Ankara24.com
close
up
Menu

MHP li Özdemir: Türk basını zor zamanlardan geçiyor

Cinayete kurban giden Dilan ın annesi: Başka anneler bu acıyı yaşamasın İzmir Haberleri

Çorum da köpeğe çarpmamak için manevra yapan tır devrildi, sürücüsü yaralandı

Trump açıkladı: ABD’den Güney Kore’ye tarife

Sadettin Saran yönetim kurulu üyeleriyle toplandı! Tek hedefimiz şampiyonluk

Türkiye ile mücadele eden herkes kaybeder. Fiziki haritalar da değişir. PKK da bitecek YPG de. Barzani uyarılmalı! Coğrafyanın en büyük kaybedeni BAE olacak. İsrail’in iki silahı sustu. İbrahim Karagül

30 çiğneme kuralıyla yavaşla, tat al, sağlıklı kal

Türkiye nin KKTC hamlesi Rumları kızdırdı: Bize sorun yaratıyor...

Bursa da iki otomobil kafa kafaya çarpıştı: 3 yaralı Bursa Haberleri

İtalya İsrail e nota verdi! Büyükelçi Dışişleri ne çağrıldı

TÜRSAB kayıt dışı faaliyetlere ve haksız rekabete karşı dava açtı Gündem Haberleri

Süper Lig den 8 kulüp PFDK ye sevk edildi

İstanbul elektrikler ne zaman gelecek? BEDAŞ AYEDAŞ 28 Ocak İstanbul elektrik kesintisi sorgula

Fahiş fiyatın cezası 1,8 milyon lira Ekonomi Haberleri

Galatasaray da trip atan futbolcuyu açıkladı: Artık gitmek isterse durdurulmayacak

Sokak ortasında dehşet! Boşanma aşamasında olduğu 7 çocuğunun annesini vahşice katletti

Sakarya haberleri Sakarya da dolmuş şoförü kalp hastası yolcuyu hastaneye yetiştirdi 26 Ocak 2026

Sağlıklı insanların her gün yaptığı şeyler nelerdir?

Tarkan İstanbul konserinde yıldızları ağırladı

Sosyal medyada ifşa etmişti! Danla Bilic ten Alper Potuk itirafı

Babalar ve oğulları: Karşılıksız parayı kim bastı? Özgür Bayram Soylu

Babalar ve oğulları: Karşılıksız parayı kim bastı? Özgür Bayram Soylu

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.

Bugünün dünyasında para, dışarıdan basılan bir araç değil, toplumun kendi üretim ilişkileri içinde dolaşan bir toplumsal sözleşmedir. Artık para, ekonominin dışından gelen bir değişken değil, kredi, borç, üretim ve güven döngüsünün içinden doğan bir sonuçtur. Her para birimi, bir borç kaydının; yani üretim sürecinin finansmanına dair bir talebin ifadesidir. Bu nedenle “karşılıksız para” kavramı, bugünün ekonomik gerçekliğinde anlamını yitirmiştir. Para arzı, merkez bankasının matbaasında değil,

Bugünün dünyasında para, dışarıdan basılan bir araç değil, toplumun kendi üretim ilişkileri içinde dolaşan

bir toplumsal sözleşmedir.

Artık para, ekonominin dışından gelen bir değişken değil, kredi, borç, üretim ve güven döngüsünün içinden doğan bir sonuçtur. Her para birimi, bir borç kaydının; yani üretim sürecinin finansmanına dair bir talebin ifadesidir. Bu nedenle “karşılıksız para” kavramı, bugünün ekonomik gerçekliğinde anlamını yitirmiştir.

Para arzı, merkez bankasının matbaasında değil, ekonominin damarlarında oluşuyor. Bankalar kredi verdikçe para yaratılıyor; merkez bankası yalnızca bu sürecin gerektirdiği rezervi sağlıyor. Yani para arzı, yukarıdan yönetilen bir miktar değil, ekonomik faaliyetin kendisi tarafından belirlenen bir süreç olarak karşımızda duruyor. Bu bakış açısı, ekonomiyi teknik bir mühendislik alanı olmaktan çıkararak; onu siyasal ve toplumsal bir organizma olarak yeniden tanımlamakta. Kabul etmeliyiz ki para, üretimin yan ürünü değil, üretimin ön koşulu. Dolayısıyla ekonomi politikası da yalnızca “doğru faiz” ya da “disiplinli bütçe” arayışıyla değil, gelir dağılımı, istihdam ve toplumsal güven dengesiyle ilgilenmek zorundadır.

“KARŞILIKSIZ PARA” RETORİĞİ: DİSİPLİN DEĞİL, İTAAT ÇAĞRISI

“Karşılıksız para basma” ifadesi, teknik bir tanım olmaktan çok, ideolojik bir disiplin çağrısıdır. Bu söylem, piyasanın akıllı, devletin ise irrasyonel bir aktör olduğu varsayımına dayanır. Devlet toplumsal ihtiyaçlar için harcadığında “karşılıksız” sayılır; ama finans piyasası aynı işlevi kredi üzerinden yaptığında buna “yatırım” denir. Oysa modern ekonomi tam tersine işliyor: her kredi, her mevduat, her borç ilişkisi zaten bir para yaratımıdır. Yani sistemin kendisi içsel olarak “karşılıklı”dır ve para her zaman üretim ve borç ilişkileri içinden doğar. Bu nedenle “karşılıksız para basmak” diye ayrı bir eylemden söz etmek, ekonominin borç ve üretim döngüsüyle işleyen doğasını görmezden gelmektir. Paranın değeri, arkasında altın ya da rezerv olmasından değil, üretim süreciyle ve gelir yaratma kapasitesiyle kurduğu bağdan doğar. Para, üretimin yansımasıdır; üretim yoksa, rezerv de anlamını yitirir. Gerçekte para arzı artışı, bir neden değil, ekonominin ödeme kapasitesine verdiği tepkidir. Fiyatlar, kur ve maliyetler arttığında firmalar daha fazla kredi talep eder; bankalar bu talebe karşılık yeni para yaratır. Bu, “karşılıksız basım” değil, ekonomik organizmanın kendi iç dengesine uyumudur. Bu yüzden mesele, kim para bastı sorusu değil; paranın kim için ve neyin karşılığında yaratıldığı sorusudur. Bu kadar hikaye yeter diye düşünüyorum.

REFORM DEĞİL, NOSTALJİ

Babacan çizgisi, ekonomiyi “rasyonel zemine döndürmekten” söz ederken aslında

siyaseti ekonomiden uzaklaştırmayı

, yani karar mekanizmalarını toplumsal taleplerden koparmayı hedefliyor. Oysa üretim yapısı zayıflamış, gelir dağılımı bozulmuş, emeğin payı erimiş Türkiye’nin yaşadığı kriz teknik değil toplumsaldır. Türkiye’nin bugünkü ekonomik krizi “para basıldığı için” değil;

• Üretimin ithalata bağımlı hale gelmesi,

• Gelir dağılımının bozulması,

• Sermaye birikiminin finansal sektörlere kayması

• Ve devletin yeniden dağıtım gücünü yitirmesi

nedeniyle derinleşmiştir.

Eski

Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı, Ekonomi Bakanı Babacan’ın “rasyonel zemine dönelim” çağrısı, bu yapısal sorunların hiçbirine dokunmadan yalnızca

eski statükoyu restore etmeye

yöneliktir. Bugün teklif ettiği şey reform değil, nostaljidir:

• Eski “güvenli sermaye” dönemine özlem,

• Eski “disiplinli teknokrat” modeline dönüş.

Babacan’ın önerdiği politika, aynı reçeteyi yeniden sunmaktan ibarettir; o yüzden “deva” değil, eski hastalığın tekrarıdır. Gerçek çözüm, para miktarını ya da faiz oranını tartışmakta değil; ekonomik ilişkilerin doğasını yeniden kurmakta yatıyor. Türkiye’nin önündeki mesele, parayı değil, paranın dolaştığı ilişkileri düzeltmektir.

Bu da ancak:

• Üretimi yerelleştiren,

• Geliri adil dağıtan,

• Kamusal yatırımı stratejik hale getiren,

• Ekonomik güveni finansal piyasalardan değil, toplumdan devşiren

bir yönelimle mümkündür.

AYNI İSİMLERLE YENİ HİKÂYE YAZILAMAZ

Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun AK Parti’ye geri dönmesi, ne ekonomiye yeni bir yön kazandırabilir ne de siyasete taze bir enerji katabilir. Çünkü Türkiye’nin bugün yaşadığı kriz, isimlerin eksikliğinden değil, yaklaşımların tükenmişliğinden kaynaklanıyor. Toplumun da teşkilatların da talep ettiği şey, eskilerin yeniden sahneye çıkması değil; söylemde, zihniyette ve yönetim tarzında bir yenilenme. Aynı kadrolara yeni unvanlar vermek, yalnızca bir devinim yanılsaması ortaya çıkarıyor. Oysa ülke artık kozmetik değişimlerle değil, fikrî cesaret ve siyasal vizyonla nefes alabilme noktasına gelmiş durumda.

Sorun, bu iki ismin kendilerine biçtikleri tarihsel rolün, toplumun ihtiyaç duyduğu değişimle örtüşmemesidir. Her ikisi de sahneden çekildikleri dönemin yüksek perdeden yazılmış birer siyasi otobiyografisi gibi davranıyor; sanki ülke onların dönüşünü bekliyormuş, siyaset onların eksikliğiyle dengesini yitirmiş gibi.

Oysa toplum artık “eski kurucu baba”ların değil, kendi kaderini yazacak yeni kuşakların sesine kulak vermek istiyor. Kısacası, Türkiye’nin ihtiyacı eski koltuklara yeni isimler değil, yeni bir siyasal akıl ve toplumsal samimiyettir. Türkiye’nin bugün ihtiyacı, eski ekiplerin yeniden dağıtıldığı bir kabine değil, geleceğe dair yeni bir hikâyedir.

Bizde bir hikâyeyi aynı kalemle yazarsan, sonuç yine aynı satır olur.

Önemli haberleri ve güncellemeleri kaçırmamak için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:108
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 29 Ekim 2025 04:23 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

MHP li Özdemir: Türk basını zor zamanlardan geçiyor

26 Ocak 2026 19:43see162

Cinayete kurban giden Dilan ın annesi: Başka anneler bu acıyı yaşamasın İzmir Haberleri

26 Ocak 2026 16:12see156

Çorum da köpeğe çarpmamak için manevra yapan tır devrildi, sürücüsü yaralandı

27 Ocak 2026 00:33see151

Trump açıkladı: ABD’den Güney Kore’ye tarife

27 Ocak 2026 02:59see150

Sadettin Saran yönetim kurulu üyeleriyle toplandı! Tek hedefimiz şampiyonluk

27 Ocak 2026 00:04see130

Türkiye ile mücadele eden herkes kaybeder. Fiziki haritalar da değişir. PKK da bitecek YPG de. Barzani uyarılmalı! Coğrafyanın en büyük kaybedeni BAE olacak. İsrail’in iki silahı sustu. İbrahim Karagül

27 Ocak 2026 04:07see129

30 çiğneme kuralıyla yavaşla, tat al, sağlıklı kal

26 Ocak 2026 13:25see129

Türkiye nin KKTC hamlesi Rumları kızdırdı: Bize sorun yaratıyor...

26 Ocak 2026 16:07see129

Bursa da iki otomobil kafa kafaya çarpıştı: 3 yaralı Bursa Haberleri

28 Ocak 2026 01:43see128

İtalya İsrail e nota verdi! Büyükelçi Dışişleri ne çağrıldı

27 Ocak 2026 02:50see128

TÜRSAB kayıt dışı faaliyetlere ve haksız rekabete karşı dava açtı Gündem Haberleri

27 Ocak 2026 01:22see128

Süper Lig den 8 kulüp PFDK ye sevk edildi

28 Ocak 2026 00:25see127

İstanbul elektrikler ne zaman gelecek? BEDAŞ AYEDAŞ 28 Ocak İstanbul elektrik kesintisi sorgula

28 Ocak 2026 00:04see126

Fahiş fiyatın cezası 1,8 milyon lira Ekonomi Haberleri

27 Ocak 2026 04:02see125

Galatasaray da trip atan futbolcuyu açıkladı: Artık gitmek isterse durdurulmayacak

26 Ocak 2026 21:23see124

Sokak ortasında dehşet! Boşanma aşamasında olduğu 7 çocuğunun annesini vahşice katletti

28 Ocak 2026 00:58see124

Sakarya haberleri Sakarya da dolmuş şoförü kalp hastası yolcuyu hastaneye yetiştirdi 26 Ocak 2026

26 Ocak 2026 17:06see123

Sağlıklı insanların her gün yaptığı şeyler nelerdir?

26 Ocak 2026 10:23see123

Tarkan İstanbul konserinde yıldızları ağırladı

28 Ocak 2026 01:33see121

Sosyal medyada ifşa etmişti! Danla Bilic ten Alper Potuk itirafı

26 Ocak 2026 18:43see121
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları