Ateşkes delindi, Orta Doğu yeniden alevlendi! ABD İran hattında neler oluyor?
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
İran ile ABD arasında müzakereler sürerken dünya 2026 Haziran’ına çatışmaların tekrar başladığı haberleriyle uyandı. İki ülkenin 7 Nisan’da kırılgan bir ateşkes ilan etmesiyle hava saldırıları kesilmişti ancak İsrail’in Lübnan’a operasyonları bitmemişti. Kırılgan ateşkes 1 Haziran itibarıyla sona erdi çünkü ABD ve İran güçleri karşılıklı saldırılara başladı. Artan tansiyonun ardından İran medyası dün, ABD ve İran arasındaki müzakere görüşmelerinin de askıya alındığını duyurdu.
Hem Trump’tan hem de İran’dan peş peşe olaylara ilişkin açıklamalar gelirken İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün, Lübnan’a saldırı emri verdi ve Lübnan’da çatışmalar ve bölgeler kaçışlar başladı. O zaman herkesin aklına gelen o soruları biz de soralım:
-Bitmesi beklenen savaşta başa mı dönüldü?
-Ateşkes sona mı erdi?
-Son gelişmeler nasıl yorumlanmalı?
Bu soruların cevaplarına geçmeden önce son yaşananların nasıl başladığını kısaca hatırlayalım.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), hafta sonu İran’ın Goruk kenti ile Keşm Adası’ndaki radar ve insansız hava aracı komuta-kontrol tesislerine yönelik “meşru müdafaa saldırıları” düzenlediğini duyurdu. CENTCOM'un açıklamasında, ölçülü ve kasıtlı saldırıların İran'ın saldırgan eylemlerine yanıt olarak Cumartesi ve Pazar günleri gerçekleştirildiği kaydedildi.
Bu saldırıların ardından Kuveyt'te sirenler çalmaya başladı. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Kuveyt'teki bir ABD üssüne misilleme saldırısı düzenlediğini duyurdu. Kuveyt ordusu ise, hava savunma sistemlerinin füze ve İHA saldırılarına müdahale ettiğini bildirdi.
İran Devrim Muhafızları Donanması da Hürmüz Boğazı'ndaki gemileri denetlediğini ve uyarıları ihlal eden herhangi bir geminin durdurulacağını ilan etti.
Bütün bu artan tansiyon sırasında ABD Başkanı Donald Trump’tan da açıklama geldi. Trump, "İran gerçekten bir anlaşma yapmak istiyor ve bu anlaşma hem ABD hem de bizimle hareket edenler için faydalı olacak" dedi.
CNN International'ın, İran'a sunulan anlaşma taslağında nükleer meselelerin yer almadığı yönündeki iddialarını reddeden Trump, taslak metinde İran'ın nükleer silaha sahip olmayacağının açık şekilde belirtildiğini aktardı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise, karşılıklı saldırılar olurken, İran'ın saldırılarına tepki gösteren Avrupa Birliği'ne (AB) cevap verdi ve " AB’nin İran'ın komşu ülkelerdeki üslerden başlatılan ABD saldırganlığına karşı meşru müdafaa hakkını kullanmasını suçlayan açıklaması, seçici ahlaki öfkenin adeta ders niteliğinde bir örneğidir; ikiyüzlü ve sorumsuzdur" dedi.
Bu sırada İran Devrim Muhafızları Donanması, Hürmüz Boğazı'ndaki gemileri denetlediğini ve uyarıları ihlal eden herhangi bir geminin durdurulacağını açıkladı.
NETANYAHU LÜBNAN’A SALDIRI EMRİ VERDİ
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da bölgede yükselen gerilim sırasında, Lübnan’ın güneyine saldırıların arttırılması talimatı verdiğini duyurdu. Açıklamanın ardından, İsrail savaş uçakları Lübnan'ın Dahiye bölgesine hava saldırıları düzenledi.
Lübnan basını, Beyrut'un güneyindeki yerleşim yerlerinde yaşayan insanların tedbir amaçlı olarak bölgeyi terk etmeye başladığını bildirdi. İsrail, ateşkese rağmen Lübnan’daki kara işgalini Litani Nehri’nin kuzeyine taşıyarak 26 yıl sonra ilk kez bu kadar derinliğe ulaştı ve stratejik Şakif Kalesi’ni ele geçirdi.
‘ABD SÜREKLİ ATEŞKESİ İHLAL EDİYOR’
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, savaştaki son gelişmelere dair değerlendirmesine özellikle üç konuya dikkat çekerek başladı.
“Burada önemli üç nokta var; Hürmüz Boğazı’nın açılması, uranyum meselesi, İran’ın talep ettiği tazminatlar” diyen Caşın’a göre, bu savaş kolay kolay bitmeyecek:
“ABD’nin sürekli ateşkesi ihlal ettiğini görüyoruz, dolayısıyla bu savaş bitmeyecek bir savaş. ABD farklı bahanelerle, mesela uranyumu teslim etmediği gerekçesiyle İran’a hava saldırılarını yoğunlaştıracak. Benim beklentim, Hürmüz'ü zorlayacağı yönünde. Ayrıca hava kuvvetleri İran'ı daha fazla bombalayacak.”
Bu konuların savaşın görünen kısmı olduğunu ancak ABD’nin İsrail'in tamamen güdümüne girmesinin savaşın arkasındaki asıl nedenlerden biri olduğu kanaatini dile getiren Caşın, ABD’nin dünya liderliğini kaybettiğini ve dünyada prestijinin son derece düştüğünü aktardı:
“Trump’ın son Çin seyahatiyle, Rubion'un Hindistan'da reddedilmesiyle, Kanada'nın Amerikan uçaklarından vazgeçip Avrupa uçakları ve Alman denizaltılarına geçmesiyle, Çin’in Küba üzerinden Amerika'yı baskılamasıyla, ABD’nin artık rahat olmadığını görüyoruz. Hem yakın coğrafyasında hem de kamuoyunda sıkışan ama sıkışmışlığı da bu savaşla örtbas eden ve özellikle Epstein davasını kamufle etmek için sürekli savaş psikozuna giren bir ABD görüyoruz.”
Burada savaşanın ABD olarak gözüktüğünü ancak İsrail'den emir alan ve onun ordusuyla hareket eden bir ABD söz konusu olduğunu ifade eden Caşın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“En önemlisi şu: Savaşın siyasi ve hukuki hedefleri belli değil ve ABD’nin savaşın ne zaman biteceği konusunda da bir ajandası da yok. Bu da NATO'yu korkutuyor. Müttefikler bu savaşa dahil olmak istemiyor. ABD, NATO Genel Sekreteri'ne baskı yapmak ve alternatif bir NATO kurmak suretiyle yeni bir denklem kurmaya çalışıyor. Bu denklem söylenmese de şu: İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi…”
PEKİ TÜRKİYE NASIL ETKİLENİYOR?
Türkiye açısından bakıldığında ise, Türkiye’nin diplomasiyi sonuna kadar kullanmayı arzuladığının altını çizen Caşın, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ile aktif bir mekik diplomasisi dokuyor. Bu diplomasinin bir tarafı Washington, bir tarafı Körfez ülkeleri, ötekisi de Pakistan ve NATO.”
Türkiye’nin bu harbin bitmesini ve özellikle İsrail'in bir şekilde durdurulmasını istediğini ama İsrail’in de cepheyi sürekli genişletmeye çalıştığını kaydeden Caşın, İsrain’in Lübnan’daki işgaline dikkat çekti ve şunları söyledi:
“Burada en büyük tehlike, İsrail'in zaman zaman devletin en üst düzeyiyle, zaman zaman komutanlarıyla, zaman zaman da psikolojik harp olarak eski Mossad ajanlarıyla Türkiye ve Türk halkını savaşla tehdit etmesi. Teolojik baskıyı kullanarak, vadedilen toprakları almak üzere Türkiye ile savaşacaklarını ifade ediyorlar.”
Bunun, Türk kamuoyunun barışçıl politikasını bozmak için kurulmuş bir tuzak olduğunu söyleyen Caşın, açıklamalarına şu ifadelerle devam etti:
“Özellikle Akdeniz'de zayıf olduğu için Yunanistan'ı ve Yunan deniz kuvvetlerini devreye sokabilmek amacıyla, Kıbrıs'ın Avrupa Birliği üyeliğini de kullanıp, Yunanistan'ı tetikçi olarak silahlandırdığını görüyoruz. Yunanistan bugüne kadar almadığı kadar silah aldı ve hava kuvvetlerinde şu anda nispi bir üstünlük var.
O zaman İsrail şunu istiyor: Türkiye ve Yunanistan savaşsın, NATO, ABD ve AB buna müdahale etsin ve kendisine cephe açılsın. Bu çok tehlikeli bir kumar. Türkiye bütün bunları görerek, denge politikası uyguluyor. Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay gelişmeleri çok dikkatli takip ediyor ama İran savaşı çok büyük olumsuz etkiler yaptı Türkiye'ye. Bu bakımdan Türkiye, harbin Türkiye'nin milli çıkarlarına zarar vermemesi için savunma sanayinin ne kadar önemli olduğunu Türk kamuoyuyla paylaşıyor.”
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:77
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 02 Haziran 2026 11:34 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















