Baltalar elimizde, uzun ip belimizde! Gökhan Özcan
Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Huzursuz insanlar huzursuzluklarını mümkünse herkese yaymak isterler, çünkü içine düştükleri bu bocalama halinin sebebi olarak kendilerini görmek istemezler. Herkesin huzursuz olduğu bir yerde huzursuzluk zamanın normali haline gelmiştir; bu durumda her huzursuz da bu şartlarda yaşayabileceği en muhtemel şeyi yaşadığına kendini inandırabilir. Günümüzde olan budur; huzursuzluğun zamanın normali olduğuna herkes inanmış ve bu hal hem toplumsal hem bireysel hayatımızda yerleşik hale gelmiş, tartışmadan, sorgulamadan, itirazdan adeta vareste kılınmıştır. Huzursuzluğun bir insanlık hali olarak bu kadar sorgusuz sualsiz kabullenildiği bir yerde elbet huzuru arayana, huzura götürecek adresi sorana da pek rastlanmaz.
İnsanoğlu uzun yıllardır yeryüzünün bakir köşelerini ‘insan ayağının basmadığı’, ‘medeniyetin erişmediği’ bölgeler olarak tarif ediyor. Ediyor ama kaldı mı hâlâ böyle ayak basılmamış yerler? Çok azaldı ama var. Amazon ormanlarında zaman zaman o ‘medeniyet’le hiç tanışmamış kabilelerle karşılaşılıyor mesela. Amazon ormanlarının balta girmemiş derinliklerinde... Balta girmemiş, evet! Demek medeniyet oraya erişmiş olsa onu götürenler yolu baltalarıyla açacaktı. Önüne ne gelirse artık, ağaçlar, bitkiler, hayvanlar, insanlar! Batıdan alıp ders kitaplarına koydukları, ‘medeniyet budur’ diyerek hepimize bir güzel okuttukları şey işte böyle bir şey, geldiği yere böyle geliyor; baltalarla, kılıçlarla, mancınıklarla, tanklarla, vinçlerle!
Dil birçok şeye tanık aslında; ‘balta girmemiş orman’ demek, henüz medeniyete yakayı kaptırmamış orman demek oluyor. Medeniyet bir yere eriştiğinde artık orada hiçbir şey asırlardır olduğu gibi kendi tabiatı üzere kalmıyor, kalamıyor. Bu hep böyle oldu, böyle oluyor!
“Bana neden hiç huzur vermiyorsun!” diye tepki gösterdi çocuğuna annesi. Çocuk en masum bakışıyla baktı ve ellerini iki yana doğru açarak, “Yok ki bende!” dedi.
Thomas Bernhard ‘Goethe Öleyazıyor’ kitabında yitiğimiz olan huzurun ve onun tam karşısındaki yerleşik huzursuzluğun aslında nerede olduğuna dair esaslı bir ayrım yapıyor: “Yılda iki kez dağlara giderlerdi huzur bulmak için, ama nereye giderlerse gitsinler, her yere huzursuzluk götürürlerdi, gerçekten de huzurluydu gittikleri yaylalar, ama onlar ayak basmadığı sürece, ormanlar da öyle, onlar içine dalmadıkları sürece, dağ zirveleri, onlar da bizimkiler tarafından tırmanılmadığı sürece.”
Size bir huzur testi fikri vereyim: Videolar yayınlayan şu malum mecrada tabiatın ortasında bir yerde sabitlenmiş bir kameranın çektiği görüntüleri yayınlayan videolar var. Kuşların su içtiği su birikintileri, sincapların meşe palamutlarını kucağına doldurup kaçtığı kuytular, üzerine ağaç dallarının düştüğü durgun sular, rüzgarın yağmur damlalarıyla oynaştığı yemyeşil kırlar… Bir saat, iki saat, bazen daha da fazla süren videolar bunlar… Herhangi bir kurgu yok, hayatla eş zamanlı, kameranın açısı da hiç değişmiyor. Oturup bu videolardan birini izlemeye çalışın, bakalım ne kadar tahammül edeceksiniz. Sonuna kadarsa; sizde hâlâ umut var. Bir yerden sonra pes ediyorsanız; hangi dakikada pes ettiğinize göre değişen ölçüde yerleşik huzursuzluk illetine yakalanmış olma ihtimaliniz var. Malum mecra araya reklam atınca seviniyorsanız, galiba size sadece geçmiş olsun demek zorundayız!
Thomas Bernhard’ın aynı kitabından huzur bahsine bir paragraf daha devam edelim: “Bizim anababalarımız gibi insanlar asla huzur bulmaz, dedim, huzursuzluğun ta kendisi oldukları için dedim, bu huzursuzluk bulundukları her yere gittiği, onu gittikleri her yere beraberlerinde götürdükleri için. Huzur arar fakat tabii ki bulamazlar, kendileri huzursuzluğun ta kendisidir çünkü, huzurlu bir yer bulmak üzere yola çıkar ve orada boy göstererek bu huzurlu yeri huzursuz yer haline getirirler, en huzurlu yeri en huzursuz yer haline getirirler.”
“Eskiden şu pencerenin önüne oturur, saatlerce dışarıdan gelip geçenleri seyrederdim” diye geçirdi içinden beyaz saçlı adam, “şimdi yapamıyorum; galiba ben de o gelip geçenlerden oldum”
Görüntülenme:47
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 02 Şubat 2026 04:08 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar


















