Dört arkadaş bir şey denediler ve oldu Ersin Çelik
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Önceki gün telefonuma bir mesaj düştü. Gönderen, Çorum’dan
Metin Uçar
’dı. Ortak bir WhatsApp grubundayız ve ben Sumud Filosu’ndayken kurdukları ‘Filistin Akademik Düşünce Platformu’nun programına da bağlantı yapmıştık. Anadolu’nun dertli ve gayretli insanlarından Metin Bey. Yazdıkları uzundu ama anlatmak istediği netti: “
Bir şey denedik ve oldu
.”
Metin Uçar, arkadaşları ile Filistin meselesi ve Gazze soykırımı çerçevesinde neler yapılabileceğini konuştuklarını ve klasik sivil toplum kuruluşu hantallığını aşamadıklarını yazıyordu. Genelde, özellikle de İstanbul ve Ankara’da etkili işler yapılıyor. Ama onlar açısından, yerelde aksiyon almada bir ilerleme sağlanamamış. Bunun üzerine 4 arkadaş,
gayriresmi
bir yapı kurup, adına da “
Filistin Atölyesi
” demişler.
Tıpkı bizlerin, 7 Ekim’den hemen sonra Yönetmen Tülay Gökçimen öncülüğünde ‘
Filistin İnisiyatifi
’ni oluşturmamız gibi…
Çorum’daki hikâye bir filmle başlıyor. Adını 2024 yılı başında Gazze’de ailesi ile bir otomobil içerisindeyken, İsrail askerleri tarafından kurşun yağmuruna tutulan 6 yaşındaki Hind Rajab’dan alan ve onun son saatlerini anlatan “
Hind Rajab’ın Sesi
” filmi geçtiğimiz aylarda ülkemizde gösterime girmişti. Bir hafta sonra gitmek istediğimde İstanbul’da yakın salon bulamadığım, kısa süre sonra da gösterimden kalktığını görünce hayıflandığım filmin peşine Çorum’daki bu dört arkadaş düşmüş.
Şehirdeki sinemalardan da “
erken
” kalkınca şüphelenmekle kalmamış, “yeniden nasıl getiririz” diye kafa yormuşlar. Sinemada, üstelik “izlenmeyen” bir filmin tekrar gösterime sokulması pek görülmüş değildir. İçlerinden biri Sinema Genel Müdürlüğü ile temasa geçmiş ve en az 30 kişilik grupların olması durumunda seansların açılması konusunda anlaşmışlar. Biletleri de “
indirimli
” olarak
100 TL
’ye sabitlemişler.
Asıl organizasyon bundan sonra başlamış. Toplumsal hantallıktan, bürokrasinin yavaşlığından şikayetçi olan bu bir grup arkadaş, tüm Çorum’u harekete geçirecek bir çalışma başlatmış. Dernekler, vakıflar, sendikalar, resmi kurum ve kuruluşlarla iletişime geçilmiş. Okul müdürlerine, idealist öğretmenlere anlatmışlar. Öyle ki site ve apartman yöneticilerine kadar ulaşmışlar. Yerel basın ile sosyal medyayı da arkalarına alıp duyuruları yapmışlar.
Sonuçlar ise “
bir şey yapalım
” düşüncesinin ötesine geçmiş. Üç hafta içinde, Çorum’da yaşayan
2 bin 535 kişi
, tamamen gönüllü bir organizasyonla sinema salonlarına giderek filmi izlemiş. Bu şu demek: Türkiye’de “Hind Rajab’ın Sesi” filmini izleyen toplam seyircinin
yüzde 8’i Çorum’dan
. Yani Çorum halkı, Türkiye ortalamasına göre bu filme
21 kat daha fazla
sahip çıkmış.
Şimdi elbette,
“Bir film için nedir bu velvele” diyenler olacaktır. Hatta “Gazze için en fazla film izlersiniz”
diye küçümseyenler de…
Ancak bu gayreti ve sonucunu sadece “
duyarlılık
” olarak okumak büyük eksiklik olur. Burada, aksiyon almak için gidilen bir
yöntem değişikliği
de söz konusu. Çorum’daki bazı STK’lar, film yeniden gösterime girince “bilet alalım ve birilerini filme gönderelim” önerisinde bulunmuş. “Filistin Atölyesi” ekibi ise bu iyi niyetli “
vekaleten izletme
” teklifine karşı çıkarak, “
filme gelecek kişilerin kendi biletlerini almalarını
” istemiş. Yine bazı iş adamları toplu bilet alımı teklifinde bulununca, onlara da “ailelerinizle, komşularınızla ya da işyerinizde çalışan insanlarla birlikte gidin” demişler.
Tutumlarında ısrarcı olmuşlar ve bireysel ya da küçük gruplar halinde sinema salonlarına gelen insanlarda filmin bıraktığı etkiyi gözlemlemişler. Bir filme destek olmak için değil,
sinemanın gücüyle bilinçlenmek için
filmin izlenmesini, Gazze için harekete geçilen bir eylem olarak değerlendirmeliyiz.
Burada dikkat çekici olan bir diğer husus ise sivil iradenin hem engelleri aşma hem de kitleleri harekete geçirme etkisi olmalı. Devasa bütçeli kurumların yapamadığını dört kişinin başlattığı bir inisiyatif başarmış. Dijital dünyada “
çarpan etkisi
” denilen ölçek, Çorum’da sivil toplum pratiğine dönüşmüş. Hiyerarşik bir yapıya gerek duyulmadan, samimiyet üzerinden bir ağ örülmüş.
Metin Uçar mesajında şunu da söylüyor:
“Başka illerden aranmaya başladık. ‘Bu işi nasıl yaptınız?’ diye soruyorlar. Farklı Filistin filmleri için benzer süreçler planlıyoruz. Hatta yine Gazze konulu tiyatro gösterimlerini Çorum’a getirmek için girişimlere başladık.”
Küresel dünya düzeninde, çok güçlü bir kültür endüstrisiyle karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz ve bu zamana dek hep dert yandık. Filmleri göstermek kadar göstermemek de aynı kişilerin elinde. Ama Çorum örneğinde olduğu gibi birkaç kişi dert edinirse “
salon sansürü
” aşılabiliyor.
Filistin’i, Gazze’yi yıllardır medyada, meydanlarda, konferans salonlarında, akademik metinlerde, sosyal medya paylaşımlarında anlattık. Lakin Çorum örneği bizlere başka bir şey söylüyor: Küresel kültür endüstrisinin kulaklarını tıkadığı
Hind Rajab’ın sesi, küçük bir şehirde çığlığa dönüşebiliyormuş.
Duyanlar, duymayanlara duyursun lütfen!
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:44
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 18 Şubat 2026 04:03 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















