Hakim ve savcılarla ilgili basına yansıyanlar düzenlemeyi kaçınılmaz hale getiriyor Ahmet Ünlü
Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Son dönemde hakim ve savcılarla ilgili basına yansıyanlara bakıldığında yargıda ciddi bir sorun olduğu anlaşılıyor. Bugünkü yazımda adalet sisteminde yaşanan bazı sorunlara ve çözüm önerilerine yer vermeye çalışacağım.
Yargı reformundan farklı şeyler anlaşılıyor
Sık değişen kanunlar ile Hakim ve savcıların dosya yükü kendilerini yenilemelerine çok fazla zaman bırakmayabiliyor. Reform diye ileri sürülenler düzenlemelerin birçoğu maalesef acil ihtiyaçlar doğrultusunda atılan adımlardan oluşmaktadır. Kalıcı çözümler için çok kapsamlı çalışmalara ve analizlere ihtiyaç olduğu kuşkusuzdur.
Bazen toplumda infial oluşturan olaylar sonrasında acil kanun değişikliğine gidildiğini ve yapılan değişiklik sonrasında da başka sorunlara yol açıldığını görüyoruz. Halbuki toplumu derinden etkileyen düzenlemeler öncesinde ciddi bir analiz yapılması gerekmektedir.
Bir de yargı reformu sürekli olarak kanunların uygulandığı kişilerle ilgili yapılmaktadır. Ya cezalar arttırılıyor ya azaltılıyor ya da ceza verme yöntemi değiştiriliyor. Ancak kanunu uygulayanlarla yani yargı mensuplarıyla ilgili pek bir değişikliğe rastlayamıyoruz.
Bu çerçevede 2802 sayılı Kanunda sorun üreten birçok düzenleme yer almakta olup bu konuda da şuana kadar kapsamlı bir adım atılmamıştır. Özellikle bu Kanunun disiplin cezalarını düzenleyen maddelerine bakıldığında çok fazla bir değişikliğin olmadığı görülmektedir. Halbuki yaşanan olaylar ve gelişen şartlar nedeniyle birçok değişiklik yapılması gerektiğini düşünüyorum. Nitekim HSK’nın internet sayfasında yer alan örnek disiplin cezalarının caydırıcılıktan oldukça uzak olduğu dikkatlerden kaçmamaktadır.
Diğer yandan bir bakıyorsunuz bir hakim verdiği karardan sorumlu tutulup cezaya tabi tutulurken başkaları çok büyük gaflara imza atmış olmasına rağmen sorumlu tutulmuyor. Bazen verilen kararlar ocakları söndürüyor veya milyarlarca zarara sebep olabiliyor ama bu kararı veren hakime hiçbir şey olmuyor. Halbuki hakimlerin verdikleri kararlara odaklanabilmeleri için vahim hatalardan dolayı sorumlu olmalarının önü açılmalıdır.
Davaların süresi üzerinde yapılan düzenlemeler ise reformdan öte başka sorunları ortaya çıkarır. Öyle ki aşırı hız nasıl ki kazalara sebep oluyorsa aynı şey davalardaki hızda da karşımıza çıkar. Hızlı verilen bir karar mı yoksa isabetli bir karar mı ikileminden hem hızlı hem de isabetli karar verilmesine odaklanılması gerekmektedir.
Bunun içinde sıkı kurallar ve nitelik önem kazanmaktadır. Özellikle daha az dosyaların olduğu küçük ilçelerde tecrübe kazanmayan kişilerin aşırı dava yoğunluğu olan illere veya ilçelere nakledilmesinden zinhar kaçınılmalıdır yoksa sorunların önü ardı kesilmez. Tecrübeli bir hakim veya savcının bir saatte çözdüğü bir dosya günlere veya yıllara sarkabilmektedir. Bunları çalakalem yazdığım düşünülmesin. Gözlemlediğim ve şahit olduğum bazı olaylar bu izlenimimi güçlendirmektedir.
Hakim ve savcılar için verilecek cezalar caydırıcı olmalıdır
Hakim ve savcılar için disipline aykırı davranışlarından dolayı öngörülen disiplin cezaları uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma olarak sıralanmıştır.
Bu cezaların karşılığı fiillere bakıldığında birçok sorun olduğu göze çarpmaktadır. Elbette bu konuda en isabetli kararı Hakimler ve Savcılar Kurulu verecektir. Önlerine gelen disiplin cezasını gerektiren fiiller bu cezalarda değişiklik yapılıp yapılmayacağını ortaya çıkaracaktır. Bunun için HSK, önlerine gelen olaylar ve gelişen şartlar çerçevesinde disiplin cezası verilmesine ilişkin fiilleri yeniden gözden geçirmeli ve kanun değişikliği için çalışma yapmalıdır.
Son yaşanan olaylar düzenleme yapılmasını zorunlu kılıyor
Sosyal medyada hakim ve savcılarla ilgili yaptığım bir paylaşıma gelen yorumlar insanı endişeye sevk ediyor. Hakim ve savcılığın çok hassas görevler olduğunu bilerek oldukça dikkatli davranmaya çalışıyorum.
Bu paylaşımda; “Bir savcı Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ile kendi evinde eşi tarafından yakalanıyor ve Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı evden kaçarken balkondan düşüp ayağını kırıyor. Başka bir Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı sevgilisi tarafından dövülerek hastanelik ediliyor. Daha dün bir savcı sevgilisi hakimi silahla yaralıyor. Bunlar basına yansıyanlar, bir de yansımayanlar var. Hakim ve savcılarda insan ne var bunda diye geçiştirilecek bir durum yok. Bunların kararlarıyla bir kişi tutuklanıyor veya serbest bırakılıyor. Bu meslek mensuplarının özel yaşamlarına çok dikkat etmeleri gerekiyor. Bu nedenle HSK’nın bu konuda tedbir alması gerekiyor.” ifadelerini kullanmıştım.
Her mesleğin kendine özgü fırsat ve tehditleri vardır ve buna göre davranılması gerekmektedir. Bu paylaşıma gelen yorumlar ve okunma sayısı oldukça sıra dışıdır. Basına yansımayan başka olayların olup olmadığını bilemiyoruz. Daha öncede başka bir hakimin vukuatları basına yansımış, bu hakim görevden uzaklaştırılmış ve bu durum yıllarca devam etmişti. Sonrasında da bayan hakim kendi isteğiyle emekli olarak meslekten ayrılmıştı. Dava sürecini bilemiyoruz.
Uygulamanın bu şekilde devam etmesinin sebebi ise 2802 sayılı Kanunda yer alan; “Ancak meslekten çıkarma cezası verilenler hakkında, cezanın kesinleşmesine kadar görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanır.” ifadelerinin bulunmasıdır. Bu düzenleme ilahi kural olmadığı için değiştirilmesinde fayda olduğunu düşünüyorum. Nitekim 657 sayılı Kanunda böyle bir kısıt olmadığı için verilen Devlet memurluğundan çıkarma cezası alan devlet memurlarının ilişiği kesilmektedir.
Aile ve toplum yapımız bu tür davranışları kabul etmez. Hele hele hakim ve savcılık gibi Türk Milleti adına karar veren mesleklerde bulunan kişilerin özel ve kamusal yaşantısında çok dikkatli olması gerekmektedir. Özel yaşantıma kimse karışamaz denilemez. Özel yaşantısına çok düşkün olanların bu meslekten ayrılıp daha rahat edecekleri görevleri yapması daha isabetli olacaktır.
Hakim güvencesi elbette şarttır ama hakim ve savcılardan görevlerini yapamayacaklar için de objektif kriterler dahilinde genel idare hizmetlerine atanmalarına ilişkin düzenleme yapılması faydalı olacaktır. Aksi takdirde bu meslekte bulunmamaları gereken kişiler yıllarca problem üretmeye devam edecektir. Bunun için de Anayasa değişikliği yapılması gerekmektedir.
Türk Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi yargı mensuplarına rehberlik etmelidir
Türk Yargı Etiği Bildirgesi Rehberinin ne kadar uygulama alanı bulduğunu bilemiyoruz. Bu rehberde çok önemli hususlara yer verilmiştir. Her yargı mensubunun rehberde yer alan ilkeleri dikkate almaları zorunludur.
Bu rehberde yer alan ilkelerin yargı mensuplarının mesleki, sosyal ve özel yaşamlarında karşılaşabilecekleri bazı durumlar için temel yol gösterici nitelikte olduğu belirtilerek etik davranışların, yalnızca yazılı kurallarla sınırlı olmayan, vicdani muhakemeyi, hukuki sezgiyi ve görev sorumluluğunu birlikte gerektiren çok yönlü bir alan olduğu belirtilmektedir.
Özetle kanun değişikliği ile sorunları çözmek oldukça zor olup uygulayıcılar olan hakim ve savcılarla ilgili kapsamlı bir reforma ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:41
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 18 Ocak 2026 04:03 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















