Kanser tedavisinde güçlü kalmanın sırrı dengeli beslenmek
Sabah sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
Aşırı yeme, sürekli hücrelere yeni besin sağlayarak otojafi mekanizmalarının daha az çalışmasını sağlar ve hücre içinde kalıntıların, metabolizma artıklarının birikmesine neden olur. Bu artık ürünlerin uzun zaman içinde kansere neden olduğu ileri sürülmektedir.
Açlıktan beş saat sonra otofaji geni çalışmaya başlar ve 10'uncu saatte otofaji yükselir. 12-14 saat açlıkta en yüksek seviyeye ulaşır. Bu süreçlerde açlık, sağlıklı hücrelerde otofajiyi harekete geçirir, hücresel artıkların metabolizma için tekrar kullanımını sağlar. Açlık daha uzun sürerse normal hücre hasarına, yaşlanmasına ve hücre ölümüne neden olmaktadır.
Kanser oluştuktan sonra hastanın aç kalması kesinlikle tavsiye edilmemekte. Çünkü kanser ana hücreleri damar yoluyla oksijen ve besin sağlayamasa bile farklı yollardan da enerji üreterek, çoğalabilir ve yayılabilirler.
Kanser oluştuktan sonra ve kanser tedavileri sırasında ise akut beslenme yetersizliği ve aç kalmak otofajiyi aktive edebilir, ancak kanser hücresini yok etmeye çalışan tedavi etkilerinin de azalmasına neden olabilir ve bağışıklık sisteminin çalışmasını bozabilir. Bu nedenle, kanser hastalarının iyi ve dengeli beslenmeleri gerekir.
SOĞAN, ELMA, BROKOLİ, SARIMSAK VAZGEÇİLMEZ
Kanser hastaları orta düzey egzersiz, gece 10-12 saat açlığı ve senolitik bileşikler olan kuersetin, teaflavin ve apigeninlerden zengin besinler sayesinde otofaji sağlanabilmekte. Soğan, elma, brokoli, sarımsak, yeşil yapraklı sebzeler, zeytinyağı, biberiye ve siyah çay içeren Akdeniz Diyeti kanser hastaları için doğal beslenme içerir. Sonuç olarak, kanser hastalarına otofaji uyarısı için aç kalması kesinlikle tavsiye edilir. OFJ uyarısı yapılarak kanser hücresinin yok edilmesini hedefleyen ancak normal ve sağlıklı dokuları etkilemeyen akıllı ilaç geliştirilmesi için çok disiplinli ekip araştırmalarına devam edilmelidir.
Yeterli dozda kullanım sağlıklı yaşlanmada etkili
Araştırmacılar Nature dergisinin 2026 yılı Mayıs sayısında kreatin monohidrat özelinde hücresel enerjiyi, bilişsel dayanıklılığı ve sağlıklı yaşlanmayı destekleyen temel bir mitokondriyal ilaç olarak tanımladı. Mevcut meta analiz değerlendirmeleri de bu amino asidin yaşlanma ile hafıza fonksiyonu hatta bilgi işleme hızı üzerinde olumlu etkiye sahip olduğunu göstermekte diyebilirim.
Açıkçası kreatinin vücudumuzda temel iki görevi oldukça önemlidir. Birincisi kaslara güç sağlamak. Kısa ve yoğun aktivitelerde ATP geri dönüşümünü sağlayarak kasları beslemek. İkinci görevi ise ısı üretimini arttırıp termojenezisi arttırmaktır. Yani kalori harcamasını hızlandırmak. Yağ hücrelerinde özellikle kahverengi yağ hücrelerinde kalori harcamasını sağlayarak kasların güç kazanması mekanizmalarını birlikte çalışarak süper güç etkisi sağlar.
Egzersiz kaynaklı kas hasarlarının tamirinde iyileşme sağladığını unutmamak gerekir.
Fakat kreatin yeterli beslenme, diyet ile yeterli protein alımı ve dayanıklılık egzersizleri ile birlikte desteklendiğinde anobolik etki gösterir. Bu sağlanmadığında kreatinin işe yaramayacağı bildirilmektedir. Kreatin monohidrat başlangıçtan itibaren 3 veya 5 g olarak desteklenmesi, günlük protein ihtiyacı yeterli alımı sağlandığında ve kuvvet antrenmanları düzenli yapıldığında kas hacmini, gücünü, fonksiyonunu arttırmakta, kas krampları sıklığını azaltmakta, beyin hücre enerji sistemini düzenleyerek bilişsel sağlığı zinde tutabilmektedir.
Kuvvet antrenmanları yapıyorsanız, bilişsel yaşlanmayı yavaşlatmak istiyorsanız doğal beslenme ve yeterli protein alımıyla uygun dozlarda kreatin monohidrat desteği kullanımının güvenli olduğunu söyleyebilirim. Böbrek rahatsızlığı olanlar, hamile ve emziren annelerin kullanmaması uyarısını da atlamayalım.
Düzenli egzersiz diyabetten korur
Diyabetten korunmak ve kan şekerini düşürmek adına bitkisel olduğu için diyabet ilaçlarını kesip berberin kullanan çok fazla hasta ile karşılaşınca bu uyarı vidomu sizlerle paylaşmak istedim. Öncelikle metformin ile berberinin çalışma mekanizması aynı metabolik yol üzerinden olur ve kan şekerini düşürücü etki sağlar. Buraya kadar açıkçası bitkisel bir alternatif olduğu için berberin kullanmanın daha mantıklı olduğunu düşünmek gayet doğal. Ancak; berberin kan şekerini ve HbA1c'yi kısa sürede ılımlı iyileştirmekte, araştırmalar berberinin hem kan şekeri hem HbA1c düşürücü etkisinin zamanla ortalama 90 gün sonra kaybolduğunu göstermektedir. Metformin kan şekeri ve HbA1c'yi çok daha etkin düşürmektedir. Ve metformin fazla kilolu tip 2 diyabet hastalarında kardiyovasküler hastalıklara ve tüm nedenlere bağlı ölümleri yüzde 40'a kadar azalttığı 10 yıllık randomize kontrollü klinik çalışmalarda da kanıtlanmıştır. Berberinin böyle bir etkisini ölçen literatürde bir yayın henüz mevcut değildir. Berberin bazı enzimleri bloke ederek kan sulandırıcılar, statinler ve antidepresan ilaçlarla etkileşime girebildiği belirtilmektedir. Berberin kullanımı gastrointestinal sistemde yoğun yan etkiler görülebilmektedir. Metforminde; ishal, gaz, bulantı ve yorgunluk sık görülen yan etkilerdir. Doz ayarlaması ile bu semptomlar kontrol altında tutulur. Uzun kullanımda B12 emilimi bozulduğu için B12 desteği sağlanmalıdır.
Metformin kullanırken; düşük karbonhidratlı, proteinden zengin, sağlıklı yağlardan dengeli Akdeniz diyeti uygulayarak zayıflayan ve düzenli egzersiz yapan prediyabet hastaları diyabetten korunabilmektedir.
Laktozsuz süt ürünleri tüketiminde sakınca yok
Tiroid hastaları, laktoz intoleransı olmadığı sürece peynir yiyebilir. Laktoz intoleransı olan tüm tiroid hastalarının ise laktozsuz peynir tercih etmelerinde sakınca yok. 2022'de Nutrients dergisindeki klinik araştırmada yaşları 23-72 arasında olan, daha önce laktoz tüketen 58 Haşimato tiroid tanılı kadının, laktozsuz diyet ve laktoz içermeyen tedaviye geçtikten sonraki ilaç dozu ve TSH değişimleri karşılaştırıldı. Tüm ilaç emilimini etkileyen gastrit, Çölyak, Sİ- BO gibi hastalığı olanlar çalışma dışıydı. Ötiroid durumda olan ilaç kullanan ve kullanmayan kadınların 3-6 ay sonrası laktoz içermeyen ilaç ve laktozsuz diyetin TSH değerlerinde fark yaratmadığı bulundu. Bu araştırma laktozun kesilmesinin gastrointestinal semptomları iyileştirdiği ama tiroid ve ilacın emilimi üzerinde etkisinin olmadığını gösterdi.
Sonuç olarak, klinik veriler eğer Haşimato tiroid hastalarında laktoz intoleransı varsa gastrointestinal sistem semptomlarını ve yaşam kalitelerini iyileştirmesi açısından peynir yememek değil laktozsuz diyet uygulamasını önerilmekte. Verilerimiz laktozsuz diyetin, hastalarımızın ihtiyaç duyduğu ilaç dozunu etkilemediğini ortaya koyuyor. Haşimato hastalarının süt ürünlerini laktoz intoleransı klinik semptomlarına göre normal veya laktozsuz tüketmelerinde sakınca yok.
NATO Zirvesinden izlenimlerim
Ankara'daki NATO Zirvesindeki akşam yemeği resepsiyonunda lider ve eşlerinin fit ve zinde formu dikkatimi fazlasıyla çekti. Özellikle Karadağ, İspanya, Yunanistan, Macaristan liderlerinin mükemmel vücut profilleri kas kütlelerinin de ideal oranda olduğuna işaret ediyor. Avrupa'da birçok ülkede obezite artarken liderler ve eşlerinin fit görünümü Nato Zirvesinde oldukça güzel bir mesaj iletiyor diye düşündüm. Akdeniz havzasındaki ülkelerin liderlerinin Akdeniz Diyeti takip etmelerinin bu zinde görünümlerine etkisi olduğunu düşünüyorum. Ayrıca akşam yemeği resepsiyonunda menüde bulunan Trabzon'dan tereyağı, Kayseri'den mantı, Tokatımızın Erbaa ilçesinden narin yapısı ve lezzetiyle sarmalık yaprak, Bitlisimizin Hizan Karakovan balı, Ankara Ayaş ilçesinin isli salçası Urlamızın sakız enginarı, Denizli'den yanık kokulu yoğurt, Maraş dondurması ülkemizin en değerli coğrafi işaretli doğal yiyeceklerin olması da dikkatimden kaçmadı.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:93
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 11 Temmuz 2026 07:04 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















