Ergenlik rüzgârına 25 yaş barajı: Cinsiyet ameliyatlarına denetim ve ceza Ersin Çelik
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
Özgürlüğün, sınırsızlığa dönüştüğü çağda, birçok Batı ülkesinde son birkaç yıldır
“gençliğin istikameti”
tartışılıyor. Sosyal medyanın da etkisi ile bulaşıcı bir “virüs” gibi yayılan
cinsiyet hoşnutsuzluğu (cinsiyet disforisi
) tıbbın sınırlarını da zorlayarak gençlerde telafisi olmayan yaralar açıyor.
Batı literatüründe
“Ani Başlangıçlı Cinsiyet Disforisi”
(Rapid Onset Gender Dysphoria) olarak adlandırılan, özellikle de ergenlik döneminde sosyal medya ve akran etkisiyle ortaya çıktığı gözlemlenen yönelimler birçok ülkede çocuklara yönelik tıbbi müdahalelerin sınırlarının yeniden belirlenmesine yol açtı.
İngiltere’de
çocuklara yönelik cinsiyet klinikleri yeniden yapılandırıldı.
İsveç ve Finlandiya
reşit olmayanlara hormon tedavisini sınırlandırdı.
ABD’deki 26 eyalet,
17 yaş ve altındaki çocuklar için ergenlik engelleyici ilaçlar, hormonlar ve cerrahi işlemler gibi biyolojik cinsiyeti terk ettirmeyi destekleyici sağlık hizmetlerini yasakladı. Son olarak
Amerikan Plastik Cerrahlar Derneği
, 19 yaş altındaki çocuk ve gençler için geri dönülemez
cinsiyet ameliyatlarına karşı çıkarak,
müdahalelerin en az 19 yaşına kadar ertelenmesi gerektiğini duyurdu.
Türkiye’de ise Ekim 2025’te gündeme gelen ve 11. Yargı Paketi’nden son anda çıkarılan köklü bir düzenleme tartışılıyor. Aile kurumunun ve toplum yapısının korunmasını hedefleyen teklifin önümüzdeki günlerde TBMM’ye sunulacak.
***
AMELİYAT YAŞI 18’DEN 25’E ÇIKACAK
Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı taslağa göre, kanun teklifi hem Türk Medeni Kanunu hem de
Türk Ceza Kanunu
’nda kapsamlı değişiklikler öngörüyor. Düzenlemenin odağında ise
Türk Medeni Kanunu’nun 40’ıncı maddesi
var. Öncelikle, cinsiyet değişikliği talebinde bulunabilmek için öngörülen yaş sınırı
18’den 25’e çıkarılıyor.
Böylece, yaşamın geri kalanını doğrudan etkileyecek nitelikteki bu kararın daha ileri bir
yaş olgunluğunda
alınması hedefleniyor.
***
TAM TEŞEKKÜLLÜ HASTANEDE BİR YIL GÖZLEM
Bununla birlikte, daha önce
“cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunlu olduğunun bir eğitim ve araştırma hastanesinden alınacak resmî sağlık kurulu raporuyla belgelenmesi”
şeklinde olan şart, daha sıkı denetleme mekanizmasına bağlanıyor. Yeni düzenlemeye göre, kişinin hem
üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduğunu
hem de cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunlu olduğunu;
“Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen tam teşekküllü bir eğitim ve araştırma hastanesinin en az üçer ay aralıklarla yapacağı dört ayrı değerlendirme sonucunda düzenleyeceği resmî sağlık kurulu raporuyla belgelemesi”
gerekecek. Bu sayede geri dönüşü olmayan yola girme süreci hem zamana yayılıyor hem de uzmanların gözetiminde gerçekleşiyor.
***
TIBBİ ZORUNLULUK İSTİSNA
Maddeye eklenen açık hükümle, bu şartlar çerçevesinde
mahkemeden izin alınmadan
cinsiyet değişikliğine yönelik hiçbir tıbbi müdahale yapılamayacağı da düzenleniyor. Bunun yanında maddeye eklenen yeni fıkra ile önemli bir istisna getiriliyor: Genetik ve/veya hormonal hastalıklar nedeniyle genital organlarında gelişme bozukluğu bulunduğu, Sağlık Bakanlığı’nca belirlenen tam teşekküllü bir eğitim ve araştırma hastanesinin resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilen kişilerde, bu maddede öngörülen şartlar aranmaksızın tedaviye yönelik zorunlu tıbbi müdahaleler yapılabilecek. Ancak bu müdahaleler sonucunda nüfus sicilinde cinsiyet değişikliği yapılması zorunlu hâle gelirse, gerekli düzeltme yine mahkeme kararıyla gerçekleştirilecek. Böylece düzenleme,
kimlik temelli cinsiyet değişikliği süreci ile tıbbi zorunluluk hallerini hukuken ayrıştırıyor.
***
“CİNSİYET DEĞİŞİKLİĞİ SINIRSIZ HAK DEĞİLDİR”
Türk Medeni Kanunu’nun 40’ıncı maddesinde yapılacak değişikliğin gerekçesi, düzenlemenin hukuki mantığını da açıkça ortaya koyuyor: “Cinsiyet değişikliği, kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği sınırsız bir hak değildir; bilimsel zorunluluk temelinde, sıkı şartlara bağlı bir imkândır.” Gerekçe, cinsiyet değişikliğine yönelen kişilerin ileride yaşayabilecekleri fizyolojik ve ruhsal olumsuzlukların önlenmesini, öncelikle bu kişilerin, genel anlamda ise ailenin ve toplumun korunmasını hedef olarak belirliyor. Dayanak olarak
Anayasa’nın 41’inci ve 58’inci maddeleri
gösteriliyor; yani ailenin ve gençliğin korunması Devletin yükümlülüğü olarak hatırlatılıyor.
***
“PSİKOSOSYAL OLGUNLUK”
Yaş sınırının 18’den 25’e çıkarılması da bu yaklaşımın en belirgin göstergesi. Yasa koyucu, yaşamın geri kalanını derinden etkileyecek bir kararın, belirli bir yaş olgunluğuna ulaşıldıktan sonra alınmasını istiyor.
25 yaş eşiği, psikososyal olgunluk vurgusuna dayanıyor.
Ergenlik ve erken yetişkinlik döneminde kimlik arayışının, dış etkilere açıklığın ve duygusal dalgalanmaların yoğunluğu dikkate alındığında, düzenleme bu evrede alınacak geri dönüşsüz kararları zamana yaymayı hedefliyor.
***
RAPORU VEREN MERKEZLER UZMANLAŞACAK
Teklif yalnızca yaş sınırını yükseltmekle kalmıyor. Cinsiyet değişikliği talebinde bulunabilmek için, kişinin
üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduğunun
sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi şartı korunuyor. Ayrıca sağlık kurulu süreci ciddi biçimde sıkılaştırılıyor. Artık tüm eğitim ve araştırma hastaneleri değil,
Sağlık Bakanlığı’nca belirlenen tam teşekküllü merkezler
yetkili olacak. Üstelik tek bir rapor değil,
en az üçer ay arayla yapılacak dört ayrı değerlendirme
sonucunda rapor düzenlenebilecek. Böylece, başvuran kişinin belirli bir zaman diliminde gözlemlenmesini ve rapor veren merkezlerde uzmanlaşmanın sağlanması da amaçlanıyor.
HORMON İLAÇLARI DA TIBBİ MÜDAHALE SAYILACAK
Dikkat çekici bir başka husus da rapor düzenlenirken başvuranın yalnızca yasal koşulları sağlamak amacıyla hormon veya ilaç kullanıp kullanmadığının dikkate alınacak olması. Bu ifade, erken yaşta hormon kullanımına ilişkin tartışmaların doğrudan düzenleme metnine yansıdığını gösteriyor. Yeni düzenleme ile
mahkeme izni olmaksızın
cinsiyet değişikliğine yönelik hiçbir tıbbi müdahale yapılamayacak, süreç idari değil,
yargısal denetime
bağlı olacak.
***
AMELİYAT EDENE DE OLANA DA HAPİS CEZASI
Medeni Kanun’da öngörülen denetim mekanizmasının güçlendirilmesi, Ceza Kanunu’nda yaptırım hükümleriyle tamamlanıyor. Buna göre, kanunda belirlenen şartlara aykırı biçimde cinsiyet değişikliğine yönelik tıbbi müdahalede bulunan kişiler hakkında üç yıldan yedi yıla kadar
hapis ve bin günden on bin güne kadar adli para cezası
uygulanacak. Müdahalenin çocuğa karşı gerçekleştirilmesi veya yetkisiz kişiler tarafından yapılması hâlinde cezalar bir kat artırılacak. Ayrıca, kanunda öngörülen usule aykırı şekilde bu tür bir tıbbi müdahaleyi yaptıran kişi de
bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla
karşı karşıya kalacak. Düzenleme, suçun kapsamını yalnızca cerrahi müdahalelerle sınırlamıyor:
Cinsiyet değişikliğine yönelik hormon verilmesi veya ilaç uygulanması gibi cerrahi dışı tıbbi işlemler de suç kapsamında değerlendirilecek.
***
EŞCİNSELLİK PROPAGANDASI DA “EVLİLİK” DE YASAKLANIYOR
Teklif ayrıca
Türk Ceza Kanunu’nun 225’inci maddesinde
değişiklik öngörüyor. Düzenlemeyle, doğuştan gelen biyolojik cinsiyete aykırı tutum ve davranışları
alenen teşvik eden, öven veya özendiren
fiiller suç kapsamına alınıyor. Buna göre, LGBT lobilerinin veya eşcinsellik propagandası yapan kişiler hakkında
bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası
öngörülüyor. Bununla birlikte, aynı cinsiyetteki kişilerin nişan veya evlenme töreni düzenlemesi de yaptırıma bağlanıyor. “
Eşcinsel evlilik
” adı altında gerçekleştirilen törenler suç kapsamında değerlendirilecek ve bu tür organizasyonlara katılan taraflar hakkında
bir yıl altı aydan dört yıla kadar hapis cezası
uygulanabilecek.
Böylece düzenleme, yalnızca tıbbi müdahale ile sınırlı kalmıyor, cinsiyet disforisine neden olan
kamusal görünürlük ve teşvik boyutunu
da ceza hukuku çerçevesine dahil ediyor.
Sonuç olarak;
kanun teklifleri; gençleri sosyal akımların etkisiyle alınabilecek geri dönüşü zor ve kalıcı fiziki hasarlardan korumayı, tıbbi müdahalenin sınırlarını hukuk çerçevesine oturtmayı ve biyolojik cinsiyetle birlikte
aile kurumunu anayasal güvence altına almayı
amaçlıyor.
Devletin, bu düzenlemeyle ortaya koyduğu yaklaşım ile gençlerdeki cinsel yönelim bunalımıyla sektöre dönüşen ve merdiven altına da inen cinsiyet terk etme ameliyatlarını
sıkı bir izin ve denetim altına
alacak.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:85
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 22 Şubat 2026 04:02 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















