Bir doğru bütün hataları affeder mi? Fatma Barbarosoğlu
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
I-
Hayatın özünden bir şeyler biriktirmemize mihmandarlık edecek bir sorudur: Ne, ne zaman, nasıl yaşanmıştır?
Dünya Kupası devam ederken, herkes gözünü ekrana dikmiş, her taraftar kendi milli takımının zaferine ve mağlubiyetine odaklanmış iken İsrail Gazze’yi gece yarısı bombaladı.
Gazze halkı dünyaya saçı ağarmış, yüzü sedef lekeleri ile dolu çocukların videosunu gönderdi: Gazze’de artık sadece anaların saçına aklar düşmüyor çocukların saçları da beyazlıyor diye.
Dünya Kupası devam ederken, Gazze halkına dair bir video daha ateş topu gibi düştü kalbi olanların kalbine. Gece yarısı İsrail’in bombaladığı şehirlerinin taş moloz yığını altında kalan görüntüleri arasında bir minik bir kız çocuğu. Bir elinde tava bir elinde boyu kendi boyuna yakın bir bez bebek. Bir evin içinde. Artık ev olmayan bir evin içinde. Taş, toprak, toz yığınının altında şaşkın gözlerle etrafına bakıyor. Odanın eşiğine kadar geliyor tam çıkacak, çıkamıyor geriye dönüp tekrar bakıyor etrafına. Bu enkaz, bu minik kız çocuğunun bir zamanlar yuvası idi.
Hayattan geriye ne kalacak? Tarihi muktedirler yazacak unutma ey okuyucu. Verileri bir mülk gibi hanelerine kaydedenler, kendi oluşturdukları kes yapıştır kompozisyonları “tarih” diye sunacak. Sanat diye sunacak, film diye sunacak.
İsrail Gazze’yi bombalarken, platformlarda Almanya’nın Yahudilere yaptığı soykırımı anlatan eski yeni filmler ara vermeden gösterime girmeye devam etti. Onların elinde devasa film sektörü, veriler, bizim elimizde gece yarısı dolaşıma giren minik videolar.
Kurt, kuzu suyu bulandırdığı için hakkını arayacaktır, dünyanın bütün kuzularını katlederek. Budur 21. yüzyılın adalet sistemi.
Bu kadar kuzu katledildiyse suç kimin? Kurdun değil elbet. Böyle yerleştirecekler zihinlere, yanlışı doğru, katliamlarını öz savunma diye.
II-
Rahmetli annemin mesuliyeti alınmamış bir hatanın arkasından söylediği bir söz vardı: Hatayı gelin etmişler, güvey giren olmamış.
Dünya Kupası devam ediyor. Evlerine erken dönen takımların akıbetini, içinden geldikleri kültürün renkleri belirliyor. “Kazanıldığında karşılığı mükafat ile ödüllendirilecek işler, kaybedildiğinde bir yaptırım ile karşılık bulmalı” anlayışını her ülke kendi meşrebince ortaya koydu:
Uruguay elendi, özel uçuş iptal edildi, sporcular kendi imkanları ile ülkelerine döndü.
Suudi Arabistan elendi, futbol federasyonu başkanı istifa etti.
İskoçya elendi, milli takımı yedi yıldır çalıştıran teknik direktör istifa etti.
Çekya elendi, teknik direktör istifa etti.
Güney Kore elendi, teknik direktör istifa etti. Güney Kore’de devlet sürecin değerlendirilmesi için devreye girdi. Tv ekranları teknik direktörün yüzünü sansürleyerek verdi. Bazı işletmeciler, dükkanlarına teknik direktörün fotoğrafını asarak gelirse içeri alınmayacağını ilan etti.
Türkiye’de ne oldu? Bir doğru, bütün hataları affeder anlayışı mı yürürlükte? Ev sahibinin evinde son maçı kazandık “bahtiyarlığı”...
Yanlışlara verilen tepkilerin kültürden kültüre farklı olduğu meselesi antropolojide sıkça ele alınan bir konudur: “...Şerefe öncelik verilen toplumlarda kolaylıkla öfkeye kapılınır, kendine hâkim olmaya değer veren toplumlarda ise intikam soğuk yenen bir yemektir.” (Oliver Roy, Dünyanın Düzleşmesi, s.43-44)
Türkiye hangi gurupta? Şerefe öncelik verenler gibi davranılmadı. “İntikam soğuk yenen yemektir” anlayışı da pek devrede olmaz bizim kültürümüzde. Mesuliyet paçavraya çevrilir, tepe tepe yardan aşağı atılır. Unutulur gider...
Hatalardan ders çıkarmak mı? Hatanın ne olduğu konusunda bile anlaşmaya varılamamış iken...
Türk Milli Takımı’nın 2026 Dünya Kupası’ndaki hatalarının mesulü aranmaya devam ediyor. Herkesin ortak mesuliyetinin olduğu başarısızlıklarda, ihale edilecek günah keçisi arayışı bitmez, malum. Millî takımın Arizona çölünde kamp kurmasından maçtan hemen önce ABD’ye götürülüp jetlaglı halde maça çıkarılmasına kadar pek çok hata sıralandı.
Hatalar sıralanırken benim için en dikkat çekici olan ise, Alman Milli Takımı iki psikolog ile ABD’ye gitmiş. Bizim takımın psikoloğu yoktu, temalı vidolar oldu. İtiraf etmem gerekiyor ki futbol takımlarının kadrolu bir psikoloğunun olduğunu bilmiyordum.
Spor psikolojisi ve spor sosyolojisine dair makaleler okuduğum halde bu konuya uzak oluşuma bir anlam veremedim.
Oysa farklı kültürlerden gelen kişilerin aynı takım için top koşturmaları, belli ki dışardan bakıldığı kadar kolay bir mesele değil.
“Alleme”ye, “Takımlarda ilk psikolog ne zaman kadroya alındı?” diye sordum.
Futbol takımlarının resmi ve tam zamanlı olarak psikolog istihdam etmesi, 1990’ların ortalarından itibaren yaygınlaşmaya başlamış.
Dünyada spor psikolojisinin babası kabul edilen Coleman Griffith 1920’lerde Amerikan futbol ve beyzbol takımlarıyla çalışarak sporcuların zihinsel durumlarını incelemiş.
Takımlarda psikolog desteği 1990’larda İngiltere ile başlıyor. Psikologların futbolculara verdiği en büyük destek zihinsel dayanıklılık konusunda oluyor(muş).
Türkiye’de psikolog kelimesi pek makbul olmadığı için futbolcular üzerinde ters tepki yaratacağını düşünerek Fatih Terim, “mentorluk” adı altında Prof. Dr. Turgay Biçer’i Galatasaray teknik heyetine dahil ediyor.
İlginç değil mi, 1990’larda psikolog adının futbolcularda ters etki yapacağı düşünülürken 2020’lerde neredeyse her evin bir psikoloğu var. Amerikan filmlerinde bir cümle olarak duymaya alışık olduğumuz, her aile için vazgeçilmez olan dişçi, avukat, psikolog artık Türkiye’nin de bir gerçeği.
Oyuncuların yakın çevresi için ayrı bir psikolog mu tutuluyor yoksa aynı psikolog futbolcuların ailelerine de mi destek veriyor?
Mesela İran Milli Takımı’nın psikoloğunun sporcularına verdiği desteği çok merek ediyorum. Keşke paylaşsalar. ABD’nin kendilerine uyguladığı psikolojik savaşa nasıl karşı durduklarını bilebilsek. Ne olursa olsun, Dünya Kupası’nın kalplerdeki galibi İran Milli takımı. İranlı futbolcuların yöneticilerini, teknik direktörünü, psikologlarını canı gönülden tebrik ediyorum.
ABD, İran Milli Takımı’na vize vermediği için her maç sonrası Meksika’ya uçtular ve her maç öncesi ABD’ye geldiler. Hiç yenilgi almadan veda ettiler.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:106
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 03 Temmuz 2026 04:12 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















