Haritalar anlatıyor: İsrail iki ülke toprağına el koyma peşinde Yahya Bostan
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.
ABD/İsrail-İran savaşında gelişmelere önemli ölçüde İsrail yön veriyor. ABD Terörle Mücadele Merkezi müstafi direktörü Joe Kent’in söylediği gibi Trump, Netanyahu adına savaşa girdi. ABD Başkanı’nın bir süreden sonra çıkış rampasına yöneleceği konuşuyordu. Ancak bu hamleyi yapamıyor. Sebebi İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kilitlemesidir. İran bu hamleyle savaşın gündemini belirledi. ABD ve Körfez ülkeleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturdu. Trump, Çin’den bile destek istemek zorunda kaldı. Savaşın ganimetlerini İsrail toplamaya çalışırken, dayak yiyen Trump oluyor. ABD Başkanı, Hürmüz krizini çözmeden çıkış rampasına yönelemez. Savaşın ilk günlerindeki gibi zafer ilan edebileceği bir pozisyonda değil.
SAVAŞ TEHLİKELİ BİR AŞAMAYA GİRDİ
Peki, Hürmüz krizini nasıl çözecek? Elinde ABD askerini sahaya sürmek dışında bir seçenek kaldı mı? Trump muhtemelen Hürmüz’ün kontrolünü ele geçirmeyi planlıyor. Çılgınca bir fikir. Ama sahada işaretleri görülüyor. ABD ordusu son günlerde Hürmüz Boğazı’ndaki İran mevzilerini sığınak delici bombalarla vurmaya başladı. İran’ın boğaz çevresindeki caydırıcılığını hedef alıyor. Japonya’dan yola çıkan ABD askerlerinin Hürmüz’de açık hedef haline gelme riski var.
Savaş tehlikeli bir aşamaya girdi. İran, Hürmüz kartıyla savaşın gündemini belirlemiş, Trump’ı çaresiz bir duruma sokmuştu. Psikolojik üstünlüğü ele geçirmişti. Laricani’nin öldürülmesi bunu tersyüz etti. Devrim Muhafızları, başta Körfez ülkeleri olmak üzere çeşitli hedefleri hâlâ güçlü bir şekilde vurabiliyor. Savaş nasıl sonuçlanacak, buradan öngörmek imkansız. Ancak İran’da rejim değişikliği isteyenler belki de hesaplamadıkları bir sonuca yaklaşıyor: İran’da bu savaştan geriye, ABD ve İsrail’e düşman, askeri bir rejim kalabilir.
İSRAİL’İN GANİMETİ
İsrail için ganimet, çatışmanın Arap-İran savaşına dönüşmesidir. İran’ın savaşın başından bu yana Körfez’deki komşu ülkelere saldırması yanlış bir tercihti. Savaşı yayarak maliyeti artırma, Körfez üzerinden ABD kararlarını etkileme çabasıydı. Körfezi “şantaj aracı” olarak görüyordu. Laricani’nin öldürülmesi, ardından İsrail’in Güney Pars Sahasındaki gaz tesislerini vurması, İran’ın sert karşılık vermesine yol açtı. Başta Katar ve S. Arabistan olmak üzere Körfez ülkelerinde mütekabil noktalar hedef alındı. Katar’ın İranlı ataşeleri istenmeyen adam ilan etmesi tehlikeli bir işarettir.
Riyad’a saldırılar, başkentte önemli bir toplantı yapılırken meydana geldi. Daha önceki yazılarımızda İsrail’in saldırgan politikalarına karşı bölgede bir “koordinasyon” kurulduğunu, Türkiye, S. Arabistan, Mısır ve Katar’ın başat rol oynadığı bu koordinasyonun Gazze, Suriye ve hatta Afrika boynuzunda etkili olduğunu, bu krizi çözecek aktörün yine bu ortaklık olacağını vurgulamıştık. Yapılması gereken şey Trump’ı Netanyahu’nun etkisinden kurtarmaktı.
KÖRFEZ METNİNDEKİ SERT İFADELER
Azerbaycan, Pakistan dahil İran’a komşu ülkelerin de katıldığı Riyad toplantısında gündem savaşı durdurmaktan çok İran’ın Körfez’e dönük saldırılarıydı. Zirve sonrasında yapılan ortak açıklama baştan aşağı İran konusundadır (Ankara’nın girişimleriyle İsrail’in yayılmacı politikalarına eleştiri de metne eklendi.) Altında Dışişleri Bakanı Fidan’ın imzasının da olduğu ortak açıklamada net ifadeler var: İran’ın Türkiye dahil bölge ülkelerine saldırıları kınandı. Meşru müdafaa hakkı teyit edildi. İran’a “saldırıları durdur” çağrısı yapıldı. “Diplomatik çözüm için ilk adım iyi komşuluk ilişkileri tesis etmek” şartı kondu. İran’dan vekil güçlere desteğini kesmesi istendi.
Körfez ülkeleri işin sıcağıyla İran’a odaklanıyorlar ancak savaş sonrası nizam da çok önemli. Çünkü İsrail, yeni ganimetlere odaklanıyor. Netanyahu, savaş sonrasında tüm bölge ülkelerinin ilgilenmesi gereken bir sorun olacak. Nitekim İsrail’in Mısır ve Ürdün’ü de gözüne kestirdiği analizini yapanlar var. Bu şimdilik uzak bir tehdit. Ancak Lübnan ve Suriye’de yaşananlar için aynı şeyi söylemek mümkün değil.
HARİTADAKİ BÜYÜK PLAN
İsrail’in Hizbullah tehdidinden kurtulma gerekçesiyle Lübnan’da başlattığı eş zamanlı kara operasyonunun boyutları Lübnan’ı aşıyor. Haritalar bize daha büyük bir planın devreye alındığını söylüyor. Şöyle anlatayım: İsrail, Hizbullah’ın silahsızlandırılması tartışmalarında Litani Nehri’ni bir hat olarak görüyordu. Hizbullah’ın bu nehrin kuzeyine çıkmasını istiyordu. Ancak önceki tartışmalarda “nüfussuzlaştırma” yoktu. İsrail ordusu, önceki gün Lübnan’da Zahrani Nehri’nin güneyinde yaşayan sivillerden bölgeyi acilen terk etmelerini istedi. Bu yeni bir durumdur. Zahrani Nehri, Litani Nehri’nin 20 kilometre kuzeyinde yer alıyor. İsrail hem kontrol etmek istediği alanı genişletiyor hem de buradaki nüfusu kuzeye sürüyor.
Zahrani Nehri’nin stratejik bir özelliği var. Nehirden doğuya doğru düz bir çizgi çizdiğinizde Suriye’deki Hermon Dağı’na ulaşıyorsunuz. Hatırlayın… İsrail, Esad devrilince Golan’daki işgalini genişletmiş, Hermon Dağı’nı ele geçirerek üs kurmuştu. Yani Golan’la Hermon’u birleştirmişti. ABD nezaretinde yapılan Suriye-İsrail görüşmelerinde, bu dağdan çekilmemek için elinden geleni yapıyordu.
İsrail, Zahrani Nehri’ne ulaşabilirse, Suriye’de işgal ettiği (Golan, Hermon) topraklar, Lübnan’da işgal edeceği yeni alanlarla sırt sırta gelecek. İsrail, Lübnan ve Suriye’nin güneyini birleştirerek ilhak etmek isteyecektir (4 bin kilometre karelik alandır). Fırsatını bulursa burada da durmaz. Körfez’deki dostlarımızın haberi olsun.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:87
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 20 Mart 2026 04:07 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















