Kanye West, İstanbul ve kimin özgür olduğu meselesi Samed Karagöz
Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuruda bulunuyor.
Kanye West benim için çok şey ifade eden bir isim değil. Ne hayatımın bir dönemini onun şarkılarıyla hatırlıyorum ne de müziğiyle aramda özel bir bağ var. Hatta onu çevreleyen tartışmalar, savrulmalar ve popüler kültürün bütün o parıltılı gürültüsü çoğu zaman müziğinden daha fazla görünür olmuştur. Fakat bazı hadiseler, merkezindeki kişiden daha büyük bir anlam taşır. İstanbul’da 118.000 kişinin katılımıyla gerçekleşen ve rekor olarak kayda geçen bu konser de tam olarak böyle bir hadise.
Burada yalnızca bir rap yıldızının sahneye çıkmasından söz etmiyoruz. İstanbul’un küresel kültür dolaşımı içindeki yerinden, Türkiye’nin büyük organizasyonları taşıma kapasitesinden, dünyanın farklı coğrafyalarından on binlerce insanı aynı gecede aynı şehirde buluşturabilme kudretinden bahsediyoruz. Bir şehir bazen müzeleriyle, bazen bienalleriyle, bazen festivalleriyle, bazen de bir stadyum dolusu insanın ortak ritmiyle dünyaya görünür olur.
Bu yüzden bu tarz konserlerin artması gerekir. Çünkü kültür diplomasisi yalnızca resmî toplantılarla, ağır cümlelerle, katalog metinleriyle yürümüyor. Bazen bir konser, bir şehrin adını dünyada binlerce haber başlığının içine taşıyabiliyor. Bazen bir sahne, bir afiş, bir video, milyonlarca dolarlık tanıtım kampanyalarının yapamadığını yapıyor. İstanbul’un buna fazlasıyla ihtiyacı var. Türkiye’nin de buna ihtiyacı var.
Kanye West’in Avrupa konserlerinin iptal edilmesi ise ayrıca dikkat çekici. Batı kamuoyu bu iptalleri güvenlik, kamu düzeni, antisemitizm tartışması gibi başlıklarla açıklamayı tercih ediyor. Fakat artık şunu görmezden gelmek mümkün değil: İsrail söz konusu olduğunda Avrupa’nın özgürlük anlayışı bir anda daralıyor. İsrail’i eleştiren ya da Filistin meselesinde alışılmış sınırların dışına çıkan herkes kolaylıkla aynı torbanın içine atılıyor. Eleştiri ile nefret söylemi arasındaki fark çoğu zaman kasıtlı biçimde silikleştiriliyor.
İstanbul konseri bu açıdan yalnızca bir konser değil, kültürel alanda kimin neye izin verdiğini gösteren bir aynaydı. Avrupa’da kapılar kapanırken İstanbul’da sahne açıldı. Avrupa kendi özgürlük mitolojisinin altında ezilirken Türkiye, bütün eksiklerine ve tartışmalarına rağmen devasa bir organizasyonu mümkün kıldı. Bunu küçümsemek kolaycılıktır. Bunu görmezden gelmek ise ideolojik körlüktür.
Türkiye’de bazı çevrelerin bu tür gelişmeler karşısında içine düştüğü huzursuzluk da ayrıca manidar. Çünkü bu konser, seçimlerden önce “Bakalım Türkiye’de bir daha konser verebilecek miyiz?” diyerek korku pompalayan, muhalifliği neredeyse meslekî bir endişe biçimine dönüştüren bazı şarkıcılara da açık bir cevap oldu. Türkiye’de konser de veriliyor, festival de yapılıyor, büyük uluslararası organizasyonlar da düzenleniyor. Üstelik sadece yerel ölçekte değil, dünya çapında yankı uyandıracak büyüklükte.
Kanye West konserini bu yüzden yalnızca popüler kültür başlığında ele almak eksik olur. Bu konser İstanbul’un dünya sahnesindeki potansiyelini gösterdi. Türkiye’nin büyük organizasyon kapasitesini hatırlattı. Gençlerin, turistlerin, müzikseverlerin ve küresel kültür endüstrisinin radarını bir gece için İstanbul’a çevirdi. Daha da önemlisi, içeride yıllardır üretilen “Türkiye artık içine kapanıyor, kimse gelmeyecek, kimse sahneye çıkamayacak” anlatısının ne kadar sorunlu olduğunu gösterdi.
Kanye West gider, bir başkası gelir. Bugün onun adı konuşulur, yarın başka bir sanatçının adı. Asıl mesele, İstanbul’un bu ölçekte organizasyonlara ev sahipliği yapabilen bir şehir olduğunu dünyaya gösterebilmesidir. Asıl mesele, Türkiye’nin yalnızca krizlerle ve siyasi tartışmalarla değil; kültürle, sanatla, müzikle, büyük buluşmalarla da anılmasıdır.
Bu yüzden Kanye West konseri benim için Kanye West’ten çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu konser, İstanbul’un imkânını, Türkiye’nin kapasitesini ve içerideki bazı ezberlerin ne kadar kolay dağıldığını gösterdi. Bütün bu tabloya bakınca insan ister istemez aynı soruya dönüyor: Seçimlerden önce korku pompalayanların, AK Parti seçmenlerini aşağılayanların, sonra da devletin ve kamunun imkânlarıyla iş yapmaya devam edenlerin hikâyesinde kim gerçekten baskı altında, kim gerçekten özgür? Bu durumlar söz konusu olduğunda, kim baskı altında, kim özgürlükçü, anlamakta gerçekten zorluk çekiyorum.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:101
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 03 Haziran 2026 04:13 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















