kedinin tüyüyle ya da bir köpeğin havlamasıyla yerle bir olabilecek kadar kırılgan bir sırça köşke dönüşüyor.

Kadınların yalnızca doğuran değil; düşünen, üreten, karar veren, itiraz eden bireyler olarak tanındığı bir toplum kurulmadıkça Anneler Günü’nün çiçekleri her yıl biraz daha büyük bir çelişkiyi örtmeye çalışacak.

Yazımın sonuna geldiğimde elbette ki canım annelerimizin gününü kutluyorum. Anne olabilme yolculuklarına eşlik ettiğim yüzlerce hastamın yaşadığı zorluklardan, tedavilere rağmen anne olamayanların hüzünlerinden, anne olmak istemeyen hastalarımın kararlılıklarından bihaber olan otoriteye notlar bırakıyorum. Çocukları meydanlarda yuhalatılan annelerin, çocukları sokaklarda, okullarda öldürülen annelerin, çocuklarını devletin yurtlarına emanet edip asansörlerinde ölen, tarikat yurtlarına muhtaç bırakılan ve oralarda istismara uğrayan çocukların annelerinin, siyasi tutuklu olarak hapishanelerde duruşma günü bekleyen annelerin, depremlerde, otel yangınında, tren kazasında çocuklarını yitirmiş annelerin Anneler Günü kutlu olsun. 1995 yılından bu yana çocuklarının nerede olduğunu soran Cumartesi Anneleri, Anneler Gününüz kutlu olsun. Dünyayı kendi malı saymayıp onunla saygılı ilişki kuran, seven, koruyan ve kollayan herkesin Anneler Günü kutlu olsun. Mutlu pazarlar

Durumu takip etmeye devam edin, Ankara24.com her zaman en yeni haberleri sunuyor.
seeGörüntülenme:126
embedKaynak:https://halktv.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 10 Mayıs 2026 05:06 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Tekirdağ da yeni aldığı motoru mezarı oldu: Feci kaza anları kamerada

07 Ağustos 2026 00:23see198

FETÖ hükümlüsü ihraç edilen kıdemli albay yakalandı

07 Ağustos 2026 00:49see193

MIX Festival 10. edisyonuyla sahnede

06 Ağustos 2026 21:51see173

Bakan Kacır: Terörsüz Türkiye ile yatırımın, üretimin ve kalkınmanın önü açılacak

06 Ağustos 2026 17:19see165

Karabük te 30 bin kişi aynı coşkuda buluştu: Hakan Peker ve Sefo sahneyi salladı Karabük Haberleri Habertürk Yerel Haberler

08 Ağustos 2026 02:15see161

Dünyanın en temiz 10 şehri açıklandı: Sokaklarında çöp görmek neredeyse imkansız Sözcü Gazetesi

06 Ağustos 2026 20:11see160

İran istihbaratından İsrail’e sosyal medya kancası: Sahte iş ilanlarıyla tuzağa çektiler

07 Ağustos 2026 18:07see157

28 Şubat ta DGM de yargılanıp görevden alınan Kürt siyasetçiden Bahçeli açıklaması

06 Ağustos 2026 18:13see157

Cumhurbaşkanlığı na Cevdet Yılmaz vekalet edecek Son dakika haberleri

07 Ağustos 2026 00:50see157

Trump’tan tüm dünyayı umutlandıran açıklama… İran ile anlaşma sağlanacak mı?

07 Ağustos 2026 00:20see156

Mekke Anlaşması NATO nun 5. maddesiyle çelişmiyor Dış Haberler

07 Ağustos 2026 20:31see156

ABD Hava Kuvvetleri, Ben Gurion Havaalanı ndan yakıt ikmal uçaklarını çekmeye başladı

07 Ağustos 2026 01:29see154

12 yaşındaki Ertuğrul hafriyat alınan gölette boğuldu Erzurum Haberleri Habertürk Yerel Haberler

06 Ağustos 2026 21:29see152

Yeni aldığı motosikletle kaza yapan Utku öldü; o anlar kamerada

07 Ağustos 2026 00:04see147

Diş eti kanaması daha büyük bir sağlık sorununun erken habercisi olabilir

07 Ağustos 2026 07:26see146

Komşuda korkutan virüs alarmı: Vaka sayısı katlandı! Sivrisineklerden yayılıyor

07 Ağustos 2026 18:53see146

FIFA Başkanı Infantino nun başı bu kez fena dertte: Genç bir çalışanla ilişki kurduğu iddia ediliyor

08 Ağustos 2026 01:46see145

Gizli kanser aort anevrizmasına kapalı yöntemle ameliyat Haberler

07 Ağustos 2026 15:38see141

Stok Gözetim Programı ile 540 milyon liralık matrah artışı sağlandı

07 Ağustos 2026 15:17see140

Denizde SUP’er bir moda

08 Ağustos 2026 07:40see140
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları