İran dosyası kapanırken İsrail yeni cepheyi nerede açacak? Yahya Bostan
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.
“Yine mi savaş?” diyeceksiniz. Belki savaş, belki güç mücadelesi. ABD ve İran anlaşsa da dosya henüz kapanmış değil. 60 günlük nükleer müzakere kapısı aralandı. Ama Lübnan hala kanıyor. İran’da amacına ulaşamayan Tel Aviv yönetimi, caydırıcılık inşası için bilhassa Türkiye’yi ilgilendiren dosyalarda provokasyona yönelebilir. Bunun karşısında, İsrail’in alanını daraltacak bazı adımlar gelmelidir. “Her şey bitti” demek için erken. Fırsatlar ve tehditleri analiz etmek gerekir.
EVET, İKİNCİ ŞOKU ATLATTIK
Tüm taşlar yerinden oynarken, Terörsüz Türkiye süreci de elbette etkilenecekti. Nitekim yavaşlama oldu. Örgüt liderlerinden Karayılan aldıkları kararı izah ederken “Her tarafta vızır vızır füzeler uçuşurken tek güvencemiz silahlarımız” demişti. İran’a saldırı, SDG’nin Şam’a entegrasyonundan sonra Terörsüz Türkiye sürecinin yaşadığı en büyük ikinci şoktu. “Suriye başlığı gibi bu ikinci şok da -kısa bir gecikme dışında- kazasız atlatılıyor” diyebiliriz. Ancak bölgede belirsizlik var, acele etmeli.
(Not: Süreçte yasama aşamasına geçilmesi için MİT’in saha raporu bekleniyor. Bunun için örgütün “tatmin edecek düzeyde” silah bırakması ve elinde kalanlar için bir yol haritası ortaya koyması gerekiyor. Geçtiğimiz hafta, saha raporunun iki hafta içerisinde tamamlanabileceğini duymuştum. O halde raporun eli kulağındadır.)
ABD İSTİHBARATI KARŞI HAMLEYE HAZIRLANIYOR
Savaş, Terörsüz Türkiye sürecini bir yönüyle güçlendirmiş, bölgeselleşmesi için kapı aralamıştır. İsrail’in Trump’ı “Kürtleri İran’a karşı silahlandırıp ayaklandıralım” diye ikna etmesi olumsuzdu. Ancak istedikleri olmadı. Bilhassa Bafel Talabani, soğukkanlı ve makul bir tutum takındı. Bunu Ankara’yla konuşarak yaptı (Kerkük’e Türkmen vali savaşın ilk pozitif sonucudur.) Barzani yönetimi ise SDG ile başlayan bu süreçte kötü bir sınav veriyor.
(Not: İsrailliler, bu “ayaklanma” projesinin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump’ı ikna etmesiyle başarısız olduğunu söylüyor. Bu bir “günah bende değil” hamlesidir. Oysa ABD istihbaratı İran’daki başarısızlığın sorumluluğunu Netanyahu’ya yıkmaya hazırlanıyor. New York Times muhabirleri Haberman ve Swan, Trump’ın yakın ekibiyle gizli toplantı yaptığı Durum Odası’ndaki kayıtları “ele geçirmiş”, Rejim Değişikliği isimli kitapta bu kayıtlar yayınlanacakmış. Kayıtlarda “Kürt gruplar” meselesinde Trump ve ekibinin konuşmaları yer alıyor. Başkan Yardımcısı Vance, Dışişleri Bakanı Rubio, CIA Başkanı ve ABD’li komutanların “Olacak şey değil, İsrail’in abartması” tepkisi verdiği ileri sürülüyor.)
GÜNDEM YENİDEN GAZZE OLMALI
İsrail bu savaşı, Filistin devleti ihtimali ortadan kalksın diye başlattı. Gazze Barış Kurulu ciddi bir gelişmeydi. Savaşın başlamasıyla gündem İran’a kaydı. İsrail bu sırada Batı Şeria’daki yayılmacılığını genişletti. İsrail, Lübnan’daki işgalini koruyarak; Suriye’ye baskısını sürdürmek, İran’la barışı zedelemek, odağın Gazze’ye dönmesini engellemek isteyecektir. İran dosyasının sönümlenmesiyle bölge ülkelerinin yapacağı ilk iş Gazze dosyasına yeniden odaklanmak olmalı.
Bir diğer hamle Lübnan’da gelmeli. Hizbullah’ın Lübnan hükümetiyle yürüttüğü silah bırakma müzakereleri desteklenmeli. Lübnan’da görevli BM UNIFIL’in görev süresi doluyor. Ankara, Lübnan’ın güvenliğine odaklanacak yeni bir uluslararası askeri varlık için temas yürütüyordu. Avrupalılar bu konuda adım atmıyor. Türkiye, Mısır, S. Arabistan, Pakistan, Katar… Bölgesel Koordinasyon bu konuda bir sorumluluk üstlenir mi? Lübnan İsrail’in insafına terk edilmemeli. Bu konuda yaratıcı çözüm ve girişimlere ihtiyaç var.
(Not: ABD, Lübnan’da Şam yönetiminin sorumluluk üstlenmesini istiyor. Şam’da bu projeyi destekleyen aktörler var. Hatta Kamışlı tugayının -eski SDG- eğitim için Şam’a gönderilmesi, yerel sosyal medya hesaplarında bu gelişmeyle ilintilendirildi. Oysa Şara bu talebe net bir duruşla karşı çıkıyor. Şam kendi istikrarına odaklanmalı.)
İSRAİL HIRÇINLAŞACAK
Savaş, Körfez-İran arasında ciddi bir güven bunalımı yarattı. Bu ilişkinin toparlanması gerekir. İran, “ABD/İsrail’e karşı ayakta kaldım” psikolojisiyle geçmiş agresif politikalarını sürdürürse İsrail’in üzerinde sörf yapacağı yeni dalgalar oluşur. Mevcut durumda savaş, Körfez ülkelerinin İsrail’le olası uzlaşmasının köküne kibrit suyu dökmüştür. Bu aktörler, Türkiye ile daha fazla konuşuyorlar. Bölgesel Koordinasyon güçlendi. Ama aynı zamanda Körfez içindeki çatlaklar da derinleşti. S. Arabistan-BAE makası açıldı.
Geçtiğimiz hafta “Bölgesel koordinasyona demir kelepçe” başlığıyla yazdığım, uzun vadede Hürmüz’ü bypas edecek olan S.Arabistan-Türkiye demiryolu projesi, İran savaşının ikinci somut meyvesidir. İsrail medyası bu projeyi “İsrail bölgesel projeden dışlandı” çerçevesinde yorumluyor. Haksız sayılmazlar. Benzer gelişmelerin enerji alanında da olması beklenir. Irak, Suriye, Körfez kaynaklarının Türkiye üzerinden dünya pazarına açılması gibi… Hepsi mümkün ve acildir.
İsrail, tüm bu olup biteni yakından izliyor. Bölge yeniden kurulurken oyun dışı kaldığını düşünüyor. Bunu engellemek için Lübnan’da direnecek, Suriye’yi tehdit etmeyi sürdürecektir. Ayrıca bazı krizleri de tetikleyebilir. Birinci alan, Afrika boynuzudur. Somaliland’ın bölgesel başkanı M. Abdullahi’nin tam da bu süreçte İsrail’i ziyaret etmesi dikkat çekici (ve utançtır.) Somali’de geçtiğimiz günlerde gerçekleşen “kalkışma denemesi” bu gelişmelerden bağımsız değildir. İsrail’in tetikleyeceği ikinci kriz alanı Doğu Akdeniz’dir. Rum Kesimi ve Yunanistan’ın Netanyahu’nun kayığına bindiğini zaten biliyorsunuz.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:25
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 16 Haziran 2026 04:11 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















