YÜKSEL AYTUĞ Biz böyle yıkanırdık
Sabah kaynağından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com açıklama yapıyor.
İnsanoğlu rahata, lükse ne çabuk alışıyor. Sosyal medyada karşıma çıkan bu fotoğraf beni çocukluğuma götürdü.
Böyle banyolarda yıkanırdık biz. Hiç unutmuyorum, Yak ve Ateş marka, petrole bulanmış talaşları bakır kazanın altındaki bölüme koyar, kibriti çakardı annem. Suyun ısınması bir-iki saati bulurdu. Mermer kurnanın içine konulurdu sıcak su. Sonra da çeşmeden akan suyla ılıştırılırdı. Mevsim kış ise önce tabureye sıcak su dökülürdü. Yoksa poponuz donardı.
Şampuan, saç kremi, duş jeli o zamanlar ne gezer? Bembeyaz, kocaman, kesme sabunlar dolaşırdı kafamızda.
Banyo günümüz sadece pazar akşamlarıydı. Fazlası için su da, yakıt da, mecal de yoktu. Haftanın dört günü gelip, üç günü kesilen suyu depolamamışsak, pazar banyosu da yalan olurdu.
Biz üç kardeş, annem, babam ve nihayet anneannem sırayla girerdik banyoya. Anneannemin payına hep soğuk su düşerdi ama ses etmezdi son Osmanlı kadını.
Saç kurutma makinesi kuaförlerde bile bulunmazdı o zamanlar. Evdeki tek sobanın başına üşüşür, saçlarımızı kurutmaya çalışırdık. Saçlarımızdan süzülüp sobanın üzerine düşen damlaların çıkardığı "cızzz" sesi hâlâ kulaklarımda...
Yoksa "cızzz" eden yüreğim mi? Bilemedim şimdi...
Son filozofa veda
İlber Ortaylı ağabeyimiz de ebediyete intikal etti.
Ona sadece "Tarihçi" dersek, ilmine, bilimine, dehasına, üstün karakterine, analiz melekesine ve hitabet yeteneğine büyük haksızlık etmiş oluruz.
Hemen her konuda bilgi ve tecrübe sahibiydi. Ağzını açtığı zaman herkes söyleyeceklerine kilitlenirdi. Hayatının tamamını "cehalete karşı savaşa" adamıştı. Cehalet derken, sadece okuma yazmadan söz ettiğim sanılmasın. İnsanlara bilginin yanı sıra; kültür, ahlak, vizyon, gusto ve görgü konusunda da seviye atlatmaya çabalardı.
Taklit etmezdi, kimsenin dümen suyuna kapılmazdı. Ağzından çıkan hemen her cümle; kendine özgü bir felsefenin damıtılıp, rafine kelimelerle iksir haline getirilmiş haliydi. Hiç kimseye "Eyvallah" etmeden, lafı eğip bükmeden, "net" konuşurdu. Bazen öyle sert dürterdi ki, yeniden kendimize gelmemiz zaman alırdı.
İlber Ortaylı benim için portmantonun yanına asılı boy aynasıydı. Evden çıkmadan önce son bir kez bakıp, kendime çeki düzen verdiğim...
Yattığın yer incitmesin büyük hoca...
Savaşın yıldızı: Ekber Karabağ
Her savaş, her kriz, her felaket, haber kanallarında kendi yıldızını yaratıyor. ABD/İsrail ile İran arasındaki savaşın yıldızı ise A Haber'in Tahran muhabiri Ekber Karabağ oldu.
İran vatandaşı Ekber tek başına bir haber merkezi gibi çalışıyor. Canlı yayında, bombalar altında hem görüntü hem izlenim aktarıyor, hem halkla röportaj yapıyor, hem de aynı anda özel haber kaynaklarından gelen bilgileri paylaşıyor.
Zaman zaman evinden alınıp soruşturmalara tâbi tutulan, hatta komşu binasına füze bile isabet eden Ekber kardeşimi başarısından dolayı kutluyor, zorlu mesaisini sağlık ve afiyetle tamamlaması için Allah'a emanet ediyorum.
Şeref kürsüsü
Kendisine verilmek istenen 500 altını geri çevirerek "İstiklal Marşı'nı yazmak bana yeter, bunun için para alamam" diyen Mehmet Akif Ersoy'un ayakkabılarına dikkatle bakın.
Zap'tiye
Savaşın özeti: İki kişi, bir kişiye daldı. İki yumruk atıp, bir yediler. Olan, camı çerçevesi kırılan mahalleliye oldu!
Ne demiş?
"Gösteriş ve şatafat, cahillikten kaynaklanan aşağılık kompleksini örtme çabasıdır" (Prof. Dr. İlber Ortaylı)
Görüntülenme:61
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 15 Mart 2026 07:02 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar



















