Ankara24.com
close
up
Akademi ve öğretmenlik mesleğinin bitirilişi

Akademi ve öğretmenlik mesleğinin bitirilişi

Ankara24.com, Halktv kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.

“Kadrolu, ücretli, sözleşmeli, özel öğretim kurumlarında çalışan, ataması yapılmayan tüm öğretmenlerin bir araya geldiği sorunlarımıza birlikte sahip çıktığımız zeminler yaratmamız ve güçlendirmemiz hepimiz için tek çözüm. Her bir arkadaşımızın yaşadığı sorun hepimizin sorunu.”

Eğitimci yazar Feray Aytekin Aydoğan ile öğretmenlik mesleğinin bitirilişini, tasfiye edilişini konuştuk.

Eğitimci yazar Feray Aytekin Aydoğan

Yazılarınızda bir mesleğin öğretmenlik mesleğinin bitirilişinden, tasfiye edilişinden bahsediyorsunuz. Bu tespitiniz dayanakları nedir?

Son 23 yılda siyasi iktidar eğitimde iki temel hat izledi. Birinci hat eğitimin kamusal hak olmaktan çıkarılması, parayla satın alınan bir meta haline getirilmesi, eğitimin piyasalaştırılmasıydı. İkinci temel hat ta eğitimin laik, bilimsel niteliğinin ortadan kaldırılmasıydı. Öğretmen yetiştirme ve istihdam politikaları da bu iki temel hatta uygun olarak şekillendirildi.

Eğitimin piyasalaştırılması politikaları üzerinden eğitimin sürekliliği ve nitelikli olması ilkelerine de aykırı bir şekilde kamuda ücretli, sözleşmeli özelde güvencesiz çalıştırılma koşulları olağan hale getirildi. İş güvencesi çocukların eğitim hakkı –Ücretli, güvencesiz çalışma biçimi nedeniyle bir eğitim öğretim yılı döneminde üç-dört öğretmen değiştiren sınıflar, öğretmensiz bırakılan çocuklar var- açısından da vazgeçilmez iken öğretmenler için iş güvencesi hakkı fiilen kaldırıldı. Eğitimci niteliği taşımayan kişiler de özelde, kamuda istihdam edilir hale geldi. Plansızca sayısı artırılan eğitim fakülteleri ve eğitime yeterli bütçe ayrılmamasından kaynaklı yapılmayan öğretmen atamaları sonucunda yarım milyonu aşkın ataması yapılmayan öğretmenler sorunu özel okullarda ve kamuda güvencesiz, asgari ücretin dahi altında çalıştırılan bir kesim yarattı. Şirketlerle imzalanan protokoller sonucu özellikle meslek liselerinde, MESEM’lerde, dört yeni okul modelinde çalışan öğretmenler şirket personeli haline getirildi.

Laik ve bilimsel eğitimi hedef alan politikaların, ÇEDES gibi proje, protokol ve iş birliklerinin sonucunda öğretmenler yerine din görevlileri eğitim kurumlarında istihdam edilmeye, görevlendirilmeye başlatıldı. Örneğin geçtiğimiz haftalarda ÇEDES kapsamında 336 din görevlisi Ordu’da okullara manevi danışman olarak görevlendirildi. Tüm eğitim kademelerinde, yurtlarda, sosyal hizmet kurumlarında ve çok sayıda kamu kurumunda manevi danışmanların görevlendirilmesi rutin hale getirildi. Zorunlu din derslerine ek olarak seçmeli adıyla din derslerinin de yönetmelikle zorunlu hale getirilmesi, imam hatip okullarının artışı ile din görevlilerinin, ilahiyat mezunlarının oranı öğretmen istihdamında her geçen yıl arttırıldı.

2014’te özel öğretim kurumlarında taban maaş hakkı kaldırıldı. Öğretmenler özel okul patronları için ucuz iş gücü haline getirildi. Mülakat, güvenlik soruşturması, arşiv araştırması, proje okul adıyla liyakat kriterleri ortadan kaldırıldı, siyasal kadrolaşma araçları yaratıldı. Mülakat yıllardır binlerce öğretmenin emeğinin yok sayılmasının aracı oldu. Bir yılı aşkın mücadeleleri sonucunda hepimiz tanıklık ettik ki 1611 öğretmen kontenjan dışı bırakıldı, yargı kararları ile yaşatılan hukuksuzluk kanıtlanmasına rağmen emekleri ellerinden alındı ve atamaları hâlâ yapılmadı. Siyasi iktidar kimin atanacağına, kimin okul idarecisi olacağına, kimin hangi okulda, okul türünde çalışacağına eşit, adil, objektif kriterler olmadan “ben karar vereceğim” dedi.

Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) ve Milli Eğitim Akademisi ile birlikte de eğitim fakültelerinin, öğretmenlik mesleğinin sona erdirilmesinin, bitirilmesinin son adımı atıldı.

ÖMK ve Akademi ile neler yaşandı ve önümüzdeki dönem öğretmenleri neler bekliyor?

ÖMK ve Akademi ile “Yeni Türkiye Yüzyılı Maarif Müfredatı” birbirinden bağımsız adımlar değildi. Maarif müfredatıyla vurgulanan, yeni insan, devlet, toplum tahayyülüne –yeni rejime- uygun öğretmen profili adıyla Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) ve Milli Eğitim Akademisi hayata geçirildi. Öğretmenlik uzmanlık mesleği olmaktan çıkarıldı. Aynı işi yapan, aynı sınıflara giren, aynı öğrencilerin yaşamına dokunan öğretmenler farklı ücretlendirme ile ayrıştırıldı. ÖMK ve Akademi ile hem öğretmenlik uzmanlık mesleği olmaktan çıkarılarak tasfiye edildi hem de ücret ve özlük hakları açısından öğretmenler ayrıştırılarak ortak sorunlar etrafında öğretmenlerin ortak mücadelesinin koşullarının ortadan kaldırılması açısından da bir yıkım yaratıldı.

ÖMK ve Akademi siyasi iktidarın baskı aygıtı. ÖMK ve Akademi ile kimin öğretmen olacağına, kimin atanacağına, kimin idareci olacağına, kimin uzman-başöğretmen olacağına, bireysel gelişim planı, performans kriterleri gibi isimlerle kimin mesleğine devam edip etmeyeceğine bir siyasi partinin belirlediği kurullar karar verecek.

ÖMK ve Akademi neden öğretmenlik mesleğinin bitirilmesi anlamına geliyor?

Milli Eğitim Akademisi ile fiilen Eğitim Fakülteleri’ne kilit vuruldu. ÖMK ve Akademi ile birlikte Eğitim fakültelerinden mezun olmak artık “öğretmen” olmak anlamına gelmiyor. Akademiye başvuru için eğitim fakültesi mezunu olmak ta bir kriter değil hatta pedagojik formasyon eğitimi almak ta bir kriter değil. Lisans mezunu olmak yeterli.

Akademi’ye başvuru kriteri “Öğretmenliğe kaynak teşkil eden en az lisans düzeyindeki yükseköğretim programlarından mezun olanlar” olarak düzenlendi.

Milli Eğitim Bakanı “Öğretmeni üniversiteler, eğitim fakülteleri değil biz yetiştireceğiz, kimin öğretmen olacağına biz karar vereceğiz” dedi. Eğitim fakültesinden mezun olmanın öğretmen olmak anlamına gelmediği kimin öğretmen olarak atanacağına bir partinin ve seçtiği kurulların karar vereceği bir aygıt yaratıldı.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) güvenlik soruşturması iptal kararına rağmen öğretmen adayları Akademi’ye giriş aşamasında ve Akademi’nin tamamlanmasının ardından atama sürecinde iki kez güvenlik soruşturmasından geçecek.

Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle Akademi’de görevlendirilecek olanların belirlenme sürecinin açıklanması bu araç ile kimin öğretmen olarak atanacağına karar verici olanların siyasi iktidar olacağının açık göstergesi oldu.

Akademide eğitim personeli olabilmek için; Yükseköğretim Personel Kanunu’na tabi öğretim üyesi kadrolarından istihdam edilecekler. Kurulun teklif ettikleri arasından Bakan tarafından, Bakanlık kadrolarında görev yapanlardan istihdam edilecekler kontenjanın üç katı adayın alınacağı sözlü sınav sonucuna göre diğer istihdam edilecekler ise yapılacak yazılı ve/veya sözlü sınav sonucuna göre belirlenecek.

Eğitim verecek olanlar ve kimin öğretmen olarak atanacağına karar verecek olanlar Bakan’ın ve mülakat sonucu belirlenen kişilerin onayı ile belirlenecek.

Atama bekleyen öğretmenleri yakın dönemde Milli Eğitim Akademisi sürecinde neler bekliyor?

1 Eylül 2025 itibariyle Milli Eğitim Akademisi yürürlükte. Akademinin işleyişine, eğitimlerin içeriğine bakıldığında eğitim fakülteleri işlevsizleştiriliyor. Öğretmenlik evrensel be bilimsel ölçütlere göre değil eğitimi yöneten siyasal anlayışa göre belirleniyor.

Bir diğer sorun ise en az yüz bin öğretmen ihtiyacına rağmen -ücretli öğretmen sayısı yaklaşık yüz bin- yalnızca on bin öğretmen ile sayı sınırlı tutuluyor. On bin öğretmen ise en erken 2027 yılı Eylül ayında göreve başlayabilecek. Öğretmenlerin eğitim fakültesi mezunu olması temel bir ilke, kriter olmadığı için 12 ay Akademi’de eğitim alması gerekecek.

Yine başka bir sorun ise Akademi’de hazırlık eğitimine alınacak kişiler için öngörülen ödeme 27. 277 TL. Yoksulluğun her geçen gün arttığı bir ev kirasının neredeyse bu rakamla karşılandığı günlerde eğitime alınan kişiler hem bu ücretle yaşamaya çalışacak hem de akademide kalacaksa barınma ücretini ödeyecek. Kalma koşullarının olmadığı illerde ise –İstanbul, Ankara- kalma sorununu kişisel imkanlarla çözmeye çalışacak.

Akademi eğitimi yalnızca yedi ille –Gaziantep, Aksaray, Kayseri, İstanbul, Ankara, Sivas- sınırlı. Çok sayıda kişi bir yıl süresince yaşadığı yerden, ailesinden, eşinden, çocuklarından ayrı bir şehirde kalmak zorunda bırakılıyor.

Bu illerin hangi kriterlere göre belirlendiği de büyük bir soru işareti. Akademinin kendisi de işleyiş ve süreç göz önünde bulundurulduğunda yeni bir rant politikası ve kamunun zarara uğratılması anlamına geliyor. Kamuoyuna yansıyan haberlerde yalnızca Sivas’taki Akademi için 189 milyon lira harcanmış olduğunu görüyoruz. Beslenme ve barınma hakkının ücretsiz karşılanması gerekirken ücretli olarak tarif edilmesi bile tek başına Akademi adıyla açılan bu yerlerin bir eğitim kurumu değil ticari bir işletme olduğunu bize göstermektedir.

Eğitimlerin ne zaman başlayacağı belirsizliği de devam ediyor. Kamuoyuna yansıyan açıklamalarda eğitimlerin Ocak 2026’da başlayacağı dillendiriliyor. Şubat veya sonrasına da sarkabileceği yorumları yapılıyor. Çok sayıda konuda belirsizlik devam ediyor.

Ankara’da ve İstanbul’da dahi barınma koşullarının sağlanmaması, çok sayıda sorunun cevapsız kalması da eğitimde süreklilik şeklinde yaşadığımız plansızlığın, programsızlığın göstergesi.

ÖMK ve Akademi tüm öğretmenler açısından önümüzdeki dönem başka hangi uygulamaların, olumsuzlukların önünü açacak?

Özellikle 2017 yılında yayımlanan “Ulusal Öğretmen Strateji Belgesi” ile öğretmenlerin 4 yılda bir mesleki yeterlilik sınavına alınması ve performans denetimine tabi olması ana hedefler arasındaydı. Hem öğretmenlerin atanma süreci hem de eğitim yöneticilerinin Akademi ile belirleneceğinin açıklanması hem de Kalkınma Planı ve ÖMK’da yer alan maddelerde kimin uzman, başöğretmen olup olmayacağının belirlenmesinde Akademi temel kriter olarak yer alıyor, okul gelişim modeli gibi isimlerle, okul müdürünün, zümre başkanının denetimi şeklinde diye açıklanan düzenleme ile performans denetimi rutin bir uygulama haline getiriliyor. Özellikle proje okul yönetmeliğinde yapılan değişiklikler de –belirlenen aralıklarla ve belirlenen kriterler sonucu okulların proje okul kapsamına alınacağı veya proje okul kapsamından çıkarılacağı- performans kriterleri sonucu öğretmenlerin yaşayacağı mağduriyetleri bize gösteriyor. Rotasyon ile ilgili Milli Eğitim Bakanı’nın yaptığı açıklamalar da hangi öğretmenin hangi okul veya okul türünde çalışacağına performans kriterleri sonucunda bakanın veya bakanlığın dolayısıyla siyasi iktidarın karar vereceği bir işleyişin amaçlandığını gösteriyor. Okulların şirket gibi yönetildiği bir sistem.

Bu durumun en somut örneklerinden birini de Kasım ara tatilinde yaşadık. Öğretmenler teknolojik alt yapısı ve içeriği yeterli olmayan, süresi oldukça uzun ve sonunda başarı kriterinin sınav olduğu çevrimiçi videoları sıklıkla yaşanılan kesintilerle de mücadele ederek saatlerce izlemek zorunda bırakıldı. Öğretmenlerin hangi hizmet içi eğitime ihtiyacı olduğunun tespitinin öğretmenlerle birlikte planlanmadığı, içeriği yetersiz uzaktan eğitimlere zorunlu bırakılması ve sonunda sınava alınması performans denetimidir. Akademi kapsamında önümüzdeki dönem yapılacakların da bir göstergesidir.

Ne yapılmalı?

Kadrolu, ücretli, sözleşmeli, özel öğretim kurumlarında çalışan, ataması yapılmayan tüm öğretmenlerin bir araya geldiği sorunlarımıza birlikte sahip çıktığımız zeminler yaratmamız ve güçlendirmemiz hepimiz için tek çözüm. Her bir arkadaşımızın yaşadığı sorun hepimizin sorunu.

ÖMK ve Akademi uygulamasına, kariyer basamaklarına son verildiği tüm arkadaşlarımız için iş güvencesinin, eşit işe eşit ücret ve eşit haklar ilkesinin hayata geçtiği bir mücadeleyi vermek zorundayız. Bir kanuna ihtiyacımız olup olmadığına veya bir kanuna ihtiyacımız olduğunda ortaklaşıyorsak o kanunun içeriğine öğretmenlerin birlikte karar verdiği bir araya gelişi örmek zorundayız.

Sevgili hocam değerli bilgileriniz için size teşekkür ediyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:47
embedKaynak:https://halktv.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 29 Kasım 2025 05:01 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

T.C. KÜÇÜKÇEKMECE İCRA DAİRESİ

15 Nisan 2026 00:02see168

Müzakere umudu piyasayı yükseltti petrolü düşürdü

15 Nisan 2026 00:49see168

Barcelona ya galibiyet yetmedi! Atletico Madrid yarı finalde Sözcü Gazetesi

15 Nisan 2026 00:11see166

ÖTV muafiyeti ile alınabilecek araçlar: Emekliye ÖTV siz araç şartları neler? 2026 ÖTV siz araç marka ve modelleri

15 Nisan 2026 00:46see166

T.C. ANTALYA 4. SULH HUKUK MAHKEMESİNDEN / BAŞKANLIĞINDAN

15 Nisan 2026 00:02see162

Sosyal medya ve doğum izni düzenlemelerinde 6 madde daha kabul edildi Son dakika haberleri

15 Nisan 2026 00:26see161

BEDAŞ ve AYEDAŞ duyurdu: 15 Nisan 2026 Çarşamba İstanbul elektrik kesintisi ne zaman başlayacak, elektrikler saat kaçta gelecek?

15 Nisan 2026 02:02see157

HT 360 14 Nisan 2026 (

15 Nisan 2026 02:21see154

Liverpool u ikinci maçta da yenen PSG yarı finalde

15 Nisan 2026 00:10see154

Hizbullah’tan İsrail’e İHA ve roketlerle 34 saldırı Dünya Haberleri

15 Nisan 2026 00:21see151

Bakanlar Çiftçi ve Tekin’den okullarda güvenlik toplantısı Gündem Haberleri

16 Nisan 2026 00:21see142

Dubai’deki Burj Al Arab oteli 18 aylık restorasyon için kapatılacak Ortadoğu Haberleri

16 Nisan 2026 00:13see142

Bahçelievler’de inşaat halindeki 12 katlı binada yangın paniği İstanbul Haberleri

16 Nisan 2026 00:08see141

Milliler İsviçre ye direnemedi Sözcü Gazetesi

15 Nisan 2026 00:38see140

Çatı katında yangın paniği Kocaeli Haberleri

15 Nisan 2026 00:46see138

Kahramanmaraş saldırısının ardından tehdit içerikli paylaşıma soruşturma

16 Nisan 2026 00:34see138

Bolu da eski muhtara kayıp bilgisayar için zimmet davası: Kırıldı çöpe attım dedi

15 Nisan 2026 01:43see138

NAZİLLİ İCRA DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ

15 Nisan 2026 00:02see136

Eskişehir de silahlı kavga: 1 yaralı, 3 şüpheli yakalandı

15 Nisan 2026 01:29see136

İtalyan dergiden İsrail’e kapak: İstilacıların çirkinliğini yüzlerine vurdular Gündem Haberleri

15 Nisan 2026 04:04see136
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları