Ankara24.com
close
up
Menu

MGK bugün toplanıyor! Kritik başlıklar masaya geliyor

Ezanı duyuyorlar ama bozuntuya vermeden türkü söylüyorlar: Özgür Özel in yeni görüntüleri

Trump, resmi evraklarda süper zeka ifadesini zorunlu kılan kararnameyi imzaladı

MHK ya neden operasyon düzenlendi, suçlamalar ne, kim ne ile suçlanıyor? Hakemler Dosyası nın tüm detayları Son Haberler

Güneş panelleri geçim kapısı oldu: Koyunlar karnını, sahibi cebini dolduruyor Sözcü Gazetesi

İtalya nın yıldız ismi kadrodan çıkarıldı! Türkiye maçında yok Sözcü Gazetesi

Türk Telekom, EuroCup ta Tenerife ye mağlup oldu

Bakan Çiftçi den Sakarya daki selde 4 kişiyi kurtaran ekiplere tebrik Son dakika haberleri

NATO Genel Sekreteri Rutte’den Putin’e mesaj: NATO’yu asla yenemeyeceğini biliyor

MAKTEK Avrasya 2026’da yeni nesil üretim teknolojileri Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde sergileniyor

Fotoğrafın 200 yıllık yolculuğu Sözcü Gazetesi

Selçuk Bayraktar, Şanlıurfa’da türküyle karşılandı

Fransa da liselilerin düzenlediği eylemlerde 10 kişi yaralandı

İletişim Başkanlığı fon soruşturması çerçevesinde alınan yeni tedbirleri duyurdu

Fitch Direktörü Winslow açıkladı: Fon krizi için sistemik risk beklenmiyor

Fenerbahçe camiasının acı günü! 95 yaşında vefat etti Sözcü Gazetesi

Kılıçdaroğlu yol haritasını açıkladı: Yeni ittifak sinyali

Göncek kavunu tezgahlarda! Kilosu 40 Lira

The Cinematic Orchestra İstanbul a geliyor

Başkan Erdoğan ın talimatı sonrası DDK düğmeye bastı: İnceleme başlatıldı

Saatler, hayaller, imajlar… Fatma Barbarosoğlu

Saatler, hayaller, imajlar… Fatma Barbarosoğlu

Yenisafak sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.

Son yazımı burada Ekim 2025’te yayınlamıştım. Aradan günler, haftalar, aylar geçti. Takvimde yıl değişti. Bunca fasıladan sonra tekrar merhaba demek için zamanın izi üzerinden gideyim dedim. Zamanı idrak edenlerden misiniz? Ya da geçip giden zamanın ardından hayıflanan-lardan mı? Zamanı tadanlardan mısınız? Zamanı tatmak, anın farkına varmak için gözlerini kapatıp içine bakanlardan mısınız mesela? Ya da zamanı bir yük gibi hissedip, onun nasıl öldürüleceğine bir türlü karar veremeyişin can sıkıntısı

Son yazımı burada Ekim 2025’te yayınlamıştım. Aradan günler, haftalar, aylar geçti. Takvimde yıl değişti. Bunca fasıladan sonra tekrar merhaba demek için zamanın izi üzerinden gideyim dedim.

Zamanı idrak edenlerden misiniz? Ya da geçip giden zamanın ardından hayıflanan-lardan mı?

Zamanı tadanlardan mısınız? Zamanı tatmak, anın farkına varmak için gözlerini kapatıp içine bakanlardan mısınız mesela? Ya da zamanı bir yük gibi hissedip, onun nasıl öldürüleceğine bir türlü karar veremeyişin can sıkıntısı ile huysuzlananlardan mı?

Zamanınızı ölçer misiniz mesela? Zaman nasıl ölçülür diyorsunuz. Bizi birbirimize yakın eyleyen ya da birbirimize uzak kılan zamanı ölçme biçimlerimizdir. Bazıları zamanı statü sembolleri ile ölçer bazıları emek yoğun işlerle.

Emek ile statünün birleştiği “zaman ölçeği” olarak saatler üzerinden gidelim o vakit.

Tophane-i Amire ’de Mehmet Çebi’nin yıllardır biriktirdiği cep saatleri koleksiyonu sergileniyor. Saatin kendisinden ziyade hikâyesine, zamanın idrak edilme meselesine zihnini yormuş biri olarak, önce sergi defterine yazılanları okudum. Yorumları kabaca ikiye ayırmak mümkün. Koleksiyoner Mehmet Çebi’yi tanıyan, yaptığı işleri bilenler ve bilmeyenler olarak. Tanıyanlar iltifatlarını dile getirip sergideki paha biçilmez cep saatlerini nazara verirken tanımayanlar böyle bir sergi ile karşılaşmaktan duydukları memnuniyeti dile getiriyordu daha ziyade. Serginin sunumu ile ilgili olarak serginin İngilizce metinler eşliğinde nazara verilişini HAYRET nidalarıyla karşılayan ziyaretçinin cümleleri özellikle dikkatimi çekti. Esasında bu cümleleri yazan, muhtemelen anlatılmakta olan hikâyeden mahrum kaldığı için ve Türkiye’de sergilenen bir koleksiyonun Türkçeden esirgenmiş olmasına esef ediyordu haklı olarak. Sergi, sunulan objeleri hikâyesiyle sunan bir sergi değil. Oysa böyle bir sergi, edebî metinlerdeki saat tasvirlerine de yer vererek çok daha çarpıcı bir şekilde hazırlanabilirdi. Objeler, kuru tarihi bilgilerden ziyade hikâyeleri ile alımlanıp değerlenir.

Bir objenin tarihî değerinin nasıl alımlanıp ispat edildiğine dair sizinle bir romanın satırları üzerinden ilerleyelim. Philip K. Dick’in Yüksek Şatodaki Adam romanı üzerinden. Daha sonra bu roman hakkında konuşacağımızı vadederek koleksiyoncuların obje ve hikâyesi üzerinde neden itina ile durduklarını dikkatinize sunuyorum:

“Bütün bu tarihsellik meselesi saçmalıktan ibaret. Bu Japonlar zırdeli. Kanıtlayacağım.” Ayağa kalkıp aceleyle çalışma odasına girdi ve hemen iki çakmakla geri dönüp onları sehpanın üzerine koydu. “Şunlara bak, aynı görünüyorlar değil mi? Peki şimdi dinle. Birinde tarihsellik var.” Kıza sırıttı. “Onları eline al. Haydi. Biri koleksiyon piyasasında … Eee, kırk elli bin dolar ediyor.”  Kız iki çakmağı da dikkatle eline alıp inceledi. Wyndam-Matson “Hissetmiyor musun? diyerek kızla dalga geçti “Tarihselliği? Tarihsellik nedir?” dedi kız. “Bir şeyin tarih barın dırmasıdır. Dinle, şu iki Zippo çakmaktan biri öldürüldüğü sırada Franklin D. Roosevelt’in cebindeydi. Diğeri ise değildi. Birinde tarihsellik var, hem de epeyce. Olabildiğince fazla. Diğerinde ise hiçbir şey yok. Hissedebiliyor musun?” Kızı dürttü. “Hissedemezsin. Hangisinin hangisi olduğunu ayırt edemezsin. O çakmağın etrafında ‘mistik’, “plazmik bir varlık’, ‘aura’ yok”. Kız huşu içinde “Vay be!” dedi “Bu gerçekten doğru mu? O gün bunlardan biri Roosevelt’in yanında mıydı?

“Elbette. Ve ben onun o gün onun yanında taşıdığı çakmağın hangisi olduğunu biliyorum. Ne demek istediğimi anlıyorsundur. Bu iş büyük bir dolandırıcılıktan başka bir şey değil; kendi kendilerini dolandırıyorlar. Demek istediğim bir tabanca Meuse-Argonne gibi büyük bir muharebede rol oynar ve yine de hiçbir şekilde değişmiş değildir, sen gerçeği bilmiyorsan tabii. Her şey buradadır.” Wyndam-Matson başına tık tık vurdu. “Zihinde, tabancada değil. Ben eskiden koleksiyoncuydum aslında, bu işe böyle girdim. Pul koleksiyonu yapıyordum. Eski İngiliz kolilerinin pullarını topluyordum.” 

(…)

“Şu iki çakmaktan birinin bir zamanlar Franklin Rosevelt‘e ait olduğuna inanmıyorum” dedi kız. Wyndam-Watson kıkırdadı “Ben de bunu anlatmaya çalışıyorum, öyle olduğunu sana bir belgeyle kanıtlamamam gerekir. Bir otantiklik belgesiyle. Yani bütün her şey sahtedir, kitlesel bir aldanıştır, nesnenin değerini belge kanıtlar, nesnenin kendisi değil.”

“Bana belgeyi göster” 

Smithsonian Enstitüsü’nün çerçeveli onay belgesini duvardan indirdi, bu belge ve çakmak kendisine bir servete mal olmuştu, fakat buna değerdi… Çünkü haklı olduğunu, “taklit” kelimesinin aslında hiçbir anlam ifade etmediğini, ne de olsa “otantik” sözcüğünün aslında hiçbir anlamı ifade etmediğini kanıtlanmasını sağlıyordu.”

Saatler, imajlar bahsini, cep saatinden kol saatine geçişi dakiklik, sağlamlık ve başarı hikâyeleri ile inşa etmiş milyon dolarlık saat markası üzerinden görmek lazım.

Saatler ve hikâyeler bahsini en iyi şekilde işleyen, markasının üstünü “taç”landırmış, bütün dünyada “altın bilet” imajına sahip olan “o kol saati”nden, Hans Wilsdorf’un markasından bahsediyorum. Şirketini 24 yaşında kurdu ve kol saatlerini hem dakik hem de şık bir şekilde üretmeye başladı. Onun üretimine kadar kol saatleri dakiklik konusunda güvenilir bulunmuyordu. Markanın piyasaya sunduğu her saat bir başarıya eşlik etti. Karada, denizde, havada. Manş’ı yüzerek geçenler için de güvenilir bir marka oldu, uzaya gidenler için de.

Marka, güven ile başarıyı insan hikâyeleri eşliğinde zihinlere kazıdı.

Velhasıl objeler kendi başına değerli değildir. O değeri onda görünür kılan zamanın ruhu ve erişimine olan mesafedir.

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:119
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 03 Nisan 2026 04:05 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

MGK bugün toplanıyor! Kritik başlıklar masaya geliyor

30 Eylül 2026 10:54see172

Ezanı duyuyorlar ama bozuntuya vermeden türkü söylüyorlar: Özgür Özel in yeni görüntüleri

30 Eylül 2026 00:17see165

Trump, resmi evraklarda süper zeka ifadesini zorunlu kılan kararnameyi imzaladı

30 Eylül 2026 02:11see162

MHK ya neden operasyon düzenlendi, suçlamalar ne, kim ne ile suçlanıyor? Hakemler Dosyası nın tüm detayları Son Haberler

29 Eylül 2026 12:33see160

Güneş panelleri geçim kapısı oldu: Koyunlar karnını, sahibi cebini dolduruyor Sözcü Gazetesi

29 Eylül 2026 18:28see159

İtalya nın yıldız ismi kadrodan çıkarıldı! Türkiye maçında yok Sözcü Gazetesi

30 Eylül 2026 00:36see156

Türk Telekom, EuroCup ta Tenerife ye mağlup oldu

01 Ekim 2026 00:57see155

Bakan Çiftçi den Sakarya daki selde 4 kişiyi kurtaran ekiplere tebrik Son dakika haberleri

30 Eylül 2026 00:24see154

NATO Genel Sekreteri Rutte’den Putin’e mesaj: NATO’yu asla yenemeyeceğini biliyor

01 Ekim 2026 00:20see150

MAKTEK Avrasya 2026’da yeni nesil üretim teknolojileri Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde sergileniyor

29 Eylül 2026 17:14see150

Fotoğrafın 200 yıllık yolculuğu Sözcü Gazetesi

01 Ekim 2026 03:04see150

Selçuk Bayraktar, Şanlıurfa’da türküyle karşılandı

29 Eylül 2026 18:51see149

Fransa da liselilerin düzenlediği eylemlerde 10 kişi yaralandı

29 Eylül 2026 18:41see147

İletişim Başkanlığı fon soruşturması çerçevesinde alınan yeni tedbirleri duyurdu

29 Eylül 2026 21:03see146

Fitch Direktörü Winslow açıkladı: Fon krizi için sistemik risk beklenmiyor

29 Eylül 2026 19:50see145

Fenerbahçe camiasının acı günü! 95 yaşında vefat etti Sözcü Gazetesi

29 Eylül 2026 19:20see145

Kılıçdaroğlu yol haritasını açıkladı: Yeni ittifak sinyali

29 Eylül 2026 13:53see145

Göncek kavunu tezgahlarda! Kilosu 40 Lira

29 Eylül 2026 21:08see144

The Cinematic Orchestra İstanbul a geliyor

01 Ekim 2026 00:19see143

Başkan Erdoğan ın talimatı sonrası DDK düğmeye bastı: İnceleme başlatıldı

30 Eylül 2026 00:30see140
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları