Ankara24.com
close
up
Menu

İtirafçı kürsüde Sistem i anlattı: Sus, kızının masraflarını karşılayalım Yerel Gündem Haberleri

İran 500 ABD İsrail askeri hedefini vurduğunu açıkladı

Mahkemeden Ahmet Özer kararı

Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı dan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek e ziyarat!

Saldırganla nasıl mücadele edilir?

İsrail halkı ne düşünüyor? Katliamları destekliyor mu desteklemiyor mu?

Sağlık Bakanı Memişoğlu ndan İlber Ortaylı nın ailesine taziye ziyareti!

Anadolu Otoyolu nda otobüs ile çekicinin çarpıştığı kazada 1 kişi öldü, 15 kişi yaralandı Ankara Haberleri

Adana şalgamına AB tescili

Tedesco yla yollar ayrılıyor mu? Acil toplantı sonrası Fenerbahçe den açıklama

Isparta da halk oyunları miniklerin şampiyonu Sevim Örnek İlkokulu Isparta Haberleri

Ahmet Özer in Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılmasına ilişkin davada karar

Muğla’daki yangın cinayetinde 4 şüpheli tutuklandı Son dakika haberleri

Sadettin Saran, ara transfer döneminde görüştüğü forvetlerin ismini verdi

Göztepe deplasmanda Galatasaray Daikin i mağlup etti!

Oscar’ı kim kazanır?

Çin den 3. Dünya Savaşı açıklaması: Türkiye ile birlikte hareket ediyoruz

Son Dakika Trump İran ın petrol merkezi Khar Adası nı vurduklarını açıkladı

Trump: ABD donanması Hürmüz Boğazı ndan geçen gemilere yakında eşlik etmeye başlayacak

İran ordusu: ABD üsleri ve İsrail in kentlerini hedef alan yeni füze saldırıları başladı

Babalar ve oğulları: Karşılıksız parayı kim bastı? Özgür Bayram Soylu

Babalar ve oğulları: Karşılıksız parayı kim bastı? Özgür Bayram Soylu

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.

Bugünün dünyasında para, dışarıdan basılan bir araç değil, toplumun kendi üretim ilişkileri içinde dolaşan bir toplumsal sözleşmedir. Artık para, ekonominin dışından gelen bir değişken değil, kredi, borç, üretim ve güven döngüsünün içinden doğan bir sonuçtur. Her para birimi, bir borç kaydının; yani üretim sürecinin finansmanına dair bir talebin ifadesidir. Bu nedenle “karşılıksız para” kavramı, bugünün ekonomik gerçekliğinde anlamını yitirmiştir. Para arzı, merkez bankasının matbaasında değil,

Bugünün dünyasında para, dışarıdan basılan bir araç değil, toplumun kendi üretim ilişkileri içinde dolaşan

bir toplumsal sözleşmedir.

Artık para, ekonominin dışından gelen bir değişken değil, kredi, borç, üretim ve güven döngüsünün içinden doğan bir sonuçtur. Her para birimi, bir borç kaydının; yani üretim sürecinin finansmanına dair bir talebin ifadesidir. Bu nedenle “karşılıksız para” kavramı, bugünün ekonomik gerçekliğinde anlamını yitirmiştir.

Para arzı, merkez bankasının matbaasında değil, ekonominin damarlarında oluşuyor. Bankalar kredi verdikçe para yaratılıyor; merkez bankası yalnızca bu sürecin gerektirdiği rezervi sağlıyor. Yani para arzı, yukarıdan yönetilen bir miktar değil, ekonomik faaliyetin kendisi tarafından belirlenen bir süreç olarak karşımızda duruyor. Bu bakış açısı, ekonomiyi teknik bir mühendislik alanı olmaktan çıkararak; onu siyasal ve toplumsal bir organizma olarak yeniden tanımlamakta. Kabul etmeliyiz ki para, üretimin yan ürünü değil, üretimin ön koşulu. Dolayısıyla ekonomi politikası da yalnızca “doğru faiz” ya da “disiplinli bütçe” arayışıyla değil, gelir dağılımı, istihdam ve toplumsal güven dengesiyle ilgilenmek zorundadır.

“KARŞILIKSIZ PARA” RETORİĞİ: DİSİPLİN DEĞİL, İTAAT ÇAĞRISI

“Karşılıksız para basma” ifadesi, teknik bir tanım olmaktan çok, ideolojik bir disiplin çağrısıdır. Bu söylem, piyasanın akıllı, devletin ise irrasyonel bir aktör olduğu varsayımına dayanır. Devlet toplumsal ihtiyaçlar için harcadığında “karşılıksız” sayılır; ama finans piyasası aynı işlevi kredi üzerinden yaptığında buna “yatırım” denir. Oysa modern ekonomi tam tersine işliyor: her kredi, her mevduat, her borç ilişkisi zaten bir para yaratımıdır. Yani sistemin kendisi içsel olarak “karşılıklı”dır ve para her zaman üretim ve borç ilişkileri içinden doğar. Bu nedenle “karşılıksız para basmak” diye ayrı bir eylemden söz etmek, ekonominin borç ve üretim döngüsüyle işleyen doğasını görmezden gelmektir. Paranın değeri, arkasında altın ya da rezerv olmasından değil, üretim süreciyle ve gelir yaratma kapasitesiyle kurduğu bağdan doğar. Para, üretimin yansımasıdır; üretim yoksa, rezerv de anlamını yitirir. Gerçekte para arzı artışı, bir neden değil, ekonominin ödeme kapasitesine verdiği tepkidir. Fiyatlar, kur ve maliyetler arttığında firmalar daha fazla kredi talep eder; bankalar bu talebe karşılık yeni para yaratır. Bu, “karşılıksız basım” değil, ekonomik organizmanın kendi iç dengesine uyumudur. Bu yüzden mesele, kim para bastı sorusu değil; paranın kim için ve neyin karşılığında yaratıldığı sorusudur. Bu kadar hikaye yeter diye düşünüyorum.

REFORM DEĞİL, NOSTALJİ

Babacan çizgisi, ekonomiyi “rasyonel zemine döndürmekten” söz ederken aslında

siyaseti ekonomiden uzaklaştırmayı

, yani karar mekanizmalarını toplumsal taleplerden koparmayı hedefliyor. Oysa üretim yapısı zayıflamış, gelir dağılımı bozulmuş, emeğin payı erimiş Türkiye’nin yaşadığı kriz teknik değil toplumsaldır. Türkiye’nin bugünkü ekonomik krizi “para basıldığı için” değil;

• Üretimin ithalata bağımlı hale gelmesi,

• Gelir dağılımının bozulması,

• Sermaye birikiminin finansal sektörlere kayması

• Ve devletin yeniden dağıtım gücünü yitirmesi

nedeniyle derinleşmiştir.

Eski

Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı, Ekonomi Bakanı Babacan’ın “rasyonel zemine dönelim” çağrısı, bu yapısal sorunların hiçbirine dokunmadan yalnızca

eski statükoyu restore etmeye

yöneliktir. Bugün teklif ettiği şey reform değil, nostaljidir:

• Eski “güvenli sermaye” dönemine özlem,

• Eski “disiplinli teknokrat” modeline dönüş.

Babacan’ın önerdiği politika, aynı reçeteyi yeniden sunmaktan ibarettir; o yüzden “deva” değil, eski hastalığın tekrarıdır. Gerçek çözüm, para miktarını ya da faiz oranını tartışmakta değil; ekonomik ilişkilerin doğasını yeniden kurmakta yatıyor. Türkiye’nin önündeki mesele, parayı değil, paranın dolaştığı ilişkileri düzeltmektir.

Bu da ancak:

• Üretimi yerelleştiren,

• Geliri adil dağıtan,

• Kamusal yatırımı stratejik hale getiren,

• Ekonomik güveni finansal piyasalardan değil, toplumdan devşiren

bir yönelimle mümkündür.

AYNI İSİMLERLE YENİ HİKÂYE YAZILAMAZ

Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun AK Parti’ye geri dönmesi, ne ekonomiye yeni bir yön kazandırabilir ne de siyasete taze bir enerji katabilir. Çünkü Türkiye’nin bugün yaşadığı kriz, isimlerin eksikliğinden değil, yaklaşımların tükenmişliğinden kaynaklanıyor. Toplumun da teşkilatların da talep ettiği şey, eskilerin yeniden sahneye çıkması değil; söylemde, zihniyette ve yönetim tarzında bir yenilenme. Aynı kadrolara yeni unvanlar vermek, yalnızca bir devinim yanılsaması ortaya çıkarıyor. Oysa ülke artık kozmetik değişimlerle değil, fikrî cesaret ve siyasal vizyonla nefes alabilme noktasına gelmiş durumda.

Sorun, bu iki ismin kendilerine biçtikleri tarihsel rolün, toplumun ihtiyaç duyduğu değişimle örtüşmemesidir. Her ikisi de sahneden çekildikleri dönemin yüksek perdeden yazılmış birer siyasi otobiyografisi gibi davranıyor; sanki ülke onların dönüşünü bekliyormuş, siyaset onların eksikliğiyle dengesini yitirmiş gibi.

Oysa toplum artık “eski kurucu baba”ların değil, kendi kaderini yazacak yeni kuşakların sesine kulak vermek istiyor. Kısacası, Türkiye’nin ihtiyacı eski koltuklara yeni isimler değil, yeni bir siyasal akıl ve toplumsal samimiyettir. Türkiye’nin bugün ihtiyacı, eski ekiplerin yeniden dağıtıldığı bir kabine değil, geleceğe dair yeni bir hikâyedir.

Bizde bir hikâyeyi aynı kalemle yazarsan, sonuç yine aynı satır olur.

Önemli haberleri ve güncellemeleri kaçırmamak için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:111
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 29 Ekim 2025 04:23 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

İtirafçı kürsüde Sistem i anlattı: Sus, kızının masraflarını karşılayalım Yerel Gündem Haberleri

13 Mart 2026 04:02see169

İran 500 ABD İsrail askeri hedefini vurduğunu açıkladı

14 Mart 2026 05:26see167

Mahkemeden Ahmet Özer kararı

14 Mart 2026 01:55see162

Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı dan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek e ziyarat!

13 Mart 2026 18:58see154

Saldırganla nasıl mücadele edilir?

13 Mart 2026 09:16see153

İsrail halkı ne düşünüyor? Katliamları destekliyor mu desteklemiyor mu?

13 Mart 2026 05:12see153

Sağlık Bakanı Memişoğlu ndan İlber Ortaylı nın ailesine taziye ziyareti!

13 Mart 2026 18:02see153

Anadolu Otoyolu nda otobüs ile çekicinin çarpıştığı kazada 1 kişi öldü, 15 kişi yaralandı Ankara Haberleri

14 Mart 2026 02:00see153

Adana şalgamına AB tescili

13 Mart 2026 07:06see151

Tedesco yla yollar ayrılıyor mu? Acil toplantı sonrası Fenerbahçe den açıklama

14 Mart 2026 01:56see151

Isparta da halk oyunları miniklerin şampiyonu Sevim Örnek İlkokulu Isparta Haberleri

14 Mart 2026 02:01see147

Ahmet Özer in Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılmasına ilişkin davada karar

14 Mart 2026 02:03see146

Muğla’daki yangın cinayetinde 4 şüpheli tutuklandı Son dakika haberleri

14 Mart 2026 02:14see142

Sadettin Saran, ara transfer döneminde görüştüğü forvetlerin ismini verdi

13 Mart 2026 15:53see139

Göztepe deplasmanda Galatasaray Daikin i mağlup etti!

14 Mart 2026 16:37see137

Oscar’ı kim kazanır?

14 Mart 2026 02:00see135

Çin den 3. Dünya Savaşı açıklaması: Türkiye ile birlikte hareket ediyoruz

14 Mart 2026 01:56see134

Son Dakika Trump İran ın petrol merkezi Khar Adası nı vurduklarını açıkladı

14 Mart 2026 02:17see133

Trump: ABD donanması Hürmüz Boğazı ndan geçen gemilere yakında eşlik etmeye başlayacak

14 Mart 2026 03:12see132

İran ordusu: ABD üsleri ve İsrail in kentlerini hedef alan yeni füze saldırıları başladı

14 Mart 2026 02:59see131
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları