Eş zamanlı kaç dizide karmaşık soybağı hikayesi var? Ayşe Keşir
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.
Çok kanallı yayına geçiş ile çeşitlilik ve çok sesli yayıncılık olacak zannetmiştik. Merkeze reytingi alan televizyon yayıncılığı, özellikle dizilerde birbirinin kopyası hikayelerle, izleyiciyi ‘benzer içinden birini seçmek’ zorunda bıraktı.
Dizilerde, kanal fark etmeksizin, aile hayatı temsili artık sorunlu bir kurguya mahkûm edildi. “Dramatik çatışma”, estetikten yoksun, kopyacı, C grubu senaryoların esiri oldu. Dizilerde çatışma unsuru ya silahlı çatışma ya da cinsel hayat, karmaşık soybağları üzerinden inşa edildi. Hikâye tıkanınca bir bakıyoruz ki karakterlerden birinin babası başkası çıkıveriyor.
Eş zamanlı yayında olan birkaç dizideki sözde aile ilişkilerini sizin için özetledim:
UZAK ŞEHİR
Mardin’de geçen bir dizi…
Ana karakter erkek, öldü zannedilen ağabeyinin eşiyle evleniyor. Epey uzun bir zaman sonra ağabey geri dönüyor. Eski koca, kardeşiyle eski karısının birlikte olup olmadığını annesiyle uzun uzun müzakere ediyor. Dakikalarca bu diyaloğa şahit oluyoruz.
Aynı dizide evin diğer oğlu, amcasının kızı ile sevgili ve kız hamile kalıyor. Kadın hasımlık gerekçesiyle başka biriyle evleniyor. Kocası hamile olduğunu bildiği halde vazgeçmiyor. Doğumhane kapısında kadının kocasıyla, çocuğun biyolojik babası birbirine giriyor. Zeminde hüzünlü bir türkü, kavga gürültü… Yan hikâyeleri anlatmıyorum bile.
HALEF
Urfa’da geçen bir hikâye…
Ana karakter cerrah hekim, resmî nikâhlı eşi ve töre nedeniyle düğün yaptığı “dinî nikâhlı” eşiyle aynı evde yaşıyor. Ağabeyi, hasımlarının iki çocuklu yurdum insanı karısıyla sevgili. Gizli gizli buluşuyorlar.
Ana karakter kadın, gelin olduğu evin hasmının bir kadına tecavüz etmesi sonucu doğmuş çocuğu. Ve bakın ki kadın ‘kuması’ ile baba bir kardeşler… (Bu kadarı da fazla geldi değil mi?)
Ve hepsi aynı konağın içinde yaşıyor…
VELİAHT
Sözde İstanbul’un arka sokaklarını anlatıyor.
Kadın, evli iki çocuklu iken kocasının iş çevresinden bir adama âşık oluyor ve aşığından bir oğlu dünyaya geliyor, kocası ise oğlanı kendisinden zannediyor. Ardından kocasından da bir kızı oluyor. Sonra küçük çocukları alıp kocasını terk etmeyi planlıyor. Büyük kızlarına da ‘aşk’ı kutsayan bir video kaydı bırakıyor. İzleyici, kendi halinde bir ev kadını olan annenin bıraktığı kaydı tekrar tekrar izliyor.
Dahası var…
Evin oğlu çocukken yaşadığı bir olaydan dolayı takıntılı; baba, işlerini devretmek için, oğlunun yerine bir dublör buluyor. Oğlunun karısıyla dublör sahte düğün fotoğrafları çekiliyor, herkes bu adamı “oğul” zannediyor. Gelin ile dublör erkek yakınlaşıyor ve ‘âşık’ oluyorlar. Kocası ise hizmetçiyi hamile bırakıyor.
Ve hepsi aynı evin içinde yaşıyor.
Evin kızının eski sevgilisiyle, kocasını aldatması kısmına hiç girmiyorum bile…
Kaç sezondur, Kızılcık Şerbeti, Kıskanmak, Rüya Gibi, Bahar, Bereketli Topraklar, Aldatmak, Yalı Çapkını vb pek çok dizi... Sözde masum bir kadın veya aşk hikâyesi etrafında örülen, aynı evin içinde ya da aynı iş yerinde dönüp duran aile içi çarpık çatışma ve karmaşık soybağı hikâyeleri tekrar tekrar izleyiciye servis ediliyor. İzleyici bir kanaldan kaçarsa diğerinde aynı hikâyeye maruz kalıyor.
Dizilerde hikâye aynı, mesaj ortak
“Aile, sorunlu bir yapıdır ve hemen feda edilebilir,
Aile, kocaman, kirli sırlar üzerine inşa edilir,
Çocukların babalarını saklamak normaldir,
Sadakat ve güven istisnadır,
Aşka varsa her yol meşrudur.’’
ortak mesajı topluma boca ediliyor.
Eleştirilere karşı da “Toplumda bu olaylar yok mu? Hayatın içinde olanları anlatıyoruz.” diyorlar.
Ailede çarpık ilişki, karmaşık soybağı hikâyesi toplumun safrasıdır. Toplumun safrası seyirlik değildir. Hukukun ya da ahlâkın konusudur.
Ayrıca toplumda tanık olduğumuz bu tür olayların sıklığı ile her akşam evimizin içinde maruz kalma sıklığı aynı mıdır?
Sevgili senaristler, yapımcılar!
Aile üzerine anlatacaklarınız gerçekten bu kadar mı?
Sevgiyi, sadakati, ailenin dayanışma, sorun çözme becerisini dramatik çatışma ile anlatmak mümkün değil mi?
Aile içindeki tek çatışma cinsel hayat ve soybağı üzerine olan çatışma mı?
Farklı bölge ve sosyolojik yapılarda işlenen, “benzer” hikâyenin eş zamanda, aynı yoğunlukta hemen tüm kanallarda ortaya çıkması sadece bir tesadüf mü?
Dahası:
Aile bağları, ebeveynlik reyting uğruna harcanabilir mi?
Aşk, sadece ihanet, çarpık ilişkiler ve karmaşık soybağları ile mi anlatılmalı?
Hem aileye hem de aşka yazık oluyor.
Yoksa, bir yaşam tarzı telkini ve dayatması kaygınız mı var?
Hiç, ‘televizyon sadece bir eğlence aracı’ falan demeyin.
N. Postman, A. Bandura başta olmak üzere okuduklarımızdan biliyoruz ki: Medya, her şeyi eğlence olarak sunan bir ‘sosyal öğrenme’ ve ‘propaganda’ aracıdır.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:134
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 09 Ocak 2026 04:03 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















