Ankara24.com
close
up
Menu

Almanya Kupası nın sahibi Bayern Münih oldu

Kongo’da Ebola vakalarının sayısı arttı

Ağır astım hastalarında gözden kaçan tehlike

Beyaz Saray yakınında silah sesleri: Keskin nişancılar çatıda

Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal: CHP’de bel altı siyaset yapılıyor

Belçika Yargıtayından tarihi karar: Avrupa da ilk kez bir ülke mahkum edildi Avrupa Haberleri

Paraya para demiyor! Yıldız futbolcunun bir selamı 550 bin TL

CHP’de butlan kaosu Sözcü Gazetesi

KPSS TAKVİMİ 2026: KPSS başvuruları ne zaman başlayacak? Lisans, ön lisans ve ortaöğretim sınav tarihleri Son Dakika Haberleri

Atatürk Havalimanı doldu taştı: Etnospor Kültür Festivali ne gençlerden ve çocuklardan tam not VİDEO İZLE

Rusya’nın cephede ‘bağlantı sorunu’ var

Kanser, onu sadece 5 ayda ellerinden alıp götürdü: Daha 14 yaşındaydın, bu veda çok erken oldu oğlum!

Trump tan son dakika Türkiye açıklaması! Erdoğan a teşekkür! 5 ülke lideriyle kritik hamle

WhatsApp tan otomatik silme geliyor! Herkes yapabilecek

Porsiyon porsiyon yiyen yandı: Bağırsakları ve mideyi mahvediyor!

Etnospor Kültür Festivali’nin 3 üncü günü büyük ilgi gördü

Kurban bayramında en sağlıklı et pişirme yöntemlerini açıkladı

1,63 milyar dolar yardım yaptığımız ülkeden nankörlüğün vizesi! Sözcü Gazetesi

Kılıçdaroğlu azınlıkta: Meclis Grubu nda gücü tartışmalı Yerel Gündem Haberleri

A Milli Futbol Takımı nda Dünya Kupası hazırlıkları hız kesmedi!

Ahlaki otorite ile küresel güç arasında sıkışan Papalık Düşünce Günlüğü Haberleri

Ahlaki otorite ile küresel güç arasında sıkışan Papalık Düşünce Günlüğü Haberleri

Yenisafak sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.

Papa XIV. Leo’nun temsil ettiği ahlaki idealizm ile Hegseth’in temsil ettiği stratejik realizm arasındaki fark, bir görüş ayrılığından ziyade; uluslararası sistemin işleyişine dair iki farklı gerçeklik anlayışını temsil etmektedir.

Prof. Dr. Mahmut Aydın - Samsun Üniversitesi Rektörü

Orta Doğu’da İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırım ve Amerika Birleşik Devletleri ile ortak yürüttüğü İran savaşı, tüm bölgeyi adım adım daha geniş çaplı bir çatışmanın eşiğine getirme yanında dünyayı da ciddi bir ekonomik krize sürüklemektedir. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth gibi bazı isimlerin bu süreci American Crusade yani Amerikan Haçlı Seferi gibi ifadelerle, dini ve ideolojik bir çerçevede tanımlaması dikkat çekiyor. Bu söylemler karşısında gözler doğal olarak sürekli barış ve diyalog çağrısı yapan Hristiyan dünyanın en önemli ruhani kurumu Papalığa çevriliyor.

PAPA SAHAYA İNEMEDİ

Yaklaşık bir yıl önce Papa XIV. Leo adıyla göreve gelen Kardinal Robert Francis Prevost’un, çok katmanlı kimliği -İtalyan bir anne, Fransız bir baba, Amerikan doğumu ve hem ABD hem de Peru vatandaşlığı– ve tecrübesiyle kriz anlarında daha aktif ve stratejik bir rol üstlenmesi bekleniyordu. Ancak bugün gelinen noktada, bir tarafta savaşı kutsayan bir dil güç kazanırken, diğer tarafta daha çok barış ve merhamet çağrılarıyla yetinen, somut adımlardan uzak bir Vatikan profili öne çıkıyor. Bu durum ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: Küresel bir aktör ve evrensel bir ahlaki otorite olma iddiasındaki Papa XIV. Leo, neden daha belirgin ve etkili diplomatik girişimlerde bulunmak yerine, sözlü çağrılarla sınırlı bir liderlik sergiliyor?

Oysa Papa Leo’nun göreve geldiğindeki “barış, adalet ve diyalog” vurgusunu merkeze alan ilk mesajları ve adımları bu pasif tablonun tam aksini vadediyordu. Hatırlayalım; Papa Leo’nun papalığı, klasik anlamda pasif bir ruhani otoriteden ziyade, semboller ve diplomatik hamleler üzerinden ilerleyen “stratejik bir papalık” olarak tanımlanmıştı. Bu stratejik yönelimin ve aktif bir aktör olma iradesinin en somut göstergesi ise, ilk ziyaret durağı olarak Türkiye’yi seçmesiydi. Çünkü Türkiye’nin kriz coğrafyalarıyla kurduğu temas, güçlü arabuluculuk kapasitesi ve Doğu ile Batı arasında kurduğu jeopolitik köprü, Vatikan’ın küresel aktörlük hedefi için eşsiz bir zemin sunuyordu. O günlerde bu ziyaretle dünyaya verilen mesaj çok açıktı: Vatikan artık uzaktan ahlaki öğütler veren bir yapıdan ziyade, krizlerin merkezinde sahaya inen kararlı bir aktör olmak istiyordu.

Ancak mesele tam da burada düğümleniyor. İki yılı aşkın bir süredir İsrail’in başta Gazze olmak üzere bölgeye yönelik yürüttüğü soykırıma varan saldırılar ve ABD ile birlikte İran ekseninde yürütülen savaş, Orta Doğu’yu geniş çaplı bir savaşın eşiğine getirmiş durumda. Unutulmamalıdır ki bu çatışmalar, askeri ve ekonomik sonuçlarının ötesinde derin bir insani ve ahlaki kriz de üretmektedir.

AMERİKAN HAÇLI SEFERİ

Bu kriz karşısında sahada bir başka söylem daha yükseliyor. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, bu çatışmaları stratejik argümanlar yanında normatif ve ideolojik bir çerçeveyle anlamlandıran bir dil kullanmaktadır. Nitekim Hegseth, Amerikan Haçlı Seferi adlı eserinde günümüz jeopolitik mücadelelerini açıkça “medeniyetin hayatta kalma savaşı” olarak tanımlamakta ve bu süreci bir crusade yani “Haçlı mücadelesi” kavramıyla ifade etmektedir. Benzer şekilde medya söylemlerinde çatışmaları evil yani kötülük ile mücadele olarak çerçevelemesi, savaşın seküler bir güç rekabetinin ötesinde ahlaki ve yarı-teolojik bir düzleme taşındığını göstermektedir. Nitekim The Independent’ta yer alan analizlerde Hegseth’in Orta Doğu’daki çatışmaları açık biçimde dini bir çerçevede ele aldığı, kutsal metinlere atıf yaptığı ve savaşı inanç temelli bir mücadele olarak sunduğu belirtilmektedir; bu söylem bazı yorumcular tarafından çatışmanın “İsa ile Muhammed arasında bir mücadele” şeklinde kodlandığı yönünde eleştirilmiştir.

Bu perspektifte savaş, sıradan bir güç mücadelesi olmaktan çıkarak, Hristiyan kutsal metinlerinde temellenen ilahi iyilik ile kötülük güçleri arasındaki kozmik mücadele olarak zihinlere kazınır. Hegseth’in bu yaklaşımı, Evanjelik Hristiyanlığın belirli yorumlarında görülen ve Grace Halsell’in Tanrı’yı Kıyamete Zorlamak (Forcing God’s Hand) adlı çalışmasında ayrıntılı biçimde analiz ettiği, insan eliyle ilahi kehanetleri hızlandırma düşüncesiyle doğrudan ilişkilidir. Halsell’a göre bu anlayışta Orta Doğu’daki çatışmalar, jeopolitik süreçleri aşarak; Tanrı’nın planını gerçekleştirecek eskatolojik bir senaryonun parçası olarak görülür. Bu çerçevede Hegseth gibi isimlerin söylemleri ile Donald Trump döneminde güç kazanan evanjelik siyasi hat birleştiğinde, İsrail merkezli gerilimler ve İran eksenli çatışmalar yalnızca stratejik düzlemle sınırlı kalmayıp; aynı zamanda bu tür teolojik kodlamalar üzerinden politik karar alma süreçlerini doğrudan etkileyen bir ideolojik zemine dönüşmektedir.

Böyle bir zeminde güç, askeri kapasite yanında kutsal referanslar üzerinden üretilen ideolojik meşruiyetle de tahkim edilmektedir. Hristiyan kutsal metinlerine yapılan atıflar, savaş ve siyasal hamleleri inanç üzerinden meşrulaştırırken, dini söylem doğrudan jeopolitik bir araç haline gelmektedir.

TURNUSOL KAĞIDI: ABD-İRAN SAVAŞI

Peki bu tablo karşısında Papa XIV. Leo nerede durmaktadır? Papa konuşmalarında sürekli barış çağrıları yaparak merhamet üzerine vurgu yapmakta ve göçmenlere karşı adaletli davranma çağrısında bulunmaktadır. Ama maalesef hepsi bu. Papa Leo’nun bu söylemleri somut bir arabuluculuk girişimine, çok taraflı diplomatik bir inisiyatife ya da savaşan tarafları zorlayacak stratejik hamlelere dönüşmemektedir. Bu nedenle Papa’nın temsil ettiği evrensel ahlak söylemi, sahada etkili bir karşı güç üretmediği ölçüde, kutsal referanslarla güçlenen ideolojik meşruiyet karşısında giderek daha edilgen bir konuma itilmektedir.

Bu durum, Papa XIV. Leo’nun temsil ettiği normatif söylem ile uluslararası sistemin pratik güç ilişkileri arasındaki yapısal boşluğu daha görünür hâle getirmektedir. Ahlak, eyleme dönüşmediğinde yalnızca iyi niyetli bir temenniye indirgenir. Oysa Papa XIV. Leo’nun papalığı, tam da bu tür krizlerde aktif rol alması beklenen bir model üzerine inşa edilmişti. Türkiye ziyaretiyle verilen mesaj, Vatikan’ın kriz coğrafyalarında görünür ve etkili bir aktör olacağı yönündeydi. Bu bağlamda Amerika-İran gerilimi, Papa XIV. Leo’nun temsil ettiği yeni papalık modelinin gerçek kapasitesini ortaya koyan bir turnusol kâğıdı işlevi görmektedir.

Bu nedenle bugün ortaya çıkan tablo, basit bir yetersizlikten ziyade; küresel aktör olma iddiası ile kriz anındaki pasiflik arasındaki yapısal çelişkiye işaret etmektedir. İşin daha çarpıcı olan tarafı ise şudur: Bir tarafta savaşı kutsal referanslarla meşrulaştıran bir dil, diğer tarafta savaşı durduramayan bir merhamet söylemi…

Modern uluslararası ilişkilerde devletler çoğu zaman ideal olanın yerine mümkün olanı tercih eder. Bu nedenle Papa XIV. Leo’nun temsil ettiği ahlaki idealizm ile Hegseth’in temsil ettiği stratejik realizm arasındaki fark, bir görüş ayrılığından ziyade; uluslararası sistemin işleyişine dair iki farklı gerçeklik anlayışını temsil etmektedir.

ASIL MESELE NE SÖYLEDİĞİ DEĞİL, NE YAPMADIĞIDIR

Peki Papa neden hâlâ sadece “konuşan” bir lider olarak kalıyor? Eğer Vatikan gerçekten küresel bir güç olmak istiyorsa, bu yalnızca sembollerle ve iyi niyet çağrılarıyla mümkün değildir. Somut diplomasi, çok taraflı girişimler ve kriz dönemlerinde net pozisyonlar gerektirir. Örneğin; Türkiye gibi arabulucu kapasitesi yüksek ülkelerle aktif diplomatik platformlar oluşturmak, bölgesel aktörleri bir araya getiren somut barış girişimlerine liderlik etmek ve savaşın taraflarına karşı açık ve dengeli bir siyasi baskı dili geliştirmek…

Söz konusu dönüşüm gerçekleşmediği takdirde Papa XIV. Leo’nun papalığı; ahlaki otorite ile politik etki arasındaki bağın koptuğu, Vatikan’ın ise güçlü ama etkisiz bir retoriğe hapsolduğu bir dönemin sembolü hâline gelebilir. Bugünün dünyasında çifte standartlardan kurtulmanın yolu, ahlaki söylemi somut eylemle tamamlamaktan geçmektedir. Şayet Papa XIV. Leo bu stratejik adımı atamazsa, tarihe küresel bir aktör olma fırsatını yakalayan ancak bu potansiyeli gerçeğe dönüştüremeyen bir lider olarak geçme riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Zira gelinen noktada asıl mesele, Papa XIV. Leo’nun ne söylediği değil, ne yapmadığıdır!

Daha fazla bilgi ve son haberler için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:94
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 09 Nisan 2026 07:50 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Almanya Kupası nın sahibi Bayern Münih oldu

24 Mayıs 2026 00:08see151

Kongo’da Ebola vakalarının sayısı arttı

23 Mayıs 2026 07:09see151

Ağır astım hastalarında gözden kaçan tehlike

23 Mayıs 2026 07:08see144

Beyaz Saray yakınında silah sesleri: Keskin nişancılar çatıda

24 Mayıs 2026 01:47see144

Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal: CHP’de bel altı siyaset yapılıyor

23 Mayıs 2026 07:08see143

Belçika Yargıtayından tarihi karar: Avrupa da ilk kez bir ülke mahkum edildi Avrupa Haberleri

23 Mayıs 2026 21:03see138

Paraya para demiyor! Yıldız futbolcunun bir selamı 550 bin TL

23 Mayıs 2026 11:06see135

CHP’de butlan kaosu Sözcü Gazetesi

23 Mayıs 2026 05:40see133

KPSS TAKVİMİ 2026: KPSS başvuruları ne zaman başlayacak? Lisans, ön lisans ve ortaöğretim sınav tarihleri Son Dakika Haberleri

23 Mayıs 2026 21:13see132

Atatürk Havalimanı doldu taştı: Etnospor Kültür Festivali ne gençlerden ve çocuklardan tam not VİDEO İZLE

23 Mayıs 2026 13:27see132

Rusya’nın cephede ‘bağlantı sorunu’ var

23 Mayıs 2026 07:13see131

Kanser, onu sadece 5 ayda ellerinden alıp götürdü: Daha 14 yaşındaydın, bu veda çok erken oldu oğlum!

23 Mayıs 2026 11:15see130

Trump tan son dakika Türkiye açıklaması! Erdoğan a teşekkür! 5 ülke lideriyle kritik hamle

23 Mayıs 2026 20:50see129

WhatsApp tan otomatik silme geliyor! Herkes yapabilecek

23 Mayıs 2026 10:37see128

Porsiyon porsiyon yiyen yandı: Bağırsakları ve mideyi mahvediyor!

23 Mayıs 2026 09:50see127

Etnospor Kültür Festivali’nin 3 üncü günü büyük ilgi gördü

23 Mayıs 2026 16:02see125

Kurban bayramında en sağlıklı et pişirme yöntemlerini açıkladı

23 Mayıs 2026 16:44see124

1,63 milyar dolar yardım yaptığımız ülkeden nankörlüğün vizesi! Sözcü Gazetesi

23 Mayıs 2026 07:27see124

Kılıçdaroğlu azınlıkta: Meclis Grubu nda gücü tartışmalı Yerel Gündem Haberleri

24 Mayıs 2026 04:05see124

A Milli Futbol Takımı nda Dünya Kupası hazırlıkları hız kesmedi!

25 Mayıs 2026 00:36see124
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları