Ankara24.com
close
up
Bir anne, bir tava ve devrim! Ersin Çelik

Bir anne, bir tava ve devrim! Ersin Çelik

Yenisafak sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.

Hikâye, 2024 yazında, Malezya’nın Selangor eyaletindeki bir evde, çocukların annelerine ısrar etmesi ile başlıyor: O meşhur kızarmış tavuktan istiyorlar. Lailatul Sarahjana Mohd Ismail, çocuklarının bu isteği karşısında bir karar verip, McDonalds’a gitmek yerine, evde tavuk kızartıyor. “Ne var bunda, her anne evinde çocuklarına yemek yapıyor” diyenler olacaktır. Öyle evet, ama yüreği Gazze ile atan Lailatul Sarahjana çocuklarının istediği boykot marka tavukların daha lezzetlisini, en önemlisi de

Hikâye, 2024 yazında, Malezya’nın Selangor eyaletindeki bir evde, çocukların annelerine ısrar etmesi ile başlıyor:

O meşhur kızarmış tavuktan istiyorlar.

Lailatul Sarahjana Mohd Ismail, çocuklarının bu isteği karşısında bir karar verip,

McDonalds’a gitmek yerine, evde tavuk kızartıyor.

“Ne var bunda, her anne evinde çocuklarına yemek yapıyor” diyenler olacaktır.

Lailatul Sarahjana Mohd Ismail ve eşi Mohd Taufik Khairuddin, birlikte kurdukları Ahmad's Fried Chicken isimli restoranda

Öyle evet, ama yüreği Gazze ile atan Lailatul Sarahjana çocuklarının istediği boykot marka tavukların daha lezzetlisini, en önemlisi de sosunda kan ve gözyaşı olmayanını pişiriyor. Çocuklar tadına bayılıyor. İşte o gün kızaran tavuklar,

sadece çocukların karnını doyuran bir öğün değil, kapitalist düzenin, yerel markalar karşısında nasıl diz çöktürüleceğinin de formülü oluyor.

Şunu biliyoruz: 7 Ekim’den sonra İsrail’e açıkça destek olan, soykırımcı askerlere siperlerine kadar yemek dağıtmakla övünen

Amerikan markaları asıl gücünü “alternatifsiz” olmaktan alıyordu.

***

“BENİM GİBİ MİLYONLARCA İNSAN VAR”

Lailatul Hanım, o gün çocuklarını ikna eden lezzeti mutfağında bırakmayarak, aklına düşen,

“Benim gibi hisseden, boykot ettiği için o restoranlara gidemeyen ama alternatif arayışındaki binlerce, belki milyonlarca insan var”

düşüncesi ile harekete geçiyor.

Eşiyle birlikte kurdukları “Ahmad’s Fried Chicken”, bugün Malezya’da 35 şubeli, hem kapitalizme hem de emperyalizme karşı direniş zincirine dönüşmüş durumda. Hedefleri 2026 sonunda 110 şubeye ulaşmak.

Dostum İsmail Halis’in yönlendirmesi ile haberdar olduğum bu sivil meydan okumanın haberini geçtiğimiz günlerde Bloomberg servis etti. Haber, hikayeden ibaret değil, görüşüne yer verilen yatırım uzmanlardan Adib Zalkapli,

“Bu değişim geçici değil, kalıcı”

diyor. Malezya’da alternatif arayışı tavuktan ibaret değil. Bloomberg’den aktarayım: ZUS Coffee adında yerli bir marka, Starbucks’ın tahtını sarsmakla kalmadı, 700’den fazla şubeyle ülkenin en büyük kahve zinciri haline geldi. Starbucks şube kapatıp küçülürken, ZUS Coffee, Malezya’nın yerel tatlarını kahveyle harmanlayıp Filipinler ve Singapur’a da açıldı.

***

BU SEFER HESAP ÇARŞIYA UYMADI

Görülüyor ki nüfusunun üçte ikisi Müslüman olan 36 milyonluk Malezya’da mesele artık damak tadı veya fiyat rekabeti değil. Mesele, geç kalınmış kimlik arayışı. Mesele, Malezya Başbakanı

Enver İbrahim’in de haykırdığı gibi, Filistin davasını omuzlama gayreti.

Aktardığım haberi okuyunca, soykırımın ilk günlerinde, 2023’ün Ekim ayında bu sütunda kaleme aldığım “

Artık Burger yemeyeceğiz baba

” başlıklı yazımı hatırladım. O günlerde

çocuklarımız, ebeveynlerinin bile gösteremediği bir ferasetle, renkli logolara, oyuncaklı menülere “hayır” demişti.

Anne babalarının elinden tutup “Oraya gitmeyelim, onlar kötü” diyen çocuklar kendilerini de aşan bir reddedişi başlattılar oysa. Çevremde, “

Bizi boykota çocuklar zorladı, her aldığımıza dikkat ediyorlar”

diyen onlarca ebeveyn var.

Çok iyi hatırlarız;

eskiden boykotlar, “öfke sönene kadar” sürerdi.

Küresel markaların CEO’ları, plazalarının üst katlarından aşağıya bakıp, “

Birkaç ay sonra unuturlar, indirim yaparız geri dönerler”

rahatlığıyla kahvelerini yudumlarlardı. Ama bu sefer hesap çarşıya uymadı. Çünkü

tüketici artık sadece “kızmıyor”, yerine yenisini, daha iyisi olmasa da daha “bizden” olanını koyuyor

. Aradaki kalite farkını da vicdanlar fazlasıyla kapatıyor.

***

HALKIN VİCDANI, BORSADA İŞLEM GÖRMÜYOR

Malezya’daki ekonomik başkaldırıyı okurken, gözümüzü kendi ülkemize, futbol sahalarına çevirelim. Çünkü “

küresel markaların çaresizliği

” sadece Asya’da değil, İstanbul’da, Trabzon’da da yaşanıyor.

Hatırlayın: Dünyanın içecek tekeli Coca-Cola, geçtiğimiz aylarda Türk futbolunun “Dört Büyükleri” ile sponsorluk anlaşması yapmaya çalıştı. Milyonlarca doları masaya koydular. Stratejileri basitti:

“Parayı basarız, logomuzu göğüslere, stadyumlara asar, Gazze soykırımından sonra kaybettiğimiz itibarı satın alırız.”

Ama unuttukları bir şey vardı:

Halkın vicdanı, borsada işlem görmüyordu.

Önce Trabzonspor ve Beşiktaş, Gazze’deki soykırımı, camialarının hassasiyetini ve halkın nabzını dikkate alarak parayı elinin tersiyle itti. Açıkça demeseler de

“Bizim formamızda, çocuk katillerine mermi taşıyanların reklamı olamaz” demiş oldular

. Kazananı, yetenekten çok paranın belirlediği futbol endüstrisinde görülmemiş, onurlu bir duruştu bu.

Coca Cola, Galatasaray ve Fenerbahçe ile de masaya oturmuştu. İmzalar atılacak, milyon dolarlar kasaya girecek derken,

devreye bu kez markaların, “tüketici” yani “sosyal müşteri” sandığı taraftarlar girdi.

Sosyal medyada başlayan tepki, stadyumlara taşan kitlesel protestoya dönüştü.

Yönetimler, taraftarın vicdani baskısı karşısında geri adım atmak zorunda kaldı.

Bu gelişme, kim ne derse desin tarihi bir kırılmadır. Görüldü ki,

milyon dolarlık sponsorluk paketleri, tribünlerden yükselen ortak vicdan karşısında değersizleşmişti.

***

MARKALAR İZLEYİCİNİN TRAVMASINI TETİKLİYOR

Tam bu noktada, uzun süredir gözlemlediğim ve

“iletişim sosyolojisi”

açısından çok kritik bulduğum bir çıkarımımı paylaşmak istiyorum:

Küresel markalar için artık “parasıyla rezil olma” dönemi başladı.

Coca-Cola ve benzeri markalar,

kaybettikleri prestiji, zedelenen imajlarını parayla geri almaya, “zorla sevilmeye” çalışıyorlar.

Ama nafile. Hatta bu çırpınış, “advertorial” dediğimiz yöntemlerle dizilerin senaryolarına sızmaları, dijital platformlardaki özel içeriklere gömülmeleri,

televizyon kanallarının kuşaklarını kaplamaları halkta daha büyük bir öfkeye, bir “akıl tutulması” hayretine neden oluyor.

Düşünün… Ailecek ekran başındasınız, sevdiğiniz diziyi izliyorsunuz. En heyecanlı sahnede, başrol oyuncusu masanın üzerindeki Coca Cola şişesini alıp hayat iksiri gibi içiyor. Kanal, yapımcı ve reklam veren sanıyor ki,

izleyici o an “canım çekti” diyecek.

Hayır efendiler!

İzleyici 7 Ekim’den sonra o şişeyi ve o logoyu gördüğünde “lezzet” duygusu harekete geçmiyor.

Zihnine Gazze düşüyor. Enkaz altındaki bebekler düşüyor. Evladını kefenlemiş anneler düşüyor.

Marka, “

görünür olayım

” derken, aslında izleyicinin travmasını tetikliyor. İtibar satın almaya çalışırken, ellerindeki parayla kendilerini daha da rezil ediyorlar. Bu “zoraki görünürlük”, ters tepen bir silaha dönüştü. Halk, “

Beni aptal yerine koyamazsınız, senaryonun içine de saklansanız ellerinizdeki kanı görüyoruz”

diyor.

***

BOYKOT EKRANA SIÇRAR!

Kitlelerin harekete geçme biçimini, dip dalganın sesini, sosyal medyanın evlerde nasıl karşılık bulduğunu uzun zamandır analiz eden, sosyal dönüşümler üzerine çalışan, onlarca Gazze yürüyüşü organize eden sivil oluşumlarda yer alan bir iletişimci olarak şunu açıkça ifade edeceğim:

Televizyon kanalları, dijital platformlar, senaristler ve yapımcılar, boykot markalarının itibar satın alma gücüne boyun eğebilirler.

Ancak bu markalar, tüm toplumsal tepkilere rağmen parayı basıp “gözünüze sokacağız” stratejisine devam ederse,

bir sonraki aşamada boykotun seyri değişir.

Halk; sadece markayı değil, o reklamı yayınlayan kanalı,

ürün yerleştirmesini yapan diziyi, o platformu da boykot edecek.

“Ne verirsek satın alır” muamelesi çekilen seyirci, “

Benim hassasiyetimi, benim kardeşimin acısını yok sayıp, katilin parasını yiyen kanalı izlemem

” diyecek. Ekranlar kararacak, abonelikler iptal edilecek, reytingler çakılacak. Önümüz Ramazan. Malum markaların,

“reklamdan kurdukları” iftar sofralarına oturanlar da

yedikleri lokmaların boğazlarına dizildiğini hissedecek, o sofraların aslında kimin kanıyla kurulduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalacak.

***

Yazdıklarım bir kehanet değil, Malezya’da boşalan dükkanların, Türkiye’de iptal edilen sponsorlukların gösterdiği sosyolojik bir gerçekten söz ediyorum.

“Artık o burgerden yemeyeceğiz” diyen çocuklar büyüyor

. Küresel markaların “şımarık” tavrından irrite olan bir nesil geliyor. Alternatif arıyor, buluyorlar. Starbucks’tan vazgeçip

mahalledeki nitelikli kahveciye giden gençler

yeni nesil tüketim bilinci inşa ediyor.

Kapitalizmin en büyük kâbusu, tüketicinin “bilinçli vatandaşa” dönüşmesidir.

O dönüşüm Gazze’nin şanlı direnişi ile tamamlandı. Artık ne milyar dolarlık reklamlar ne de senaryoya giydirilmiş sahte kareler bu gerçeği değiştirebilir.

Malezya’da bir tava, Türkiye’de bir forma, Gazze’de bir direniş... Hepsi ortak bir tavrı, duruşu, iradeyi anlatıyor:

“Vicdan, cüzdanı yendi.”

Haberiniz olsun!

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:58
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 14 Aralık 2025 09:27 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

İngiltere de 2 çocuk kızamık nedeniyle hayatını kaybetti

12 Haziran 2026 00:08see158

Yangın musluklarının farklı renklere boyanmasının sebebi buymuş Sözcü Gazetesi

12 Haziran 2026 00:15see158

Meksika, 2026 Dünya Kupası’na 3 puanla başladı! 3 kırmızı kart çıktı

12 Haziran 2026 00:13see157

Dünya Kupası 3 kırmızı kartla başladı! Meksika, Güney Afrika ya geçit vermedi

12 Haziran 2026 00:09see150

Windows 11’de günlük kullanımı hızlandıracak güncelleme geldi Teknoloji Haberleri

12 Haziran 2026 00:06see147

Dorukhan Büyükışık Davasında 26. Tutuklama

12 Haziran 2026 01:41see142

Ege Üniversitesi nde Usulsüzlüklere Operasyon

13 Haziran 2026 01:04see137

Kanalizasyon suyunu 27 kilometre taşıyıp depolamaya başladılar Sözcü Gazetesi

12 Haziran 2026 00:31see137

Ameliyatlarda yeni dönem kapıda: Küçücük boyutuna rağmen 5 farklı işlemi tek başına yapıyor Sözcü Gazetesi

12 Haziran 2026 00:49see137

Kenan Doğulu ve Beren Saat in de aralarında olduğu 4 kişi için yurt dışı yasağı istemi

12 Haziran 2026 00:40see136

Irmak öğretmen soruşturması derinleşiyor Yerel Gündem Haberleri

12 Haziran 2026 04:15see136

İngiltere de sokak ortasında kanlı saldırı: 17 yaşındaki kız boynundan bıçaklandı

13 Haziran 2026 01:03see135

Dünya Kupası sonuçları: 13 Haziran itibariyle son durum

13 Haziran 2026 00:59see135

Her sözü olay, her icraatı tartışmalı Sözcü Gazetesi

12 Haziran 2026 05:08see134

Finans tarihinin en büyüğü: SpaceX’ten 75 milyar dolarlık halka arz

12 Haziran 2026 01:03see134

Konya’da öğrenci yurdunda şiddet görüntüleri: Görevli görevden alındı

13 Haziran 2026 01:57see133

Kars ta sel felaketi: Altı köyde hasar hayvanlar telef oldu Kars Haberleri

13 Haziran 2026 00:28see129

Vinicius Junior: Hayalini kurduğum yerdeyim!

13 Haziran 2026 00:52see127

ABD Paraguay İlk 11 ler belli oldu

13 Haziran 2026 03:35see126

Ozan Kabak: Montella rakibi bize ezberletti

13 Haziran 2026 02:27see125
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları