35 gün, 35 isim: Bir adım daha… Ersin Çelik
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.
Geçtiğimiz yıl, ablukayı kırarak insani bir yardım koridoru açmak ve Gazze’de soykırıma uğrayan halkın sesini dünyaya duyurmak için yola çıkan
Küresel Sumud Filosu
’nda yer aldım.
Akdeniz’in uluslararası sularında,
hiçbir hukuki dayanağı olmayan silahlı bir müdahaleyle alıkonulduk, özgürlüğümüzden yoksun bırakıldık ve hem psikolojik hem de fiziki yaptırımlara maruz kaldık. Üzerinden
6 ay geçti
ve Küresel Sumud Filosu’na yönelik silahlı müdahaleye ilişkin
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı
tarafından hazırlanan iddianamede, aralarında İsrail Başbakanı
Netanyahu’nun
da bulunduğu
35 şüpheli
hakkında ağırlaştırılmış müebbet ve binlerce yıla varan hapis cezaları talep edildi.
Bu isimler hakkında “
soykırım
”, “
kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “eziyet” ve “nitelikli yağma”
gibi suçlardan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet ve
4 bin 596 yıla kadar
hapis cezası isteniyor.
Savcılık, İsrail’in sivil gemilere yönelik bu müdahalesinin basit bir “
güvenlik uygulaması
” olarak değerlendirilemeyeceğini, eylemin
uluslararası hukuk bakımından soykırım fiilleriyle doğrudan bağlantılı
olduğunu açıkça vurguluyor.
İşgal edilmiş topraklardan Türkiye’ye döndüğümüzde uygulanan prosedür,
hukuki zeminin nasıl oluşturulduğunu
gösteriyordu aslında. Kızıldeniz’in en kuzey ucunda yer alan Eliat şehrinin yakınlarındaki Ramon Havalimanı’nda bindiğimiz THY uçağında yan yana oturduğumuz Avrupalı aktivistlerin en çok sorduğu soru şuydu: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti bizlere neden sahip çıkıyor?”
Bu sorunun yanıtı, İstanbul’a indiğimizde somut bir şekilde ortaya çıktı. Daha uçaktayken hepimize, İsrail’in zorla giydirdiği hapishane kıyafetlerinden arındıran elbiseler getirildi. Akabinde tüm aktivistler havaalanından adli tıp muayenesinden geçirildi. Doktorlar herkesi titizlikle muayene etti. Hatta doktorlar bana, vücudumda fark etmediğim
çok sayıda morluk ve darp izi
bulunduğunu söylediler. Aktivistlerin vücutlarındaki darp izlerinin tamamı
hem tıbbi hem de görüntülü olarak kayıt altına alındı.
Ardından aynı bina içerisinde
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın görevlendirdiği savcılar,
yaşadıklarımızı
hukuki ifade tutanaklarına
dönüştürdüler.
İşte o binadayken Avrupalı bir aktivistin şu tespiti, bugün ortaya çıkan iddianameyi işaret etmişti: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti sadece bizlere insani olarak sahip çıkmıyor, aynı zamanda uğradığımız işkenceyi hemen kayıt altına alarak gördüğümüz insanlık dışı muameleyi belgelendiriyor. Bizler şu anda işkencenin uluslararası delilleriyiz.”
Hiçbir hukuk merciini tanımayan, küresel anlamda yaptırım yetkisi olan
BM’yi pasivize eden İsrail’in
, bu iddianameyi de “
siyasi
bir hamle
” olarak niteleyip itibarsızlaştırmaya çalışacağı aşikâr. Ancak burada
“şimdinin” değil, geleceğin hukuk mücadelesi veriliyor.
İsrail, alıkoyma sürecinde de aktivistlere
“sınırlarına yasa dışı yollardan girildiğine”
dair belgeler imzalatmak istedi. Bizleri
terörist muamelesiyle sindirmeye çalıştı.
Birçok kişi ise, “Biz İsrail’e değil, işgal edilmiş Filistin topraklarına geldik” diyerek bu dayatmaya karşı iradesini ortaya koydu.
Benim Sumud yolculuğum tam
35 gün sürdü.
Bugün açıklanan iddianamede ise
35 şüpheli yer alıyor.
Tesadüf mü, sembol mü bilemem ancak hayli anlamlı. İnsan ister istemez her geçen günü yeniden hatırlıyor. Gazze ablukasını kırmak için açıldığımız denizin ortasında geçirilen her saat, İsrail tarafından zorla tutulduğumuz her an ve yaşadıklarımız
anbean hafızamızda.
Şundan çok eminim:
Kayda geçen her tanıklık, her işkence izi ve her hukuk ihlali, günü geldiğinde “
Bilmiyorduk
” diyenlerin önüne konulacak bir belgeye dönüşecek.
Bu dava, aralarında benim de bulunduğum, bir kısmı Türk vatandaşı
102 aktivistin “müşteki” sıfatıyla
yer aldığı, özünde ise
Gazze halkı için verilen bir hukuk mücadelesi.
İstanbul 2 No’lu Baro Başkanlığının “
ihbar eden
” sıfatıyla yaptığı suç duyurusu, bu tarihi davanın açılmasında hukuki basamak oldu.
En önemlisi de Filo’nun,
Gazze halkının insan onuruyla bağdaşmayan yaşam koşulları
nedeniyle bölgeye insani yardım ulaştırılmasına yönelik
sivil bir girişim olduğu
, bu iddianameyle resmen kayıt altına alındı.
Ve şimdi… Yeni Sumud Filosu’nun ilk kafilesi bugün İspanya’dan Akdeniz’e yelken açacak.
Önümüzdeki günlerde farklı duraklardan yoğun katılımlar olacak. Bu kez daha fazla tekne, daha fazla ülke ve daha fazla insanla… Tamamen sivillerden oluşan yeni bir misyon, Gazze üzerindeki kuşatmayı görünür kılmak için yeniden Akdeniz’e açılacak. Ben de bu kez karadaki hazırlık sürecinin bir parçası olarak o çalışmanın içindeyim.
Bu yolculuklar bitmeyecek. Gazze’ye ulaşacak yolun arayışı ve inşası devam edecek. Çünkü
Gazze’yi unutmadığımız her gün, tüm insanlığı İsrail’den hesap sorulan güne biraz daha yaklaştıracak.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:116
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 12 Nisan 2026 04:07 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















