Ankara24.com
close
up
Menu

Türkiye İtalya voleybol final maçı TRT 1 canlı izle: Türkiye İtalya maçı hangi kanalda? Avrupa Şampiyonası Filenin Sultanları maçı izle

Gizem Örge: Hep birlikte buradan kupayla ayrılmak istiyoruz

Eskişehir de sanayi sitesindeki dükkanda korkutan yangın: TOMA lar da destek verdi

Çanakkale nin 52 lezzet noktası festivalde ziyaret edildi

Serhat Kılıç’ın 8 yıllık aşkından yürek yakan sözler: Beni hasretine mahkum ettin

İran, Hürmüz Boğazı nda kısıtlı alan ilan edecek ve Umman la anlaşmayı imzalayacak

TIR kabininde yıllarca süren çocuk istismarı deşifre edildi: Savcılık idam istedi

Bakan Gürlek: Ormanlarımızı yakanlar adaletten kaçamayacak

Neyi, ne zaman, ne kadar yiyorsunuz?

Endonezya da yanardağ patladı! Kül bulutu 15 kilometreye yükseldi, 6 havalimanında uçuşlar durdu

Savaşta sıcak saatler: Türkiye ve İran dan son dakika görüşmesi

Netanyahu, Batı Şeria da Yahudilerin işgal ettiği yerleşim noktalarından bazılarının boşaltılmasına yönelik talimat verdi

Alanyaspor da Rizespor hazırlıkları tamam!

Emniyet ve belediye GTA 6 için birbirine girdi Sözcü Gazetesi

Damlar kırmızıya boyandı! 300 TL den alıcı buluyor

Emre Belözoğlu: Maçın sonunda o penaltının verilmemesi başlı başına bir skandal

Yolda karşılaştıkları Ajdar’ı konser vaadiyle trollediler: İstediği ücreti duyanlar şaşkına döndü

Sıcak olaylarda sanal medyadaki bilgi kirliliğine dikkat

Luka Modric e 40 yaşında sürpriz davet Sözcü Gazetesi

DEM in hamlesine sert tepki: Bu milletin sabrıyla oynamayın

İmamoğlu’dan bir Gannuşi çıkarma ihtimaline sarılma çaresizliği Yasin Aktay

İmamoğlu’dan bir Gannuşi çıkarma ihtimaline sarılma çaresizliği Yasin Aktay

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.

Türkiye’de dava konusu olmuş konularda hiç yazmamak gibi genel bir prensibim var. Bu prensibi benimsememe neden olan şey yargılanan insanların, haklarında ne kadar ağır suçlamalar varsa da aklanma ihtimalini daha çok seviyor olmamdan. Ayrıca aklanma ihtimaline ket vuracak bir yaklaşımda bulunmak istememem. Ama haklarındaki suçlamalar ayyuka çıkmış insanları da haklarında ortaya dökülen verileri yanlışlayacak daha kesin bir bilgim yoksa, yargılanmadan savunmaya çalışmanın da bir anlamı yok. Yargılama

Türkiye’de dava konusu olmuş konularda hiç yazmamak gibi genel bir prensibim var. Bu prensibi benimsememe neden olan şey yargılanan insanların, haklarında ne kadar ağır suçlamalar varsa da aklanma ihtimalini daha çok seviyor olmamdan. Ayrıca aklanma ihtimaline ket vuracak bir yaklaşımda bulunmak istememem. Ama haklarındaki suçlamalar ayyuka çıkmış insanları da haklarında ortaya dökülen verileri yanlışlayacak daha kesin bir bilgim yoksa, yargılanmadan savunmaya çalışmanın da bir anlamı yok.

Yargılama sürecinde bu temel ilkenin ihlalinin nelere yol açtığı hususunu öğretmek açısından son 30 yılda yaşadıklarımız haddinden fazla dersler verdi. Şahsen bu dersleri alanlardan olmayı tercih ediyorum.

İslam dünyasının yaşayan en güçlü düşünürlerinden Raşid Gannuşi’nin maruz kaldığı darbeyi gündeme getirdiğimde araya girip neden aynı hassasiyeti İmamoğlu için göstermediğimi söyleyenlere sadece gülüp geçiyorum. Gannuşi ile İmamoğlu’nun karşılaştırılması en basit ifadesiyle bir münasebetsizliktir. Ne siyasetteki yolları, ne hayata, insana, devlete bakışları ve yaklaşımları ne de maruz kaldıkları muhakeme konuları ve yargıçlarının birbiriyle alakası yok.

Bu karşılaştırmayı yapan Ahmet Taşgetiren olunca doğrusu gülümsememe tarifi zor bir hüzün de karıştı.

Taşgetiren’nin bunu hiç yapmaması lazımdı. Birbirinden tamamen farklı iki siyasi ve hukuki vakayı aynı kategoriye yerleştirmeye neyin sevk ettiğini düşünmek zorunda kaldım Taşgetiren’in.

Erdoğan’a öfke? İmamoğlu’na bağlılık?

Hiçbir neden Gannuşi gibi bir değeri böyle bir karşılaştırmayla harcamanın vebalini almaya değmez.

Benim yazımda vurguladığım husus, Raşid Gannuşi ve Nahda hareketine yönelik süreçlerin 25 Temmuz 2021’de Cumhurbaşkanı Kays Said’in gerçekleştirdiği anayasal darbenin bir devamı olduğudur. Bu süreçte önce parlamento askıya alınmış, sonra feshedilmiş, anayasa değiştirilmiş, bütün güç tek elde toplanmış ve ardından siyasi rakipler yargı süreçleriyle tasfiye edilmeye başlanmıştır. Burada mesele herhangi bir suç isnadının doğruluğu veya yanlışlığı değil, bütün siyasi alanın sistematik biçimde kapatılmasıdır.

Gannuşi’ye yöneltilen suçlamaların tamamen uydurma olduğunu herkes biliyor. İmamoğlu’na emsali hiçbir suçlama yöneltilmemiş olduğunu biliyoruz. Şükrü Belaid ve Muhammed Brahmi suikastlarına dair iddialar hiçbir zaman somut ve kesin bir hüküm üretememiştir. Bugün bu dosyaların hiçbir delil olmadan açılmasının hiçbir hukuki, nesnel ve reel dayanağı yok.

Türkiye’de CHP’li belediyeler hakkında yürüyen soruşturmalar ise tamamen farklı bir zeminde cereyan etmektedir. Burada dosyaların önemli bir kısmı bizzat CHP içinden gelen ihbarlara, belediye yöneticilerinin birbirleri hakkında yaptıkları açıklamalara, kamuoyuna yansıyan belge ve iddialara dayanmaktadır. İddiaların doğru veya yanlış olması ayrı; ancak ortada rakip bir siyasi hareketin tamamen sistem dışına itilmesini amaçlayan bütüncül bir rejim dönüşümünden bahsedilemez. Tunus’ta olan bu.

Daha açık söylemek gerekirse, Tunus örneğinde önce siyasi rakip tasfiye edilmek istenmiş, sonra buna uygun suç dosyaları üretilmiştir. CHP belediyeleriyle ilgili tartışmalarda ise önce yolsuzluk iddiaları ortaya çıkmış, ardından bunlar hukuki sürece konu olmuştur. İki durumda yön tam aksi istikamettedir.

Gannuşi, Arap dünyasında İslam ile demokrasi arasında uzlaşma arayan, seçimle geldiği iktidarı seçimle terk etmiş, seküler kesimlerle uzlaşmış ve demokratikleşme yönünde teorik-pratik dönüşüm üretmiş tarihsel bir figürdür. Onun bugün cezaevinde olması, Arap Baharı’nın ürettiği demokratik umudun tasfiyesiyle ilgilidir.

Türkiye’deki siyasi rekabet ise hâlâ seçimlerin yapıldığı, partilerin faaliyet gösterdiği, belediyelerin çalışmaya devam ettiği ve muhalefetin siyasi varlığını sürdürdüğü bir zeminde gerçekleşmektedir. Bu zeminde yaşanan her hukuki soruşturmayı otomatik olarak Tunus’taki otoriterleşme sürecinin bir benzeri olarak sunmak her şeyden önce gerçekliğin tahrifidir.

Bir okuyucusunun Taşgetiren’e yönelttiği “Burada aynı partide yıllarca beraber çalışmış insanlar birbirlerini ihbar ediyorlar; siz neyi neyle kıyaslıyorsunuz?” sorusu aslında yeterli bir uyarı olmalı. Çünkü siyasi rakibini tasfiye etmek amacıyla üretilen dosyalarla, aynı siyasi yapı içinden çıkan ve tarafların birbirlerini suçladığı iddiaları aynı kategoriye koymak, hem Tunus’ta yaşanan trajediyi hem de Türkiye’deki tartışmaları yanlış okumaya yol açar.

Sonuç olarak, Gannuşi ile İmamoğlu arasında, Nahda ile CHP arasında veya Tunus’taki süreçle Türkiye’deki belediye soruşturmaları arasında ideolojik, tarihsel ve siyasal bakımdan doğrudan bir paralellik kurmak mümkün değildir. Benzer görünen tek şey, yargının siyasetteki rolü üzerine yapılan tartışmalardır. Fakat aynı kavramların kullanılması, aynı olguların yaşandığı anlamına gelmez. Karşılaştırmalı siyasette en büyük hata, farklı gerçeklikleri aynı kalıba zorla yerleştirmektir.

Gannuşi ile İmamoğlu’nu aynı kefeye koymak, sadece yanlış bir karşılaştırma değil, başlı başına bir ölçü kaybıdır. Raşid Gannuşi, Arap dünyasında İslam ile demokrasiyi buluşturma arayışının en önemli isimlerinden biridir. Ömrünü sürgünlerde, zindanlarda, diktatörlüklerle mücadelede geçirmiş; iktidara geldiğinde ise intikamcı değil uzlaşmacı davranmış, seçimle geldiği iktidardan yine seçim ve uzlaşma yoluyla ayrılmayı bilmiş bir siyaset ve düşünce adamıdır.

Ekrem İmamoğlu ise Türkiye’de belediye yönetimleri, parti içi iktidar mücadeleleri, yolsuzluk iddiaları ve CHP içinden yükselen ihbarlarla anılan güncel bir siyasi figürdür. Hakkındaki iddiaların hukuki sonucu ne olursa olsun, bu tabloyu Gannuşi’nin maruz kaldığı darbeyle bağlantılı siyasal tasfiye süreciyle aynı yere koymak, Tunus trajedisini de Türkiye’deki tartışmaları da çarpıtmaktır.

Daha da vahimi, Gannuşi gibi İslam dünyasının düşünce ve siyaset tarihinde özel bir yeri olan bir şahsiyeti, belediye ihaleleri, çıkar ağları, parti içi hizip savaşları ve koltuk kavgalarıyla anılan bir siyasi figürle aynı zeminde konuşmaktır. Bu, Gannuşi’ye de haksızlıktır; Tunus halkının yaşadığı büyük demokratik yıkıma da saygısızlıktır.

Elbette herkes yargılanabilir. Elbette hiçbir siyasi figür hukukun üstünde değildir. Ama bir ülkede darbe sonrası yargı eliyle demokratik bir hareketin kökünün kazınmasıyla, başka bir ülkede belediyeler etrafında patlak veren yolsuzluk dosyalarını aynı kefeye koymak, hukuk hassasiyeti değil, kavram istismarıdır.

Allah aşkına İmamoğlu veya mevcut belediyeler soruşturmasında hangi demokrasi, özgürlükler veya erdemlerin iddiası var?

Hangi alternatif siyasetin yargılandığı söylenebilir?

Yargılanan bir siyasi iddia veya duruş değil, sadece en kaba ve en şehvetli yolsuzluk iddiaları.

Gannuşi’nin davası, Arap Baharı’nın son demokratik umudunun yargılanmasıdır. İmamoğlu dosyaları ise Türkiye’deki yerel yönetim pratiği, belediye kaynaklarının kullanımı ve CHP içi iktidar mücadelesiyle ilgilidir. Bunları birbirine benzetmek için ya Tunus’ta olup biteni hiç anlamamış olmak ya da Türkiye’deki tartışmayı bilinçli biçimde sis perdesine boğmak gerekir.

Gannuşi’nin on yıllara yayılan fikrî ve siyasi mücadelesini, CHP belediyeleri etrafında dönen güncel dosyalarla aynı cümle içinde “paralellik” diye sunmak, karşılaştırma değil karartmadır. Kavramlar bu kadar hoyratça kullanılınca, ne Tunus anlaşılır ne Türkiye.

Daha fazla bilgi ve son haberler için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:83
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 08 Haziran 2026 04:08 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Türkiye İtalya voleybol final maçı TRT 1 canlı izle: Türkiye İtalya maçı hangi kanalda? Avrupa Şampiyonası Filenin Sultanları maçı izle

06 Eylül 2026 18:53see158

Gizem Örge: Hep birlikte buradan kupayla ayrılmak istiyoruz

06 Eylül 2026 15:49see158

Eskişehir de sanayi sitesindeki dükkanda korkutan yangın: TOMA lar da destek verdi

07 Eylül 2026 01:18see157

Çanakkale nin 52 lezzet noktası festivalde ziyaret edildi

06 Eylül 2026 18:20see157

Serhat Kılıç’ın 8 yıllık aşkından yürek yakan sözler: Beni hasretine mahkum ettin

06 Eylül 2026 19:58see156

İran, Hürmüz Boğazı nda kısıtlı alan ilan edecek ve Umman la anlaşmayı imzalayacak

07 Eylül 2026 02:07see156

TIR kabininde yıllarca süren çocuk istismarı deşifre edildi: Savcılık idam istedi

08 Eylül 2026 00:29see155

Bakan Gürlek: Ormanlarımızı yakanlar adaletten kaçamayacak

06 Eylül 2026 15:58see155

Neyi, ne zaman, ne kadar yiyorsunuz?

07 Eylül 2026 07:03see155

Endonezya da yanardağ patladı! Kül bulutu 15 kilometreye yükseldi, 6 havalimanında uçuşlar durdu

06 Eylül 2026 15:42see154

Savaşta sıcak saatler: Türkiye ve İran dan son dakika görüşmesi

06 Eylül 2026 16:21see154

Netanyahu, Batı Şeria da Yahudilerin işgal ettiği yerleşim noktalarından bazılarının boşaltılmasına yönelik talimat verdi

06 Eylül 2026 21:34see154

Alanyaspor da Rizespor hazırlıkları tamam!

06 Eylül 2026 19:59see154

Emniyet ve belediye GTA 6 için birbirine girdi Sözcü Gazetesi

06 Eylül 2026 16:08see153

Damlar kırmızıya boyandı! 300 TL den alıcı buluyor

06 Eylül 2026 16:22see151

Emre Belözoğlu: Maçın sonunda o penaltının verilmemesi başlı başına bir skandal

06 Eylül 2026 20:42see150

Yolda karşılaştıkları Ajdar’ı konser vaadiyle trollediler: İstediği ücreti duyanlar şaşkına döndü

07 Eylül 2026 01:41see149

Sıcak olaylarda sanal medyadaki bilgi kirliliğine dikkat

06 Eylül 2026 15:47see147

Luka Modric e 40 yaşında sürpriz davet Sözcü Gazetesi

06 Eylül 2026 16:03see147

DEM in hamlesine sert tepki: Bu milletin sabrıyla oynamayın

06 Eylül 2026 16:18see147
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları