Ankara24.com
close
up
Menu

Yangın musluklarının farklı renklere boyanmasının sebebi buymuş Sözcü Gazetesi

Meksika, 2026 Dünya Kupası’na 3 puanla başladı! 3 kırmızı kart çıktı

İngiltere de 2 çocuk kızamık nedeniyle hayatını kaybetti

Dünya Kupası 3 kırmızı kartla başladı! Meksika, Güney Afrika ya geçit vermedi

Dünya devinin Türkiye kurnazlığı pahalıya patlayacak! 650 milyon euro kapkaç

Windows 11’de günlük kullanımı hızlandıracak güncelleme geldi Teknoloji Haberleri

Bernardo Silva, Real Madrid yolcusu!

Didem Arslan Yılmaz, yıllardır çözülemeyen dosyada kritik adım attı

Bakan Bolat ın sözleri gündem oldu: Türkiye artık barış kurucu güç Türkiye Ekonomisi Haberleri

Dorukhan Büyükışık Davasında 26. Tutuklama

Kanalizasyon suyunu 27 kilometre taşıyıp depolamaya başladılar Sözcü Gazetesi

Ameliyatlarda yeni dönem kapıda: Küçücük boyutuna rağmen 5 farklı işlemi tek başına yapıyor Sözcü Gazetesi

Kenan Doğulu ve Beren Saat in de aralarında olduğu 4 kişi için yurt dışı yasağı istemi

Dünya Kupası sonuçları: 13 Haziran itibariyle son durum

Ege Üniversitesi nde Usulsüzlüklere Operasyon

İngiltere de sokak ortasında kanlı saldırı: 17 yaşındaki kız boynundan bıçaklandı

Finans tarihinin en büyüğü: SpaceX’ten 75 milyar dolarlık halka arz

Irmak öğretmen soruşturması derinleşiyor Yerel Gündem Haberleri

Her sözü olay, her icraatı tartışmalı Sözcü Gazetesi

Konya’da öğrenci yurdunda şiddet görüntüleri: Görevli görevden alındı

Bir sayı kadar hafif bir ölüm kadar sessiz Düşünce Günlüğü Haberleri

Bir sayı kadar hafif bir ölüm kadar sessiz Düşünce Günlüğü Haberleri

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.

Ölümü sayılardan kurtarmak, düşünceyi metriklerden azat etmek; işte gerçek direniş buradadır. Çünkü hakikatin sessizliği, sayılardan daha yüksek bir aksi sedaya sahiptir. Bugün, hakikati kaç entelektüel; ölümü sayısallaştırmadan, veriye dönüştürmeden ve hisleri küçültmeden dile getirebiliyor?

Prof. Dr. Celalettin Yanık / Bursa Uludağ Üniversitesi

Ferdi ve kolektif hayatımız sayılara indirgenmiş vaziyette ve biz bundan hiçbir surette rahatsızlık duymuyoruz. Sayılar, insan sayısından ekonomik ifadelere kadar geniş bir alanda her bir tarafımızı sarmış durumda. Artık sayılarla düşünüyor, sayılarla hedef koyuyor, sayılarla kendimize yol haritaları çiziyoruz. Dolayısıyla sayı, adeta varoluşsal bir durum haline geldi. “Ne kadar çok?” ve “Ne kadar az?” soruları gündemimizden düşmüyor. Böylece sayı büyüdükçe hisler de küçülüyor. Peki ya ölenlerin sayısı? Bu bir anlam ifade ediyor mu? Ölüm, bir saniye kadar yakınımızda hayatımızın tümünü kaplamışken, uzağımızda sayılara indirgenmiş ötekine ait bir olgu haline getirildi.

ÖLÜMÜN VERİLEŞTİRİLMESİ

Gazze’de iki yılda 70 bin kişinin ölümü, yazıyla ifade edildiğinde anlam haritalarımızda sadece bir sayıdır. Bu sayede ölüm bilgiye değil, veriye dönüştürülüyor. Evet, 70 bin kişinin ölümü, bir sayıya atıfta bulunulduğu takdirde, karşımıza bir hiçlik çıkmaktadır. Sayının nedeni sorgulanmadan, onu sayı olarak görmenin verdiği hafiflikle gündelik hayatımıza dönebiliriz. Ölü bir bedeni sayısallaştırmak oldukça kolaydır; çünkü fotoğraf karesinde bir veya birkaç tanesini görmek çoğu zaman “kâfi”dir. Ancak, bu yetmiş bini sıralı bir şekilde de olsa fotoğraf karelerine sığdırmak mümkün müdür? Onların her biri ve hepsi, semadan çekilebilecek bir fotoğraf karesine dahi sığmayacaktır. Bu 70 bin ölü beden; hayalleri, umutları, sevinçleri ve hüzünleriyle toprağın altında, kefenli kefensiz bir arada bizlere bir şey anlatıyorlar. Buna rağmen onlar, ölü bedenleriyle siyasal özne olma vasfı elinden alınmış olanlardır.

GAZZE: SAYILARIN VİCDANI

Öte yandan, ölüler dışında hâlihazırda ölüm tarlalarında gezinen niceleri de ölümü bekliyor. Ölüm tarlası haline getirilen Gazze, bugün dünyanın gözü önünde histerik ve şizofrenik tiplerin saldırısına meydan okumaktadır. Gözlerimizin önünde gerçekleşen bu duruma artık seslerin yükselmesi, insani ve vicdani olanın gereği şeklinde olsa dahi, kinik siyasetçilerin göz kapakları aralanamamış vaziyettedir. Fakat küresel bir dünyayı alkışlayan neo-liberallerin sesleri neden kısık? Bir menfaatleri olmadığından mı, bir tüketim nesnesi haline getiremediklerinden mi, yoksa Batılı liberal öznenin mevcudiyetinin buradaki yokluğundan mı? Son vurgu sadece bugüne değil, Batı’nın sınırları dâhilindeki Bosna’da da benzeri bir durumun yaşanmış olmasına işaret etmektedir. Dolayısıyla tarih, tekerrür etmektedir. Şayet Batılı özneler bu türden bir histerik ve şizofrenik kitlesel soykırıma maruz kalsaydı, ne yapılabilirdi?

Yukarıdaki soruların yekûnu, sadece Batı’yı suçlayarak açıklanamaz elbette. Tüm bu olaylara Batı’nın göz kapaması olarak bakmak, entelektüel anlamda kendi dar sınırları içerisinde, ötekini sürekli suçlama psikolojisinde kalmaya neden olur. Bu durumda, tüm diğer güzelliklerin de sadece “kendimizde” sınırlandırılması gibi ideolojik bir pozisyon alış ortaya çıkar. Oysa, bu türden bir ideolojinin keyfi sularında yüzmektense kendimize bakmaya gayret göstermeliyiz.

ENTELEKTÜELİN SESSİZLİĞİ

Bu ölümler karşısında “Entelektüel duruş ne olmalıdır?” diye sorarak başlamalıyız. Ne yazık ki, entelektüel camia bu süreçte pasif bir konumdadır. Öyle ki, Batı’nın zamansal kodlarını kullanmanın dayanılmaz hafifliğinde, farklı bir zamansal kod oluşturamamanın derin kaygısını yaşamamaktadır. Dolayısıyla bu zamansal kod, alternatif söylem üretme kapasitesini baştan yıkmaktadır. Seküler olduğu herkesçe bilinen bu zamansal kodu aşmak adına atabileceği her bir adım, orada ölenleri farklı şekilde algılamayı sağlayabilir. Ölüleri sayısallaştırmadan, onları siyasal özneler haline getirmekle, bir simularktan öte bir yas ya da kolektif bir hafıza süreci inşa etmek daha mümkün görünmektedir. Fakat yazılı olanların tamamında hâlâ ölü sayısı üzerinden gidiliyor.

Oysaki entelektüelin varlık nedeni, hakikatin gürültüde kaybolduğu yerde sözü yeniden kurmaktır. Ancak o, hakikatin değil, görünürlüğün peşinde. Bilgi, bugün bir âlimane kavrayış değil, tüketilebilir bir metadır. Düşünce; hız, anlık tepki ve sayısal beğeni ekonomisi içinde kendi ağırlığını yitirmiştir. Entelektüel, fikri üretemiyor, aksine onu sergiliyor. Ölümü dahi sayılara indirgemiş bugünün entelektüeli, kendi kelimelerini de sayılabilir hale getirmiştir. Her cümlesi, okunma oranları ve etkileşim istatistikleri arasında anlamını yitirmektedir. Entelektüel artık hakikati değil, seküler zamansal kodun meydana getirdiği dili konuşmaya başlıyor.

Bugünün entelektüeli, artık bir fikir üreticisi değil, bilakis dijital çağın retorik işçisidir. Hakikati inşa eden değil, sanal dolaşıma sokan bir figür. Yazdıklarının yankı bulup bulmadığına, hakikati ne kadar dile getirdiğinden önce bakar. Bu yüzden ölümler sayılara indirgenirken, entelektüel sessizliğin sesi dahi algoritmaların gürültüsünde boğulmaktadır. Bir zamanlar ölümün kutsallığını koruyan toplumlar, şimdi ölümleri veri olarak işliyor; bir zamanlar fikrin önemini savunan entelektüeller ise düşünceyi ölçülebilir bir içerik haline getiriyor. Her ikisi de aynı aklın ürünüdür: Niceliğin kutsandığı, niteliksel olanın unutturulduğu akıl. Bu akıl, insanı hem normlardan ve ahlaktan uzaklaştırmakta hem de insani olanı bir veri tablosuna dönüştürmektedir.

HAKİKATİN SON TAŞI

O halde, entelektüelin sorumluluğu, sistemi yüceltmekte değil, sistemin diline direnebilmekte gizlidir. Ölümü sayılardan kurtarmak, düşünceyi metriklerden azat etmek; işte gerçek direniş buradadır. Çünkü hakikatin sessizliği, sayılardan daha yüksek bir aksi sedaya sahiptir. Hakikat, Edward Said’in —sembolik dahi olsa— elindeki taşla, günümüzün histerik şiddetine karşı savurduğu sessiz başkaldırıda gizlidir. Bugün, bu hakikati kaç entelektüel; ölümü sayısallaştırmadan, veriye dönüştürmeden ve hisleri küçültmeden dile getirebiliyor?

Daha fazla bilgi ve son haberler için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:119
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 16 Ekim 2025 07:17 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Yangın musluklarının farklı renklere boyanmasının sebebi buymuş Sözcü Gazetesi

12 Haziran 2026 00:15see153

Meksika, 2026 Dünya Kupası’na 3 puanla başladı! 3 kırmızı kart çıktı

12 Haziran 2026 00:13see152

İngiltere de 2 çocuk kızamık nedeniyle hayatını kaybetti

12 Haziran 2026 00:08see151

Dünya Kupası 3 kırmızı kartla başladı! Meksika, Güney Afrika ya geçit vermedi

12 Haziran 2026 00:09see145

Dünya devinin Türkiye kurnazlığı pahalıya patlayacak! 650 milyon euro kapkaç

11 Haziran 2026 16:45see141

Windows 11’de günlük kullanımı hızlandıracak güncelleme geldi Teknoloji Haberleri

12 Haziran 2026 00:06see141

Bernardo Silva, Real Madrid yolcusu!

11 Haziran 2026 22:02see139

Didem Arslan Yılmaz, yıllardır çözülemeyen dosyada kritik adım attı

11 Haziran 2026 21:40see138

Bakan Bolat ın sözleri gündem oldu: Türkiye artık barış kurucu güç Türkiye Ekonomisi Haberleri

11 Haziran 2026 21:33see138

Dorukhan Büyükışık Davasında 26. Tutuklama

12 Haziran 2026 01:41see136

Kanalizasyon suyunu 27 kilometre taşıyıp depolamaya başladılar Sözcü Gazetesi

12 Haziran 2026 00:31see131

Ameliyatlarda yeni dönem kapıda: Küçücük boyutuna rağmen 5 farklı işlemi tek başına yapıyor Sözcü Gazetesi

12 Haziran 2026 00:49see131

Kenan Doğulu ve Beren Saat in de aralarında olduğu 4 kişi için yurt dışı yasağı istemi

12 Haziran 2026 00:40see131

Dünya Kupası sonuçları: 13 Haziran itibariyle son durum

13 Haziran 2026 00:59see130

Ege Üniversitesi nde Usulsüzlüklere Operasyon

13 Haziran 2026 01:04see130

İngiltere de sokak ortasında kanlı saldırı: 17 yaşındaki kız boynundan bıçaklandı

13 Haziran 2026 01:03see130

Finans tarihinin en büyüğü: SpaceX’ten 75 milyar dolarlık halka arz

12 Haziran 2026 01:03see129

Irmak öğretmen soruşturması derinleşiyor Yerel Gündem Haberleri

12 Haziran 2026 04:15see129

Her sözü olay, her icraatı tartışmalı Sözcü Gazetesi

12 Haziran 2026 05:08see128

Konya’da öğrenci yurdunda şiddet görüntüleri: Görevli görevden alındı

13 Haziran 2026 01:57see126
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları