Ankara24.com
close
up
Farklı ekolleri anlama çabasının ortak ilkeleri Ömer Türker

Farklı ekolleri anlama çabasının ortak ilkeleri Ömer Türker

Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.

İslam düşüncesinin kaynak metinlerini okuduğumuzda insanın büyük sorularına verilen farklı cevaplarla karşılaşıyoruz. Geçen haftaki yazımızda kelam ve felsefe geleneklerinin verdiği cevabın temel kabullerine dikkat çeken ve bunların ana iddialarının (i) usule uygunluğunu, (ii) bugün bizim için ne anlam ifade ettiğini değerlendirmeye çalışan bir yazı dizisine başlayacağımı söylemiştim. İslam’ın ilk nazarî biliminin kelam ve ilk sistemli nazariyatçılarının da kelamcılar olması hasebiyle önce kelamı

İslam düşüncesinin kaynak metinlerini okuduğumuzda insanın büyük sorularına verilen farklı cevaplarla karşılaşıyoruz. Geçen haftaki yazımızda kelam ve felsefe geleneklerinin verdiği cevabın temel kabullerine dikkat çeken ve bunların ana iddialarının (i) usule uygunluğunu, (ii) bugün bizim için ne anlam ifade ettiğini değerlendirmeye çalışan bir yazı dizisine başlayacağımı söylemiştim. İslam’ın ilk nazarî biliminin kelam ve ilk sistemli nazariyatçılarının da kelamcılar olması hasebiyle önce kelamı değerlendireceğimi vaat etmiştim. Değerlendirmeye başlamadan önce farklı ekolleri anlama çabasında dikkat etmemiz gereken üç noktaya işaret edeceğim.

Birincisi: Kelam, tasavvuf ve felsefe kapsamında mütalaa edilecek cevapların ve çözüm arayışlarının, İslam dönemi mütekellimleri, sûfîleri ve filozofları tarafından verilmiş olması, ne kadar farklı olurlarsa olsunlar onları birbiriyle ilişkilendiren ve belirli bir dönemin tefekkürü kılan bir bağ olduğunu gösterir. İslam, Miladî yedinci yüzyıldan on sekizinci yüzyılın başlarına kadar bin yıllık sürece damgasını vurduğu ve sonrasında da varlık iddiasını bir şekilde sürdürdüğünden söz konusu bin küsur yıla yayılan zaman diliminde muhtelif geleneklere mensup düşünürler, zaman, mekan, adet ve alışkanlıklar açısından birbirinden çok farklı şartlarda yetişmişlerdir. Bunları birleştiren bağ, aslında basit bir şekilde İslam’ın iman esasları ve uygulamalarıdır. İnanç esasları ve onların görünür hale gelmesini mümkün kılan uygulamalar, sadece bir müminler cemaatini oluşturmakla kalmamış, aynı zamanda o müminler cemaatinin merak sınırlarını ve asli sorularını derinden etkilemiştir. Öyle ki İslam’ın hâkim olduğu bölgelerde bu durum sadece Müslümanlar için değil, gayr-ı müslimler için de geçerlidir. Diğer büyük medeniyetlerde olduğu gibi İslam’ın da dönüştürme ve farklı derecelerde kendisine benzetme özelliği vardır. Bu bakımdan İslam tarihinde insanın büyük sorularına verilen cevaplar, İslam dininin temel inanç ve ibadetlerinden ve bu ikisinin oluşturduğu hayat nizamından bağımsız olarak anlaşılmaya elverişli değildir. Meşşâîlik gibi felsefe geleneklerinin antik dönem metinleri etrafında kurulmuş olması bizi yanıltmamalıdır. Nitekim ilerleyen yazılarda Meşşâîlik değerlendirilirken bu gelenekte konuştuğumuz bağlamda ortaya çıkan bütün yenilikçi ve yaratıcı fikirlerin asıl itibariyle İslam dininin inanç esaslarının oluşturduğu bakış açısıyla meseleleri ele almaktan kaynaklandığını göreceğiz.

İkincisi: Ekoller arasındaki farklılıklar sanıldığı gibi ekol içindeki farklılardan her zaman daha büyük olmak zorunda değildir. Dikkatsiz bir okur bu durumu gözden kaçırabilir. Hatta belirli alanda uzmanlaşan insanlar gelenekler arasında karşılaştırma yaptıklarında zaman zaman dışardan bakan ve meseleyi etraflıca görme imkânına sahip olmayan insanların hissiyatıyla yaklaşıp yanlış değerlendirme yapabilmektedir. Mesela müteahhirûn dönemde kelam ve felsefe geleneklerinin meâd (ölüm sonrası hayat) hakkındaki ihtilafı, İbn Sînâ ile İbn Bâcce’nin meâd hakkındaki ihtilafından daha hafiftir. Yine kelam geleneği mensuplarından Îcî, Teftâzânî ve Cürcânî ile felsefe geleneğinin temsilci filozofu olarak İbn Sînâ arasında imkân teorisindeki farklılık İbn Sînâ ile İbn Rüşd arasındaki farklılıktan daha küçüktür. Dolayısıyla aynı ekol içinde olmak, her zaman görüşlerin birbirine yakın olduğu anlamına gelmez. Ekoller daha ziyade ortak yöntem, ortak ilkeler, ortak meseleler ve ortak otoriteler etrafında kurulur. Fakat bu durum, ekol mensuplarının ayrıntıda birbirinden çok uzaklaşıp diğer ekollere yaklaşmasına mani değildir.

Üçüncüsü: Ekoller arasında karşılaştırma yapılırken bazen bir ekol hakkındaki yanlış hissiyat, değerlendirmelerimizi bozabilir. Çarpıcı bir örnek vereyim. Tasavvuf geleneğinin kendi içinde oldukça geniş bir yelpazeyi barındırdığı düşünülür. Sapkın veya bidatçi kabul edilen fırkalardan Ehl-i sünnet çizgisinde bulunan ana gövdeye varıncaya dek çok farklı zümreler görülür tasavvuf geleneğinde. Fakat şeriat-hakikat ilişkisine dair tartışmalar, dikkatsiz bir okurun hatta ilahiyatçının zihninde bu durumun tasavvufa özgü olduğu, kelamın daha korunaklı bir alan olduğu hissini oluşturur. Halbuki, aynı durum kelam fırkaları için de geçerlidir. Tasavvuf geleneğinde ne kadar aykırılık varsa bir o kadarını hatta kimi bakımlardan daha fazlasını kelam geleneğinde de görmek mümkündür. Bunun için başka İmâm Ebu’l-Hasan el-Eşarî’nin Makâlâtü’l-İslâmiyyîn kitabı olmak üzere sadece fırka ve mezheplerin anlatıldığı kitaplara bakmak yeterlidir. Anlatılan fırkaların kuruluş dönemindeki sapkın eğilimlerden ibaret olmadığını, bir kısmı İslam tarihi boyunca varlığını devam ettiren küçük veya büyük gruplar olduğunu herhalde söylemeye gerek yok. Bu bakımdan aykırı tavır ve fikirlerden dolayı tasavvuf alanı ve geleneği hakkında olumsuz kanaat oluşturmak, dakik bir araştırmadan ziyade yüzeysel bir bakışın sonucudur ve isabetli değildir. Her büyük ekolün bulunduğu grupta farklı tavır ve yorumları temsil eden fırkalar yer alır. Bütün bunların o ekol altında yer almasını mümkün kılan şeyin ne olduğunu kavrayıp şayet yapabiliyorsak bir mezhep yahut görüşün hakikat değerini ve temsil gücünü dikkate alarak değerlendirmesini yapmamamız gerekir.

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:181
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 23 Şubat 2026 04:01 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

İletişim Başkanı Duran: Türkiye diplomasinin merkezinde yer almaya devam edecektir

08 Temmuz 2026 01:22see152

Merz den Türkçe teşekkür paylaşımı Dış Haberler

08 Temmuz 2026 00:37see151

UEFA Şampiyonlar Ligi nde gecenin sonuçları

08 Temmuz 2026 00:36see149

Sadece 1 maç kaldı! Yıldız isim tüm zamanların rekorunu kıracak

08 Temmuz 2026 00:40see147

ABD ordusundan İran a yeni saldırı dalgası! Patlama sesleri duyuldu

08 Temmuz 2026 00:45see146

Şampiyon Galatasaray sezonu açtı!

08 Temmuz 2026 01:38see145

Salih Özcan Beşiktaş ta! Dört gözle bekledim

09 Temmuz 2026 01:47see143

ABD Başkanı Trump: İran la anlaşmak istemiyorum

08 Temmuz 2026 14:21see143

Aral Şimşir, Trabzonspor’da! Maliyeti açıklandı

08 Temmuz 2026 19:48see142

İran da patlama sesleri duyuldu

08 Temmuz 2026 00:22see142

Sessiz gecenin sonu nefes kesti! Aslan ın yıldızı penaltı kaçırdı: 72 yıllık hasret bitti

08 Temmuz 2026 02:20see141

Pankreas kanserinde tarihi gelişme! Yaşam süresini ikiye katlayan ilaç

08 Temmuz 2026 11:42see139

Hossam Hassan: Dünya Kupası maçlarını izlemeyeceğim!

08 Temmuz 2026 01:56see138

UEFA Konferans Ligi heyecanı başladı!

07 Temmuz 2026 23:49see136

Trump’tan borsada açığa satış yapanlara sert uyarı!

08 Temmuz 2026 17:28see135

Cevdet Yılmaz dan NATO Zirvesi ne ilişkin paylaşım

08 Temmuz 2026 20:27see135

Sahne kıyafetleri eleştiriliyordu! Tan Taşçı dan açıklama

08 Temmuz 2026 09:02see132

Amadou Cisse, Amedspor’a imza attı!

08 Temmuz 2026 18:56see130

Cumhurbaşkanı Erdoğan dan S 400 ve F 35 sorusuna alkış alan yanıt

08 Temmuz 2026 20:57see129

Nazım Sangare, Gaziantep FK’da kaldı!

08 Temmuz 2026 21:09see128
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları