Ankara24.com
close
up
Menu

1 (BİR) YILLIK İŞYERİ HEKİMLİĞİ VE İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLIĞI HİZMETİ ALIMI İŞİ

Rusya nın Ankara Büyükelçiliği nden Montrö açıklaması

İstanbul’da Gazze için araç konvoyu düzenlenecek

Güdül Kaymakamı Akar dan kütüphane ziyareti Ankara Haberleri

Bodrum’da göçmen faciası Yerel Gündem Haberleri

Elon Musk a dava şoku: 200 milyon dolarlık haksız kazanç!

Trump ın İran tehdidi Avrupa yı tedirgin etti: Türkiye hazırlık yaptı

Boğazına yemek kaçan öğretmenin yardımına meslektaşı koştu Kayseri Haberleri

Doç. Dr. Altan ın hasarlı dokuların tamiri için düşük doz lazer tedavisi araştırması uluslararası dergide Konya Haberleri

Türk Kızılay’dan Oktay Kaynarca ile kan bağışı çağrısı

Piyasalar Ortadoğu’da barış umuduyla toparlandı

İran ABD nin 16 adet MQ 9 Reaper İHA sını vurdu Sözcü Gazetesi

Berk Oktay dan Budapeşte de romantik kutlama Magazin haberleri

Milli Takım ın Dünya Kupası maçlarında bilet fiyatları ne kadar?

Malatya da her yerde aranıyor: Üniversiteli Seda dan 2 gündür haber yok! Meğer günlerdir...

Enflasyon oranları ne zaman, saat kaçta açıklanacak? 2026 Mart ayı enflasyon oranı beklentisi ne yönde?

Trafik çilesine radikal çözüm! Malta’dan İstanbul’a örnek olacak teşvik

İran Devrim Muhafızları Ordusu ABD’ye ait bir savaş uçağının imha edildiğini duyurdu Ortadoğu Haberleri

İBB davasında ara karar: 18 kişi tahliye edildi

Rusya ya kaçmıştı: Beşar Esad a bir darbe de eşinden!

Saatler, hayaller, imajlar… Fatma Barbarosoğlu

Saatler, hayaller, imajlar… Fatma Barbarosoğlu

Yenisafak sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.

Son yazımı burada Ekim 2025’te yayınlamıştım. Aradan günler, haftalar, aylar geçti. Takvimde yıl değişti. Bunca fasıladan sonra tekrar merhaba demek için zamanın izi üzerinden gideyim dedim. Zamanı idrak edenlerden misiniz? Ya da geçip giden zamanın ardından hayıflanan-lardan mı? Zamanı tadanlardan mısınız? Zamanı tatmak, anın farkına varmak için gözlerini kapatıp içine bakanlardan mısınız mesela? Ya da zamanı bir yük gibi hissedip, onun nasıl öldürüleceğine bir türlü karar veremeyişin can sıkıntısı

Son yazımı burada Ekim 2025’te yayınlamıştım. Aradan günler, haftalar, aylar geçti. Takvimde yıl değişti. Bunca fasıladan sonra tekrar merhaba demek için zamanın izi üzerinden gideyim dedim.

Zamanı idrak edenlerden misiniz? Ya da geçip giden zamanın ardından hayıflanan-lardan mı?

Zamanı tadanlardan mısınız? Zamanı tatmak, anın farkına varmak için gözlerini kapatıp içine bakanlardan mısınız mesela? Ya da zamanı bir yük gibi hissedip, onun nasıl öldürüleceğine bir türlü karar veremeyişin can sıkıntısı ile huysuzlananlardan mı?

Zamanınızı ölçer misiniz mesela? Zaman nasıl ölçülür diyorsunuz. Bizi birbirimize yakın eyleyen ya da birbirimize uzak kılan zamanı ölçme biçimlerimizdir. Bazıları zamanı statü sembolleri ile ölçer bazıları emek yoğun işlerle.

Emek ile statünün birleştiği “zaman ölçeği” olarak saatler üzerinden gidelim o vakit.

Tophane-i Amire ’de Mehmet Çebi’nin yıllardır biriktirdiği cep saatleri koleksiyonu sergileniyor. Saatin kendisinden ziyade hikâyesine, zamanın idrak edilme meselesine zihnini yormuş biri olarak, önce sergi defterine yazılanları okudum. Yorumları kabaca ikiye ayırmak mümkün. Koleksiyoner Mehmet Çebi’yi tanıyan, yaptığı işleri bilenler ve bilmeyenler olarak. Tanıyanlar iltifatlarını dile getirip sergideki paha biçilmez cep saatlerini nazara verirken tanımayanlar böyle bir sergi ile karşılaşmaktan duydukları memnuniyeti dile getiriyordu daha ziyade. Serginin sunumu ile ilgili olarak serginin İngilizce metinler eşliğinde nazara verilişini HAYRET nidalarıyla karşılayan ziyaretçinin cümleleri özellikle dikkatimi çekti. Esasında bu cümleleri yazan, muhtemelen anlatılmakta olan hikâyeden mahrum kaldığı için ve Türkiye’de sergilenen bir koleksiyonun Türkçeden esirgenmiş olmasına esef ediyordu haklı olarak. Sergi, sunulan objeleri hikâyesiyle sunan bir sergi değil. Oysa böyle bir sergi, edebî metinlerdeki saat tasvirlerine de yer vererek çok daha çarpıcı bir şekilde hazırlanabilirdi. Objeler, kuru tarihi bilgilerden ziyade hikâyeleri ile alımlanıp değerlenir.

Bir objenin tarihî değerinin nasıl alımlanıp ispat edildiğine dair sizinle bir romanın satırları üzerinden ilerleyelim. Philip K. Dick’in Yüksek Şatodaki Adam romanı üzerinden. Daha sonra bu roman hakkında konuşacağımızı vadederek koleksiyoncuların obje ve hikâyesi üzerinde neden itina ile durduklarını dikkatinize sunuyorum:

“Bütün bu tarihsellik meselesi saçmalıktan ibaret. Bu Japonlar zırdeli. Kanıtlayacağım.” Ayağa kalkıp aceleyle çalışma odasına girdi ve hemen iki çakmakla geri dönüp onları sehpanın üzerine koydu. “Şunlara bak, aynı görünüyorlar değil mi? Peki şimdi dinle. Birinde tarihsellik var.” Kıza sırıttı. “Onları eline al. Haydi. Biri koleksiyon piyasasında … Eee, kırk elli bin dolar ediyor.”  Kız iki çakmağı da dikkatle eline alıp inceledi. Wyndam-Matson “Hissetmiyor musun? diyerek kızla dalga geçti “Tarihselliği? Tarihsellik nedir?” dedi kız. “Bir şeyin tarih barın dırmasıdır. Dinle, şu iki Zippo çakmaktan biri öldürüldüğü sırada Franklin D. Roosevelt’in cebindeydi. Diğeri ise değildi. Birinde tarihsellik var, hem de epeyce. Olabildiğince fazla. Diğerinde ise hiçbir şey yok. Hissedebiliyor musun?” Kızı dürttü. “Hissedemezsin. Hangisinin hangisi olduğunu ayırt edemezsin. O çakmağın etrafında ‘mistik’, “plazmik bir varlık’, ‘aura’ yok”. Kız huşu içinde “Vay be!” dedi “Bu gerçekten doğru mu? O gün bunlardan biri Roosevelt’in yanında mıydı?

“Elbette. Ve ben onun o gün onun yanında taşıdığı çakmağın hangisi olduğunu biliyorum. Ne demek istediğimi anlıyorsundur. Bu iş büyük bir dolandırıcılıktan başka bir şey değil; kendi kendilerini dolandırıyorlar. Demek istediğim bir tabanca Meuse-Argonne gibi büyük bir muharebede rol oynar ve yine de hiçbir şekilde değişmiş değildir, sen gerçeği bilmiyorsan tabii. Her şey buradadır.” Wyndam-Matson başına tık tık vurdu. “Zihinde, tabancada değil. Ben eskiden koleksiyoncuydum aslında, bu işe böyle girdim. Pul koleksiyonu yapıyordum. Eski İngiliz kolilerinin pullarını topluyordum.” 

(…)

“Şu iki çakmaktan birinin bir zamanlar Franklin Rosevelt‘e ait olduğuna inanmıyorum” dedi kız. Wyndam-Watson kıkırdadı “Ben de bunu anlatmaya çalışıyorum, öyle olduğunu sana bir belgeyle kanıtlamamam gerekir. Bir otantiklik belgesiyle. Yani bütün her şey sahtedir, kitlesel bir aldanıştır, nesnenin değerini belge kanıtlar, nesnenin kendisi değil.”

“Bana belgeyi göster” 

Smithsonian Enstitüsü’nün çerçeveli onay belgesini duvardan indirdi, bu belge ve çakmak kendisine bir servete mal olmuştu, fakat buna değerdi… Çünkü haklı olduğunu, “taklit” kelimesinin aslında hiçbir anlam ifade etmediğini, ne de olsa “otantik” sözcüğünün aslında hiçbir anlamı ifade etmediğini kanıtlanmasını sağlıyordu.”

Saatler, imajlar bahsini, cep saatinden kol saatine geçişi dakiklik, sağlamlık ve başarı hikâyeleri ile inşa etmiş milyon dolarlık saat markası üzerinden görmek lazım.

Saatler ve hikâyeler bahsini en iyi şekilde işleyen, markasının üstünü “taç”landırmış, bütün dünyada “altın bilet” imajına sahip olan “o kol saati”nden, Hans Wilsdorf’un markasından bahsediyorum. Şirketini 24 yaşında kurdu ve kol saatlerini hem dakik hem de şık bir şekilde üretmeye başladı. Onun üretimine kadar kol saatleri dakiklik konusunda güvenilir bulunmuyordu. Markanın piyasaya sunduğu her saat bir başarıya eşlik etti. Karada, denizde, havada. Manş’ı yüzerek geçenler için de güvenilir bir marka oldu, uzaya gidenler için de.

Marka, güven ile başarıyı insan hikâyeleri eşliğinde zihinlere kazıdı.

Velhasıl objeler kendi başına değerli değildir. O değeri onda görünür kılan zamanın ruhu ve erişimine olan mesafedir.

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:68
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 03 Nisan 2026 04:05 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

1 (BİR) YILLIK İŞYERİ HEKİMLİĞİ VE İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLIĞI HİZMETİ ALIMI İŞİ

02 Nisan 2026 00:14see203

Rusya nın Ankara Büyükelçiliği nden Montrö açıklaması

02 Nisan 2026 00:35see198

İstanbul’da Gazze için araç konvoyu düzenlenecek

01 Nisan 2026 20:31see193

Güdül Kaymakamı Akar dan kütüphane ziyareti Ankara Haberleri

01 Nisan 2026 17:24see183

Bodrum’da göçmen faciası Yerel Gündem Haberleri

02 Nisan 2026 04:04see179

Elon Musk a dava şoku: 200 milyon dolarlık haksız kazanç!

01 Nisan 2026 20:09see172

Trump ın İran tehdidi Avrupa yı tedirgin etti: Türkiye hazırlık yaptı

02 Nisan 2026 18:39see166

Boğazına yemek kaçan öğretmenin yardımına meslektaşı koştu Kayseri Haberleri

02 Nisan 2026 20:47see161

Doç. Dr. Altan ın hasarlı dokuların tamiri için düşük doz lazer tedavisi araştırması uluslararası dergide Konya Haberleri

02 Nisan 2026 12:28see156

Türk Kızılay’dan Oktay Kaynarca ile kan bağışı çağrısı

02 Nisan 2026 10:18see155

Piyasalar Ortadoğu’da barış umuduyla toparlandı

02 Nisan 2026 00:58see154

İran ABD nin 16 adet MQ 9 Reaper İHA sını vurdu Sözcü Gazetesi

01 Nisan 2026 22:03see147

Berk Oktay dan Budapeşte de romantik kutlama Magazin haberleri

02 Nisan 2026 01:42see145

Milli Takım ın Dünya Kupası maçlarında bilet fiyatları ne kadar?

02 Nisan 2026 00:24see143

Malatya da her yerde aranıyor: Üniversiteli Seda dan 2 gündür haber yok! Meğer günlerdir...

02 Nisan 2026 16:12see142

Enflasyon oranları ne zaman, saat kaçta açıklanacak? 2026 Mart ayı enflasyon oranı beklentisi ne yönde?

02 Nisan 2026 00:06see140

Trafik çilesine radikal çözüm! Malta’dan İstanbul’a örnek olacak teşvik

02 Nisan 2026 01:01see139

İran Devrim Muhafızları Ordusu ABD’ye ait bir savaş uçağının imha edildiğini duyurdu Ortadoğu Haberleri

03 Nisan 2026 00:04see138

İBB davasında ara karar: 18 kişi tahliye edildi

03 Nisan 2026 00:42see137

Rusya ya kaçmıştı: Beşar Esad a bir darbe de eşinden!

02 Nisan 2026 00:13see137
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları