Ankara24.com
close
up
İmamoğlu’dan bir Gannuşi çıkarma ihtimaline sarılma çaresizliği Yasin Aktay

İmamoğlu’dan bir Gannuşi çıkarma ihtimaline sarılma çaresizliği Yasin Aktay

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.

Türkiye’de dava konusu olmuş konularda hiç yazmamak gibi genel bir prensibim var. Bu prensibi benimsememe neden olan şey yargılanan insanların, haklarında ne kadar ağır suçlamalar varsa da aklanma ihtimalini daha çok seviyor olmamdan. Ayrıca aklanma ihtimaline ket vuracak bir yaklaşımda bulunmak istememem. Ama haklarındaki suçlamalar ayyuka çıkmış insanları da haklarında ortaya dökülen verileri yanlışlayacak daha kesin bir bilgim yoksa, yargılanmadan savunmaya çalışmanın da bir anlamı yok. Yargılama

Türkiye’de dava konusu olmuş konularda hiç yazmamak gibi genel bir prensibim var. Bu prensibi benimsememe neden olan şey yargılanan insanların, haklarında ne kadar ağır suçlamalar varsa da aklanma ihtimalini daha çok seviyor olmamdan. Ayrıca aklanma ihtimaline ket vuracak bir yaklaşımda bulunmak istememem. Ama haklarındaki suçlamalar ayyuka çıkmış insanları da haklarında ortaya dökülen verileri yanlışlayacak daha kesin bir bilgim yoksa, yargılanmadan savunmaya çalışmanın da bir anlamı yok.

Yargılama sürecinde bu temel ilkenin ihlalinin nelere yol açtığı hususunu öğretmek açısından son 30 yılda yaşadıklarımız haddinden fazla dersler verdi. Şahsen bu dersleri alanlardan olmayı tercih ediyorum.

İslam dünyasının yaşayan en güçlü düşünürlerinden Raşid Gannuşi’nin maruz kaldığı darbeyi gündeme getirdiğimde araya girip neden aynı hassasiyeti İmamoğlu için göstermediğimi söyleyenlere sadece gülüp geçiyorum. Gannuşi ile İmamoğlu’nun karşılaştırılması en basit ifadesiyle bir münasebetsizliktir. Ne siyasetteki yolları, ne hayata, insana, devlete bakışları ve yaklaşımları ne de maruz kaldıkları muhakeme konuları ve yargıçlarının birbiriyle alakası yok.

Bu karşılaştırmayı yapan Ahmet Taşgetiren olunca doğrusu gülümsememe tarifi zor bir hüzün de karıştı.

Taşgetiren’nin bunu hiç yapmaması lazımdı. Birbirinden tamamen farklı iki siyasi ve hukuki vakayı aynı kategoriye yerleştirmeye neyin sevk ettiğini düşünmek zorunda kaldım Taşgetiren’in.

Erdoğan’a öfke? İmamoğlu’na bağlılık?

Hiçbir neden Gannuşi gibi bir değeri böyle bir karşılaştırmayla harcamanın vebalini almaya değmez.

Benim yazımda vurguladığım husus, Raşid Gannuşi ve Nahda hareketine yönelik süreçlerin 25 Temmuz 2021’de Cumhurbaşkanı Kays Said’in gerçekleştirdiği anayasal darbenin bir devamı olduğudur. Bu süreçte önce parlamento askıya alınmış, sonra feshedilmiş, anayasa değiştirilmiş, bütün güç tek elde toplanmış ve ardından siyasi rakipler yargı süreçleriyle tasfiye edilmeye başlanmıştır. Burada mesele herhangi bir suç isnadının doğruluğu veya yanlışlığı değil, bütün siyasi alanın sistematik biçimde kapatılmasıdır.

Gannuşi’ye yöneltilen suçlamaların tamamen uydurma olduğunu herkes biliyor. İmamoğlu’na emsali hiçbir suçlama yöneltilmemiş olduğunu biliyoruz. Şükrü Belaid ve Muhammed Brahmi suikastlarına dair iddialar hiçbir zaman somut ve kesin bir hüküm üretememiştir. Bugün bu dosyaların hiçbir delil olmadan açılmasının hiçbir hukuki, nesnel ve reel dayanağı yok.

Türkiye’de CHP’li belediyeler hakkında yürüyen soruşturmalar ise tamamen farklı bir zeminde cereyan etmektedir. Burada dosyaların önemli bir kısmı bizzat CHP içinden gelen ihbarlara, belediye yöneticilerinin birbirleri hakkında yaptıkları açıklamalara, kamuoyuna yansıyan belge ve iddialara dayanmaktadır. İddiaların doğru veya yanlış olması ayrı; ancak ortada rakip bir siyasi hareketin tamamen sistem dışına itilmesini amaçlayan bütüncül bir rejim dönüşümünden bahsedilemez. Tunus’ta olan bu.

Daha açık söylemek gerekirse, Tunus örneğinde önce siyasi rakip tasfiye edilmek istenmiş, sonra buna uygun suç dosyaları üretilmiştir. CHP belediyeleriyle ilgili tartışmalarda ise önce yolsuzluk iddiaları ortaya çıkmış, ardından bunlar hukuki sürece konu olmuştur. İki durumda yön tam aksi istikamettedir.

Gannuşi, Arap dünyasında İslam ile demokrasi arasında uzlaşma arayan, seçimle geldiği iktidarı seçimle terk etmiş, seküler kesimlerle uzlaşmış ve demokratikleşme yönünde teorik-pratik dönüşüm üretmiş tarihsel bir figürdür. Onun bugün cezaevinde olması, Arap Baharı’nın ürettiği demokratik umudun tasfiyesiyle ilgilidir.

Türkiye’deki siyasi rekabet ise hâlâ seçimlerin yapıldığı, partilerin faaliyet gösterdiği, belediyelerin çalışmaya devam ettiği ve muhalefetin siyasi varlığını sürdürdüğü bir zeminde gerçekleşmektedir. Bu zeminde yaşanan her hukuki soruşturmayı otomatik olarak Tunus’taki otoriterleşme sürecinin bir benzeri olarak sunmak her şeyden önce gerçekliğin tahrifidir.

Bir okuyucusunun Taşgetiren’e yönelttiği “Burada aynı partide yıllarca beraber çalışmış insanlar birbirlerini ihbar ediyorlar; siz neyi neyle kıyaslıyorsunuz?” sorusu aslında yeterli bir uyarı olmalı. Çünkü siyasi rakibini tasfiye etmek amacıyla üretilen dosyalarla, aynı siyasi yapı içinden çıkan ve tarafların birbirlerini suçladığı iddiaları aynı kategoriye koymak, hem Tunus’ta yaşanan trajediyi hem de Türkiye’deki tartışmaları yanlış okumaya yol açar.

Sonuç olarak, Gannuşi ile İmamoğlu arasında, Nahda ile CHP arasında veya Tunus’taki süreçle Türkiye’deki belediye soruşturmaları arasında ideolojik, tarihsel ve siyasal bakımdan doğrudan bir paralellik kurmak mümkün değildir. Benzer görünen tek şey, yargının siyasetteki rolü üzerine yapılan tartışmalardır. Fakat aynı kavramların kullanılması, aynı olguların yaşandığı anlamına gelmez. Karşılaştırmalı siyasette en büyük hata, farklı gerçeklikleri aynı kalıba zorla yerleştirmektir.

Gannuşi ile İmamoğlu’nu aynı kefeye koymak, sadece yanlış bir karşılaştırma değil, başlı başına bir ölçü kaybıdır. Raşid Gannuşi, Arap dünyasında İslam ile demokrasiyi buluşturma arayışının en önemli isimlerinden biridir. Ömrünü sürgünlerde, zindanlarda, diktatörlüklerle mücadelede geçirmiş; iktidara geldiğinde ise intikamcı değil uzlaşmacı davranmış, seçimle geldiği iktidardan yine seçim ve uzlaşma yoluyla ayrılmayı bilmiş bir siyaset ve düşünce adamıdır.

Ekrem İmamoğlu ise Türkiye’de belediye yönetimleri, parti içi iktidar mücadeleleri, yolsuzluk iddiaları ve CHP içinden yükselen ihbarlarla anılan güncel bir siyasi figürdür. Hakkındaki iddiaların hukuki sonucu ne olursa olsun, bu tabloyu Gannuşi’nin maruz kaldığı darbeyle bağlantılı siyasal tasfiye süreciyle aynı yere koymak, Tunus trajedisini de Türkiye’deki tartışmaları da çarpıtmaktır.

Daha da vahimi, Gannuşi gibi İslam dünyasının düşünce ve siyaset tarihinde özel bir yeri olan bir şahsiyeti, belediye ihaleleri, çıkar ağları, parti içi hizip savaşları ve koltuk kavgalarıyla anılan bir siyasi figürle aynı zeminde konuşmaktır. Bu, Gannuşi’ye de haksızlıktır; Tunus halkının yaşadığı büyük demokratik yıkıma da saygısızlıktır.

Elbette herkes yargılanabilir. Elbette hiçbir siyasi figür hukukun üstünde değildir. Ama bir ülkede darbe sonrası yargı eliyle demokratik bir hareketin kökünün kazınmasıyla, başka bir ülkede belediyeler etrafında patlak veren yolsuzluk dosyalarını aynı kefeye koymak, hukuk hassasiyeti değil, kavram istismarıdır.

Allah aşkına İmamoğlu veya mevcut belediyeler soruşturmasında hangi demokrasi, özgürlükler veya erdemlerin iddiası var?

Hangi alternatif siyasetin yargılandığı söylenebilir?

Yargılanan bir siyasi iddia veya duruş değil, sadece en kaba ve en şehvetli yolsuzluk iddiaları.

Gannuşi’nin davası, Arap Baharı’nın son demokratik umudunun yargılanmasıdır. İmamoğlu dosyaları ise Türkiye’deki yerel yönetim pratiği, belediye kaynaklarının kullanımı ve CHP içi iktidar mücadelesiyle ilgilidir. Bunları birbirine benzetmek için ya Tunus’ta olup biteni hiç anlamamış olmak ya da Türkiye’deki tartışmayı bilinçli biçimde sis perdesine boğmak gerekir.

Gannuşi’nin on yıllara yayılan fikrî ve siyasi mücadelesini, CHP belediyeleri etrafında dönen güncel dosyalarla aynı cümle içinde “paralellik” diye sunmak, karşılaştırma değil karartmadır. Kavramlar bu kadar hoyratça kullanılınca, ne Tunus anlaşılır ne Türkiye.

Daha fazla bilgi ve son haberler için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:99
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 08 Haziran 2026 04:08 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

2 KISIM / 45 KALEM HEPA, TORBA VE KASET FİLTRE ALIMI

22 Ekim 2026 00:11see211

Bayern Münih: 2 Arsenal: 2 MAÇ SONUCU

22 Ekim 2026 00:00see210

Tesla nın karı üçüncü çeyrekte azaldı

22 Ekim 2026 00:03see207

HSK, bazı ilçelerin yargı çevrelerini yeniden belirledi

22 Ekim 2026 00:38see204

Türkiye ile İran arasında sınır güvenliği ele alındı

22 Ekim 2026 00:19see203

İsrail den İran sınırına yakın uçuş Dış Haberler

22 Ekim 2026 00:21see199

SALİHLİ 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ

22 Ekim 2026 00:04see198

Real Madrid 4 1 RB Leipzig MAÇ SONUCU VE ÖZETİ Arda Güler attı Real Madrid farklı kazandı

22 Ekim 2026 00:14see194

Husiler yine Suudi Arabistan ı vurdu! 1 kişi öldü

22 Ekim 2026 03:24see193

15 yıl hapis alan Donaldson hakkında Westminster da tecavüz soruşturması açıldı

22 Ekim 2026 00:54see193

Uçakta yılan paniği! 40 santimetrelik yılan nedeniyle sefer iptal edildi

22 Ekim 2026 00:39see192

Osmaniye de galericiler sitesinde silahlı saldırı: 1 ölü Son dakika haberleri

22 Ekim 2026 01:30see189

Esenyurt ta kuyumcuya silahlı saldırı düzenleyen şüpheli Çatalca da yakalandı

22 Ekim 2026 00:29see189

Fransa daki isyanın ardından Almanya da Z kuşağı 21 kentte sokağa çağırdı

22 Ekim 2026 04:18see188

Devler Ligi nde 9 maç oynandı! Büyük sürprizler var

22 Ekim 2026 00:10see182

Magazin dünyası bunu konuşuyor: Acun un sağ kolu boşanıyor mu?

22 Ekim 2026 00:11see180

T.C. BURDUR 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ

22 Ekim 2026 00:30see176

ABD ve İsrail in ABD ara seçimleri sonrası İran a yeni saldırı planladığı iddia edildi

22 Ekim 2026 03:10see171

Nijerya daki ilk Ebola hastası, Uganda da tatil yapan diplomat eşi çıktı

22 Ekim 2026 02:55see169

Davide Ancelotti: İkinci yarıda bazı anları iyi yönetemedik

22 Ekim 2026 01:16see165
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları